MARKOS
Bölüm 1
1Tanrı’nın Oğlu, İsa Mesih’in İncilinin başlangıcı.
2Peygamberlerde yazılı olduğu gibi:
“İşte, senin yüzün önünde habercimi gönderiyorum; o, senin önünde yolunu hazırlayacak.”a
3“Çölde bağıranın sesi: Rab’bin yolunu hazırlayın, O’nun patikalarını düz edin.”b
4Yuhanna,1 çölde vaftiz ederek ve günahların bağışlanması için tövbe vaftizini ilân ederek geldi.
5Ve bütün Yahudiye ülkesi ve bütün Yeruşalemliler ona çıkıyorlardı; ve günahlarını itiraf ederek, onun tarafından Ürdün ırmağında vaftiz ediliyorlardı.
6Ve Yuhanna, deve tüyü giysi ile giyinmişti; belinde de deriden bir kuşak vardı; çekirge ve yaban balı yerdi.
7Ve ilân edip diyordu: “Benden sonra, benden daha güçlü olan geliyor, eğilip O’nun çarıklarının bağını çözmeye lâyık değilim.
8Gerçekten ben sizi su ile vaftiz ettim, ama O sizi Kutsal Ruh’la vaftiz edecektir.”
9Ve öyle oldu ki, o günlerde İsa Galile’nin Nasıra şehrinden geldi; ve Yuhanna tarafından Ürdün ırmağında vaftiz olundu.
10Ve sudan hemen çıkarak, göklerin yarıldığını ve Ruh’un bir güvercin gibi O’nun üzerine indiğini gördü.2
11Ve göklerden bir ses geldi: “Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum.”c
12Ve Ruh, O’nu hemen çöle götürdü.3
13Ve Şeytan tarafından denenerek, kırk gün orada, çöldeydi ve vahşi hayvanlarla birlikteydi; melekler de O’na hizmet ettiler.
14Ve Yuhanna ele verildikten sonra İsa, Tanrı’nın krallığının İncili’ni ilân ederek Galile’ye geldi;
15Ve, “Vakit tamamlandı ve Tanrı’nın krallığı yaklaştı; tövbe edin ve İncil’e iman edin” diyordu.
16Ve Galile denizinin kıyısında yürürken, Simun ile kardeşi Andreas’ı denize ağ atarlarken gördü, çünkü balıkçıydılar.
17Ve İsa onlara, “Ardımdan gelin, sizi insan avlayan balıkçılar yapacağım”1 dedi.
18Onlar da hemen ağlarını bırakıp O’nun ardından gittiler.
19Ve oradan biraz ileri gidince Zebedi’nin oğlu Yakub’u ve kardeşi Yuhanna’yı gördü; ve bunlar kayıkta olup ağlarını onarıyorlardı.
20Ve onları hemen çağırdı; onlar da babaları Zebedi’yi, ücretli hizmetçilerle birlikte kayıkta bırakarak O’nun ardından gittiler.
21Ve Kefernahum’a girdiler; ve hemen Şabat günü havraya girip öğretti.
22Ve O’nun öğretişine şaştılar; çünkü onlara yazıcılar2 gibi değil, ama yetki sahibi biri gibi öğretiyordu.
23Ve onların havrasında murdar3 ruh ile bağlı bir adam vardı ve bağırarak dedi:
24“Of! Seninle yapacak neyimiz var,4 ey Nasıra’lı İsa? Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, Tanrı’nın Kutsal Olan’ı!”
25İsa da, “Sus ve onun içinden çık!” diyerek onu azarladı.
26Murdar ruh da onu çırpınmalar içinde yere fırlatarak5 ve yüksek sesle bağırarak ondan çıktı.
27Ve hepsi şaştılar; öyle ki, kendi aralarında birbirlerine sorarak dediler: “Bu nedir? Ne yeni öğretiş bu! Çünkü6 murdar ruhlara bile yetkiyle emrediyor ve O’na itaat ediyorlar.”
28Ve O’nun ünü hemen Galile çevresindeki bütün yöreye yayıldı.
29Ve hemen havradan çıkarak, Yakup ve Yuhanna ile birlikte, Simun ve Andreas’ın evine geldiler.
30Ve Simun’un kaynanası ateşler içinde yatıyordu; ve hemen onun hakkında kendisine söylediler.
31O da gelip onun elinden tutarak onu ayağa kaldırdı; ve ateş onu hemen bıraktı; ve kadın onlara hizmet etti.
32Ve akşam olup, güneş battığı zaman,1 hasta olanların hepsini ve cine tutuklu olanları kendisine getirdiler.
33Ve bütün şehir kapıda toplanmıştı.
34O da çeşitli rahatsızlıklardan hasta olan birçok kişiyi iyileştirdi; ve birçok cinler çıkardı2 ve cinlerin konuşmasına izin vermiyordu, çünkü kendisini tanıyorlardı.
35Ve sabahleyin çok erken, henüz geceyken, kalkıp çıktı ve ıssız bir yere gitti ve orada dua ediyordu.
36Simun ile beraberindekiler O’nun ardından gittiler.
37Ve O’nu bulunca kendisine, “Herkes seni arıyor” dediler.
38O da onlara, “Yakındaki kasabalara gidelim ki, oralarda da vaaz edeyim; çünkü bunun için çıkıp geldim” dedi.*
39Ve bütün Galile’de onların havralarında vaaz ediyor ve cinleri çıkarıyordu.
40Ve O’na bir cüzamlı geldi;* O’na yalvararak ve diz çökerek kendisine, “Eğer istersen beni temizleyebilirsin” dedi.
41İsa da merhametle harekete gelereka elini uzatıp ona dokundu ve kendisine, “İsterim, temiz ol” dedi.*
42Ve O konuştuğu gibi, cüzam hemen ondan ayrıldı ve temizlendi.
43Ve onu sıkıca uyararak kendisini hemen uzaklaştırdı;
44Ve ona dedi:* “Sakın, kimseye bir şey söyleme; ama git kendini kâhine göster ve onlara bir tanıklık olsun diye, temizliğin için Musa’nın emrettiği şeyleri sun.”
