MATTA
Bölüm 1
1Davut oğlu, İbrahim oğlu İsa Mesih’in soy kitabı.
2İbrahim, İshak’ın babası oldu;2 İshak, Yakub’un babası oldu; Yakub, Yahuda ve kardeşlerinin babası oldu;
3Yahuda, Tamar’dan doğan Peres ve Zerah’ın babası oldu; Peres, Hesron’un babası oldu; Hesron, Aram’ın3 babası oldu;
4Aram, Aminadab’ın babası oldu; Aminadab, Nahşon’un babası oldu; Nahşon, Salmon’un babası oldu;
5Salmon, Rahab’tan doğan Booz’un4 babası oldu; Booz, Rut’tan doğan Obed’in babası oldu; Obed, Yesse’nin babası oldu;
6Ve Yesse, kral Davut’un babası oldu. Kral Davut, Uriya’nın karısından Süleyman’ın babası oldu;
7Süleyman, Roboam’ın5 babası oldu; Roboam, Abiya’nın babası oldu; Abiya, Asa’nın babası oldu;
8Asa, Yehoşafat’ın babası oldu; Yehoşafat, Yoram’ın babası oldu; Yoram, Uzziya’nın babası oldu;
9Uzziya, Yotam’ın babası oldu; Yotam, Ahaz’ın babası oldu; Ahaz, Hezekiya’nın babası oldu;
10Hezekiya, Manasse’nin babası oldu; Manasse, Amon’un babası oldu; Amon, Yoşiya’nın babası oldu;
11Yoşiya, Babil sürgünlüğü zamanında Yekonya ve kardeşlerinin babası oldu;
12Ve Babil sürgünlüğünden sonra Yekonya, Şealtiel’in babası oldu; Şealtiel, Zerubbabel’in babası oldu;
13Zerubbabel, Abiud’un babası oldu; Abiud, Elyakim’in babası oldu; Elyakim, Azor’un babası oldu;
14Azor, Sadok’un babası oldu; Sadok, Ahim’in babası oldu; Ahim, Eliud’un babası oldu;
15Eliud, Eleazar’ın babası oldu; Eleazar, Mattan’ın babası oldu; Mattan, Yakub’un babası oldu;
16Ve Yakub, Meryem’in kocası Yusuf’un babası oldu; Meryem ki, ondan Mesih adıyla çağrılan İsa doğdu.
17Böylece İbrahim’den Davut’a kadar bütün kuşaklar ondört kuşaktır; Davut’tan Babil sürgünlüğüne kadar ondört kuşak ve Babil sürgünlüğünden Mesih’e kadar ondört kuşak.
18Şimdi, İsa Mesih’in doğumu şöyle oldu:1 Annesi Meryem, Yusuf’a nişanlıyken, bir araya gelmeden önce Kutsal Ruh’tan gebe olduğu anlaşıldı.2
19Ve nişanlısı Yusuf salih3 biri olup onu herkesin önünde sergilemek istemeyerek, gizlice boşamak niyetindeydi.
20Ama o bu şeyleri düşünürken, işte Rab’bin bir meleği ona rüyada görünüp dedi: “Ey Davut oğlu Yusuf, Meryem’i kendine eş olarak almaktan korkma; çünkü onda doğmuş olan Kutsal Ruh’tandır.
21Ve o bir oğul doğuracak ve O’nun adını İsa4 koyacaksın; çünkü O halkını günahlarından kurtaracaktır.”
22Şimdi bütün bunlar, peygamber aracılığıyla Rab tarafından söylenen söz yerine gelsin diye oldu, şöyle diyerek:
23“İşte bakire kız gebe kalacak ve bir oğul doğuracak; ve onun adını Emmanuel koyacaklar; ki o, ‘Tanrı5 bizimledir’ diye tercüme olunur.”a
24Ve Yusuf uykusundan uyanıp Rab’bin meleğinin kendisine buyurduğu gibi yaptı ve karısını yanına aldı.
25Ve ilk oğlunu doğuruncaya dek onu bilmedi6 ve onun adını İsa koydu.
Bölüm 2
1Şimdi İsa, kral Hirodes’in günlerinde, Yahudiye Beytlehem’inde doğduğu zaman, işte doğudan Yeruşalem’e gökbilimcilerb gelip dediler:
2“Yahudiler’in Kralı olarak doğan kişi nerededir? Çünkü O’nun yıldızını doğuda gördük ve O’na tapınmaya geldik.”
3Ama kral Hirodes bunu duyunca huzursuz oldu ve bütün Yeruşalem onunla birlikte rahatsız oldu.
4Ve bütün başkâhinleria ve halkın yazıcılarını1 toplayarak onlardan Mesih’in nerede doğacağını sordu.
5Onlar da kendisine dediler: “Yahudiye Beytlehem’inde; çünkü peygamber aracılığıyla şöyle yazılmıştır:
6‘Ve sen ey Beytlehem, Yahuda diyarı, Yahuda yöneticileri arasında hiç de en küçüğü değilsin. Çünkü halkım İsrail’i güdecek olan Önder senden çıkacaktır.’”b
7O zaman Hirodes gökbilimcileri gizlice çağırıp onlardan tam olarak yıldızın göründüğü anı sorup öğrendi.
8Ve onları Beytlehem’e gönderip dedi: “Gidin ve çocuk hakkında tam olarak araştırın. Ve onu bulduğunuz zaman bana haber getirin ki, ben de gelip O’na tapınayım.”
9Onlar da kralı dinleyip gittiler. Ve işte, doğuda gördükleri yıldız gelip çocuğun bulunduğu yerin üzerinde durana dek önlerince gitti.
10Ve onlar yıldızı gördüklerinde aşırı derecede büyük bir sevinçle sevindiler.
11Ve eve girip çocuğu annesi Meryem’le birlikte gördüler ve yere kapanarak O’na tapındılar. Ve hazinelerini açıp O’na şu armağanları sundular: Altın, günnükc ve mür.c
12Ve Hirodes’e dönmemeleri için Tanrı tarafından bir rüyada uyarılarak kendi ülkelerine başka yoldan gittiler.
13Ve ayrıldıklarında, işte Rab’bin bir meleği rüyada Yusuf’a görünüp dedi: “Kalk, çocuğu ve annesini al ve Mısır’a kaç; ve ben sana söyleyinceye dek orada bulun. Çünkü Hirodes çocuğu yok etmek için onu aramak üzeredir.”
14O da kalktı geceleyin çocuğu ve annesini alıp Mısır’a gitti.
15Ve Hirodes’in ölümüne dek oradaydı. Öyle ki, Rab’bin peygamber aracılığıyla konuşup dediği şu söz yerine gelsin: “Oğlumu Mısır’dan çağırdım.”d
16O zaman Hirodes gökbilimciler tarafından aldatıldığını görünce gayet çok öfkelendi ve gökbilimcilerden tam olarak sorup öğrendiği zamana göre, gönderip Beytlehem’de ve onun bütün sınırları içinde iki yaş ve onun altında olan bütün erkek çocukları öldürttü.
17O zaman Yeremya peygamber aracılığıyla söylenen söz yerine gelmiş oldu, şöyle diyerek:
18“Rama’da bir ses duyuldu, figan ve ağlayış ve büyük matem; Rahel, çocukları için ağlıyor ve teselli edilmek istemiyor; çünkü onlar yok.”a
19Ama Hirodes ölünce, işte, Rab’bin bir meleği Mısır’da Yusuf’a rüyada görünüp dedi:
20“Kalk çocuğu ve annesini al ve İsrail diyarına git; çünkü çocuğun hayatını arayanlar öldüler.”
21O da kalktı ve çocukla annesini alıp İsrail diyarına geldi.
22Ama Arhelaos’un, babası Hirodes’in yerine Yahudiye üzerine krallık ettiğini duyunca, oraya gitmekten korktu; ve Tanrı tarafından bir rüyada uyarılıp Galile yörelerine çekildi.
23Ve gelip Nasıra denen şehre yerleşti; öyle ki, peygamber aracılığıyla, “O Nasıralı çağrılacaktır” diye söylenen söz yerine gelsin.
Bölüm 3
12Şimdi, o günlerde vaftizci Yuhanna, “Tövbe edin; çünkü göklerin krallığı yaklaşmıştır” diye, Yahudiye çölünde vaaz ederek geldi.*
3Çünkü Yeşaya peygamber tarafından, “Çölde bağıran birinin sesi: Rab’bin yolunu hazırlayın, O’nun patikalarını düzleştirin”b diye, sözü edilen kişi budur.
4Ve Yuhanna’nın kendisi, deve tüyünden giysisi olup, belinin etrafında da deriden bir kuşağı vardı; yiyeceği de çekirge ile yaban balıydı.
5O zaman Yeruşalem ve bütün Yahudiye ve bütün Ürdün ırmağı çevresindeki yöre çıkıp ona gidiyorlar;
6Ve günahlarını itiraf ederek Ürdün’de onun tarafından vaftiza ediliyorlardı.
7Ama Ferisilerle Sadukilerden1 birçoğunun vaftiz için geldiklerini görünce onlara dedi: “Ey engerekler soyu, gelecek gazaptan kaçmak için sizi kim uyardı?
8Onun için tövbeye yaraşır meyveler verin;
9Ve kendi içinizden, ‘babamız İbrahim’dir’ demeyi düşünmeyin; çünkü ben size derim ki, Tanrı İbrahim’e şu taşlardan çocuklar kaldırabilir.
10Ve balta da zaten ağaçların köküne konulmuştur; böylece iyi meyve vermeyen her ağaç kesilir ve ateşe atılır.
11Gerçekten tövbe için ben sizi su ile vaftiz ediyorum. Ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür; ben O’nun çarıklarını taşımaya lâyık değilim; O sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecek.
12O’nun yabası2 elindedir ve kendi harman yerini tamamen temizleyecek. Ve buğdayını ambara toplayacak, ama samanı sönmeyen ateşle yakacaktır.”
13O zaman İsa, Yuhanna tarafından vaftiz edilmek üzere Galile’den Ürdün ırmağına, onun yanına geldi.*
14Ama Yuhanna, “Senin tarafından benim vaftiz edilmeye ihtiyacım var ve sen mi bana geliyorsun?” diyerek O’nu engelliyordu.
15Ama İsa cevap verip ona dedi: “Şimdi bırak; çünkü öylece bütün salâhıb yerine getirmek bize yaraşır.”3 O zaman O’nu bıraktı.*
16Ve İsa vaftiz olunup hemen sudan çıktı; ve işte, gökler Yuhanna’ya açıldı ve Tanrı’nın Ruhu’nun güvercin gibi inerek O’nun üzerine geldiğini gördü.
17Ve işte, göklerden bir ses, “Kendisinden iyice hoşnut olduğum4 sevgili Oğlum budur!” diyordu.
Bölüm 4
1O zaman İsa, İblis tarafından denenmek üzere Ruh tarafından çöle yöneltildi.
2Ve kırk gün kırk gece oruç tuttu; ondan sonra acıktı.
3Ve ayartıcıa ona gelip, “Eğer Tanrı’nın Oğlu’ysan, de ki bu taşlar ekmek olsun” dedi.
4Ama O cevap verip dedi: “‘İnsan yalnız ekmekle yaşamayacak, ama Tanrı’ın ağzından çıkan her bir sözle yaşayacaktır’b diye yazılmıştır.”
5O zaman İblis O’nu kutsal şehre götürdü;* ve tapınağın kulesi üzerinde1 O’nu durdurdu;*
6Ve kendisine dedi:* “Eğer sen Tanrı’nın Oğlu’ysan kendini aşağıya at; çünkü yazılmıştır: ‘Senin hakkında kendi meleklerine emir verecek ve ayağını bir taşa çarpmayasın diye, onlar seni elleri üzerinde taşıyacaklar.’”c
7İsa ona dedi: “‘Tanrı’nın Rab’bi denemeyeceksin’d diye de yazılmıştır.”
8Yine İblis O’nu çok yüksek bir dağa götürdü;* ve O’na dünyanın bütün krallıklarını ve onların yüceliğini gösterdi.*
9Ve O’na dedi:* “Eğer yere kapanıp bana tapınırsan bütün bu şeyleri sana vereceğim.”
10O zaman İsa ona dedi:* “Uzaklaş, Şeytan! Çünkü, ‘Tanrı’nın Rab’be tapınacak ve yalnız O’na hizmet edeceksin’e diye yazılmıştır.”
11O zaman İblis O’nu bıraktı; ve işte, melekler gelip O’na hizmet ediyorlardı.
12Şimdi, İsa Yuhanna’nın ele verildiğini duyunca Galile’ye çekildi.
13Ve Nasıra’yı bırakarak, gelip Zebulun ve Naftalim sınırlarında, deniz kıyısındaki Kefernahum’da oturdu.
14Ta ki, Yeşaya peygamber aracılığıyla söylenmiş olan söz yerine gelsin, şöyle diyerek:
15“Zebulun diyarı ve Naftalim diyarı, deniz yolu tarafı, Ürdün ırmağı ötesinde, ulusların2 Galilesi;
16Karanlıkta oturan halk büyük ışık gördü; ve ölüm ülkesinde ve gölgesinde oturanlara ışık doğdu.”f
17O zamandan sonra İsa, “Tövbe edin,3 çünkü göklerin krallığı yaklaştı” demeye ve ilân etmeye başladı.
18Ve İsa Galile denizi kıyısında yürürken iki kardeşi, Petrus denilen Simun’u ve kardeşi Andreas’ı denize ağ atarlarken gördü; çünkü balıkçıydılar.
19Ve onlara, “Ardımdan gelin ve sizi insan avlayan balıkçılar yapacağım” dedi.*
20Onlar da hemen ağları bırakıp O’nun ardından gittiler.
21Ve oradan ileri gidip başka iki kardeşi, Zebedi’nin oğlu Yakub’la kardeşi Yuhanna’yı, babaları Zebedi ile birlikte kayıkta ağlarını onarmaktayken gördü; ve onları çağırdı.
22Onlar da hemen kayığı ve babalarını bırakıp O’nun ardından gittiler.
23Ve İsa, onların havralarında öğreterek, krallığın sevinçli haberini ilân ederek, halk arasında her çeşit hastalığı ve her çeşit zayıflığı iyileştirerek bütün Galile’de dolaşıyordu.
24Ve O’nun ünü bütün Suriye’de yayıldı. Ve çeşitli hastalıklar ve ıztıraplardan sıkıntı çeken hastaların hepsini ve cinlere tutsak olanları ve saralıları1 ve felçli olanları O’na getirdiler; ve onları iyileştirdi.
25Ve Galile’den ve Dekapolis’ten ve Yeruşalem’den ve Yahudiye’den ve Ürdün ırmağı ötesinden büyük kalabalıklar O’nun ardından gittiler.
Bölüm 5
1Ve İsa kalabalıkları görüp dağa çıktı; ve oturunca öğrencileri O’na geldiler.
2Ve ağzını açıp onlara öğreterek dedi:
3“Ne mutlua ruhta fakir olanlara! Çünkü göklerin krallığı onlarındır.
4Ne mutlu yaslı olanlara! Çünkü onlar teselli edilecekler.
5Ne mutlu yumuşak huylu2 olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar.
6Ne mutlu salâha acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar.
7Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar.
8Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Çünkü onlar Tanrı’yı görecekler.
9Ne mutlu barıştırıcı olanlara! Çünkü onlar Tanrı oğulları çağrılacaklar.
10Ne mutlu salâh uğruna zulüma görenlere! Çünkü göklerin krallığı onlarındır.
11Benim uğruma size hakaret1 ettikleri ve zulmettikleri ve yalan yere size karşı her türlü kötü söz söyledikleri zaman size ne mutlu!
12Sevinin ve sevinçle coşun! Çünkü göklerde ödülünüz büyüktür; çünkü sizden önceki peygamberlere de böyle zulmettiler.
13Yeryüzünün tuzu sizsiniz; Ama eğer tuz tatsız olmuşsa o ne ile tuzlanır? Artık dışarı atılıp insanlar tarafından ayak altında çiğnenmekten başka hiçbir şeye yaramaz.
14Dünyanın ışığı sizsiniz. Dağ üzerinde kurulmuş şehir gizlenemez.
15Ne de insanlar2 lamba yakıp onu ölçek3 altına koyarlar. Ama lamba sehpası üzerine koyarlar ve evdekilerin hepsine ışık verir.
16Sizin ışığınız insanların önünde öylece parlasın ki, iyi işlerinizi görsünler ve göklerde olan Babanızı yüceltsinler.
17Yasa’yı4 ya da peygamberleri ortadan kaldırmaya geldiğimi sanmayın; ben ortadan kaldırmaya değil, ama yerine getirmeye geldim.
18Çünkü doğrusu size derim, gök ve yer geçip gidene dek, her şey yerine gelinceye dek, Yasa’dan bir yot5 ya da bir nokta bile geçip gitmeyecektir.
19Onun için, her kim bu en küçük emirlerden birini bozar ve insanlara öylece öğretirse, göklerin krallığında ona en küçük denilecektir. Ama kim onları yapar ve öğretirse, göklerin krallığında ona büyük denilecektir.
20Çünkü size derim ki, salâhınız yazıcılar ve Ferisilerinkini aşmazsa, göklerin krallığına asla girmeyeceksiniz.
21Eskilere,1 ‘Öldürmeyeceksin’ ve ‘Her kim öldürürse yargılanma tehlikesinde2 bulunacaktır’ denildiğini duydunuz.
22Ama ben size derim ki, kardeşine sebepsiz3 kızan herkes, yargılanma tehlikesinde bulunacaktır; ve her kim kardeşine, ‘Raka’4 derse, meclisina yargısı tehlikesinde bulunacaktır; ve her kim ‘aptal’ derse, cehennem ateşi tehlikesinde bulunacaktır.
23Onun için eğer armağanını sunağa getirir5 ve kardeşinin sana karşı bir şeyi olduğunu orada hatırlarsan,
24Armağanını orada sunağın önünde bırak ve git, önce kardeşinle barış ve ondan sonra gelip armağanını sun.
25Sana karşı olanla daha yolda birlikteyken onunla çabuk anlaş; olmaya ki sana karşı olan seni yargıca, yargıç da seni memura teslim etsin ve hapse atılasın.
26Doğrusu sana derim, son mangırıb ödeyinceye dek oradan asla çıkamazsın.
27Eskilere, ‘Zina etmeyeceksin’ denildiğini işittiniz;
28Ama ben size derim ki, bir kadına, onu arzu etmek6 üzere bakan herkes zaten yüreğinde onunla zina etmiştir.
29Ve eğer sağ gözün tökezlemene neden oluyorsa onu çıkar ve kendinden at; çünkü senin için üyelerinden birinin yok olması, tüm bedeninin cehenneme atılmasından daha yararlıdır.7
30Ve eğer sağ elin tökezlemene neden oluyorsa, onu kes ve kendinden at. Çünkü senin için üyelerinden birinin yok olması, bütün bedeninin cehenneme atılmasından daha yararlıdır.
31Hem de, ‘Her kim karısını boşarsa, ona bir boşama kağıdını8 verirsin’ denilmiştir.
32Ama ben size derim ki, zinadan başka bir nedenle her kim karısını boşarsa, onun zina etmesine sebep olur; ve her kim boşanmış bir kadınla evlenirse zina eder.
33Yine eskilere, ‘Yalan yere ant etmeyeceksin, ama antlarını Rab’be ödeyeceksin’ denildiğini işittiniz.