45Ama o çıkınca, bunu daha çok ilân etmeye ve olayı dışarıda yaymaya başladı. Öyle ki, İsa artık bir şehre açıkça giremez oldu; ancak dışarıda ıssız yerlerde idi; ve her taraftan kendisine geliyorlardı.
Bölüm 2
1Birkaç gün sonra yine Kefernahum’a girdi ve evde olduğu işitildi.
2Ve hemen birçokları toplandı; öyle ki, artık kapı önünde bile hiç yer yoktu; O da onlara Söz’ü söylüyordu.
3Ve dört kişi tarafından taşınan felçli birini getirerek, kendisine geldiler.
4Ve kalabalıktan dolayı O’na yaklaşamayınca, bulunduğu yerin damını açtılar; ve damı delince, felçlinin üzerinde yattığı döşeği aşağıya indirdiler.
5İsa da onların imanını görerek felçliye, “Oğul,1 günahların sana bağışlandı” dedi.*
6Ama orada oturan yazıcılardan bazıları olup, kendi yüreklerinde şöyle düşünüyorlardı:2
7“Bu adam neden böyle küfürler söylüyor? Yalnız Tanrı’dan başka kim günahları bağışlayabilir?”
8İsa da, içlerinden böyle düşündüklerini2 kendi ruhunda hemen bilerek, onlara dedi: “Neden yüreğinizde bu şeyleri düşünüyorsunuz?2
9Hangisi daha kolay, felçliye, ‘Günahların sana bağışlandı’ demek mi, yoksa, ‘Kalk, döşeğini kaldır ve yürü’ demek mi?
10Ama İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu bilesiniz diye...” o zaman felçliye,
11“Sana diyorum, kalk, döşeğini kaldır ve evine git!” dedi.*
12O da hemen kalktı, döşeği kaldırdı ve hepsinin önünde çıkıp gitti; öyle ki, hepsi şaştılar ve Tanrı’yı yücelterek, “Böylesini hiç görmedik” dediler.
13O yine deniz kıyısına çıktı; ve bütün kalabalık O’na geliyor, O da onlara öğretiyordu.
14Ve geçerken vergi odasında oturan Alfeos’un oğlu Levi’ yi gördü ve ona, “Ardımdan gel” dedi.* O da kalkıp O’nun ardından gitti.
15Ve öyle oldu ki, onun evinde sofrada otururken, birçok vergi toplayıcıları ve günahkârlar İsa’yla ve O’nun öğrencileriyle birlikte sofraya oturdu. Çünkü onlar çok idiler; ve O’nun ardından gittiler.
16Ve yazıcılarla Ferisiler, O’nun günahkârlar ve vergi toplayıcılarıyla birlikte yemek yediğini görünce O’nun öğrencilerine, “Neden vergi toplayıcıları ve günahkârlarla birlikte yiyip içiyor?”1 dediler.
17İsa da bunu duyunca onlara dedi:* “Sağlam olanların değil, ama hasta olanların doktora ihtiyacı vardır. Ben saliha kişileri değil, ama günahkârları tövbeye çağırmaya geldim.”
18Ve Yuhanna ile Ferisilerin öğrencileri oruç tutuyorlardı; ve gelip O’na dediler: “Neden Yuhanna’nın ve Ferisilerin öğrencileri oruç tutuyorlar da, senin öğrencilerin oruç tutmuyorlar?”
19İsa da onlara dedi: “Güvey kendileriyle birlikteyken, gelin odasının çocukları2 oruç tutabilirler mi? Güvey onlarla birlikte oldukça oruç tutamazlar.
20Ama güveyin onlardan alınacağı günler gelecek ve o zaman, o günlerde oruç tutacaklar.
21Hiç kimse eski bir giysi üzerine çekmemiş bir kumaş parçası dikmez; yoksa onu bütünleyen yeni parça eski kumaştan koparır ve yırtık daha kötü olur.
22Ve hiç kimse yeni şarabı eski tulumlara koymaz; yoksa şarap tulumları patlatır ve şarap dökülür, tulumlar da mahvolur; ama yeni şarap yeni tulumlara konulmalıdır.”
23Ve öyle oldu ki, Şabat günü İsa tahıl tarlalarından geçiyordu; öğrencileri de başakları kopararak yürümeye başladılar.
24Ve Ferisiler O’na, “Bak, neden onlar Şabat günü yasal olmayanı yapıyorlar?” dediler.
25O da onlara dedi: “Davut’un, ihtiyacı olduğunda ve acıktığında, kendisinin ve beraberindekilerin ne yaptığını,
26Başkâhin Abiatar’ın zamanında Tanrı’nın evine nasıl girdiğini ve kâhinlerden başkasının yemesi yasal olmayan sunu ekmeklerini yediğini ve beraberinde olanlara da verdiğini hiç okumadınız mı?”a
27Ve onlara dedi: “İnsan Şabat günü için değil, Şabat günü insan için oldu.
28Öyle ki, İnsanoğlu Sept gününün de Rabbidir.”
Bölüm 3
1Ve O yine havraya girdi; ve orada eli kurumuş bir adam vardı.
2Onlar da kendisini suçlayabilsinler diye, Şabat günü ona şifa verip vermeyeceğini gözetliyorlardı.
3Ve O, eli kurumuş adama, “Kalk, ortaya çık!” dedi.*
4Ve onlara dedi:* “Şabat günü iyilik yapmak mı, yoksa kötülük yapmak mı yasaldır? Hayat kurtarmak mı, yoksa öldürmek mi?” Onlar ise sustular.
5Ve etrafa, onlara öfkeyle bakıp onların yüreklerinin katılığından kederlenerek, adama, “Elini uzat!” dedi.* O da uzattı ve eli diğeri gibi sağlam oldu.
6Ferisiler dışarı çıkıp O’nu nasıl yok edebileceklerini1 hemen Hirodesçilerle birlikte O’na karşı danıştılar.
7Ve İsa öğrencileriyle birlikte denize çekildi; ve Galile’den ve Yahudiye’den,
8Ve Yeruşalem’den, İdumea’dan ve Ürdün ırmağı ötesinden büyük bir kalabalık O’nun ardından gitti; ve Sur ile Sayda çevrelerinden büyük bir kalabalık, O’nun büyük şeyler yaptığını işiterek kendisine geldiler.
9O da, kalabalıktan dolayı küçük bir kayığın kendisini hazır beklemesini öğrencilerine söyledi; ta ki, kendisini sıkıştırmasınlar.
10Çünkü birçoklarını iyileştirdi; öyle ki, dertleri olanların hepsi, O’na dokunmak için üzerine üşüştüler.
11Ve murdar ruhlar O’nu gördükleri zaman, önünde yere düşüp, “Sen Tanrı’nın Oğlusun” diyerek bağırırlardı.
12Ve kendisini açığa vurmasınlar diye onları çok azarlardı.
13Ve dağa çıkıp istediklerini yanına çağırdı;* onlar da yanına gittiler.
14Ve kendisiyle birlikte bulunsunlar ve onları vaaz etmeye göndersin,
15Ve hastalıkları iyileştirmeye ve cinleri kovmaya yetkileri olsun diye, şu on iki kişiyi atadı:
16Petrus adını verdiği Simun;
17Ve Zebedinin oğlu Yakub ve Yakub’un kardeşi Yuhanna, ki onlara Boanerges,1 yani gök gürlemesi oğulları adını verdi;
18Ve Andreas ve Filippus ve Bartolomeos ve Matta ve Tomas ve Alfeos’un oğlu Yakup ve Taddeos ve Kenanlı Simun;
19VeYahuda İskariyot ki, bu da O’nu ele verdi.
20Ve bir eve geldiler; yine bir kalabalık toplandı;* öyle ki, ekmek bile yiyemiyorlardı.
21Yakınları da bunu duyunca, O’nu yakalamaya çıktılar; çünkü, ‘kendinde değildir’2 dediler.
22Yeruşalem’den inen yazıcılar, “O’nda Beelzebul3 var ve cinlerin reisi aracılığıyla cinleri kovuyor” dediler.
23O da, onları yanına çağırarak kendilerine benzetmelerle konuşup dedi: “Şeytan, Şeytanı nasıl kovabilir?
24Ve eğer bir krallık kendine karşı bölünmüşse, o krallık ayakta duramaz.
25Ve eğer bir ev kendine karşı bölünmüşse, o ev ayakta duramaz.
26Ve eğer Şeytan kendine karşı kalkıp bölündüyse, o ayakta duramaz, ancak sonu olur.
27Hiç kimse güçlü adamın evine girip onun mallarını yağma edemez; ancak, önce güçlü adamı bağlar ve ondan sonra onun evini yağma eder.
28Doğrusu size derim ki, bütün günahlar ve küfredecekleri bütün küfürler, insan oğullarına bağışlanacaktır;
29Ama her kim Kutsal Ruh’a karşı küfrederse, sonsuza dek ona bağışlama yoktur; ama sonsuz hükme uğrama tehlikesindedir.”4
30Çünkü onlar, “O’nda murdar bir ruh vardır” dediler.
31O zaman O’nun annesiyle kardeşleri geldiler; dışarıda durup kendisine adam1 yollayarak O’nu çağırdılar.
32Ve O’nun çevresinde bir kalabalık oturuyordu; ve kendisine, “İşte, annen ve kardeşlerin dışarıda, seni arıyorlar” dediler.
33O da onlara cevap verip, “Kimdir benim annem ve kardeşlerim?” dedi.
34Ve etrafına, çevresinde oturanlara bakarak dedi: “İşte, benim annem ve kardeşlerim!
35Çünkü her kim Tanrı’nın isteğini yaparsa, kardeşim, kızkardeşim ve annem odur.”
Bölüm 4
1Ve yine deniz kıyısında öğretmeye başladı. Ve O’na büyük bir kalabalık toplandı; öyle ki, denizde kayığa binip oturdu. Bütün kalabalık da deniz kenarında, karada idi.
2Ve onlara benzetmelerle2 birçok şeyler öğretti; ve öğretişinde onlara dedi ki:
3“Dinleyin! İşte, ekinci tohum ekmeye çıktı.
4Ve öyle oldu ki, ekerken bazısı yol kenarına düştü; ve göğün kuşları gelip onu yediler.
5Ve başkası toprağı çok olmayan kayalık yere düştü; ve toprağın derinliği olmadığından hemen filizlendi.
6Ama güneş doğunca kavruldu; ve kökü olmadığından dolayı kurudu.
7Başkası da dikenler arasına düştü; ve dikenler büyüyüp onu boğdular ve ürün vermedi.
8Başkaları da iyi toprağa düştü; büyüyüp çoğalarak ürün verdi; bazısı3 otuz, bazısı altmış, bazısı yüz kat verdi.”
9Ve onlara, “İşitecek kulakları olan işitsin” dedi.
10Ve O yalnızken, Onikilerle birlikte O’nun etrafındakiler kendisinden benzetmeyi sordular.
11O da onlara dedi: “Tanrı’nın krallığının sırrını bilmek size verilmiştir; ama dışarıda olanlara herşey benzetmelerle olur;
12Öyle ki, görmesine görebilirler ve farketmesinler;1 işitmesine işitebilirler ve anlamasınlar;2 olmaya ki, dönsünler de günahları onlara bağışlansın!”
13Ve onlara dedi:* “Siz bu benzetmeyi bilmiyor musunuz? Ve bütün benzetmeleri nasıl bileceksiniz?
14Ekinci sözü eker.
15Ve sözün ekildiği yolun kenarındakiler şunlardır: İşittikleri zaman, hemen Şeytan gelir ve yüreklerine ekilen sözü alır götürür.