34Ama ben size derim, hiç ant etmeyin; ne gök üzerine, çünkü o, Tanrı’nın tahtıdır;
35Ne yer üzerine, çünkü o, O’nun ayaklarının basamağıdır; ne de Yeruşalem üzerine, çünkü o, büyük Kral’ın şehridir.
36Ne de başın üzerine ant edesin; çünkü sen bir kılı ak ya da kara edemezsin.
37Ama sözünüz, evet evet; hayır hayır olsun; çünkü bunlardan fazlası kötüdendir.
38‘Göze göz ve dişe diş’ denildiğini işittiniz.
39Ama ben size derim ki, kötüye karşı direnmeyin; ama her kim senin sağ yanağına vurursa, ona ötekini de çevir.
40Ve seninle yargıca gidip gömleğini almak isteyene abanı da bırak.
41Ve her kim seni bir mil gitmeye zorlarsa, onunla iki mil git.
42Senden dileyene ver ve senden ödünç almak isteyenden yüz çevirme.
43‘Komşunu seveceksin ve düşmanından nefret edeceksin’ denildiğini işittiniz.
44Ama ben size derim, düşmanlarınızı sevin, size lânet edenleri kutsayın, sizden nefret edenlere iyilik edin ve size hakaret ile davrananlar ve zulmedenler için dua edin;
45Öyle ki, göklerdeki Babanızın oğulları olasınız; çünkü O, güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine doğdurur; ve salih olanlar ile salih olmayanların üzerine yağmur yağdırır.
46Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi toplayıcıları1 bile aynısını yapmıyorlar mı?
47Ve eğer yalnız kardeşlerinizi selâmlarsanız diğerlerinden daha fazla ne yapmış olursunuz? Vergi toplayıcıları da öyle yapmıyorlar mı?
48Onun için, gökteki Babanız kusursuz2 olduğu gibi siz de kusursuz olun.”
Bölüm 6
1“Sakının, sadakalarınızı1 insanlar önünde, onlar tarafından görünsün diye vermeyin; yoksa göklerdeki Babanızın katında2 ödülünüz olmaz.
2Bu nedenle, sen sadaka verdiğin zaman, insanlarca övülsünler diye ikiyüzlülerin havralarda ve sokaklarda yaptıkları gibi önünde boru öttürme. Doğrusu size derim, onlar ödüllerini aldılar.
3Ama sen sadaka verdiğin zaman, sol elin sağ elinin ne yaptığını bilmesin;
4Öyle ki, sadakan gizlide olsun ve gizlide gören Baban seni açıkça ödüllendirecektir3
5Ve dua ettiğin zaman ikiyüzlüler gibi olma; çünkü onlar insanlara görünsünler diye havralarda ve sokak köşelerinde dikilip dua etmeyi severler. Doğrusu size derim ki, onlar ödüllerini aldılar.
6Ama sen dua ettiğin zaman kendi iç odana gir ve kapını kapayıp gizlide olan Babana dua et; ve gizlide gören Baban seni açıkça ödüllendirecektir.
7Ama dua ettiğiniz zaman putperestler gibi boş tekrarlar etmeyin;4 çünkü onlar çok söylemeleriyle işitileceklerini sanırlar.
8Bunun için onlar gibi olmayın; çünkü Babanız hangi şeylere ihtiyacınız olduğunu siz ondan dilemeden önce bilir.
9Onun için siz şöyle dua edin: Göklerde olan Babamız, Adın kutsal kılınsın.
10Krallığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yerde de senin isteğin yapılsın.
11Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver.
12Ve borçlarımızı bize bağışla, bizim de borçlularımıza bağışladığımız gibi.
13Ve bizi denenmeye götürme.a Ama bizi kötüden kurtar.
Çünkü krallık ve güç ve yücelik sonsuzlara dek senindir. Amin.
14Çünkü eğer insanlara suçlarını bağışlarsanız, göksel babanız da sizi bağışlar.
15Ama eğer siz insanlara suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da1 sizin suçlarınızı bağışlamaz.
16Ve oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi asık suratlı olmayın; çünkü onlar insanlara oruçlu görünsünler diye yüzlerinin şeklini bozarlar. Doğrusu size derim ki, onlar ödüllerini aldılar.
17Ama sen oruç tutarken başına yağ sür ve yüzünü yıka;
18Öyle ki, insanlara değil, ama gizlide olan Babana oruçlu görünesin; ve gizlide gören Baban seni açıkça ödüllendirecektir.
19Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin ki, orada güve ve pas bozar; ve orada hırsızlar, delip çalarlar.
20Ama kendinize gökte hazineler biriktirin ki, orada ne güve ne de pas bozar; ve orada hırsızlar, ne delerler ne de çalarlar.
21Çünkü hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır.
22Bedenin ışığı2 gözdür; onun için, eğer gözün saf3 olursa, tüm bedenin aydınlık olur.
23Ama eğer gözün kötü olursa, tüm bedenin karanlık olur. Onun için, eğer sende olan ışık karanlıksa, o karanlık ne büyüktür!
24Hiç kimse iki efendiye hizmet edemez; çünkü ya birinden nefret edecek ve öbürünü sevecek, ya da birine bağlanacak ve öbürünü hor görecek. Siz Tanrı’ya ve mammona4 hizmet edemezsiniz.
25Bu nedenle size diyorum, ne yiyeceksiniz ve ne içeceksiniz diye hayatınız için kaygılı olmayın; ne de, ne giyeceksiniz diye bedeniniz için olun. Hayat yiyecekten ve beden giyecekten daha üstün değil midir?
26Göğün kuşlarına bakın, ki onlar ne ekerler, ne biçerler, ne de ambarlara toplarlar; ve göksel Babanız onları besler. Siz onlardan çok daha değerli1 değil misiniz?
27Ve hanginiz kaygılanmakla kendi boyuna bir arşın2 ekleyebilir?
28Ve giyecek için neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüklerine dikkatle bakın! Ne çalışır, ne de iplik eğirirler.
29Ama size derim ki, Süleyman bile bütün görkemi içinde bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.
30Ama bugün var olup yarın fırına atılan kır otunu Tanrı böyle giydirirse, sizi daha çok giydirmez mi, ey az imanlılar?
31Bunun için, ne yiyeceğiz? ya da ne içeceğiz? ya da ne giyeceğiz? diyerek kaygılanmayın.
32Çünkü bütün bu şeyleri uluslar ararlar; çünkü göksel Babanız bütün bu şeylere ihtiyacınız olduğunu bilir.
33Ama siz önce Tanrı’nın krallığını ve O’nun salâhını arayın ve bütün bu şeyler size verilecektir.3
34Onun için, yarın için kaygılanmayın; çünkü yarınki gün kendi şeyleri için kaygılanacaktır. Güne kendi kötülüğü4 yeter.”
Bölüm 7
1“Yargılamayın ki, yargılanmayasınız.
2Çünkü hangi yargıyla yargılarsanız, onunla yargılanacaksınız; ve hangi ölçüyle ölçerseniz, size onunla ölçülecektir.
3Ama sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de, kendi gözündeki merteği dikkate almazsın?5
4Ya da sen nasıl kardeşine, ‘Bırak, gözünden çöpü çıkarayım’ dersin? Ve işte, mertek senin gözünde!
5Ey ikiyüzlü, önce kendi gözünden merteği çıkar ve o zaman kardeşinin gözünden çöpü çıkarmak için berrakça görürsün.
6Kutsal olanı köpeklere vermeyin, ne de incilerinizi domuzların önüne atın; olmaya ki, onları ayakları altında çiğnesinler ve geri dönüp sizi parçalasınlar.
7Dileyin ve size verilecektir; arayın ve bulacaksınız; kapıyı çalın ve size açılacaktır.
8Çünkü her dileyen alır ve arayan bulur ve kapıyı çalana açılır.
9Ya da sizden hangi adam var ki, oğlu ondan ekmek1 isteyecek olur da, ona taş verir?
10Ya da balık isteyecek olur da ona yılan verir?
11Onun için, kötü olan sizler, eğer çocuklarınıza iyi hediyeler vermeyi biliyorsanız, göklerde olan Babanız kendisinden dileyenlere ne kadar daha çok iyi şeyler verecektir!
12Onun için insanların size yapmalarını istediğiniz her ne ise, bütün şeyleri, siz de onlara öylece yapın; çünkü Yasa ve peygamberler budur.
13Dar kapıdan içeri girin; çünkü mahvoluşa2 götüren kapı geniş ve yol enlidir; ve ondan girenler çoktur.
14Çünkü hayata götüren kapı dar ve yol sıkışıktır;3 ve onu bulanlar azdır.
15Yalancı peygamberlerden sakının; onlar ki, size koyun kıyafetinde gelirler, ama içten yırtıcı kurtlardır.
16Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. İnsanlar, dikenlerden üzüm ya da devedikenlerinden incir toplarlar mı?
17Böylece her iyi ağaç iyi meyve verir; ama çürük ağaç kötü meyve verir.
18İyi ağaç kötü meyve veremez, ne de çürük ağaç iyi meyve verebilir.
19İyi meyve vermeyen her ağaç kesilir ve ateşe atılır.
20Böylece onları meyvelerinden tanıyacaksınız.
21Bana, ‘Ya Rab, ya Rab’ diyen herkes göklerin krallığına girecek değildir; ama göklerde olan Babam’ın isteğini yapan kişi girecektir.
22O günde birçokları bana diyecekler: ‘Ya Rab, ya Rab, biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Ve senin adınla cinler kovmadık mı? Ve senin adınla birçok güçlü işler1 yapmadık mı?’
23Ve o zaman ben onlara açıkça diyeceğim: ‘Ben sizi hiç tanımadım; benden ayrılın, ey kanunsuzluk işleyenler!’
24Onun için, her kim benim bu sözlerimi işitir ve onları yaparsa, ben onu, evini kaya üzerine bina eden akıllı2 adama benzetirim.
25Yağmur yağdı ve seller geldi ve yeller esti ve o eve saldırdılar ve yıkılmadı; çünkü kaya üzerine kurulmuştu.
26Ve benim bu sözlerimi işiten ve onları yapmayan herkes, evini kum üzerinde bina eden akılsız adama benzetilecektir.
27Yağmur yağdı ve seller geldi ve yeller esti ve o eve saldırdılar; ve yıkıldı; ve onun yıkılışı büyüktü!”
28Ve öyle oldu ki, İsa bu sözleri bitirince, halk O’nun öğretişine çok şaştı.
29Çünkü onlara kendi yazıcıları gibi değil, yetki sahibi biri olarak öğretiyordu.
Bölüm 8
1Ve dağdan inince büyük kalabalıklar O’nun ardından gittiler.
2Ve işte, bir cüzamlı gelip, “Ya Rab, eğer istersen beni temizleyebilirsin” diyerek O’na tapındı.3
3İsa da elini uzatıp ona dokundu, “İsterim, temiz ol” dedi. Ve hemen cüzamı temizlendi.
4Ve İsa ona dedi:* “Sakın kimseye söyleme; ama git kendini kâhine göster ve onlara tanıklık için Musa’nın emrettiği armağanı sun.”
5Ve İsa Kefernahum’a girdiği zaman, O’na bir yüzbaşı geldi, kendisine yalvararak,
6“Ya Rab, hizmetçim fena hâlde azap çekerek evde felçli yatıyor” dedi.
7Ve İsa ona, “Gelip onu iyileştireceğim” dedi.*
8Yüzbaşı da cevap verip dedi: “Ya Rab, ben lâyık değilim ki, damımın altına giresin; ama sadece bir söz söyle ve hizmetçim iyi olacaktır.
9Çünkü ben de yetki1 altında bir adamım, yetkim altında askerler vardır; ve şuna, ‘git’ derim ve gider ve başka birine, ‘gel’ derim ve gelir ve köleme de, ‘şunu yap’ derim ve yapar.”
10İsa da bunu duyunca hayran kaldı ve ardından gelenlere dedi: “Doğrusu size derim, İsrail’de bile böylesi büyük iman bulmadım.
11Ve size derim ki, doğudan ve batıdan birçokları gelecek ve göklerin krallığında İbrahim, İshak ve Yakup’la birlikte sofrada oturacaklar.
12Ama krallığın oğulları dış karanlığa atılacaklar; orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.”
13İsa da yüzbaşıya, “Git ve sana iman ettiğin gibi olsun” dedi. Ve hizmetçi o saatte iyileşti.
14Ve İsa Petrus’un evine geldiğinde, onun kaynanasını ateş içinde yatmış hâlde gördü.
15Onun eline dokundu ve ateş onu bıraktı; ve kalkıp onlara hizmet etti.
16Ve akşam olunca, cinlere tutulmuş birçoklarını O’na getirdiler ve ruhları bir söz ile kovdu ve hasta olanların hepsini iyileştirdi;
17Öyle ki, Yeşaya peygamber aracılığıyla söylenen, “Zayıflıklarımızı kendisi aldı ve hastalıklarımızı yüklendi”a sözü yerine gelsin.
18Şimdi, İsa çevresinde büyük kalabalıklar görünce, karşı yakaya geçilmesini emretti.
19Ve bir yazıcı2 gelip O’na, “Ey Öğretmen, her nereye gidersen ardından geleceğim” dedi.
20İsa da ona dedi: “Tilkilerin inleri ve gök kuşlarının yuvaları vardır; ama İnsanoğlu’nun başını yaslayacak yeri yoktur.”
21Ve öğrencilerinden bir başkası O’na, “Ya Rab, bana izin ver, önce gideyim ve babamı gömeyim” dedi.
22Ama İsa ona, “Sen ardımdan gel ve ölüleri bırak, kendi ölülerini gömsünler” dedi.
23Ve O kayığa binince öğrencileri de O’nu izleyip bindiler.
24Ve işte, denizde büyük bir fırtına koptu; öyle ki, kayık dalgalarla örtüldü; O ise uyuyordu.
25Ve öğrencileri O’na gelip, “Ya Rab bizi kurtar, mahvoluyoruz” diyerek O’nu uyandırdılar.
26O da onlara, “Neden korkuyorsunuz, ey imanı az olanlar?” dedi.* O zaman kalkıp yelleri ve denizi azarladı ve büyük bir limanlık oldu.
27Ve adamlar, “Bu nasıl biridir ki, yeller ve deniz bile O’na itaat ediyor?” diyerek şaştılar.
28Ve İsa karşı yakaya Gergesinilerin memleketine geldiği zaman, cine tutuklu iki kişi mezarlardan çıkarak kendisini karşıladılar. Aşırı derecede azgındılar; öyle ki, hiç kimse o yoldan geçemiyordu.
29Ve işte, bağırıp dediler: “Seninle yapacak neyimiz var,1 ey Tanrı’nın Oğlu İsa? Buraya, bize vaktinden önce işkence etmeye mi geldin?”
30Şimdi, onlardan epey uzakta otlamakta olan sayıca çok bir domuz sürüsü vardı.
31Ve cinler O’na, “Eğer bizi dışarı kovarsan domuz sürüsünün içine gitmemize izin ver” diyerek, yalvardılar.
32O da onlara, “Gidin” dedi. Ve onlar çıkıp domuz sürüsünün içine gittiler. Ve işte, bütün domuz sürüsü uçurumdan aşağı, denize hızla koştular ve sularda öldüler.
33Onları güdenler ise kaçtılar, şehre gidip herşeyi ve cine tutuklulara neler olduğunu2 anlattılar.
34Ve işte, bütün şehir İsa’yı karşılamaya çıktı; ve O’nu görünce sınırlarından ayrılması için yalvardılar.
Bölüm 9
1O da bir kayığa binip karşı yakaya geçti ve kendi şehrine geldi.
2İşte, yatakta yatan bir felçliyi kendisine getirdiler. İsa da onların imanını görüp felçliye, “Cesur ol oğul, günahların sana bağışlandı” dedi.
3Ve işte, yazıcılardan bazıları içlerinden, “Bu kişi küfrediyor” dediler.
4İsa da onların düşüncelerini bilerek dedi: “Yüreklerinizde neden kötülük düşünüyorsünüz?
5Çünkü hangisi daha kolaydır? ‘Günahların sana bağışlandı’ demek mi, yoksa, ‘Kalk ve yürü’ demek mi?
6Ama İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisi olduğunu bilesiniz diye...” O zaman felçliye dedi:* “Kalk, yatağını kaldır ve evine git.”
7O da kalktı, evine gitti.
8Ama kalabalıklar bunu görünce hayret ettiler1 ve insanlara böylesi yetki veren Tanrı’yı yücelttiler.
9Ve İsa oradan geçerken gümrük yerinde oturan Matta adında bir adam görüp ona, “Ardımdan gel” dedi. O da kalkıp O’nun ardından gitti.
10Ve öyle oldu ki, İsa evde sofrada otururken, işte bir çok vergi toplayıcıları ve günahkârlar gelip O’nunla ve öğrencileriyle birlikte oturdular.
11Ve Ferisiler bunu görünce O’nun öğrencilerine dediler: “Öğretmeniniz neden vergi toplayıcıları ve günahkârlarla birlikte yemek yiyor?”
12Ama İsa bunu işitince onlara dedi: “Sağlam olanların değil, ancak hasta olanların hekime ihtiyaçları vardır.
13Ama siz gidip, ‘Ben kurban değil, merhamet isterim’a sözünün ne olduğunu öğrenin. Çünkü ben salihleri değil, ama günahkârları tövbeye çağırmaya geldim.”
14O zaman Yuhanna’nın öğrencileri O’na gelip dediler: “Neden biz ve Ferisiler çok2 oruç tutuyoruz da senin öğrencilerin tutmuyorlar?”
15Ve İsa onlara dedi: “Güvey kendileriyle birlikte olduğu sürece gelin odasının oğulları1 yas tutabilirler mi? Ama güveyin onlardan alınacağı günler gelecek ve o zaman oruç tutacaklar.
16Ama hiç kimse eski bir giysi üzerine çekmemiş2 bir kumaş parçası koymaz. Çünkü konulan parça giysiden kopar ve yırtık daha kötü olur.
17Ne de yeni şarabı eski tulumlara koyarlar; yoksa tulumlar patlar ve şarap dökülür, tulumlar da mahvolur; ama yeni şarabı yeni tulumlara koyarlar ve her ikisi korunmuş olur.”
18Onlara bu şeyleri söylerken işte, bir yönetici3 gelip, “Kızım şimdi öldü; ama gel, onun üzerine elini koy ve yaşayacaktır” diyerek O’na tapındı.
19İsa da kalkıp onun ardından gitti; öğrencileri de gittiler.
20Ve işte, on iki yıldır kan akıntısı olan bir kadın arkadan gelip O’nun giysisinin eteğine dokundu;
21Çünkü o içinden, “Eğer ki sadece giysisine dokunsam iyileşeceğim”4 diyordu.
22İsa da döndü ve onu görüp, “Cesur ol kızım, imanın seni sağlığa kavuşturdu” dedi. Ve kadın o saatten sonra iyileşti.
23Ve İsa, yöneticinin evine gelip ney çalanları ve gürültü eden kalabalığı görünce onlara,
24“Çekilin, çünkü kız ölmedi, ama uyuyor” dedi. Ve O’na gülüp alay ettiler.
25Ama kalabalık dışarı çıkarılınca içeri girdi ve kızın elinden tuttu, kız da kalktı.
26Ve bunun haberi bütün o memlekette yayıldı.
27Ve İsa oradan geçip giderken iki kör adam bağırarak ve, “Ey Davut oğlu, bize merhamet et”5 diyerek O’nun ardından gittiler.
28Ve eve gelince, kör adamlar O’na geldiler; Ve İsa onlara, “Bunu yapabileceğime inanıyor musunuz?” dedi.* Onlar kendisine, “Evet, ya Rab” dediler.
29O zaman İsa, “İmanınıza göre size olsun” diyerek onların gözlerine dokundu.
30Ve onların gözleri açıldı; İsa da, “Dikkat edin ki, kimse bunu bilmesin!” diyerek onları sıkıca uyardı.1
31Ama onlar çıkıp bütün o memlekette O’nun ününü yaydılar.
32Ve onlar çıkarlarken, işte, cine tutuklu dilsiz bir adamı O’na getirdiler.
33Ve cin dışarı çıkarılınca, dilsiz konuştu; kalabalıklar da, “İsrail’de böylesi hiç görülmemiştir” diyerek hayret ettiler.
34Ferisiler ise, “Cinlerin reisi aracılığıyla cinleri çıkarıyor” dediler.
35Ve İsa, onların havralarında öğreterek ve krallığın müjdesini ilân ederek ve halk arasında her hastalığı ve her bedensel zayıflığı iyileştirerek, bütün şehirleri ve köyleri dolaşıyordu.
36Ama kalabalıkları görünce onlar için merhamete geldi.2 Çünkü çobanı olmayan koyunlar gibi bitkin ve dışarı atılmış3 idiler.
37O zaman öğrencilerine dedi:* “Gerçekten hasat4 çok, ama işçiler az;
38Onun için hasadın Rabbine dua edin ki, kendi hasadına işçiler göndersin.”
Bölüm 10
1Ve İsa on iki öğrencisini yanına çağırıp onlara, murdar ruhlar üzerine yetki verdi; ta ki, onları çıkarsınlar ve her hastalığı, her rahatsızlığı iyileştirsinler.
2Şimdi, on iki resullerin5 adları şunlardır: Birincisi, Petrus diye adlandırılan Simun ve onun kardeşi Andreas; Zebedi’nin oğlu Yakup ve kardeşi Yuhanna;
3Filippus ve Bartolomeus; Tomas ve vergi toplayıcısı Matta; Alfeus’un oğlu Yakup ve Taddeus takma adı ve rilen Lebbeus;
4Kenanlı Simun ve bir de O’nu ele veren Yahuda İskariyot.
5İsa bu Onikileri gönderdi; ve onlara emir vererek dedi: “Ulusların yoluna gitmeyin ve Samiriyelilerin hiçbir şehrine girmeyin;
6Ama daha çok İsrail evinin kaybolmuş koyunlarına gidin.
7Ve giderken, ‘Göklerin krallığı yaklaşmıştır’ diyerek ilân edin.
8Hastaları sağlığa kavuşturun, cüzamlıları temiz kılın, ölüleri diriltin, cinleri çıkarın. Karşılıksız aldınız, karşılıksız verin.
9Kuşaklarınıza ne altın, ne gümüş, ne bakır koyun;1
10Yol için ne torba, ne iki entari,2 ne çarık, ne de değnek alın; çünkü işçi kendi yiyeceğini hak eder.
11Ve hangi şehir ya da köye girerseniz, onda değerli kim olduğunu araştırın ve çıkıncaya dek orada kalın.
12Ve eve girerken onu selâmlayın.
13Ve eğer gerçekten o ev değerli ise selâmınız3 onun üzerine gelsin; ama değerli değilse selâmınız size geri dönsün.
14Ve her kim sizi kabul etmez ve sözlerinizi dinlemezse, o evden ya da o şehirden çıkarken ayaklarınızın tozunu silkin.
15Doğrusu size derim, yargı gününde Sodom ve Gomorra diyarına, o şehirden daha çok dayanılabilir4 bir durum olacaktır.
16İşte, sizi koyunlar gibi kurtların arasına gönderiyorum; onun için yılanlar gibi akıllı5 ve güvercinler gibi zararsız6 olun.
17Ama insanlardan sakının; çünkü sizi meclislere teslim edecekler ve havralarda sizi kamçılayacaklar.
18Ve benim uğruma, onlara ve uluslara tanıklık için valilerin ve kralların önüne götürüleceksiniz.
19Ama onlar sizi ele verdikleri zaman nasıl ya da ne
söyleyeceksiniz diye kaygılanmayın; çünkü ne söyleyeceğiniz o saatte size verilecektir.
20Çünkü konuşan siz değilsiniz, ama içinizde konuşan Babanızın Ruhu’dur.
21Ve kardeş kardeşi ve baba çocuğunu ölüme teslim edecek ve çocuklar anne babalarına karşı kalkacak ve onları öldürecekler.
22Ve benim adımdan ötürü herkes tarafından nefret edileceksiniz; ama sona kadar dayanan, o kurtulacaktır.
23Ama bu şehirde size zulmettikleri zaman, ötekine kaçın; çünkü doğrusu size derim, İnsanoğlu gelinceye dek İsrail’in şehirlerini dolaşmayı asla bitirmeyeceksiniz.
24Öğrenci öğretmeninden üstün değildir, ne de köle efendisinden üstündür.
25Öğrenciye öğretmeni gibi, köleye de efendisi gibi olması yeterlidir. Eğer evin efendisine Beelzebul1 dedilerse, onun ev halkına daha ne kadar çok derler!
26Onun için onlardan korkmayın; çünkü açığa çıkarılmayacak örtülü ve bilinmeyecek gizli hiçbir şey yoktur.
27Size karanlıkta söylediklerimi aydınlıkta söyleyin; ve kulakta işittiklerinizi2 damlar üstünde ilân edin.
28Ve bedeni öldüren, ama canı öldüremeyenlerden korkmayın; ancak daha ziyade hem canı hem bedeni cehennemde mahvedebilenden korkun.
29İki serçe bir paraya satılmıyor mu? Ve onlardan biri bile Babanızdan habersiz yere düşmez.
30Ama sizin başınızın saçları bile hep sayılıdır.
31Onun için korkmayın, siz birçok serçeden daha değerlisiniz.
32Onun için her kim beni insanların önünde ikrar3 ederse, ben de onu göklerde olan Babam’ın önünde ikrar edeceğim.
33Ama kim beni insanların önünde inkâr ederse, ben de onu göklerde olan Babam’ın önünde inkâr edeceğim.
34Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın; ben barış değil, ama kılıç getirmeye geldim.
35Çünkü ben adamla babasının ve kızla annesinin ve gelinle kaynanasının arasına ayrılık koymaya geldim.
36Ve adamın düşmanları kendi ev halkı olacaktır.
37Babayı ya da anneyi benden çok seven bana lâyık değildir; ve oğulu ya da kızı benden çok seven bana lâyık değildir.
38Ve çarmıhını alıp ardımdan gelmeyen bana lâyık değildir.
39Hayatını1 bulan onu kaybedecektir ve benim uğruma hayatını kaybeden onu bulacaktır.
40Sizi kabul eden, beni kabul eder; ve beni kabul eden, beni göndereni kabul eder.
41Bir peygamberi, peygamber adıyla2 kabul eden peygamber karşılığını alacaktır. Ve bir salihi, salih adam adıyla kabul eden, salih adam karşılığını alacaktır.
42Ve her kim bu küçüklerden birine, öğrenci adıyla sadece bir bardak soğuk su içirirse, doğrusu size derim karşılığını hiç kaybetmeyecektir.”
Bölüm 11
1Ve öyle oldu ki, İsa on iki öğrencisine emir vermeyi bitirince, onların şehirlerinde öğretmek ve vaaz etmek için oradan ayrıldı.
2Şimdi, Yuhanna zindanda iken Mesih’in işlerini duyarak öğrencilerinden ikisini3 gönderip,
3O’na dedi: “Gelecek olan sen misin, yoksa başkasını mı bekleyelim?”
4Ve İsa cevap verip onlara dedi: “Gidin, işittiklerinizi ve gördüklerinizi Yuhanna’ya bildirin:
5Körler görüyor ve topallar yürüyor, cüzamlılar temiz kılınıyor ve sağırlar işitiyor, ölüler diriliyor ve fakirlere İncil vaaz olunuyor.
6Ve her kim bende tökezlemezse mutludur!”
7Ve onlar giderken, İsa kalabalıklara Yuhanna hakkında söylemeye başladı: “Çöle ne görmeye çıktınız? Rüzgârla sallanan bir kamış mı?
8Ama ne görmeye çıktınız? Yumuşak giysiler giyinmiş bir adam mı? İşte, yumuşak giysiler giyenler kralların evlerindedirler.
9Ama ne görmeye çıktınız? Bir peygamber mi? Evet, size derim, bir peygamberden daha fazlasını.
10Çünkü, ‘İşte, senin yüzünün önünde habercimi gönderiyorum; o, senin önünde yolunu hazırlayacaktır’a diye kendisi hakkında yazılmış olan budur.
11Doğrusu size derim, kadınlardan doğanlar arasında vaftizci Yuhanna’dan daha büyüğü kalkmamıştır; ama göklerin krallığında en küçük1 olan ondan daha büyüktür.
12Ve Vaftizci Yuhanna’nın günlerinden şimdiye dek göklerin krallığı zorlanıyor2 ve zorlular onu ele geçiriyorlar.
13Çünkü bütün peygamberler ve Yasa, Yuhanna’ya dek peygamberlik ettiler.
14Ve eğer bunu kabul etmek isterseniz, gelecek olan İlya odur.
15İşitecek kulakları olan işitsin.
16Ama bu kuşağı neye benzeteyim? Çarşı yerlerinde oturan ve arkadaşlarına seslenip,
17‘Biz size kaval çaldık ve siz oynamadınız; biz sizin için yas tuttuk ve siz dövünmediniz’ diyen çocuklara benzer.
18Çünkü Yuhanna ne yiyerek ne de içerek geldi; ve ‘onda cin var’ diyorlar.
19İnsanoğlu yiyerek ve içerek geldi; ve ‘İşte, obur ve şarap içen adam, vergi toplayıcıların ve günahkârların dostu’ diyorlar. Ve bilgelik kendi çocuklarıyla doğrulandı.”
20O zaman kendi kudretli işlerinin çoğunun yapılmış olduğu şehirleri azarlamaya başladı; çünkü tövbe etmediler:
21“Vay sana, ey Horazin! Vay sana, ey Beytsayda! Çünkü sizde olmuş olan kudretli işler, eğer Sur ve Sayda’da olmuş olsaydı, onlar çoktan çul ve kül içinde tövbe ederlerdi.
22Ama size derim, yargı gününde Sur ve Sayda’ya, sizden daha çok dayanılır bir durum olacaktır.
23Ve ey sen, göğe kadar yükseltilmiş olan Kefernahum, ölüler diyarına kadar indirileceksin; çünkü sende olmuş olan kudretli işler Sodom’da olmuş olsaydı, o bugüne dek dururdu.
24Ama size derim ki, yargı gününde Sodom diyarına, senden daha çok dayanılır bir durum olacaktır.”
25O esnada İsa cevap verip dedi: “Sana teşekkür ederim1 ey Baba, göğün ve yerin Rabbi, ki bu şeyleri bilgeler ve akıllılardan gizledin ve onları küçük çocuklara2 açtın.
26Evet Baba, çünkü senin önünde böylece hoşnut edici göründü.
27Herşey Babam tarafından bana teslim edildi; ve Oğul’u, Baba’dan başka kimse bilmez;3 ne de Baba’yı Oğul’dan ve Oğul’un kendisine açıklamak istediği kimseden başkası bilir.
28Ey bütün yorgunlar4 ve ağır yüklü olanlar, bana gelin ve ben size rahat veririm.
29Boyunduruğumu takının ve benden öğrenin; çünkü ben yumuşak huylu ve alçak gönüllüyüm5 ve canlarınıza rahat bulursunuz.
30Çünkü boyunduruğum kolay ve yüküm hafiftir.”
Bölüm 12
1O esnada İsa Şabat günü6 tahıl tarlalarından geçti. Ve öğrencileri aç idiler; ve başakları koparıp yemeğe başladılar.
2Ama Ferisiler bunu görünce O’na dediler: “İşte, öğrencilerin Şabat gününde yapılması yasal olmayanı yapıyorlar.”
3-4O da onlara dedi: “Davut’un, beraberindekiler ile kendisi acıkınca ne yaptığını, Tanrı’nın evine nasıl girdiğini ve yenilmesi ne kendisine ne de beraberindekilere değil, ancak yalnız kâhinlere yasal olan sunu ekmeklerini yediğini okumadınız mı?
5Ya da Yasa’da okumadınız mı ki, Şabat günlerinde kâhinler tapınakta Şabat’ı bozarlar ve suçsuzdurlar?
6Ama size derim ki, tapınaktan daha büyük olan buradadır.
7Ama eğer siz, ‘Ben kurban değil, merhamet isterim’a sözünün ne demek olduğunu bilmiş olsaydınız, suçsuzları mahkûm etmezdiniz.1
8Çünkü İnsanoğlu Şabat gününün de Rabbidir.”
9Ve oradan ayrılıp onların havrasına girdi.
10Ve işte, orada eli kurumuş bir adam vardı. Onlar da O’nu suçlayabilsinler diye kendisine, “Şabat günü şifa vermek yasal mıdır?” diyerek sordular.
11O da onlara dedi: “Sizden hangi adam var ki, onun bir koyunu olur da Şabat günü çukura düşerse onu tutup çıkarmaz?
12O hâlde insan, koyundan ne kadar daha çok değerlidir! Onun için Şabat günü iyilik etmek yasaldır.”
13O zaman adama, “Elini uzat” dedi.* O da onu uzattı ve öbürü gibi, eski sağlam duruma getirildi.
14Ama Ferisiler dışarı çıkıp onu nasıl yok edebilsinler diye, ona karşı danışma toplantısı yaptılar.
15Ama İsa da bunu bilerek oradan ayrıldı. Ve büyük kalabalıklar O’nun ardından gitti. Ve onların hepsini sağalttı.
16Ve kendisini belli etmesinler diye onları uyardı.
17Öyle ki, Yeşaya peygamber aracılığıyla söylenen söz yerine gelsin, şöyle diyerek:
18“İşte benim seçtiğim hizmetçim; benim sevdiğim, canımın kendisinden hoşnut olduğu... Ruhumu O’nun üzerine koyacağım; ve O, uluslara yargıyı ilân edecektir.
19Ne çekişecek, ne bağıracak, ne de bir kimse O’nun sesini sokaklarda duyacak.
20Yargıyı zafere çıkarıncaya dek, ezilmiş kamışı kırmayacak; ve tüten fitili söndürmeyecek.
21Uluslar da O’nun adına ümit bağlayacaklar.”b
22Ondan sonra O’na cine tutuklu, kör ve dilsiz biri getirildi ve onu iyileştirdi. Öyle ki, kör ve dilsiz hem konuştu hem de gördü.
23Ve bütün kalabalıklar hayret edip, “Davut’un oğlu bu mudur acaba?” dediler.
24Ama Ferisiler bunu duyunca, “Bu adam ancak cinlerin reisi Beelzebul1 aracılığıyla cinleri çıkarıyor” dediler.
25Ve İsa düşüncelerini bilerek onlara dedi: “Kendi kendine karşı bölünmüş olan her krallık yıkık2 duruma gelir; ve kendi kendine karşı bölünmüş olan her şehir, ya da ev durmayacaktır.
26Ve eğer Şeytan, Şeytanı çıkarırsa kendine karşı bölünmüş olur; öyleyse onun krallığı nasıl durur?
27Ve eğer ben Beelzebul aracılığıyla cinleri çıkarıyorsam, oğullarınız kimin aracılığıyla çıkarıyorlar? Bu nedenle onlar sizin yargılayıcılarınız olacaklardır.
28Ama eğer Tanrı’nın Ruhu’yla cinleri çıkarıyorsam, o hâlde Tanrı’nın krallığı üzerinize gelmiştir.
29Ya da biri, güçlü adamı önce bağlamadıkça, güçlü adamın evine nasıl girip malını yağma edebilir? Önce bağlar ondan sonra onun evini yağma eder.
30Benimle birlikte olmayan bana karşıdır ve benimle birlikte toplamayan dağıtır.
31Bundan dolayı size diyorum, her günah ve küfür insanlara bağışlanacaktır. Ama Ruh’a karşı küfür insanlara bağışlanmayacaktır.
32Ve her kim İnsanoğlu’na karşı bir söz söylerse, kendisine bağışlanacaktır; ama kim Kutsal Ruh’a karşı konuşursa, ne bu çağda,3 ne de gelecek olan çağda kendisine bağışlanmayacaktır.
33Ya ağacı iyi, meyvesini de iyi edin; ya da ağacı çürük ve meyvesini de çürük edin; çünkü ağaç meyvesinden tanınır.
34Ey engerekler soyu! Sizler kötüyken nasıl iyi şeyler söyleyebilirsiniz? Çünkü ağız yüreğin taşmasından söyler.
35İyi insan, yüreğin iyi hazinesinden iyi şeyler çıkarır; kötü insan da kötü hazineden kötü şeyler çıkarır.
36Ama ben size derim ki, insanların söyleyeceği her boş söz için yargı gününde hesap verecekler.
37Çünkü kendi sözlerinle suçsuz1 çıkarılacaksın ve kendi sözlerinle suçlu çıkarılacaksın.”
38O zaman yazıcılardan ve Ferisilerden bazıları, “Öğretmen, senden bir belirti2 görmek isteriz” diyerek, cevap verdiler.
39Ama O cevap verip onlara dedi: “Kötü ve zina işleyici kuşak bir belirti arar; ve ona Yunus peygamberin belirtisinden başka bir belirti verilmeyecektir.
40Çünkü Yunus üç gün üç gece iri balığın karnında kaldığı gibi, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacaktır.
41Yargıda3 Nineve adamları bu kuşakla birlikte kalkıp onu mahkûm edecekler. Çünkü onlar Yunus’un vaazıyla tövbe ettiler; ve işte, Yunus’tan daha büyüğü buradadır.
42Yargıda Güney kraliçesi bu kuşakla birlikte kalkıp onu mahkûm edecektir. Çünkü o, Süleyman’ın bilgeliğini dinlemek için dünyanın son uçlarından geldi; ve işte, Süleyman’dan daha büyüğü buradadır.a
43Ama murdar4 ruh insandan çıktığı zaman, rahatlık arayarak kurak yerlerden geçer ve bulmaz.
44O zaman, ‘Çıkmış olduğum evime döneceğim’ der; ve gelince onu boş, süpürülmüş ve süslenmiş5 bulur.
45O zaman gider ve beraberinde kendisinden daha kötü başka yedi ruh alır ve içeri girip orada otururlar; ve o adamın son durumu ilkinden daha kötü olur. Bu kötü kuşağa da böyle olacaktır.”
46O henüz kalabalıklara konuşmaktayken, işte, annesi ve kardeşleri O’nunla konuşmak isteyerek dışarıda duruyorlardı.
47Ve biri O’na, “İşte annen ve kardeşlerin seninle konuşmak isteyerek dışarıda duruyorlar” dedi.
48Ama O cevap verip kendisine söyleyene, “Annem kimdir ve kardeşlerim kimlerdir?” dedi.