16Ve aynı şekilde kayalık yerler üzerine ekilenler şunlardır: Onlar sözü işittikleri zaman onu sevinçle hemen kabul ederler;
17Ve kendilerinde kök yoktur, ancak bir süre içindirler,3 sonradan sözden dolayı sıkıntı ya da zulüm baş gösterince hemen tökezlenirler.
18Ve dikenler arasında ekilenler şunlardır: Bunlar sözü işitenlerdir;
19Ve bu çağın4 kaygıları ve zenginliğin aldatıcılığı ve başka şeylerin arzuları araya girerek sözü boğarlar ve ürünsüz olur.
20İyi toprak üzerine ekilmiş olanlar da şunlardır ki; sözü işitip kabul ederler; ve bazısı otuz kat, bazısı altmış kat, bazısı yüz kat ürün verir.
21Ve onlara dedi: “Lâmba, tahıl ölçeğinin ya da yatağın altına konulmak için mi getirilir? Lamba sehpası üzerine konulmak için değil mi?
22Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yoktur; ve de gizli tutulan herhangi bir şey yoktur ki, aydınlığa gelmiş olmasın.
23Bir kimsenin işitecek kulakları varsa, işitsin.”
24Ve onlara dedi: “Ne işittiğinize dikkat edin; hangi ölçüyle ölçerseniz, onunla size ölçülecektir; ve siz işitenlere, fazlasıyla eklenecektir.
25Çünkü kimin varsa, ona verilecektir; ve kimin yoksa, onda olanı bile kendisinden alınacaktır.”
26Ve dedi: “Tanrı’nın krallığı şöyledir: Bir adamın toprağa tohum saçmasına benzer;
27Ve gece gündüz uyuyup kalkar; tohum filizlenir ve büyür; nasıl, kendisi bilmez.
28Çünkü toprak kendiliğinden ürün verir; önce yaprak, sonra başak, sonra başaktaki dolu tane.
29Ve ürün olgunlaşınca,1 o hemen orağı salar, çünkü biçme zamanı gelmiştir.”
30Ve dedi: “Tanrı’nın krallığını neye benzetelim? Ya da onu hangi benzetmeyle karşılaştıralım?
31Bir hardal tanesi gibidir ki, toprağa ekildiğinde yer üzerinde olan bütün tohumların en küçüğüdür;
32Ama ekildiği zaman büyür ve bütün otsu bitkilerden daha büyük olur, büyük dallar salar; öyle ki, göğün kuşları onun gölgesi altında tüneyebilirler.”
33Ve işitmeye yetenekleri olduğu derecede sözü onlara bu gibi birçok benzetmelerle söylerdi;
34Ve onlara benzetmesiz konuşmazdı; ama kendi öğrencilerine ayrıca2 her şeyi açıklardı.
35Ve o gün, akşam olunca onlara, “Karşı yakaya geçelim” dedi.*
36Onlar da kalabalığın gitmesine izin vererek, O’nu beraberlerinde aldılar; O, zaten kayıktaydı. Başka küçük kayıklar da O’nunla beraberdi.
37Ve zorlu bir kasırga oldu3 ve dalgalar kayığa vurdu; öyle ki, suyla dolmuştu bile.
38O ise kayığın pupa tarafında olup yastık üzerinde uyuyordu. Ve O’nu uyandırıp kendisine, “Öğretmen, mahvolmamıza aldırış etmiyor musun?” dediler.
39O da uyanıp rüzgârı azarladı; ve denize, “Sus, sakin ol!” dedi. Rüzgâr dindi ve büyük bir sakinlik oldu.
40Ve onlara, “Neden böyle korkaksınız? Nasıl oluyor da imanınız yok?” dedi.
41Onlar da son derece korkup1 birbirlerine, “Bu kimdir ki, rüzgâr ve deniz bile O’na itaat ediyor?” dediler.
Bölüm 5
1Denizin karşı yakasına, Gadarinilerin memleketine geldiler.
2Ve İsa kayıktan çıkınca, murdar ruhla bağlı olan bir adam mezarlardan çıkıp O’nu hemen karşıladı.
3Onun kaldığı yer mezarların içiydi; ve onu zincirlerle bile hiç kimse bağlayamıyordu.
4Çünkü sık sık pranga ve zincirlerle bağlanmıştı ve onun tarafından zincirler koparılmış, prangalar parçalanmıştı; ve onu hiç kimse yönetim altına alamıyordu.
5Ve daima, gece gündüz, dağlarda ve mezarlarda bağırır ve kendisini taşlarla yaralardı.
6Ama İsa’yı uzaktan görünce koşup O’na tapındı;2
7Ve yüksek sesle haykırarak dedi: “Ey İsa, en yüce olan Tanrı’nın Oğlu! Benim seninle yapacak neyim var?3 Tanrı adına4 sana yalvarırım, bana işkence etme!”
8Çünkü ona, “Ey murdar ruh, adamdan dışarı çık!” demişti.
9Ona, “Adın ne?” diye sordu. O da O’na: “Adım lejyondur;5 çünkü biz pek çokluğuz” diyerek cevap verdi.
10Ve kendilerini o memleketin dışına göndermesin diye, O’na çok yalvardı.
11Şimdi, orada, dağların hemen yanında otlamakta olan büyük bir domuz sürüsü vardı.
12Ve cinlerin hepsi O’na yalvarıp, “Bizi domuzlara gönder ki, içlerine girelim” dediler.
13İsa da onlara hemen izin verdi. Ve murdar ruhlar çıkıp domuzların içine girdiler; ve sürü uçurumdan aşağı hızla denize atıldı; onlar ikibin kadar olup denizde boğuldular.
14Ve domuzları güdenler kaçıp şehirde ve kırlarda bu nu anlattılar. Onlar da olan şeyin ne olduğunu görmeye çıktılar.
15Ve İsa’ya geldiler; cine tutulmuş olanı, kendisinde lejyon bulunanı oturmakta, giyinmiş ve akıllanmış gördüler; ve korktular.
16Olayı görenler de, cine tutulmuş olana neler olduğunu ve domuzlar hakkında onlara anlattılar.