49Ve elini öğrencilerine doğru uzatarak, “İşte annem ve kardeşlerim!” dedi
50“Çünkü her kim göklerde olan Babam’ın isteğini yaparsa, kardeşim, kız kardeşim ve annem odur.”
Bölüm 13
1O gün İsa evden çıkıp deniz kıyısında oturdu.
2Ve yanına büyük kalabalıklar toplandı; öyle ki, kendisi bir kayığa binip oturdu ve bütün kalabalık sahilde durdu.
3Ve onlara benzetmelerle1 çok şeyler konuştu; dedi ki: “İşte, ekinci tohum ekmeğe çıktı;
4Ve ekerken bazıları yol kenarına düştü ve kuşlar gelip onları yediler.
5Başkaları2 da kayalık yerler üzerine düştü; orada fazla toprakları yoktu; ve onların toprak derinliği olmadığından, hemen filizlendiler.
6Ve güneş doğunca kavruldular ve kökleri olmadığı için kurudular.
7Başkaları2 da dikenler üzerine düştü ve dikenler büyüyüp onları boğdular.
8Ama başkaları2 iyi toprak üzerine düştü ve ürün verdiler; bazısı3 yüz, bazısı altmış, bazısı otuz kat.
9İşitecek kulakları olan işitsin.”
10Ve öğrenciler gelip O’na, “Neden onlara benzetmelerle konuşuyorsun?” dediler.
11O da cevap verip onlara dedi: “Çünkü göklerin krallığının sırlarını bilmek size verilmiştir, ama onlara verilmemiştir.
12Çünkü kimin varsa ona verilecek ve bolluk içinde olacaktır; ama kimin yoksa, kendisinde olanı bile ondan alınacaktır.
13Onun için onlara benzetmelerle konuşuyorum; çünkü bakarken4 görmezler ve işitirken işitmezler, ne de anlarlar.
14Ve Yeşaya’nın dediği şu peygamberliği onlarda tamamlanmıştır: ‘İşitmesine1 işiteceksiniz ve hiç anlamayacaksınız; ve görmesine1 göreceksiniz ve hiç farketmeyeceksiniz.
15Çünkü bu halkın yüreği yağ bağladı,2 ve kulaklarıyla ağırca işittiler ve gözlerini kapadılar; gözleriyle görmesinler ve kulaklarıyla işitmesinler ve yürekleriyle anlamasınlar, geri dönüp de onlara şifa vermeyeyim diye...’a
16Ama ne mutlu sizin gözlerinize, çünkü görüyorlar ve kulaklarınıza, çünkü işitiyorlar.
17Çünkü doğrusu size derim ki, birçok peygamber ve salih kişiler sizin gördüklerinizi görmeyi arzu ettiler ve görmediler; ve işittiklerinizi duymayı arzu ettiler ve işitmediler.
18Onun için ekinci benzetmesini siz dinleyin.
19Bir kimse Krallığın sözünü işitir de anlamayınca, kötü kişi3 gelir ve onun yüreğinde ekilmiş olanı kapar. Yol kenarında ekilmiş olan o, budur.
20Kayalık yerlere ekilmiş olan, bu odur ki, sözü işitir ve onu hemen sevinçle kabul eder;
21Ama kendisinde kök yoktur, ama geçicidir; ve sözden ötürü sıkıntı ya da zulüm olunca hemen tökezlenir.
22Dikenler arasında ekilmiş olan, bu odur ki, sözü işitir; ve bu hayatın4 kaygısı ve zenginliğin aldatıcılığı sözü boğar ve verimsiz olur.
23Ama iyi toprağa ekilmiş olan, bu odur ki, sözü işitir ve anlar; o gerçekten ürün verir ve bazısı yüz, bazısı altmış, bazısı otuz kat ürün verir.”
24Önlerine başka bir benzetme koyup dedi: “Göklerin krallığı bir adamın tarlasına iyi tohum ekmesine benzer;
25Ama adamlar uyurken, onun düşmanı gelip buğdayların arasına delice ekti ve gitti.
26Ama ekin büyüyüp ürün verince, o zaman deliceler de göründü.
27Böylece ev sahibinin köleleri gelip ona dediler: ‘Efendi, sen tarlana iyi tohum ekmedin mi? Öyleyse onda olan deliceler neredendir?’
28O da onlara, ‘Bunu düşman bir adam yapmıştır’ dedi. Ve köleler ona, ‘Öyleyse, gidip onları toplayalım, ister misin?’ dediler.
29Ama o dedi: ‘Hayır, olur ki deliceleri toplarken onlarla birlikte buğdayı da sökersiniz.
30Ekin biçme zamanına dek her ikisini bir arada büyümeye bırakın; ve biçme zamanında orakçılara diyeceğim: ‘Önce deliceleri toplayın ve onları yakmak için demetler halinde bağlayın. Ama buğdayı ambarıma toplayın.’”
31Önlerine başka bir benzetme koyup dedi: “Göklerin krallığı, bir adamın alıp tarlasına ektiği bir hardal tanesine benzer.
32O ki, gerçekten bütün tohumların en küçüğüdür; ama geliştiği zaman bitkilerden daha büyüktür ve ağaç olur; öyle ki, göğün kuşları gelip onun dallarında tünerler.”
33Onlara başka bir benzetme söyledi: “Göklerin krallığı, bir kadının alıp, tümü mayalanıncaya dek üç ölçek un içinde gizlediği mayaya benzer.”
34İsa bütün bu şeyleri kalabalığa benzetmelerle söyledi; ve benzetme kullanmadan onlara konuşmazdı.
35Öyle ki, peygamber aracılığıyla, “Ağzımı benzetmelerle açacağım; dünyanın kuruluşundan beri gizli olan şeyleri söyleyeceğim”a diyerek, söylenen söz yerine gelsin.
36O zaman İsa kalabalıkları salıverip1 eve gitti; ve öğrencileri O’na gelip, “Tarlanın deliceleri benzetmesini bize açıkla” dediler.
37O da cevap verip onlara dedi: “İyi tohumu eken İnsanoğlu’dur;
38Ve tarla dünyadır; iyi tohum ise, bunlar krallığın oğullarıdır; ama deliceler kötü olanın oğullarıdır.
39Ve onları ekmiş olan düşman, İblis’tir; ekin biçme zamanı da, çağın sona ermesidir; orakçılar da meleklerdir.
40Böylece deliceler toplanıp ateşte yakıldığı gibi, bu çağın1 sona erişinde böyle olacaktır.
41İnsanoğlu meleklerini gönderecek ve onlar, bütün tökezleri2 ve yasasızlık yapanları O’nun krallığından toplayacaklar;
42Ve onları ateş fırınına atacaklar; orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.
43O zaman salihler Babalarının krallığında güneş gibi parlayacaklardır. İşitecek kulakları olan işitsin.
44Yine göklerin krallığı tarlada saklı bir hazineye benzer; onu bir adam bulunca gizler; ve sevincinden3 gider, nesi varsa hepsini satar ve o tarlayı satın alır.
45Yine göklerin krallığı güzel inciler arayan bir tüccara benzer;
46O, değeri büyük bir inci bulunca gitti, nesi varsa hepsini sattı ve onu satın aldı.
47Yine göklerin krallığı denize atılan ve her çeşitten balığı bir araya toplayan bir ağa benzer;
48O dolunca, onu kıyıya çekip yere oturarak iyileri kaplara topladılar, ama kötüleri dışarı attılar.
49Çağın sona erişinde böyle olacaktır; melekler çıkıp kötüleri salihlerin arasından ayıracaklar;
50Ve onları ateş fırınına atacaklar; orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.”
51İsa onlara, “Bütün bu şeyleri anladınız mı?” dedi.* Onlar kendisine, “Evet, ya Rab” dediler.*
52O da onlara dedi: “Böylece, göklerin krallığında eğitilmiş olan4 her yazıcı, kendi hazinesinden yeni ve eski şeyler çıkaran ev sahibi bir adama benzer.”
53Ve öyle oldu ki, İsa bu benzetmeleri bitirince oradan ayrıldı.
54Ve kendi memleketine gelerek havralarında onlara öğretti; öyle ki, onlar hayret edip dediler: “Buna bu bilgelik ve kudret işleri nereden geliyor?
55Marangozun oğlu bu değil mi? Annesinin adı Meryem değil mi? Kardeşleri de Yakup ve Yoses ve Simun ve Yahuda değil mi?
56Ve kız kardeşleri, hepsi bizimle değiller mi? Öyleyse bütün bu şeyler buna nereden?”
57Ve O’nda tökezlendiler. Ama İsa onlara dedi: “Bir peygamber, kendi memleketinden ve evinden başka yerde onursuz değildir.”
58Ve onların imansızlıklarından ötürü orada pek çok kudretli işler yapmadı.
Bölüm 14
1O zamanda Tetrark1 Hirodes, İsa’nın ününü duydu.
2Ve hizmetçilerine dedi: “Bu, vaftizci Yuhanna’dır; ölülerden dirilmiştir ve bundan dolayı kendisinde kudretli işler işlemektedir.”
3Çünkü Hirodes, kardeşi Filippos’un karısı Herodya’dan dolayı Yuhanna’yı tutup bağlamış ve zindana koymuştu.
4Çünkü Yuhanna ona, “O kadına sahip olmak2 senin için yasal değildir” diyordu.
5Ve Hirodes onu öldürmek istediyse de kalabalıktan korktu. Çünkü onu bir peygamber olarak kabul ediyorlardı.
6Ama Hirodes’in doğum günü kutlandığında Herodya’ nın kızı ortada dans etti ve Hirodes’i hoşnut etti.
7Bunun üzerine Hirodes, her ne dilerse ona vereceğini ant ile vadetti.
8O da annesi tarafından kışkırtılmış olarak, “Bana burada bir tepsi üzerinde vaftizci Yuhanna’nın başını ver” dedi.
9Ve kral üzüldü; ama antlardan ve kendisiyle birlikte sofrada oturanlardan ötürü verilmesini emretti.3
10Ve gönderip zindanda Yuhanna’nın başını kestirdi.
11Ve onun başı bir tepsi üzerinde getirilip kıza verildi; o da onu annesine götürdü.
12Ve onun öğrencileri gelip cesedi aldılar ve onu gömdüler. Ve gelip İsa’ya haber verdiler.
13İsa da bunu duyunca, oradan bir kayıkla ıssız bir yere tek başına çekildi.
Ve kalabalıklar bunu duyunca, şehirlerden yaya olarak onu izlediler.
14Ve İsa çıkıp büyük bir kalabalık gördü ve onlara karşı merhamete geldia ve hastalarını iyileştirdi.
15Ve akşam olunca, öğrencileri O’na gelip dediler: “Yer ıssızdır ve vakit zaten geçmiştir. Kalabalıkları salıver ki, köylere gidip kendilerine yiyecek satın alsınlar.”
16Ama İsa onlara dedi: “Gitmelerine gerek yok; siz onlara yemek için birşey verin.”
17Ama onlar kendisine, “Burada beş ekmekle iki balıktan başka bir şeyimiz yok” dediler.
18O da, “Onları buraya bana getirin” dedi.
19Ve kalabalıklara, otların üzerine oturmalarını emrederek beş ekmek ile iki balığı aldı ve göğe bakıp bereketledi; ve ekmekleri parçalayıp öğrencilere verdi, öğrenciler de kalabalıklara...
20Hepsi de yiyip doydular; ve parçaların arta kalanını, on iki küfe dolusu olarak kaldırdılar.
21Ve yiyenler, kadınlar ve çocuklardan başka yaklaşık beş bin erkekti.
22Ve İsa hemen öğrencilerini kayığa binmeye ve kalabalıkları salıverinceye dek kendisinden önce karşı yakaya1 geçmeye zorladı.
23Ve kalabalıkları salıverince, kendisi dua etmek için tek başına dağa çıktı; ve akşam olduğunda orada yalnızdı.
24Ama kayık henüz denizin ortasında olup dalgalarla çalkalanıyordu; çünkü rüzgâr ters yönde idi.
25Ve gecenin dördüncü nöbetinde, İsa denizin üzerinde yürüyerek onlara gitti.
26Ve öğrenciler O’nun deniz üzerinde yürüdüğünü görünce, “Bu bir hayalettir” diyerek huzursuz2 oldular; ve korkudan bağırdılar.
27Ama İsa hemen, “Cesur olun, benim, korkmayın” diyerek onlara seslendi.
28Ve Petrus O’na cevap verip dedi: “Ya Rab, eğer sen isen, sular üzerinde sana gelmem için bana emret.”
29O da, “Gel” dedi. Ve Petrus kayıktan inip İsa’ya gitmek için suların üzerinde yürüdü.
30Ama rüzgârın güçlü olduğunu görünce korktu; ve batmaya başlayarak, “Ya Rab, beni kurtar” diye bağırdı.
31İsa da hemen elini uzatıp onu tuttu ve kendisine, “Ey sen imanı az olan, neden şüphe ettin?” dedi.
32Ve onlar kayığa binince rüzgâr dindi.
33Ve kayıkta olanlar gelip, “Gerçekten sen Tanrı’nın Oğlusun” diyerek O’na tapındılar.
34Ve karşıya geçip Genesaret diyarına geldiler.
35Ve o yerin adamları O’nu tanıyınca, etraftaki bütün o yöreye gönderdiler1 ve hasta olanların hepsini O’na getirdiler;
36Ve yalnız giysisinin eteğine dokunsunlar diye O’na yalvardılar; dokunanların hepsi de tamamen iyileşti.
Bölüm 15
1O zaman Yeruşalem’den olan yazıcılar ve Ferisiler İsa’ya gelip dediler:
2“Senin öğrencilerin neden ihtiyarların geleneğini bozuyorlar? Çünkü onlar ekmek yedikleri zaman ellerini yıkamıyorlar.”
3Ama O cevap verip onlara dedi: “Neden siz de kendi geleneğinizden dolayı Tanrı’nın emrini bozuyorsunuz?a
4Çünkü Tanrı emredip dedi: ‘Babana ve annene saygı göster’ ve ‘Babaya ya da anneye söven öldürülsün.’2
5Ama siz diyorsunuz: Her kim babasına ya da annesine, ‘Benim aracılığımla yararlanabileceğin ne varsa Tanrı’ya armağandır’ derse,
6Babasına ya da annesine asla saygı göstermeyecektir; ve siz geleneğinizden dolayı Tanrı’nın emrini geçersiz kıldınız.
7Ey ikiyüzlüler! Yeşaya sizin hakkınızda şöyle diyerek iyi peygamberlik etmiştir:
8‘Bu halk ağızlarıyla bana yaklaşır ve dudaklarıyla bana saygı gösterir; ama onların yüreği benden uzaktır.
9Ve öğretişler olarak insan emirlerini öğretip boş yere bana tapınıyorlar.’”a
10Ve kalabalığı yanına çağırıp onlara dedi: “İşitin ve anlayın;
11İnsanı kirleten, ağza giren şey değildir; ama ağızdan çıkan, o1 insanı kirletir.”
12O zaman öğrenciler yaklaşıp O’na dediler: “Biliyor musun ki, Ferisiler bu sözü işitince gücendiler?”
13Ama O cevap verip dedi: “Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.
14Bırakın onları; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. Ve eğer kör köre kılavuzluk ederse, her ikisi de çukura düşer.”
15Ve Petrus cevap verip O’na, “Bu benzetmeyi bize açıkla” dedi.
16Ama İsa dedi: “Siz de mi hâlâ anlayışsızsınız?
17Hâlâ anlamıyor musunuz ki, ağza giren herşey karına gider ve ayak yoluna atılır?
18Ama ağızdan çıkan şeyler yürekten gelir ve onlar insanı kirletir.
19Çünkü kötü düşünceler, cinayetler, zinalar, fuhuşlar, hırsızlıklar, yalan tanıklıklar, küfürler yürekten çıkar.
20İnsanı kirleten bu şeylerdir; ama yıkanmamış ellerle yemek yemek insanı kirletmez.”
21Ve İsa oradan çıkıp Sur ve Sayda taraflarına çekildi.
22Ve işte, o sınırlardan Kenanlı bir kadın çıkıp O’na feryat ederek dedi: “Bana acı ya Rab, ey Davut oğlu! Kızım perişan bir hâlde cine tutsaktır.”
23Ama kendisi ona bir söz cevap vermedi. Ve öğrencileri gelip, “Onu uzaklaştır, çünkü ardımızdan bağırıyor” diyerek O’na yalvardılar.
24Ama O cevap verip dedi: “Ben İsrail evinin kaybolmuş koyunlarından başkasına gönderilmedim.”
25Ama kadın gelip, “Ya Rab, bana yardım et” diyerek O’na tapındı.
26Ama O cevap verip, “Çocukların ekmeğini alıp köpeklere atmak iyi değildir” dedi.
27Kadın da, “Evet, ya Rab, çünkü köpekler bile efendilerinin sofrasından düşen kırıntılardan yerler” dedi.
28O zaman İsa cevap verip ona dedi: “Ey kadın, imanın büyüktür! Sana istediğin gibi olsun.” Ve onun kızı o saatten sonra iyileşti.
29Ve İsa oradan ayrıldı, Galile denizi yakınına geldi; ve dağa çıkıp orada oturdu.
30Ve O’na büyük kalabalıklar, beraberlerinde topallar, körler, dilsizler, sakatlar ve daha bir çokları olarak geldiler; ve onları İsa’nın ayakları dibine bıraktılar;1 O da onları iyileştirdi.
31Öyle ki kalabalıklar, dilsizleri konuşur, sakatları sağlam, topalları yürür ve körleri görür durumda görünce şaştılar; ve İsrail’in Tanrısını yücelttiler.
32Ve İsa öğrencilerini yanına çağırıp dedi: “Kalabalığa acıyorum,2 çünkü şimdi üç gündür benimle birlikte kaldılar ve yiyecek bir şeyleri yok; ve onları aç göndermek istemiyorum, olmaya ki yolda bayılsınlar.”
33Öğrencileri de O’na dediler:* “Çölde bu kadar büyük kalabalığı doyuracak o kadar ekmeğimiz nereden olsun?”
34Ve İsa onlara, “Kaç ekmeğiniz var?” dedi.* Onlar da, “Yedi ve birkaç küçük balık var” dediler.
35O da kalabalığa, yere oturmalarını emretti.
36Ve yedi ekmekle balıkları aldı, teşekkür sunup parçaladı ve öğrencilere verdi; öğrenciler de kalabalığa...
37Ve hepsi yiyip doydular; ve parçaların arta kalanını yedi küfe dolusu olarak kaldırdılar.
38Yiyenler de, kadınlar ve çocuklardan başka dört bin erkekti.
39Ve O, kalabalıkları salıverip kayığa bindi ve Magdala sınırlarına geldi.
Bölüm 16
1Ferisiler ve Sadukiler gelip, O’nu deneyerek kendilerine gökten bir belirti göstermesini istediler.
2Ama O cevap verip onlara dedi: “Akşam olunca siz, ‘Hava güzel olacak, çünkü gökyüzü kızıldır’ dersiniz.
3Sabahleyin de, ‘Hava bugün fırtınalı olacak; çünkü gökyüzü kızıl ve kararmış’ dersiniz. Ey ikiyüzlüler! Gökyüzünü nasıl ayırt etmesini gerçekten biliyorsunuz; ama zamanların belirtilerini ayırt edemiyorsunuz!
4Kötü ve zina işleyici kuşak bir belirti arar! Ve ona Yunus peygamberin belirtisinden başka bir belirti verilmeyecektir.” Ve onları bırakıp gitti.
5Ve öğrencileri öbür yakaya geldiklerinde ekmek almayı unutmuşlardı.
6Ve İsa onlara, “Dikkat edin ve Ferisilerle Sadukilerin mayasından sakının” dedi.
7Onlar da, “Ekmek almadık” diyerek kendi aralarında tartışıyorlardı.1
8İsa da bunu bilerek dedi: “Ey imanı az olanlar! Ekmek almadığınızdan dolayı neden aranızda tartışıyorsunuz?
9Beş bin kişinin beş ekmeğini ve kaç tane elküfesi kaldırdığınızı hâlâ anlamıyor ve hatırlamıyor musunuz?
10Ya da dört bin kişinin yedi ekmeğini ve kaç tane küfe kaldırdığınızı...?2
11Size, Ferisilerle Sadukiler mayasından sakınmak için konuştuğumu, ekmekle ilgili konuşmadığımı nasıl oluyor da anlamıyorsunuz?”
12O zaman onlar, ekmek mayasından değil, ama Ferisilerle Sadukiler’in öğretişinden sakınmayı söylediğini anladılar.
13Ve İsa Filippi Kayseriyesi taraflarına geldiğinde kendi öğrencilerine, “İnsanlar benim, yani İnsanoğlu’nun, kim olduğunu söylüyorlar” diye sordu.
14Ve onlar dediler: “Bazıları Vaftizci Yuhanna, başkaları İlya ve başkaları Yeremya, ya da peygamberlerden biri diyorlar.”
15O da onlara, “Ya siz, ben kimim dersiniz?” dedi.*
16Simun Petrus da cevap verip, “Sen Mesih’sin, yaşayan Tanrı’nın Oğlu’sun” dedi.
17Ve İsa cevap verip ona dedi: “Mutlusun, ey Simun Baryona; çünkü bunu sana et ve kan değil, ama göklerdeki Babam açtı.
18Ve ben de sana derim ki, sen Petrus’sun1 ve ben kilise topluluğumu bu kayanın üzerine bina edeceğim; ve ölüler diyarının kapıları ona galip gelmeyecektir.
19Ve göklerin krallığının anahtarlarını sana vereceğim; ve yeryüzünde her ne bağlarsan, göklerde bağlanmış olacak ve yeryüzünde her ne çözersen, göklerde çözülmüş olacak.”
20O andan kendisinin Mesih2 olduğunu kimseye söylemesinler diye öğrencilerini uyardı.3
21O andan sonra İsa, kendisinin Yeruşalem’e gitmesi ve ihtiyarlardan, başkâhinlerle yazıcılardan çok şeyler çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine göstermeye başladı.
22Ve Petrus O’nu bir yana alıp, “Tanrı sana lütufkâr olsun4 Rab; bu sana asla olmayacak!” diyerek O’nu azarlamaya başladı.
23Ama O dönüp Petrus’a dedi: “Arkama çekil, Şeytan! Sen bana bir tökezsin. Çünkü sen Tanrı şeylerini değil, ama insan şeylerini düşünüyorsun.”
24O zaman İsa öğrencilerine dedi: “Eğer bir kimse ardımdan gelmek isterse, kendisini inkâr etsin ve çarmıhını yüklenip beni izlesin.
25Çünkü her kim hayatınıa kurtarmak istiyorsa, onu kaybedecektir; ama kim benim uğruma hayatını kaybederse, onu bulacaktır.
26Çünkü eğer insan, bütün dünyayı kazanıp da canını kaybederse ne yararı5 olur? Ya da insan kendi canına karşılık ne verir?
27Çünkü İnsanoğlu Babasının yüceliğinde, melekleriyle birlikte gelmek üzeredir; ve o zaman herkese kendi işine göre karşılık verecektir.
28Doğrusu size derim, burada duranlardan bazıları var ki, onlar İnsanoğlu’nun kendi krallığında geldiğini görünceye dek ölümü asla tatmayacaklardır.”
Bölüm 17
1Ve altı gün sonra İsa Petrus’u, Yakub’u ve onun kardeşi Yuhanna’yı yanına aldı* ve onları ayrı olarak yüksek bir dağa götürdü.*
2Ve onların önünde görünümü değişti; ve yüzü güneş gibi parladı, giysileri de ışık gibi beyaz oldu.
3Ve işte, onlara Musa ile İlya göründü; O’nunla konuşuyorlardı.
4Ve Petrus cevap verip İsa’ya dedi: “Ya Rab, bizim için burada bulunmamız iyidir. Eğer istersen, burada biri sana, biri Musa’ya ve biri İlya’ya, üç çardak kuralım.”
5O daha konuşmaktayken işte, parlak bir bulut onlara gölge saldı; ve işte, buluttan bir ses, “Kendisinden iyice hoşnut olduğum sevgili Oğlum budur; O’nu dinleyin!”a dedi.
6Ve öğrenciler bunu işitince yüz üstü düştüler ve pekçok korktular.
7İsa da gelip onlara dokunarak, “Kalkın, korkmayın” dedi.
8Onlar gözlerini kaldırdıklarında yalnız İsa’dan başka kimseyi görmediler.
9Ve dağdan inerlerken İsa, “İnsanoğlu ölüler arasından dirilinceye dek görüntüyü1 kimseye söylemeyin” diyerek onlara emretti.
10Ve öğrencileri O’na sorup dediler: “Öyleyse neden yazıcılar, önce İlya’nın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?”
11İsa da cevap verip onlara dedi: “İlya gerçekten önce gelir ve herşeyi yeniden düzene koyar.
12Ama ben size derim ki, İlya zaten gelmiştir ve onu
tanımadılar; ama her ne istedilerse ona yaptılar. Aynı şekilde İnsanoğlu da onlardan elem çekmek üzeredir.”
13O zaman öğrenciler O’nun kendilerine Vaftizci Yuhanna’ dan söz ettiğini anladılar.
14Ve kalabalığa vardıklarında O’na bir adam gelip O’nun önünde diz çökerek, dedi:
15“Ya Rab oğluma merhamet et, çünkü o saralıdır ve feci şekilde elem çekiyor. Çünkü sık sık ateşe ve çok defalar suya düşüyor.
16Ve onu senin öğrencilerine getirdim ve onu iyileştiremediler.”
17Ve İsa cevap verip dedi: “Ey imansız ve sapmış kuşak, ne zamana kadar sizinle birlikte olacağım? Ne zamana kadar size katlanacağım? Onu buraya bana getirin.”
18Ve İsa onu azarladı, cin de ondan çıktı ve çocuk o saatten sonra iyileşti.
19O zaman öğrenciler tek başlarına İsa’ya gelip dediler: “Neden biz onu kovamadık?”
20İsa onlara dedi: “İmansızlığınızdan1 dolayı. Çünkü doğrusu size derim, eğer bir hardal tanesi kadar imanınız olsa, şu dağa, ‘Buradan oraya taşın’2 diyeceksiniz ve taşınmış olacak; ve size hiçbir şey imkânsız olmayacak.
21Ama bu tür, dua ve oruçtan başka yolla çıkmaz.”
22Ve Galile’de kalırlarken İsa onlara dedi: “İnsanoğlu, insanların ellerine teslim edilmek üzeredir.
23Ve O’nu öldürecekler ve üçüncü gün dirilecek.” Onlar da gayet çok kederlendiler.
24Ve Kefernahum’a geldiklerinde iki parayı3 alanlar Petrus’a gelip, “Öğretmeniniz iki parayı ödemiyor mu?” dediler.
25O, “Evet öder” dedi. Ve eve gelince, ondan önce İsa dedi: “Sen ne düşünürsün, ey Simun? Dünya kralları gümrük ya da vergiyi kimden alırlar? Kendi oğullarından mı, yoksa yabancılardan mı?”
26Petrus O’na, “Yabancılardan” dedi;* İsa ona dedi: “O hâlde oğullar serbesttir.
27Ama onların tökezlemelerine neden olmayalım diye, denize gidip olta at ve çıkan ilk balığı al; ve onun ağzını açınca, bir gümüş para bulacaksın. Onu alıp benim ve kendin için onlara ver.”
Bölüm 18
1O saatte öğrenciler İsa’ya gelip dediler: “O zaman göklerin krallığında en büyük kimdir?”
2İsa da yanına bir küçük çocuk çağırıp onu onların ortasında durdurdu;
3Ve dedi: “Doğrusu size derim, siz dönmezseniz ve küçük çocuklar gibi olmazsanız, göklerin krallığına asla girmeyeceksiniz.
4Bundan dolayı kim kendini bu küçük çocuk gibi alçaltırsa, göklerin krallığında en büyük odur.
5Ve her kim böyle bir küçük çocuğu benim adıma kabul ederse, beni kabul eder.
6Ama her kim, bana iman eden bu küçüklerden birinin tökezlemesine neden olursa, boynuna büyük bir değirmen1 taşı asılıp denizin derinliğine batması kendisi için daha iyidir.
7Tökezlerden ötürü vay dünyaya! Çünkü tökezlerin gelmesi zorunludur. Ama vay o adama ki, onun aracılığıyla tökez gelir!a
8Ve eğer elin ya da ayağın tökezlemene neden oluyorsa, onları kes ve kendinden at; senin için, topal ya da çolak olarak hayata girmek, iki el ya da iki ayak sahibi olarak sonsuz ateşe atılmaktan iyidir.
9Ve eğer gözün tökezlemene neden oluyorsa, onu çıkar ve kendinden at; senin için, tek gözlü hayata girmek, iki göz sahibi olarak cehennem ateşine atılmaktan iyidir.
10Bu küçüklerden birini hor görmekten sakının. Çünkü size derim ki, göklerde onların melekleri, göklerde olan Babamın yüzüne sürekli bakarlar.
11Çünkü İnsanoğlu kaybolmuş olanı kurtarmağa geldi.
12Ne düşünüyorsunuz? Bir adamın yüz koyunu olsa ve onlardan biri yoldan sapsa, doksan dokuzunu bırakıp dağlara gitmez ve yoldan sapanı aramaz mı?
13Ve eğer onu bulacak olursa, doğrusu size derim ki, yoldan sapmayan doksan dokuz için sevindiğinden daha çok onun için sevinir.
14Böylece bu küçüklerden birinin mahvolması göklerdeki Babanızın isteği değildir.
15Ve eğer kardeşin sana karşı günah işlerse, git yalnız onunla senin aranda kabahatini kendisine göster. Eğer seni dinlerse kardeşini kazandın.
16Ama eğer seni dinlemezse, yanına bir ya da iki kişi daha al ki, iki ya da üç tanığın ağzıyla her söz sabit dursun.
17Ve eğer onları dinlemek istemezse, kilise topluluğuna söyle; ve eğer kilise topluluğunu da dinlemek istemezse, o sana putperest ve vergi toplayıcısı biri gibi olsun.
18Doğrusu size derim, yeryüzünde her ne bağlarsanız, gökte bağlanmış olacak ve yeryüzünde her ne çözerseniz, gökte çözülmüş olacak.
19Yine size derim ki, eğer yer üzerinde sizden iki kişi, dileyecekleri herhangi bir şey için anlaşırlarsa, göklerdeki Babam tarafından onlar için yerine getirilecektir.
20Çünkü nerede iki ya da üç kişi benim adıma1 biraraya toplanırlarsa, ben orada onların ortasındayım.”
21O zaman Petrus O’na gelip dedi: “Ya Rab, kardeşim bana karşı kaç kez günah işlerse ben onu bağışlayayım? Yedi kereye kadar mı?”
22İsa ona dedi: “Sana yedi kereye kadar değil, ama yetmiş kere yedi kereye kadar diyorum.
23Bunun için göklerin krallığı, köleleriyle hesaplaşmak isteyen kral olan bir adama benzetilmiştir.
24Ve hesap görmeye başladığında kendisine on bin talanta borçlu biri getirildi.
25Ama onun ödeyecek bir şeyi olmadığından, efendisi onun, karısının, çocuklarının ve nesi varsa hepsinin satılmasını ve ödemenin yapılmasını emretti.
26Bunun üzerine köle, yere kapanıp ona eğilerek dedi: ‘Efendi, bana karşı sabırlı ol ve sana hepsini ödeyeceğim.’
27Ve o kölenin efendisi acımayla dolaraka onu salıverdi ve kendisine borcunu bağışladı.
28Ama o köle dışarı çıkıp kendisine yüz dinarb borçlu olan köle arkadaşlarından birini buldu. Ve onu yakalayıp, ‘Bana borcunu öde’ diyerek boğazından tuttu.
29Böylece köle arkadaşı, ayakları dibine kapanıp ona, ‘Bana karşı sabırlı ol ve sana hepsini ödeyeceğim’ diyerek yalvardı.
30Ve o istemedi; ama gitti, borcunu ödeyinceye dek onu zindana attı.
31Böylece onun köle arkadaşları, olmuş olan şeyleri görünce gayet çok üzüldüler ve gelip efendilerine bütün olanları anlattılar.
32O zaman efendisi onu çağırıp kendisine dedi: ‘Ey kötü köle! Bana yalvardığın için, bütün o borcu sana bağışladım;
33Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?’
34Ve efendisi öfkelenip, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkence edicilere teslim etti.
35Eğer her biriniz kardeşine suçlarını yüreklerinizden bağışlamazsanız, göksel Babam da size öyle yapacaktır.”
Bölüm 19
1Ve öyle oldu ki, İsa bu sözleri bitirince Galile’den ayrılıp, Ürdün ırmağı ötesindeki Yahudiye sınırlarına geldi.
2Ve büyük kalabalıklar O’nun ardından gitti; ve onları orada iyileştirdi.
3Ve Ferisiler O’na geldiler; O’nu deneyerek kendisine dediler: “Herhangi bir nedenle adam için karısını boşaması yasal mıdır?”
4Ama O cevap verip onlara dedi: “Başlangıçtan yaratan, onları erkek ve dişi yaptığını,
5Ve ‘Bu nedenle adam babayı ve anneyi bırakacak ve karısına yapışacaktır ve ikisi tek bir beden° olacaktır’a dediğini okumadınız mı?
6Öyle ki, onlar artık iki değil, ama bir bedendirler. Onun için Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmasın.”
7Onlar kendisine dediler: “Öyleyse Musa neden bir boşanma kâğıdı vermeyi ve kadını boşamayı emretti?”b
8İsa onlara dedi:* “Musa, yüreklerinizin katılığından ötürü karılarınızı boşamanıza izin verdi. Ama başlangıçtan böyle değildi.
9Ve ben size derim ki, her kim zinadan ötürü olmayıp da karısını boşar ve başkasıyla evlenirse, zina eder; ve boşanmış kadınla evlenen zina eder.”
10Öğrencileri O’na, “Eğer erkeğin karısıyla durumu böyle ise, evlenmek iyi değil” dediler.
11Ama İsa onlara dedi: “Herkes bu sözü kabul edemez, sadece kendilerine verilmiş olanlar edebilir.
12Çünkü hadımlar var ki, onlar ana rahminden böyle doğmuşlar; ve insanlar tarafından hadım edilmiş hadımlar vardır; ve göklerin krallığı uğruna kendilerini hadım edenler vardır. Bunu kabul edebilen kabul etsin.”
13O zaman üzerlerine ellerini koysun ve dua etsin diye O’na küçük çocuklar getirildi. Ve öğrenciler onları azarladılar.
14Ama İsa dedi: “Küçük çocukları bırakın ve bana gelmelerine engel olmayın; çünkü göklerin krallığı böylelerindir.”
15Ve ellerini onların üzerine koydu, oradan ayrıldı.
16Ve işte, biri gelip O’na, “Ey iyi Öğretmen sonsuz hayata sahip olmam için ne iyi şey yapayım?” dedi.
17Ve İsa ona dedi: “Acaba neden bana iyi diyorsun? Birden yani Tanrı’dan başka hiç kimse iyi değil.1 Ama eğer sen hayata girmek istiyorsan emirleri tut.”
18O’na, “Hangilerini” dedi.* İsa da, “Adam öldürmeyeceksin, zina etmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan tanıklık etmeyeceksin;
19Babana ve annene saygı göstereceksin ve Komşunu kendin gibi seveceksin”a dedi.
20Genç adam O’na, “Bütün bu şeyleri gençliğimden beri tuttum, daha ne eksiğim var?” dedi.*
21İsa ona dedi: “Eğer mükemmel olmak istiyorsan, git neyin varsa sat ve fakirlere ver ve göklerde hazinen olacaktır; ve gel, beni izle.”
22Ama genç adam bu sözü işitince üzüntülü gitti; çünkü çok malı vardı.
23Ve İsa öğrencilerine dedi: “Doğrusu size derim ki, zengin adam göklerin krallığına güçlükle girecektir.
24Ve yine size derim, bir devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin adamın Tanrı’nın krallığına girmesinden daha kolaydır.”
25Ve öğrenciler bunu işitince, “Öyleyse kim kurtulabilir?” diyerek pekçok şaştılar.
26Ama İsa kendilerine bakıp dedi: “İnsanlar katındaa bu imkânsızdır; ama Tanrı ile herşey mümkündür.”
27O zaman Petrus cevap verip O’na dedi: “İşte biz herşeyi bıraktık ve senin ardından geldik. O hâlde bizim neyimiz olacak?”1
28İsa da onlara dedi: “Doğrusu size derim ki, yenilenmede, İnsanoğlu kendi yüceliğinin tahtı üzerine oturduğunda, siz ki ardımdan gelenlersiniz, sizler de İsrail’in on iki kabilesine hükmederek on iki taht üzerinde oturacaksınız.
29Ve benim adım uğruna evler, ya da kardeşler, ya da kızkardeşler, ya da baba, ya da anne, ya da karı, ya da çocuklar, ya da tarlalar bırakmış olan herkes, yüz katını alacak ve sonsuz hayatı miras alacaktır.
30Ama birçok birinciler sonuncular ve sonuncular birinciler olacaklardır.”
Bölüm 20
1“Çünkü göklerin krallığı, bağına işçiler tutmak için sabah erkenden dışarı çıkan bir ev sahibi adama benzer.
2Ve işçilerle gündeliği bir dinara anlaşıp onları bağına gönderdi.
3Ve saat üç1 sıralarında çıkıp çarşı yerinde boş duran başkalarını gördü.
4Ve onlara, ‘Siz de bağa gidin ve hak olan ne ise, size onu veririm’ dedi. Onlar da gittiler.
5Saat altı ve dokuz sıralarında yine çıkıp aynı şekilde yaptı.
6Ve saat on bir sıralarında çıkıp boş duran başkalarını buldu ve onlara, ‘Neden bütün gün burada boş duruyorsunuz?’ dedi.*
7Onlar kendisine, ‘Çünkü bizi kimse işe tutmadı’ dediler. Onlara, ‘Siz de bağa gidin ve hak olan ne ise, alacaksınız’ dedi.
8Akşam olunca, bağın sahibi kendi kâhyasına dedi:* ‘İşçileri çağır ve sonunculardan başlayarak birincilere kadar onlara ücretlerini ver.’
9Ve saat on bir sıralarında ücretli tutulanlar geldikleri zaman her biri birer dinara aldı.
10Ve birinciler geldiklerinde daha fazla alacaklarını sandılar; ve onlar da her biri birer dinar aldılar.
11Ve ücretlerini aldıklarında ev sahibine karşı söylenerek dediler:
12‘Bu sonuncular bir saat çalıştılar ve sen onları günün yükünü ve sıcağını taşıyan bizlerle eşit tuttun.’