17Onlar da kendi sınırlarından ayrılması için O’na yalvarmaya başladılar.
18Ve O kayığa girince, cine tutulmuş olan adam, kendisinin de O’nunla birlikte kalabilmesi için O’na yalvardı.
19Ancak İsa ona izin vermedi, ama kendisine dedi:* “Evine, seninkilere git ve Rab’bin senin için ne kadar büyük1 şeyler yaptığını ve sana acıdığını onlara anlat.”
20O da gidip, İsa’nın kendisi için ne kadar büyük1 şeyler yaptığını Dekapolis’te2 ilân etmeye başladı; ve herkes hayret etti.
21Ve İsa kayıkla yine karşı yakaya geçtiği zaman, yanına büyük bir kalabalık toplandı; O da denizin kıyısındaydı.
22Ve işte, havra reislerinden Yairus adında biri gelip O’nu görünce ayaklarına kapandı;*
23Ve O’na çok yalvarıp dedi: “Benim küçük kızım son soluktadır, gelip ellerini onun üzerine koyman için yalvarırım; ta ki, iyileşsin ve yaşasın.”
24O da onunla birlikte gitti; ve büyük bir kalabalık O’nun ardından gidiyor ve O’nu sıkıştırıyordu.
25Ve on iki yıldır kan akıntısı olan bir kadın,
26Birçok doktorun eli altında çok çekmişti; ve nesi varsa hepsini harcamış ve hiçbir şekilde yarar sağlamamış, ama daha kötü olmuştu.
27İsa hakkında işitmiş olup kalabalık içinde, arkadan gelerek O’nun giysisine dokundu.
28Çünkü, “Eğer ki, sadece O’nun giysilerine dokunsam kurtulacağım” diyordu.
29Ve onun kanının pınarı hemen kurudu; ve o dertten2 iyileşmiş olduğunu bedeninde farketti.
30Ve İsa, kendisinden güç çıktığını hemen kendinde bilerek, kalabalığın içinde dönüp, “Giysilerime kim dokundu?” dedi.
31Öğrencileri de O’na dediler: “Kalabalığın seni sıkıştırdığını görüyorsun ve, ‘Bana kim dokundu?’ diyorsun.”
32Ve bunu yapmış olan kadını görmek için etrafa bakındı.
33Ama kadın kendisine olanı bildiğinden, korkarak ve titreyerek geldi; ve önünde yere kapanıp O’na bütün gerçeği söyledi.
34O da kadına dedi: “Kızım, imanın seni kurtardı,1 esenlikle git ve derdinden iyileşmiş ol.”
35O daha konuşurken havra reisinin evinden bazıları gelip, “Kızın öldü; artık neden Öğretmeni rahatsız ediyorsun?” dediler.
36Ama İsa söylenen sözü duyunca, hemen havra reisine, “Korkma, sadece iman et!” dedi.
37Ve Petrus ile Yakup ve Yakub’un kardeşi Yuhanna’dan başka hiç kimseyi kendisiyle birlikte gitmesine izin vermedi.
38Ve havra reisinin evine gelip bir gürültülü kargaşa ve ağlayıp figan2 edenleri gördü.
39Ve içeri girerek onlara, “Neden gürültü ediyor ve ağlıyorsunuz? Çocuk ölmedi, ama uyuyor” dedi.
40Onlar ise kendisine gülüyorlardı.3 Ama O, hepsini dışarı çıkarıp çocuğun babasını ve annesini ve kendisiyle birlikte olanları, beraberinde alıp çocuğun yattığı yere girdi.*
41Ve çocuğun elinden tutarak ona, “Talita kumi” dedi,* ki çevirisi, “Küçük kız sana söylüyorum, kalk!” demektir.
42Küçük kız da hemen kalktı ve yürüdü; çünkü on iki yaşındaydı. Onlar da büyük bir hayretle şaştılar.
43Ve bunu hiç kimse bilmesin diye onları sıkı uyardı;4 ve yemek için ona birşey verilmesini söyledi.
Bölüm 6
1Ve oradan çıkıp kendi memleketine geldi; öğrencileri de O’nun ardından gittiler.
2Ve Şabat günü gelince havrada öğretmeye başladı; ve O’nu işiten birçok kişi şaşıp dediler: “Buna bu şeyler neredendir? Ve O’na verilen bilgelik nedir ki, elleriyle böylesi kudretli işler bile olmaktadır?
3Meryem’in oğlu, Yakub’un, Yoses’in, Yahuda’nın ve Simun’un kardeşi marangoz bu değil mi? Ve kız kardeşleri burada bizimle değil mi?” Ve O’nda tökezlediler.1
4İsa da onlara, “Bir peygamber, kendi memleketinden ve akrabaları arasından ve kendi evinden başka yerde onursuz değildir” dedi.
5Ve birkaç hasta2 üzerine ellerini koyup iyileştirmekten başka, orada hiçbir kudretli iş yapamadı.
6Ve onların imansızlığından dolayı hayret etti. Ve öğreterek etraftaki köyleri dolaşıyordu.
7Ve Onikileri yanına çağırıp onları ikişer ikişer göndermeye başladı; ve onlara murdar ruhlar üzerine yetki3 verdi.
8Ve yol için sadece bir değnekten başka hiçbir şey almamalarını; ne torba, ne ekmek, ne de kuşak içinde bakır para;
9Ama çarık giyinmelerini; ve iki gömlek giymemelerini onlara emretti.
10Ve onlara dedi: “Her nerede bir eve girerseniz, oradan ayrılıncaya dek orada kalın.
11Ve her kim4 sizi kabul etmez ya da dinlemezse, oradan ayrılırken, onlara tanıklık için ayaklarınızın altındaki tozu silkin. Doğrusu size derim, yargı gününde Sodom ya da Gomora’ya, o şehirden daha çok dayanılabilir bir durum olacaktır.”a
12Onlar da çıkıp insanlar tövbe etsinler diye vaaz ettiler.
13Ve birçok cinler kovdular ve birçok hastaları yağla meshedip5 iyileştirdiler.