13Ama o cevap verip onlardan birine dedi: ‘Arkadaş, sana haksızlık etmiyorum; sen benimle bir dinara anlaşmadın mı?
14Kendininkini al ve git. Ama ben bu sonuncuya da sana verdiğim gibi vermek istiyorum.
15Kendimin olanla istediğim gibi yapmak bana yasal değil mi? Yoksa ben iyi olduğum için mi, kötü gözle bakıyorsun?2
16Böylece sonuncular birinci ve birinciler sonuncu olacaklar. Çünkü çağırılanlar çoktur, ama seçilenler az.”
17Ve İsa Yeruşalem’e çıkarken, yolda on iki öğrenciyi bir yana alıp onlara dedi:
18“İşte Yeruşalem’e çıkıyoruz ve İnsanoğlu başkâhinlerin ve yazıcıların eline verilecek, onlar da onu ölüme mahkûm edecekler.
19Ve O’nunla alay etmeleri ve kamçılamaları ve çarmıha germeleri için O’nu uluslara teslim edecekler; ve üçüncü gün dirilecektir.”1
20O zaman Zebedi oğullarının annesi, O’na tapınarak ve O’ndan bir şey dileyerek oğullarıyla birlikte kendisine geldi.
21O da ona, “Ne istiyorsun?” dedi. Kadın O’na dedi:* “Senin krallığında benim bu iki oğlum, biri sağında biri de solunda otursun diye emret.”2
22Ama İsa cevap verip dedi: “Siz ne dilediğinizi bilmiyorsunuz. Benim içmek üzere olduğum kâseyi3 içebilir misiniz? Ve vaftiz olunduğum vaftizle vaftiz olabilir misiniz?” Onlar kendisine, “Edebiliriz” dediler.*
23O da onlara dedi:* “Benim kâsemi gerçekten içeceksiniz; ve vaftiz olunduğum vaftizle vaftiz olacaksınız; ama sağımda ve solumda oturmayı vermek bana ait değildir; ama Babam tarafından kendilerine hazırlanmış olanlara verilecektir.”
24Ve on öğrenci bunu işitince iki kardeşe öfkelendiler.
25Ama İsa onları yanına çağırıp dedi: “Bilirsiniz ki ulusların yöneticileri, onların üzerine egemenlik sürerler; ve büyük olanlar, onların üzerine yetki kullanırlar.
26Oysa sizin aranızda böyle olmayacaktır. Ama aranızda kim büyük olmak isterse, hizmetçiniz olsun.
27Ve aranızda kim birinci olmak isterse, kulunuz olsun.
28Nasıl ki İnsanoğlu hizmet edilmeye değil, ama hizmet etmeye ve kendi canını4 birçokları için fidye olarak vermeye geldi.”
29Ve onlar Eriha’dan çıkarlarken büyük bir kalabalık O’nun ardından gitti.
30Ve işte, yol kenarında oturan iki kör adam, İsa’nın yakından geçmekte olduğunu duyunca, “Ya Rab, bize merhamet et,1 ey Davut oğlu!” diyerek bağırdılar.
31Ve kalabalık, sussunlar diye onları azarladı. Ama onlar, “Ya Rab, bize merhamet et, ey Davut oğlu!” diyerek daha çok bağırdılar.
32İsa da durup onları çağırdı; ve, “Size ne yapmamı istiyorsunuz?” dedi.
33Onlar kendisine, “Ya Rab, gözlerimiz açılsın” dediler.
34İsa da acımayla dolaraka onların gözlerine dokundu; ve hemen gözleri gördü ve O’nun ardından gittiler.
Bölüm 21
1Ve onlar Yeruşalem’e yaklaşıp Beytfaci’ye, zeytinlik dağına geldiklerinde, o zaman İsa iki öğrenci gönderdi;
2Onlara dedi: “Karşınızdaki köye gidin ve hemen bağlı bir eşekle beraberinde bir sıpa bulacaksınız. Onları çözüp bana getirin.
3Ve eğer bir kimse size birşey söylerse, ‘Rab’bin bunlara ihtiyacı var’ dersiniz ve onları hemen gönderecektir.”
4Ama bütün bunlar oldu ki, peygamber aracılığıyla söylenen şu söz yerine gelsin:
5“Sion kızına deyin: ‘İşte Kralın sana geliyor, alçak gönüllü ve bir eşek üzerine, evet eşek yavrusu sıpa üzerine binmiş olarak...’”b
6Ve öğrenciler gidip İsa’nın kendilerine emrettiği gibi yaptılar.
7Eşekle sıpayı getirdiler ve üzerlerine kendi giysilerini koydular ve onların üzerine bindi.
8Ve çok büyük kalabalık,2 giysilerini yolun üzerine serdiler; başkaları da ağaçlardan dallar kesiyor ve yola seriyorlardı.
9Ve önden giden ve arkadan gelen kalabalıklar bağırarak diyorlardı: “Davut Oğluna Hosanna!3 Rab’bin adıyla gelen kutludur!4 En yücelerde Hosanna!”
10Ve İsa Yeruşalem’e girdiğinde bütün şehir, “Bu kimdir?” diyerek çalkalandı.
11Ve kalabalıklar, “Bu, Galile’nin Nasıra şehrinden İsa peygamberdir” dediler.
12Ve İsa, Tanrı’nın tapınağına girdi ve tapınakta alış veriş edenlerin hepsini dışarı attı; para değiştirenlerin masalarını ve güvercin satanların iskemlelerini devirdi.
13Ve onlara dedi:* “‘Benim evime dua evi denecek’a diye yazılıdır. Ama siz onu haydutların ini yaptınız.”
14Ve tapınakta kendisine körler ve topallar geldiler; O da onları iyileştirdi.
15Ama başkâhinlerle yazıcılar, O’nun yaptığı harikaları ve tapınakta, “Hosanna Davut Oğluna!” diyerek bağıran çocukları görünce öfkelendiler;
16Ve O’na, “Bunların ne söylediğini duyuyor musun?” dediler. İsa da onlara dedi:* “Evet; siz, ‘Bebeklerin ve emziklilerin ağzından övgü tamamladın’b sözünü hiç okumadınız mı?”
17Ve onları bırakıp şehirden dışarı, Beytanya’ya çıktı; ve orada konakladı.
18Şimdi O, sabahleyin şehre dönerken acıktı.
19Ve yol kenarında bir incir ağacı görüp ona geldi; ve yalnız yapraktan başka onda bir şey bulmadı; ve ona, “Sonsuza dek artık senin meyven olmasın” dedi. Ve incir ağacı hemen kurudu.
20Öğrenciler de bunu görünce, “İncir ağacı hemen nasıl kurudu?” diyerek şaştılar.
21İsa cevap verip onlara dedi: “Doğrusu size derim, eğer imanınız varsa ve şüphe etmezseniz, yalnız incir ağacına olanı yapacak değilsiniz; ama şu dağa, ‘Alınıp denize atıl’ bile derseniz, olacaktır.
22Ve iman ederek duada her ne dilerseniz, hepsini alacaksınız.”
23Ve İsa tapınağa geldiğinde, öğretmekteyken başkâhinler ve halkın ihtiyarları O’na gelip dediler:
“Hangi yetkiyle bu şeyleri yapıyorsun; ve bu yetkiyi sana kim verdi?”
24İsa da cevap verip onlara dedi: “Ben de size bir şey soracağım; eğer onu bana söylerseniz, ben de size bu şeyleri hangi yetkiyle yaptığımı söyleyeceğim.
25Yuhanna’nın vaftizi neredendi? Gökten mi, yoksa insanlardan mı?” Onlar da kendi aralarında tartışarak dediler: “Eğer ‘gökten’ dersek, O bize, ‘Öyleyse neden ona inanmadınız?’ diyecek;
26Ve eğer ‘İnsanlardan’ dersek, halktan korkarız; çünkü hepsi Yuhanna’yı bir peygamber olarak tutuyor.”1
27Ve İsa’ya cevap verip, “Bilmiyoruz” dediler. O da onlara, “Ben de2 size bu şeyleri hangi yetkiyle yaptığımı söylemem” dedi.
28“Ama ne düşünürsünüz? Bir adamın iki çocuğu vardı. Birincisine gelip, ‘Oğul, git bugün bağımda çalış’ dedi.
29O da cevap verip, ‘İstemem’ dedi. Ama sonradan pişman olup gitti.
30Ve gelip ikincisine aynı şekilde dedi. O da cevap verip, ‘Ben giderim efendim’ dedi ve gitmedi.
31İkisinden hangisi babanın isteğini yapmış oldu?” Onlar O’na, “Birincisi” dediler. İsa onlara dedi:* “Doğrusu size derim ki, vergi toplayıcıları ve fahişeler Tanrı’nın krallığına sizden önce giriyorlar.
32Çünkü Yuhanna size salâh yolunda geldi ve ona inanmadınız; ama vergi toplayıcıları ve fahişeler ona inandılar. Ve siz bunu gördüğünüz zaman, ona inanmak için sonradan pişman olmadınız.”
33“Başka bir benzetme dinleyin: Bir bağ diken ev sahibi bir adam vardı. Ve etrafına çit çevirdi; içine de bir üzüm sıkma çukuru kazdı ve bir kule yaptı ve onu bağcılara kiralayıp ülkeden ayrıldı.
34Ve meyve zamanı yaklaşınca, onun meyvelerini almak için kölelerini bağcılara gönderdi.
35Bağcılar da onun kölelerini yakalayıp birini dövdüler, öbürünü öldürdüler ve diğerini taşladılar.
36O, yine öncekilerden daha çok sayıda başka köleler gönderdi. Bağcılar onlara da aynı şekilde yaptılar.
37Ve sonunda, ‘Oğluma saygı gösterirler’ diyerek onlara oğlunu gönderdi.
38Ama bağcılar oğlu görünce kendi aralarında, ‘Mirasçı budur; gelin onu öldürelim ve mirasına sahip olalım’ dediler.
39Ve onu yakalayıp bağdan dışarı attılar ve öldürdüler.
40Onun için, bağın sahibi geldiği zaman bu bağcılara ne yapacak?”
41Onlar kendisine dediler: “Bu kötü adamları feci şekilde yok edecek ve bağı, meyvesini mevsiminde kendisine verecek olan başka bağcılara kiralayacaktır.”
42İsa onlara dedi:* “‘Yapıcıların reddettikleri taş, köşenin başı oldu; bu Rab’den idi. Ve gözlerimizde şaşılacak şeydir!’a diye siz Kutsal Yazılarda hiç okumadınız mı?
43Bundan dolayı size derim ki, Tanrı’nın krallığı sizden alınacak ve onun meyvesini verecek bir ulusa verilecektir.
44Ve bu taşın üzerine düşen parçalanacak; O da kimin üzerine düşerse onu ezip toz edecektir.”
45Ve başkâhinlerle Ferisiler, O’nun benzetmelerini duyunca kendileri hakkında konuştuğunu anladılar.
46Ve O’nu tutmak istedilerse de kalabalıklardan korktular. Çünkü O’nu peygamber olarak tutuyorlardı.b
Bölüm 22
1Ve İsa cevap vererek onlara yine benzetmelerle konuşup dedi:
2“Göklerin krallığı, oğlu için düğün şöleni yapan, kral olan bir adama benzer.
3Ve düğün şölenine davet edilmiş olanları çağırmak için kölelerini gönderdi; ve onlar gelmek istemediler.
4Yine başka köleler gönderip dedi: ‘Davetlilere deyin: ‘İşte, ben akşam yemeğimi hazırladım; sığırlarım ve besili hayvanlarım kesildi ve her şey hazırdır; düğün şölenine gelin.’
5Ama onlar aldırış etmeyerek,1 biri kendi tarlasına, başkası ticaretine gitti.
6Geri kalanları da onun kölelerini tutup hakaret ettiler ve öldürdüler.
7Ama kral bunu duyunca, öfkelendi ve ordularını göndererek o katilleri yok etti ve onların şehrini yaktı.
8O zaman kendi kölelerine dedi:* ‘Düğün şöleni hazırdır, ama çağrılmış olanlar değerli değildi.
9Onun için yol kavşaklarına gidin, ne kadar bulursanız düğün şölenine çağırın.’
10O köleler de yollara çıktılar, hem kötü hem iyi ne kadar buldularsa hepsini topladılar; ve düğün yeri konuklarla doldu.
11Ama kral konukları görmek için girdiğinde, orada düğün giysisi giyinmemiş bir adam gördü.
12Ve ona dedi:* ‘Arkadaş, üzerinde düğün giysisi olmadan buraya nasıl girdin?’ Ve onun dili tutuldu.2
13O zaman kral hizmetçilere dedi: ‘Onun ellerini ve ayaklarını bağlayın, onu alıp götürün ve dış karanlığa atın; orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.’
14Çünkü çağırılanlar çok, ama seçilenler azdır.”
15O zaman Ferisiler gittiler ve O’nu sözle nasıl tuzağa düşürebileceklerini birbirleriyle danıştılar.a
16Ve Hirodesçilerle birlikte kendi öğrencilerini O’na gönderip dediler: “Ey Öğretmen, senin doğru olduğunu ve Tanrı’nın yolunu doğrulukla öğrettiğini ve hiçbir kimse hakında aldırış etmediğini3 biliyoruz; çünkü insanların kişiliğine bakmazsın.4
17Onun için bize söyle, sen ne düşünüyorsun? Kayser’e vergi vermek yasal mı, yoksa değil mi?”
18Ama İsa onların kötülüğünü bilerek dedi: “Ey ikiyüzlüler, neden beni deniyorsunuz?
19Bana vergi parasını gösterin.” Ve O’na bir dinar getirdiler.
20O da onlara, “Bu yüz şekli5 ve üstündeki yazı kimindir?” dedi.*
21Onlar kendisine, “Kayser’in” dediler.* O zaman onlara, “Öyleyse Kayser’in şeylerini Kayser’e ve Tanrı’nın şeylerini Tanrı’ya verin” dedi.*
22Ve bunu duyunca, şaştılar ve O’nu bırakıp gittiler.
23Diriliş1 yoktur diyen Sadukiler, o gün O’na geldiler ve kendisine sorup dediler:
24“Ey Öğretmen, Musa dedi ki, ‘Eğer bir kimse çocuğu olmadan ölürse, kardeşi onun karısıyla evlenecek ve kardeşine soy yetiştirecektir.’a
25Şimdi, bizde yedi kardeş vardı; birincisi evlendi ve öldü; ve soyu olmadığından karısını kardeşine bıraktı.
26İkincisi de, üçüncüsü de, yedincisine dek aynı şekilde ettiler.
27Ve hepsinden sonra kadın da öldü.
28O hâlde dirilişte yediden hangisinin karısı olacak? Çünkü hepsi onu aldılar.”
29İsa da cevap verip onlara dedi: “Siz Kutsal Yazıları ve Tanrı’nın gücünü bilmediğinizden yanılıyorsunuz.
30Çünkü dirilişte onlar ne evlenirler ne de evlendirilirler; ama gökteki Tanrı’nın melekleri gibidirler.
31-32Ama ölülerin dirilişi hakkında, ‘Ben İbrahim’in Tanrısı, İshak’ın Tanrısı ve Yakub’un Tanrısıyım’b diyerek, Tanrı tarafından size söyleneni okumadınız mı? Tanrı ölülerin değil, ama dirilerin Tanrısıdır.”
33Ve kalabalık bunu işitince, O’nun öğretişine şaştılar.
34Ama Ferisiler, O’nun Sadukileri susturduğunu duyunca bir araya toplandılar.
35Ve onlardan biri, bir Yasa uzmanı, O’nu deneyerek sorup dedi:
36“Ey Öğretmen, Yasa’da büyük emir hangisidir?”
37İsa ona dedi: “‘Tanrın Rab’bi bütün yüreğinle ve bütün canınla ve bütün fikrinle seveceksin’c
38Birinci ve büyük emir budur.
39Ve ikincisi ona benzer: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’d
40Bütün Yasa ve peygamberler bu iki emre dayanır.”
41Ve Ferisiler bir arada toplu hâldeyken İsa onlara sorup dedi:
42“Mesih’le ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? O kimin oğludur?” Onlar İsa’ya: “Davut’un oğlu” dediler.
43O da onlara dedi:* “Öyleyse Davut, Ruh’ta nasıl O’nu Rab diye çağırıp diyor:
44‘Rab Rabbime dedi: Ben düşmanlarını senin ayaklarına basamak koyuncaya dek, sağımda otur.’a
45Şu hâlde, eğer Davut O’nu Rab diye çağırıyorsa, O nasıl onun oğlu olur?”
46Ve hiç kimse O’na bir söz cevap veremedi; ne de o günden sonra bir kimse O’na daha fazla soru sormaya cesaret edebildi.
Bölüm 23
1O zaman İsa kalabalığa ve öğrencilerine konuşup dedi:
2“Yazıcılar ve Ferisiler Musa’nın kürsüsünde otururlar.
3Bunun için tutmak üzere size söyledikleri her şeyi tutun ve yapın. Ama onların işlerine göre yapmayın. Çünkü onlar söylerler ve yapmazlar.
4Çünkü onlar, ağır ve taşınması güç yükler bağlayıp insanların omuzlarına koyarlar; ama kendileri, onları parmaklarıyla kımıldatmak istemezler.
5Ve işlerinin hepsini, insanlar tarafından görülsün diye yaparlar. Çünkü Kutsal Yazı bağlarınıb genişletirler ve giysilerinin saçaklarınıc büyütürler.
6Ve ziyafetlerde baş yeri ve havralarda baş kürsüleri;
7Ve çarşı yerlerinde selâmları ve insanlar tarafından Rabbi, Rabbi1 diye çağrılmayı severler.
8Ama sizler Rabbi diye çağrılmayın; çünkü öğretmeniniz tektir, Mesih’tir ve hepiniz kardeşsiniz.
9Ve yeryüzünde kimseyi babanız diye çağırmayın; çünkü Babanız tektir; O ki, göklerdedir.
10Ne de önderler2 diye çağrılın; çünkü önderiniz tektir, Mesih’tir.
11Ama sizin en büyüğünüz, hizmetçiniz olacaktır.
12Ve her kim kendini yükseltirse, alçaltılacak; ve her kim kendini alçaltırsa yükseltilecektir.
13Ama vay size, yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü göklerin krallığını insanların önünde kapatıyorsunuz; çünkü ne kendiniz giriyorsunuz, ne de girenleri içeri girmeye bırakıyorsunuz.
14Vay size, yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü dul kadınların evlerini yutarsınız ve gösteriş için uzun dualar edersiniz; bundan dolayı siz daha büyük yargıya uğrayacaksınız.
15Vay size, yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü bir dönme1 yapmak için denizi ve karayı dolaşırsınız; olunca da onu kendinizden iki kat daha cehennem oğlu yaparsınız.
16Vay size, kör kılavuzlar! Siz ki, ‘Her kim tapınak üze rine ant içerse bir şey değildir; ama her kim tapınağın altını üzerine ant içerse, o borçludur’ dersiniz.
17Budalalar ve körler! Çünkü hangisi daha büyüktür, altın mı, yoksa altını kutsal kılan tapınak mı?
18Ve, ‘Her kim sunak üzerine ant içerse bir şey değildir; ama her kim onun üstündeki armağan üzerine ant içerse, o borçludur’ dersiniz.
19Ey budalalar ve körler! Çünkü hangisi daha büyüktür, armağan2 mı, yoksa armağanı kutsal kılan sunak mı?
20Onun için sunak üzerine ant içen, onun ve onun üstündeki bütün şeyler üzerine ant içer.
21Ve tapınak üzerine ant içen, onun ve onun içinde duran Kişi’nın üzerine ant içer.
22Ve gök üzerine ant içen, Tanrı’nın tahtı ve onun üstünde oturanın üzerine ant içer.
23Vay size, yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü nanenin ve anasonun ve kimyonun ondalığını verirsiniz; ve Yasa’nın daha ağır şeylerini,3 adaleti, merhameti ve imanı bırakırsınız; bunları yapmalıydınız, onları da bırakmamalıydınız.
24Ey kör kılavuzlar! Siz ki küçük sineği süzer ayırırsınız, ama deveyi yutarsınız.
25Vay size, yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü bardağın ve çanağın dışını temizlersiniz; ama onlar içeriden soygunculuk ve taşkınlık1 ile doludurlar.
26Ey kör Ferisi! Önce bardağın ve çanağın içini temizle ki, dışı da temiz olsun.
27Vay size, yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü sizler badanalı mezarlara benzersiniz; onlar ki, dıştan gerçekten güzel görünürler, ama içten ölü kemikleriyle ve her türlü pislikle doludurlar.
28Sizler de böylece dıştan insanlara salih görünürsünüz, ama içten ikiyüzlülük ve kanunsuzlukla2 dolusunuz.
29Vay size, yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü peygamberlerin mezarlarını yaparsınız ve salihlerin türbelerini donatırsınız;
30Ve, ‘Eğer biz babalarımızın günlerinde olsaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına3 ortak olmazdık’ diyorsunuz.
31Böylece peygamberleri öldürenlerin oğulları olduğunuza siz kendiniz tanıklık ediyorsunuz.
32O zaman siz4 babalarınızın ölçeğini doldurun.
33Ey yılanlar! Engerekler soyu! Cehennem yargısından nasıl kaçacaksınız?
34Bundan dolayı, işte size peygamberler ve bilge adamlar ve yazıcılar gönderiyorum; onlardan bazılarını öldürecek ve çarmıha gereceksiniz ve onlardan bazılarını havralarınızda kamçılayacaksınız ve şehirden şehre kovalayacaksınız.
35Öyle ki, salih olan Habil’in kanından, tapınakla sunak arasında öldürdüğünüz Barakya oğlu Zekeriya’nın kanına dek, yeryüzünde dökülen her salih kan üzerinize gelsin.
36Doğrusu size derim, bütün bu şeyler bu kuşak üzerine gelecektir.
37Ey Yeruşalem, Yeruşalem! Peygamberleri öldüren ve kendisine gönderilenleri taşlayan şehir! Bir tavuk, civcivlerini kanatları altına topladığı gibi, ben de kaç kez senin çocuklarını öylece toplamak istedim ve siz istemediniz.
38İşte, eviniz size ıssız bırakıldı.
39Çünkü size derim, ‘Rabbin adıyla gelen kutludur’1 deyinceye dek, bundan sonra beni asla görmeyeceksiniz.”
Bölüm 24
1Ve İsa çıkıp tapınaktan ayrıldı; ve öğrencileri, tapınağın binalarını O’na göstermek için yanına geldiler.
2Ve İsa onlara dedi: “Bütün bu şeyleri görmüyor musunuz? Doğrusu size derim, burada taş üstünde yıkılmadık taş bırakılmayacak.”
3Ve zeytinlik dağında otururken, öğrenciler yalnız olarak O’na gelip dediler: “Bize söyle, bu şeyler ne zaman olacak ve senin gelişinin ve çağın sona erişinin2 belirtisi nedir?”
4İsa da cevap verip onlara dedi: “Sakının, kimse sizi saptırmasın.
5Çünkü birçokları, ‘Mesih benim’ diyerek benim adımla gelecek ve birçoklarını saptıracaklar.
6Ama siz savaşlar ve savaş söylentileri duyacaksınız. Sakın endişelenmeyin,3 çünkü bütün bunların olması gerektir. Ama daha son değildir.
7Çünkü ulus ulusa karşı ve krallık krallığa karşı kalkacak; değişik yerlerde kıtlıklar, vebalar ve depremler olacak.
8Ama bütün bunlar şiddetli sancıların başlangıcıdır.
9O zaman büyük sıkıntı için sizi teslim edecekler ve öldürecekler ve benim adımdan ötürü bütün uluslarca nefret edileceksiniz.
10Ve o zaman birçokları tökezlenecek ve birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler.
11Ve birçok sahte peygamberler kalkacak ve bir çoklarını saptıracaklar.
12Ve kanunsuzluk1 çoğalacağından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak.
13Ama sona kadar dayanan, o kurtulacaktır.
14Ve krallığın bu İncil’i, tüm uluslara tanıklık için bütün dünyada ilân edilecektir; ve o zaman son gelecektir.
15Onun için, Daniel peygamber aracılığıyla söylenen, ‘yıkıcılığın iğrençliğini’2 kutsal yerde dikildiğini gördüğünüz zaman (okuyan anlasın);
16O zaman Yahudiye’de olanlar dağlara kaçsınlar;
17Damda olan, kendi evinden bir şey almak için aşağı inmesin.
18Ve tarlada olan giysilerini almak için geri dönmesin.
19Ama o günlerde vay gebe olanlara ve çocuk emzirenlere!
20Ve dua edin ki, kaçışınız kışta olmasın, ne de bir Şabat gününde;
21Çünkü o zaman öyle büyük sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından şimdiye dek öylesi olmamış; ne de asla olacaktır!
22Ve eğer o günler kısaltılmamış olsaydı hiçbir insanoğlu° kurtulmazdı. Ama seçilmişler uğruna o günler kısaltılacaktır.
23O zaman eğer biri size, ‘İşte, Mesih burada, ya da şurada’ derse inanmayın.
24Çünkü sahte mesihler ve sahte peygamberler kalkacaklar ve büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar; öyle ki, mümkünse seçilmişleri bile saptıracaklar.
25İşte, size önceden söylemiş oldum.
26Bunun için eğer size, ‘İşte, O çöldedir’ derlerse çıkmayın; ‘İşte, O iç odalardadır’ derlerse inanmayın.
27Çünkü şimşeğin doğudan çıkıp batıya kadar parladığı gibi, İnsanoğlu’nun gelişi de öyle olacaktır.
28Çünkü leş neredeyse kartallar orada toplanacaklar.
29Ama o günlerin sıkıntısından hemen sonra, güneş kararacak, ay ışığını vermeyecek, yıldızlar gökten düşecek ve göklerin güçleri sarsılacak;
30Ve o zaman gökte İnsanoğlu’nun belirtisi görünecek; ve o zaman yeryüzünün bütün kabileleri dövünecekler; ve İnsanoğlu’nun göğün bulutları üzerinde güçle ve büyük yücelikle geldiğini görecekler.
31Ve meleklerini borunun büyük sesiyle gönderecek ve onlar, O’nun seçilmişlerini göklerin bir ucundan öbür ucuna dek, dört yelden bir araya toplayacaklar.
32Şimdi, incir ağacından benzetmeyi1 öğrenin: Onun dalı henüz yumuşayıp yapraklarını sürdüğü zaman, yazın yakın olduğunu bilirsiniz.
33Böylece siz de, bütün bu şeyleri görünce, bilin ki o yakındır, kapılardadır.
34Doğrusu size derim, bütün bu şeyler oluncaya dek, bu soy asla geçip gitmeyecektir.2
35Gök ve yer geçip gidecek, ama benim sözlerim asla geçip gitmeyecektir.
36Ama o gün ve saat hakkında hiç kimse bilmez, hatta göklerin melekleri bile; ancak yalnız Babam bilir.
37Ama Nuh’un günleri nasıl idiyse, İnsanoğlu’nun gelişi de öyle olacaktır.
38Çünkü tufandan önceki günlerde olduğu gibi, Nuh’un gemiye girdiği güne dek insanlar yiyip içiyor, evlenip evlendiriliyorlardı;
39Ve tufan gelip hepsini alıp götürünceye dek nasıl bilmedilerse, İnsanoğlu’nun gelişi de öyle olacaktır.
40O zaman tarlada iki adam olacak; biri alınacak, biri bırakılacak.
41Değirmende3 tahıl öğüten iki kadın olacak; biri alınacak, biri bırakılacak.
42Onun için uyanık olun; çünkü Rabbinizin hangi saatte geleceğini bilmezsiniz.
43Ama şunu bilin ki, eğer ev sahibi hırsızın hangi nöbette geleceğini bilseydi, uyanık dururdu ve evini deldirmeye bırakmazdı.
44Bunun için siz de hazır olun; çünkü sanmadığınız saatte İnsanoğlu gelir.
45Öyleyse, onlara vaktinde yiyecek vermek için kendi ev halkı üzerine efendisinin koymuş olduğu sadık ve akıllı köle kimdir?
46Efendisi geldiğinde böyle yapmakta bulacağı o köleye ne mutlu!
47Doğrusu size derim ki, onu bütün malları üzerine koyacaktır.
48Ama eğer o kötü köle yüreğinde, ‘Efendim gelmekte gecikiyor’ der,
49Ve köle yoldaşlarını dövmeye ve sarhoşlarla birlikte yiyip içmeye başlarsa,
50O kölenin efendisi, beklemediği bir günde ve bilmediği bir saatte gelecek,
51Ve onu iki parçaya kesecek ve onun payını ikiyüzlülerle birlikte tayin edecektir.1 Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.”
Bölüm 25
1“O zaman göklerin krallığı kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on bakire kıza benzeyecektir.
2Ve onlardan beşi akıllı, beşi akılsızdı.
3Akılsız olanlar kandillerini aldıklarında, beraberlerinde yağ almadılar.
4Ama akıllılar kandilleriyle birlikte kapları içinde yağ aldılar.
5Fakat güvey gecikince, hepsine ağırlık bastı ve uyudular.
6Ve gece yarısı bir haykırış oldu, ‘İşte, güvey geliyor; onu karşılamaya çıkın!’
7O zaman o bakire kızların hepsi kalkıp kandillerini düzelttiler.2
8Ve akılsızlar akıllılara, ‘Bize yağınızdan verin, çünkü kandillerimiz sönüyor’ dediler.
9Ama akıllılar cevap verip dediler: ‘Hayır, olmaya ki bize ve size yetmez; en iyisi satıcılara gidin ve kendiniz için satın alın.’
10Ve onlar satın almaya giderlerken güvey geldi; ve hazır olanlar onunla birlikte düğün şölenine girdiler; ve kapı kapandı.
11Daha sonra öbür bakire kızlar da gelip, ‘Ya Rab, ya Rab, bize aç’ dediler.
12Ama o cevap verip dedi: ‘Doğrusu size derim, sizi tanımıyorum.’
13Onun için uyanık olun; çünkü İnsanoğlu’nun, ne geleceği saati, ne de günü bilirsiniz.
14Çünkü o,1 memleketten ayrılırken kölelerini çağırıp kendi malını onlara teslim eden bir adam gibidir.
15Ve birine beş, başka birine iki, diğerine bir; herbirine değişik yeteneğine göre talantlara verdi; ve hemen memleketten ayrıldı.
16Beş talant alan, gidip onlarla ticaret etti ve beş talant daha kazandı.
17Aynı şekilde ikiyi alan, o da iki daha kazandı.
18Ama biri alan, gidip yeri kazdı ve efendisinin parasını sakladı.
19Ve uzun bir zaman sonra o kölelerin efendisi geldi* ve onlarla hesap gördü.*
20Ve beş talant alan, ona gelip beş talant daha getirerek dedi: ‘Efendi, bana beş talant teslim ettin; işte, onlardan başka beş talant daha kazandım.’
21Efendisi ona dedi: ‘Aferin, iyi ve sadık köle, sen az şeyler üzerine sadık oldun, seni çok şeyler üzerine koyacağım; efendinin sevincine gir.’
22Ve iki talant alan da ona gelip dedi: ‘Efendi, bana iki talant teslim ettin; işte, onlardan başka iki talant daha kazandım.’
23Efendisi ona dedi: ‘Aferin, iyi ve sadık köle; sen az şeyler üzerine sadık oldun, seni çok şeyler üzerine koyacağım; efendinin sevincine gir.’
24Ve bir talant almış olan da gelip dedi: ‘Efendi, senin sert bir adam olduğunu biliyordum; ekmediğin yerden biçer ve saçmadığın yerden devşirirsin;
25Ve korktum, gidip senin talantını toprakta sakladım; işte, sana ait olan eline geçti.1
26Ve efendisi cevap verip ona dedi: ‘Kötü ve tembel köle! Benim ekmediğim yerden biçtiğimi ve saçmadığım yerden devşirdiğimi bilirdin;
27Onun için paramı bankacılara vermen gerekti; ve geldiğimde benim olanı, faizle birlikte geri alırdım.
28Bundan dolayı, talantı ondan alın ve onu on talantı olana verin.
29Çünkü her kimin varsa, ona verilecek ve o, bolluk içinde olacaktır. Ama kimin yoksa, kendisinde olanı bile alınacaktır.
30Ve yararsız köleyi dış karanlığa atın; orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.’
31Ama İnsanoğlu kendi yüceliği içinde, bütün kutsal meleklerle birlikte geldiğinde, o zaman kendi yüceliğinin tahtı üzerine oturacaktır.
32Ve bütün uluslar O’nun önünde toplanacak; ve çoban koyunları keçilerden ayırdığı gibi, onları birbirinden ayıracaktır.
33Ve koyunları sağına, ama keçileri soluna koyacaktır.
34O zaman Kral, sağındakilere diyecek: ‘Gelin, ey sizler, Babamın kutluları,2 dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan krallığı miras alın;
35Çünkü aç idim ve bana yemek için birşey verdiniz; susamıştım ve bana içmek için birşey verdiniz; yabancıydım ve beni içeri aldınız;
36Çıplaktım ve beni giydirdiniz; hastaydım ve beni ziyaret ettiniz; zindandaydım ve yanıma geldiniz.’
37O zaman salihler O’na cevap verip diyecekler: ‘Ya Rab, biz seni ne zaman aç görüp yedirdik, ya da susamış görüp içmek için birşey verdik?
38Ve seni ne zaman yabancı görüp içeri aldık, ya da çıplak görüp giydirdik?
39Ve seni ne zaman hasta, ya da zindanda görüp yanına geldik?’
40Kral da cevap verip onlara diyecek: ‘Doğrusu size derim, mademki bu kardeşlerimin en küçüklerinden birine yaptınız, bana yapmış oldunuz.’
41O zaman solundakilere de diyecek: ‘Ey lânetliler, benim yanımdan, İblis ile onun melekleri için hazırlanmış sonsuz ateşin içine gidin!
42Çünkü aç idim ve bana yemek için birşey vermediniz; susamıştım ve bana içmek için birşey vermediniz;
43Yabancıydım ve beni içeri almadınız; çıplaktım ve beni giydirmediniz; hasta ve zindandaydım, beni ziyaret etmediniz.’
44O zaman onlar da cevap verip diyecekler: ‘Ya Rab, biz seni ne zaman aç, ya da susamış, ya da yabancı, ya da çıplak, ya da hasta, ya da zindanda gördük ve sana hizmet etmedik?’
45O zaman onlara cevap verip diyecek: ‘Doğrusu size derim, mademki bu en küçüklerden birine yapmadınız, bana da yapmamış oldunuz.’
46Ve bunlar sonsuz cezaya gidecekler, ama salihler sonsuz hayata.”
Bölüm 26
1Ve öyle oldu ki İsa, bütün bu sözleri bitirince öğrencilerine dedi:
2“İki gün sonra Fısıha bayramı olduğunu biliyorsunuz; ve İnsanoğlu çarmıha gerilmek üzere ele verilecektir.”
3O zaman başkâhinler ve yazıcılar ve halkın ihtiyarları Kayafa adındaki başkâhininb sarayında toplandılar;
4Ve İsa’yı hile ile yakalayıp öldürmek için birlikte danıştılar.
5Ama, “Halk arasında bir kargaşalık çıkmasın diye bayramda olmasın” dediler.
6Ve İsa Beytanya’da cüzamlı Simun’un evindeyken,
7Çok değerli yağ içeren bir kaymaktaşı kabı olan bir kadın O’na gelip, O sofrada otururken yağı O’nun başına döktü.
8Ama öğrenciler bunu görünce öfkelenip dediler: “Ne için bu harcama?
9“Çünkü bu yağ çok pahalıya satılabilir ve yoksullara verilebilirdi.”
10Ama İsa bunu bilerek onlara dedi: “Neden kadını rahatsız ediyorsunuz? Çünkü o bana iyi bir iş yaptı.
11Çünkü yoksullar her zaman sizinle birlikteler, ama ben her zaman sizin yanınızda değilim.
12Çünkü kadın, bu değerli yağı bedenimin üzerine dökmekle, benim gömülmem için bunu yaptı.
13Doğrusu size derim, bu İncil bütün dünyanın her neresinde vaaz edilirse, bu kadının yaptığı iş hakkında da, onun anılması için söz edilecektir.”
14O zaman, Yahuda İskariyot adında olan Onikilerden biri başkâhinlere gidip dedi:
15“Bana ne vermek istiyorsunuz ki, ben de O’nu sizin elinize vereyim?” Onlar da kendisine otuz parça gümüş kararlaştırdılar.1
16Ve o andan sonra O’nu ele vermesi için fırsat aradı.
17Şimdi, mayasız ekmek bayramının birinci gününde öğrenciler İsa’ya gelip dediler: “Fıshıa yemek üzere senin için nerede hazırlamamızı istersin?”
18O da dedi: “Şehre girip filan kişiye gidin ve ona deyin ki, ‘Öğretmen, zamanım yakındır, öğrencilerimle birlikte senin evinde Fıshı yapacağım diyor.’”
19Ve öğrenciler, İsa’nın kendilerine emrettiği gibi yaptılar; ve Fıshı hazırladılar.
20Ve akşam olunca Onikilerle birlikte sofraya oturdu.
21Ve onlar yemek yerlerken İsa, “Doğrusu size derim ki, sizden biri beni ele verecek” dedi.
22Onlar da son derece kederlenerek her biri O’na, “Ben miyim, ya Rab?” demeye başladı.
23O da cevap verip, “Beni ele verecek olan, benimle birlikte elini sahana daldırandır” dedi.
24“Gerçekten İnsanoğlu, kendisi hakkında yazılmış olduğu gibi gider; ama vay o adama ki, İnsanoğlu onun aracılığıyla ele veriliyor! O adam doğmamış olsaydı kendisi için iyi olurdu.”
25O’nu ele veren Yahuda cevap verip, “Ben miyim, Rabbi?” dedi. İsa ona, “Sen söylemiş oldun”1 dedi.
26Ve onlar yemek yerlerken, İsa ekmeği aldı ve onu kutsayarak kırdı; öğrencilere verip, “Alın, yiyin; bu benim bedenimdir” dedi.
27Ve kâseyi aldı ve teşekkür ederek onlara verip dedi: “Ondan hepiniz için.
28Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna dökülen Yeni Antlaşma kanıdır.
29Ama ben size derim ki, Babam’ın krallığında sizinle birlikte onu yeni2 olarak içeceğim o güne dek, bundan sonra asmanın bu meyvesinden hiç içmeyeceğim.”