14Ve kral Hirodes O’nun hakkında işitti; çünkü O’nun adı belli1 olmuştu; ve dedi: “Vaftizci Yuhanna ölüler arasından dirildi ve bundan dolayı kendisinde kudretli işler işlemektedir.”
15Başkaları, “İlya’dır” dediler; başkaları da, “Peygamberlerden biri gibi bir peygamberdir” dediler.
16Ama Hirodes bunu duyunca, “Başını kestiğim Yuhanna’dır; o ölüler arasından dirilmiştir” dedi.
17Çünkü Hirodes’in kendisi, gönderip Yuhanna’yı tutuklamıştı ve kardeşi Filipos’un karısı Herodya’dan dolayı onu zindanda bağlamıştı; çünkü o kadınla evlenmişti.
18Çünkü Yuhanna Hirodes’e, “Kardeşinin karısına sahip olmak, senin için yasal değildir” demişti.
19Herodya da bunu, ona karşı yüreğinde sakladı; Ve onu öldürmek istiyordu, ama yapamıyordu.
20Çünkü Hirodes, onun salih ve kutsal bir adam olduğunu bilerek Yuhanna’dan korkardı ve onu korurdu; onu dinlediğinde çok şeyler yapardı2 ve onu sevinçle dinlerdi.
21Hirodes’in, kendi doğum gününde büyük adamlarına ve binbaşılara ve Galile’nin ileri gelenlerine bir akşam yemeği yaptığı zaman uygun gün gelmiş oldu;
22Ve Herodya’nın kendi kızı içeri girip dans edince, Hirodes’i ve kendisiyle sofrada oturanları hoşnut etti; ve kral kıza, “Dile benden, ne istersen sana vereceğim” dedi.
23Ve “Benden her ne dilersen, krallığımın yarısına dek sana vereceğim” diye ona ant etti.
24O da dışarı çıkıp annesine, “Ne dileyeyim?” dedi. Ve o, “Vaftizci Yuhanna’nın başını” dedi.
25Ve hemen acele ile kralın yanına girip, “Vaftizci Yuhanna’nın başını bir tepsi üzerinde hemen bana vermeni isterim” diyerek, dilekte bulundu.
26Ve bu, kralı çok üzdüyse de antlardan ve sofrada kendisiyle oturanlardan ötürü onu reddetmek istemedi.
27Ve kral hemen bir muhafız askerini gönderip onun başının getirilmesini emretti. O da gidip zindanda onun başını kesti;
28Ve başını bir tepsi üzerinde getirip onu kıza verdi; kız da onu annesine verdi.
29Ve onun öğrencileri bunu duyunca gelip cesedini aldılar ve onu bir mezara koydular.
30Resuller İsa’nın yanına bir araya toplanıp ne yaptılar ve ne öğrettilerse, herşeyi O’na anlattılar.
31O da onlara, “Siz kendiniz ayrı olarak ıssız bir yere gelin ve biraz dinlenin” dedi. Çünkü gelen gidenler çoktu ve yemek yemeye bile fırsatları yoktu.
32Ve kayıkla ayrı olarak ıssız bir yere gittiler.
33Ve giderlerken kalabalıklar onları gördü, birçokları da O’nu tanıdı; ve bütün şehirlerden oraya yaya olarak birlikte koşup onlardan önce vardılar; ve O’nun yanına toplandılar.
34İsa da kayıktan çıkıp büyük bir kalabalık gördü ve onlara acıdı,a çünkü çobanları olmayan koyunlar gibiydiler ve onlara çok şeyler öğretmeye başladı.
35Ve artık saat ilerlemiş olunca, öğrencileri O’na gelip dediler: “Yer ıssız, saat da artık geçtir;
36Onları salıver ki, çevredeki çiftliklere ve köylere gidip kendilerine ekmek alsınlar; çünkü yiyecek birşeyleri yok.”
37Ama O, kendilerine cevap verip, “Siz onlara yemek için birşey verin” dedi. Onlar da kendisine, “Gidip iki yüz dinarlık ekmek1 mi satın alıp onlara yemek için verelim?” dediler.*
38O da onlara, “Kaç ekmeğiniz var? Gidin bakın” dedi.* Ve onlar öğrenip, “Beş ekmek ve iki balık” dediler.*
39Ve onlara, hepsini kümeler halinde yeşil otlar üzerine oturtmalarını emretti.
40Onlar da yüzer, ellişer diziler hâlinde oturdular.
41Ve beş ekmekle iki balığı alıp göğe bakarak kutsadı;2 ve ekmekleri kırıp onların önlerine koysunlar diye öğrencilerine verdi. İki balığı da hepsinin arasında paylaştırdı.
42Hepsi de yiyip doydular.
43Ve kırık parçalarla balıklardan on iki küfe dolusu kaldırdılar.
44Ve ekmeklerden yiyenler beş bin kadar adam idiler.
45Ve kalabalığı salıverinceye dek öğrencilerini, hemen kayığa binmeleri ve kendisinden önce karşı yakaya, Beytsayda’ya geçmeleri için zorladı.
46Ve onlardan ayrıldıktan sonra1 dua etmek için dağa gitti.
47Akşam olduğunda, kayık denizin ortasındaydı; O ise, yalnız başına karadaydı.
48Ve onların kürek çekmekte güçlük çektiklerini gördü; çünkü rüzgâr onlara karşıydı; gecenin dördüncü nöbeti sıralarında, denizin üzerinde yürüyerek onlara geldi;* ve sanki yanlarından geçecekti.
49Ama onlar kendisini deniz üzerinde yürümekte görünce, bir hayalet olduğunu sandılar ve bağırdılar.
50Çünkü O’nu hepsi gördü ve telaşlandılar.2 O da hemen onlarla konuşup onlara, “Cesur olun, benim, korkmayın!” dedi.*
51Ve onların yanına kayığın içine çıktı; ve rüzgâr dindi. Onlar da kendi içlerinde aşırı derecede şaştılar ve hayret ettiler.