30Ve bir ilâhî söyleyip çıktılar ve Zeytinlik dağına gittiler.
31O zaman İsa onlara dedi:* “Bu gece hepiniz bende tökezleyeceksiniz. Çünkü yazılmıştır: ‘Çobanı vuracağım ve sürünün koyunları her tarafa3 dağılacak.’a
32Ama ben dirildikten sonra sizden önce Galile’ye gideceğim.”
33Ve Petrus cevap vererek O’na, “Eğer hepsi sende tökezleseler bile, ben asla tökezlemeyeceğim” dedi.
34İsa ona, “Doğrusu sana derim ki, bu gece horoz ötmeden önce, sen beni üç kez inkâr edeceksin” dedi.
35Petrus O’na, “Benim için seninle birlikte ölmek gerekse bile, seni asla inkâr etmem” dedi. Bütün öğrenciler de aynı şekilde dediler.
36Sonra İsa onlarla birlikte Getsemani denen bir yere gelip öğrencilere dedi:* “Ben gidip orada dua edinceye dek siz burada oturun.”
37Ve Petrus ile Zebedi’nin iki oğlunu beraberinde alarak kederlenmeye ve çok üzülmeye4 başladı.
38O zaman onlara dedi:* “Canım ölüm derecesinde1 çok kederlidir. Burada kalın ve benimle birlikte uyanık durun.”
39Ve biraz ileri giderek yüzüstü yere kapandı, dua ederek dedi: “Ey Babam, eğer mümkünse bu kâse benden geçsin; yine de benim istediğim gibi değil, ama senin istediğin gibi olsun.”
40Ve öğrencilere gelip onları uykuda buldu;* ve Petrus’a dedi:* “Böylece, benimle birlikte bir saat uyanık duramadınız mı?
41Uyanık durun ve dua edin ki, denenmeye girmeyesiniz; gerçekten ruh isteklidir, ama beden zayıftır.”
42Yine, ikinci kez giderek dua edip dedi: “Ey Babam, eğer ben onu içmeden bu kâsenin benden geçmesi mümkün değilse, senin isteğin olsun.”
43Ve gelip onları yine uykuda buldu; çünkü gözleri ağırlaşmıştı.
44Onları bırakıp tekrar uzaklaştı ve aynı sözü söyleyerek üçüncü kez dua etti.
45Ondan sonra öğrencilere gelip onlara dedi:* “şimdi artık uyumaya devam edin ve rahat edin; işte, saat yaklaştı ve İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor.
46Kalkın, gidelim; işte beni ele veren yaklaştı.”
47Ve O henüz konuşmaktayken, işte Onikilerden biri olan Yahuda geldi; ve beraberinde, başkâhinlerle halkın ihtiyarları tarafından gönderilmiş kılıçlı ve sopalı büyük bir kalabalık vardı.
48O’nu ele veren, onlara bir işaret verip, “Kimi öpersem, O’dur, O’nu yakalayın” dedi.
49Ve hemen İsa’ya yaklaşarak, “Selâm, Rabbi” dedi; ve O’nu hararetle öptü.
50Ama İsa ona, “Arkadaş, ne amaç için geldin?” O zaman yaklaşıp İsa’ya el attılar ve O’nu yakaladılar.
51Ve işte İsa’yla birlikte olanlardan biri el uzatıp kılıcını çekti ve başkâhinin kölesine vurup kulağını kopardı.
52O zaman İsa ona dedi:* “Kılıcını geri yerine koy; çünkü kılıç tutanların hepsi kılıçla yok olacaklardır.1
53Yoksa ben Babamdan şimdi dileyemez miyim sanıyorsun? O da bana on iki lejyondan2 fazla melek sağlamaz mı sanırsın?
54‘Böyle olması gerektir’ diye kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelirdi?”
55O saatte İsa kalabalıklara dedi: “Bir hırsıza karşıymış gibi beni kılıç ve sopalarla yakalamaya mı çıktınız? Ben her gün tapınakta sizinle oturup öğretiyordum ve beni yakalamadınız.
56Ama bunun hepsi peygamberlerin yazıları yerine gelsin diye oldu.” O zaman öğrencilerin hepsi O’nu bırakıp kaçtılar.
57Ve İsa’yı yakalamış olanlar, O’nu başkâhin Kayafa’ya götürdüler; orada yazıcılar ve ihtiyarlar toplanmışlardı.
58Ama Petrus O’nu uzaktan, başkâhinin avlusuna kadar izledi ve sonucu görmek için içeri girip hizmetçilerle birlikte oturdu.
59Şimdi, başkâhinlerle ihtiyarlar ve tüm meclisa İsa’yı ölüme çarptırmak için O’na karşı yalan tanıklık aradılar;
60Ve birçok yalancı tanıklar ortaya çıktığı hâlde uygun kimse bulmadılar. Ama sonunda iki yalancı tanık gelip dediler:
61“Bu adam, ‘Ben Tanrı’nın tapınağını yıkabilir ve onu üç günde bina edebilirim’ dedi.”
62Ve başkâhin ayağa kalkıp O’na dedi: “Sen hiç cevap vermiyor musun? Bunlar sana karşı ne tanıklıkta bulunuyor?”
63Ama İsa sustu.3 Ve başkâhin cevap verip O’na dedi: “Diri olan Tanrı adı ile sana yemin ettiririm, eğer ki sen Tanrı’nın oğlu Mesih isen, bize söyle.”
64İsa ona dedi:* “Sen söylemiş oldun;4 yine de size derim, bundan sonra İnsanoğlu’nun, Kudret’in sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz.”
65O zaman başkâhin giysilerini yırtıp dedi: “Küfretti, tanıklara artık ne ihtiyacımız var? İşte, şimdi küfrünü işittiniz.
66Ne düşünürsünüz?” Onlar da cevap verip, “Ölümü hak etti” dediler.
67-68O zaman O’nun yüzüne tükürdüler; ve O’nu yumrukladılar; bazıları da, “Ey Mesih, bize peygamberlik et, sana vuran kimdir?” diyerek O’nu tokatladılar.
69Petrus ise dışarıda avluda oturuyordu; ve kendisine bir hizmetçi kız yaklaşıp, “Sen de Galileli İsa’yla birlikteydin” dedi.
70Ama o, hepsinin önünde, “Senin ne dediğini bilmiyorum” diyerek inkâr etti.
71Ve kapının giriş yerine çıkınca, başka bir hizmetçi kız onu gördü; ve orada bulunanlara, “Bu adam Nasıralı İsa’yla birlikteydi” dedi.*
72Ve o yemin ile, “Ben o adamı tanımam” diye tekrar inkâr etti.
73Ve biraz sonra orada duranlar gelip Petrus’a, “Gerçekten sen de onlardansın; çünkü konuşman seni belli ediyor” dediler.
74O zaman, “Ben o adamı tanımam” diye lânet etmeye ve yemin etmeye başladı. Ve hemen horoz öttü.
75Ve Petrus İsa’nın, “Horoz ötmeden önce sen beni üç kez inkâr edeceksin” demiş olduğu sözü hatırladı. Ve dışarı çıkıp acı acı ağladı.
Bölüm 27
1Sabah olunca, bütün başkâhinler ve halkın ihtiyarları İsa’yı öldürmek için O’na karşı birbirleriyle danıştılar.
2Ve O’nu bağlayıp götürdüler ve vali Pontius Pilatus’a teslim ettiler.
3O zaman O’nu ele veren Yahuda, O’nun mahkûm edildiğini görünce, pişmanlık duydu; otuz gümüş parçasını başkâhinlere ve ihtiyarlara geri getirip,
4“Ben suçsuz kan ele vermekle günah işledim” dedi. Ama onlar, “Ondan bize ne? Sen onun gereğine1 bak!” dediler.
5O da gümüş paralarını2 tapınağın içine atarak ayrıldı; ve gidip kendini astı.
6Ve başkâhinler gümüş paralarını alıp, “Mademki kan pahasıdır, onları tapınağın hazinesine koymak yasal değildir” dediler.
7Ve birbirleriyle danışarak onlarla yabancılar için gömme yeri olarak çömlekçinin tarlasını satın aldılar.
8Bunun için o tarlaya bugüne dek Kan Tarlası denildi.
9O zaman Yeremya peygamber aracılığıyla söylenmiş olan yerine geldi, şöyle diyerek: “Ve İsrail Oğullarından olanların değer biçtikleri, pahası biçilmiş olan kişinin değeri olan otuz gümüş parçasını aldım,
10Ve Rab’bin bana buyurduğu gibi, onları Çömlekçinin tarlası için verdim.”a 3
11Ve İsa, valinin önünde ayağa dikildi; vali de O’na, “Sen Yahudilerin Kralı mısın?” diye sordu. İsa da ona, “Sen söylemiş oldun”b dedi.
12Ve başkâhinlerle ihtiyarlar tarafından suçlandığında hiç cevap vermedi.
13O zaman Pilatus O’na, “Sana karşı ne kadar şeyler tanıklık ettiklerini duymuyor musun?” dedi.*
14Ve İsa ona tek bir söz bile cevap vermedi; öyle ki, vali son derece şaştı.
15Şimdi, vali bayramda halka4 istedikleri bir tutukluyu salıvermeyi âdet edinmişti.
16O zaman onların Barabbas denilen tanınmış bir tutukluları vardı.
17Onun için onlar bir araya toplandıklarında, Pilatus onlara dedi: “Size kimi salıvermemi istersiniz? Barabbas’ı mı, yoksa Mesih denilen İsa’yı mı?”
18Çünkü O’nu kıskançlıktan dolayı ele verdiklerini biliyordu.
19Ve Pilatus yargı kürsüsü üzerine otururken karısı ona, “O salih adamla senin yapacak1 bir şeyin olmasın. Çünkü bugün rüyada O’nun yüzünden çok sıkıntı çektim” diyerek haber gönderdi.
20Ama başkâhinlerle ihtiyarlar, Barabbas’ı istesinler ve İsa ortadan kaldırılsın2 diye kalabalıkları kandırdılar.
21Ve vali cevap verip onlara dedi: “İkisinden hangisini size salıvermemi istersiniz?” Onlar da, “Barabbas’ı” dediler.
22Pilatus onlara dedi:* “Öyleyse Mesih denen İsa’yı ne yapayım?” Onların hepsi, “Çarmıha gerilsin” dediler.
23Ve vali, “Neden, O ne kötülük yaptı?” dedi. Ama onlar, “Çarmıha gerilsin” diyerek daha çok bağırdılar.
24Ve Pilatus bunun hiçbir yararı olmadığını, ancak daha çok kargaşalık çıktığını görerek, su alıp, “Ben bu salih kişinin kanından suçsuzum. Onun gereğine siz bakın” diyerek kalabalığın önünde ellerini yıkadı.
25Ve bütün halk cevap verip dedi: “O’nun kanı3 bizim üzerimizde ve çocuklarımızın üzerinde olsun!”
26O zaman onlara Barabbas’ı salıverdi; İsa’yı da kırbaçladıktan sonra, çarmıha gerilsin diye teslim etti.
27O zaman valinin askerleri İsa’yı Pretoryuma4 aldılar ve bütün taburu O’na karşı topladılar.
28Ve O’nu soyup üstüne kırmızı bir kaftan giydirdiler.
29Ve dikenlerden bir taç örüp başına koydular; sağ eline de bir kamış verdiler ve önünde diz çöküp, “Selâm, ey Yahudilerin Kralı!” diyerek O’nunla alay ettiler.
30Ve üzerine tükürdüler, kamışı alıp başına vurdular.
31Ve O’nunla alay ettikten sonra kaftanı üstünden çıkarıp O’na kendi giysilerini giydirdiler; ve O’nu çarmıha germeye götürdüler.
32Ve dışarıya çıkarlarken, Simun adında Kireneli bir adam buldular; İsa’nın çarmıhını taşısın diye onu zorladılar.
33Ve Golgota denilen, yani kafatası yeri denilen yere geldiklerinde,
34İçmesi için O’na öd1 ile karışık sirke verdiler; ve onu tadınca içmek istemedi.
35Ve O’nu çarmıha gerdiler; kur’a atarak giysilerini paylaştılar; öyle ki, peygamber aracılığıyla, “Giysilerimi kendi aralarında paylaştılar ve kaftanım üzerine kur’a attılar”a diye söylenen söz yerine gelsin.
36Ve oturup O’nu orada gözetlediler.
37Ve başının yukarısına, “BU, YAHUDİLERİN KRALI İSA’DIR” yazılı suçlama levhasını yerleştirdiler.
38O zaman O’nunla birlikte iki hırsız çarmıha gerildi; biri sağında, biri de solunda.
39Ve yanından geçenler başlarını sallayarak O’na sövüyor,
40Ve diyorlardı: “Sen ki, tapınağı yıkar ve üç günde bina edersin, kendini kurtar! Eğer Tanrı’nın Oğlu isen, çarmıhtan in!”
41Başkâhinler de, yazıcılar ve ihtiyarlarla birlikte aynı şekilde O’nunla alay ederek dediler:
42“Başkalarını kurtardı, kendisini kurtaramıyor. Eğer İsrail’in Kralı ise, şimdi çarmıhtan aşağı insin ve O’na iman ederiz.
43Tanrı’ya güvendi; eğer Tanrı O’nu istiyorsa, şimdi O’nu kurtarsın; çünkü O, ‘Ben Tanrı’nın Oğluyum’ dedi.”
44Ve O’nunla birlikte çarmıha gerilmiş olan hırsızlar da O’na aynı hakareti ettiler.
45Şimdi, altıncı saatten dokuzuncu saate dek2 bütün ülkenin3 üzerine karanlık çöktü.
46Ve dokuzuncu saat dolaylarında İsa, “Eli, Eli, lama sabaktani?” yani, “Tanrım, Tanrım neden beni bıraktın?”4 diyerek yüksek sesle bağırdı.
47Orada duranlardan bazıları bunu işitince, “Bu adam İlya’yı çağırıyor” dediler.
48Ve onlardan biri hemen koşup bir sünger aldı ve onu sirkeyle doldurup bir kamış üzerine taktı ve içmek için O’na verdi.
49Ama diğerleri,1 “Bırak, bakalım! İlya O’nu kurtarmaya gelecek mi?” dediler.
50Ve İsa tekrar yüksek sesle bağırarak ruhu teslim etti.
51Ve işte, tapınağın perdesi yukarıdan aşağıya yırtılıp ikiye ayrıldı, yer sarsıldı, kayalar yarıldı;
52Ve mezarlar açıldı ve uyumuş olan birçok kutsalların bedenleri dirildi.
53Ve O’nun dirilişinden sonra mezarlardan çıkıp kutsal şehre girdiler ve birçoklarına göründüler.
54Ama yüzbaşı ve onunla birlikte İsa’yı gözetleyenler, depremi ve olmuş olan şeyleri görünce, “Gerçekten bu Tanrı’nın Oğluydu” diyerek gayet çok korktular.
55Ve orada, uzaktan bakan birçok kadın vardı; onlar ki, İsa’ya hizmet ederek O’nu Galile’den beri izliyorlardı.
56Onların arasında Magdala’lı Meryem, Yakup ile Yoses’in annesi Meryem ve Zebedi oğullarının annesi vardı.
57Ve akşam olunca, Yusuf adında Arimatea’lı zengin bir adam geldi; o da İsa’nın bir öğrencisiydi.
58Pilatus’a gidip İsa’nın cesedini istedi. O zaman Pilatus cesedin verilmesini emretti.
59Ve Yusuf cesedi alıp onu temiz bir keten beze sardı;
60Ve kayada oymuş olduğu kendi yeni mezarına yatırdı; ve mezarın kapısına büyük bir taş yuvarlayıp gitti.
61Ve Magdala’lı Meryem ile öbür Meryem oradaydılar; mezarın karşısında oturuyorlardı.
62Şimdi, hazırlık günü sonrası olan ertesi gün, başkâhinlerle Ferisiler, Pilatus’un yanında bir araya gelerek dediler:
63“Efendi, o aldatıcının daha yaşarken, ‘Üç gün sonra dirileceğim’ dediğini hatırlıyoruz.
64Onun için, üçüncü güne dek mezarın güven altında kılınmasını emret; olmaya ki, öğrencileri geceleyin gelip O’nu çalsınlar ve halka, ‘O ölülerden dirildi’ desinler; ve son aldatma2 ilkinden daha kötü olur.”
65Pilatus onlara, “Bir korumanız1 var; gidin bildiğiniz gibi onu güvenlik altına alın” dedi.
66Onlar da koruma takımı ile birlikte gittiler, taşı mühürleyip mezarı güvenlik altına aldılar.
Bölüm 28
1Şimdi, Şabat günü geç vakitte, haftanın ilk gününe doğru şafak sökmeye başlarken, Magdala’lı Meryem ile öbür Meryem mezarı görmeye geldiler.
2Ve işte, büyük bir deprem oldu; çünkü Rab’bin bir meleği gökten indi ve gelip taşı kapıdan yuvarladı ve üstüne oturdu.
3Ve onun görünüşü şimşek gibiydi; giysisi de kar gibi beyazdı.
4Ve onun korkusundan korumalar titreyip ölü gibi oldular.
5Ve melek cevap verip kadınlara dedi: “Siz korkmayın, çünkü çarmıha gerilmiş olan İsa’yı aradığınızı biliyorum.
6O burada değildir; çünkü dediği gibi dirildi. Gelin, Rab’bin yattığı yeri görün.
7Ve çabuk gidip öğrencilerine deyin ki, ‘O ölüler arasından dirildi; ve işte, sizden önce Galile’ye gidiyor; O’nu orada göreceksiniz.’ İşte, ben size söyledim.”
8Ve onlar korku ve büyük sevinçle çabucak mezardan ayrıldılar ve O’nun öğrencilerine haber vermeye koştular.
9Ve öğrencilerine haber vermeye giderlerken işte, İsa onları karşılayıp, “Size selâm!” dedi. Onlar da yaklaşıp O’nun ayaklarına sarıldılar ve O’na tapındılar.
10O zaman İsa onlara dedi:* “Korkmayın; gidin, kardeşlerime haber verin ki, Galile’ye gitsinler beni orada görecekler.”
11Ve onlar giderlerken, işte korumalardan bazıları şehre gelip, olan bütün şeyleri başkâhinlere bildirdiler.
12Onlar da ihtiyarlarla birlikte toplanarak ve danışarak askerlere çok para verip dediler:
13“‘Öğrencileri geceleyin geldi, biz uyurken O’nu çaldılar’ deyin.
14Ve eğer bu, vali tarafından işitilecek olursa, biz onu inandırırız ve sizi endişeden kurtarırız.”
15Ve onlar parayı alıp kendilerine öğretildiği gibi yaptılar; ve bu söylenti bugüne dek Yahudiler arasında yayılmıştır.
16Ama on bir öğrenci Galile’ye, İsa’nın kendilerine tayin ettiği dağa gittiler.
17Ve O’nu gördükleri zaman O’na tapındılar; ama bazısı şüphe etti.
18Ve İsa yanlarına geldi, onlara söyleyip dedi: “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi.
19Onun için gidin, bütün ulusları öğrenci edin; onları Baba ve Oğul ve Kutsal Ruh adıyla1 vaftiz edin.
20Size emrettiğim herşeyi tutmaları için onlara öğretin; ve işte, bütün günler, çağın sonuna2 dek ben sizinle beraberim.” Amin.