52Çünkü ekmeklerle olan mucizeyi anlamadılar; çünkü yürekleri katılaşmıştı.
53Karşı yakaya geçince Genesaret’e3 varıp kıyıya yanaştılar.
54Ve onlar kayıktan çıkınca, halk O’nu hemen tanıyarak,
55Çevredeki o yöreyi baştan başa dolaşıp koştular. O’nun nerede olduğunu işittikleri yere, hasta olanları döşekler üzerinde taşımaya başladılar.
56Ve köylere ya da şehirlere ya da kırlara, her nereye girdiyse, hasta olanları oranın çarşı yerlerine yatırdılar; ve sadece giysisinin saçağı bile olsa, dokunabilsinler diye O’na yalvardılar; ve O’na dokunanların hepsi iyileşti.
Bölüm 7
1Ferisiler ile Yeruşalem’den gelen bazı yazıcılar, O’nun yanına toplandılar.
2Ve O’nun öğrencilerinden bazılarının murdar, yani yıkanmamış ellerle ekmek yediklerini görünce, kusur buldular.
3Çünkü Ferisiler ve bütün Yahudiler, ihtiyarların geleneğini tutarak, ellerini iyice1 yıkamadıkça yemezler.
4Ve çarşıdan geldiklerinde yıkanmadıkça yemezler; ve kâselerin, çanakların, bakır kapların ve masaların2 yıkanması gibi daha başka birçok şeyler vardır ki, onları tutmayı kabul etmişlerdir.
5O zaman Ferisilerle yazıcılar O’na sordular: “Öğrencilerin neden ihtiyarların geleneğine göre yürümüyorlar; ama ekmeği yıkanmamış ellerle yiyorlar?”
6Ama O cevap verip onlara dedi: “Yeşaya siz ikiyüzlülerle ilgili olarak iyi peygamberlik etmiştir, yazılı olduğu gibi: ‘Bu halk dudaklarıyla beni sayar, ama onların yüreği benden uzaktır.
7Öğretişler olarak insan emirlerini öğretip boş yere bana taparlar.’a
8Çünkü siz Tanrı’nın emrini bırakıp insanların geleneğini tutuyorsunuz; kaselerin ve çanakların yıkanması ve bunun gibi başka birçok şeyler yaparsınız.”
9Ve onlara dedi: “Kendi geleneğinizi tutasınız diye, Tanrı’nın emrini ne güzel de bir yana bırakıyorsunuz!
10Çünkü Musa, ‘Babana ve annene saygı göster’ ve, ‘Baba ya da anne hakkında kötü konuşan mutlaka öldürülsün’b demiştir.
11Ama siz diyorsunuz ki, eğer bir adam babasına ya da annesine, ‘benden, onunla yararlanabileceğin ne varsa kurbandır, yani armağandır’3 derse,
12Artık babası ya da annesi için hiçbir şey yapmasına izin vermezsiniz;
13Böylece aktardığınız geleneğinizle Tanrı’nın sözünü geçersiz1 kılıyorsunuz; ve bunun gibi birçok şeyler yapıyorsunuz.”
14Ve bütün kalabalığı yanına çağırıp onlara dedi: “Hepiniz beni işitin ve anlayın;
15İnsanın dışından, içine girip de onu kirletebilecek hiçbir şey yoktur; ama ondan çıkan şeyler, onlar insanı kirletirler.
16Bir kimsenin işitecek kulakları varsa, işitsin.”
17Ve kalabalıktan ayrılıp eve girince, öğrencileri o benzetme hakkında O’na sordular.
18O da onlara dedi:* “Siz de mi öyle anlayışsızsınız? Dışarıdan insanın içine giren her şeyin onu kirletemeyeceğini anlamıyor musunuz?
19Çünkü onun yüreğine değil, ama karnına girer ve dışarıya, ayak yolu içine gider.” Böylece bütün yemekleri temiz kıldı.
20Ve dedi: “İnsandan çıkan şey, o insanı kirletir.
21Çünkü içeriden, insanların yüreğinden kötü düşünceler, zinalar, fuhuşlar, cinayetler,
22Hırsızlıklar, açgözlülükler, kötülükler, hile,2 şehvet düşkünlüğü, kötü göz, küfür, kibirlilik, akılsızlık çıkar.
23Bu kötülüklerin hepsi içeriden çıkar ve insanı kirletir.”
24Ve oradan kalkıp Sur ve Sayda sınırlarına gitti; bir eve girip kimsenin bilmesini istemedi, ancak gizlenemedi.
25Çünkü küçük kızında murdar ruh olan bir kadın, O’nun hakkında duyunca gelip ayaklarına kapandı.
26Ve kadın bir Yunanlı olup, ırkça SuriyeFenike’li idi; ve kızının içinden cini kovsun diye O’na yalvardı.
27Ama İsa ona dedi: “Bırak, önce çocuklar doysunlar; çünkü çocukların ekmeğini alıp köpeklere atmak iyi değildir.”
28Ama o, kendisine cevap verip dedi:* “Evet, ya Rab, çünkü köpekler bile sofranın altında çocukların kırıntılarından yerler.”
29O da ona, “Bu sözden ötürü git, cin senin kızından çıkmıştır” dedi.
30Ve kendi evine gittiğinde cinin çıkmış, kızının da yatakta uzanmış olduğunu buldu.
31Ve yine Sur ve Sayda sınırlarından1 ayrılıp Dekapolis sınırları1 ortasından Galile denizine geldi.
32O’na, güçlükle konuşan sağır birisini getirdiler; ve onun üzerine elini koysun diye O’na yalvardılar.
33O da onu kalabalıktan ayrı olarak bir yana alıp, parmaklarını onun kulaklarına koydu ve tükürüp diline dokundu;
34Ve göğe bakarak inledi; ve ona, “Effata” yani, “Açıl” dedi.*
35Ve kulakları hemen açılıp dilinin bağı çözüldü ve düzgün bir şekilde konuştu.
36Kimseye söylemesinler diye onlara emir2 verdi; ama onlara ne kadar çok emir verdiyse, onlar bunu daha çok ilân ettiler.
37Halk da aşırı derece hayret edip, “Her şeyi iyi etti; hem sağırı işittiriyor, hem dilsizi konuşturuyor” diyorlardı.
Bölüm 8
1O günlerde çok büyük kalabalık olup, yiyecek bir şeyleri olmadığından İsa öğrencilerini yanına çağırarak onlara dedi:*
2“Kalabalığa acıyorum, çünkü şimdi üç gündür benimle beraber bulunuyorlar ve yiyecek bir şeyleri yok;
3Ve eğer onları aç3 olarak evlerine gönderirsem, yolda bayılacaklar; çünkü bazıları uzaktan geldiler.”
4Öğrencileri de O’na cevap verdiler: “Burada, çölde, bir kimse bunları ekmekle nereden doyurabilir?”
5O da onlara, “Kaç ekmeğiniz var?” diye sordu. Ve onlar, “Yedi” dediler.
6Yere oturmaları için kalabalığa emretti. Ve yedi ekmeği alıp teşekkür sunarak kırdı; ve önlerine koysunlar diye
öğrencilerine verdi; onlar da kalabalığın önüne koydular.
7Birkaç küçük balıkları da vardı; ve kutsayıp,1 bunları da önlerine koymalarını istedi.
8Yediler ve doydular; ve artakalan parçalardan yedi sepet kaldırdılar.
9Ve yiyenler dört bin kadar idiler. Ve onları salıverdi.
10Ve öğrencileriyle birlikte hemen kayığa binip Dalmanuta taraflarına geldi.
11Ferisiler de çıkıp O’nunla tartışmaya başladılar; O’nu deneyerek, kendisinden gökten bir belirti istediler.
12Ve ruhunda derin inleyerek dedi:* “Neden bu kuşak bir belirti arıyor? Doğrusu size derim, bu kuşağa bir belirti verilmeyecektir.”
13Ve onları bırakıp yine kayığa binerek karşı yakaya gitti.
14Ve öğrenciler ekmek almayı unuttular. Ve kayıkta yanlarında, bir ekmekten başka bir şeyleri yoktu.
15O ise onlara emredipa dedi: “Dikkat edin, Ferisilerin mayasından ve Hirodes’in mayasından sakının.”
16Onlar da birbirleriyle danışıp tartışarak, “Bu, bizim ekmeğimiz olmadığından dolayıdır” dediler.
17Ve İsa bunu bilerek onlara dedi:* “Ekmeğiniz olmadığından dolayı niçin danışıp tartışıyorsunuz? Hâlâ farketmiyor ve anlamıyor musunuz? Hâlâ yüreğinizi sertleştiriyor musunuz?
18Gözleriniz varken görmüyor musunuz? Kulaklarınız varken işitmiyor musunuz? Ve hatırlamıyor musunuz?
19Beş ekmeği beş bin kişiye parçaladığım zaman, parçalardan kaç küfe dolusu kaldırdınız?” Onlar da kendisine, “On iki” dediler.
20“Yedi ekmeği de dört bine parçaladığım zaman, parçalardan kaç küfe dolusu kaldırdınız?” Onlar da “Yedi” dediler.
21O da onlara, “Nasıl oluyor da hâlâ anlamıyorsunuz?” dedi.
22Ve O, Beytsayda’ya geldi;* O’na bir kör getirip, kendisine dokunsun diye O’na yalvardılar.
23Ve körün elinden tutarak onu köyün dışına çıkardı; ve onun gözlerinin üzerine tükürüp ellerini onun üzerine koyarak, bir şey görüp görmediğini sordu.
24O da yukarı bakıp, “İnsanlar görüyorum; çünkü onları yürüyen ağaçlar gibi görüyorum” dedi.
25Ondan sonra ellerini yine onun gözleri üzerine koyup yukarı baktırdı; ve sağlığa kavuştu ve herşeyi berrakça gördü.
26İsa da onu evine gönderip, “Ne köye gir, ne de köyde bunu kimseye söyle” dedi.
27Ve İsa ile öğrencileri Filippi Kayseriyesi köylerine çıkıp gitti. Ve yolda öğrencilerine sorup onlara, “İnsanlar benim kim olduğumu söylüyorlar” dedi.
28Onlar da, “Vaftizci Yuhanna; başkaları, İlya; ama başkaları, peygamberlerden biridir” diye yanıtladılar.
29O da onlara dedi:* “Ya siz, ben kimim dersiniz?” Petrus cevap verip O’na, “Sen Mesih’sin” dedi.
30O da kendisi hakkında kimseye söylemesinler diye onlara sıkıca emir verdi.
31Ve İnsanoğlu’nun çok şeyler çekmesi, ihtiyarlar, başkâhinler ve yazıcılar tarafından reddolunması, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini, onlara öğretmeye başladı.
32Ve bu sözü açıkça söylüyordu. Petrus da O’nu bir yana alıp azarlamaya başladı.
33Ama O dönüp öğrencilerine bakarak, Petrus’u azarladı: “Arkama çekil, Şeytan! Çünkü sen Tanrı’nın şeylerini değil, ama insan şeylerini düşünüyorsun” dedi.
34Ve kalabalığı öğrencileriyle birlikte yanına çağırıp onlara dedi: “Her kim ardımdan gelmek isterse, kendini inkâr etsin ve çarmıhını yüklenip beni izlesin.
35Çünkü her kim canını1 kurtarmak isterse onu kaybedecektir; ama kim benim ve İncil’in uğruna canını kaybederse, onu kurtaracaktır.
36Çünkü bir insan, bütün dünyayı kazanıp da kendi canını kayberderse ne kâr eder?
37Ya da insan, kendi canına karşılık olarak ne verebilir?
38Çünkü her kim, bu zina işleyici ve günahkâr kuşak içinde benden ve sözlerimden utanırsa, İnsanoğlu da Babasının yüceliğinde, kutsal meleklerle birlikte geldiği zaman, ondan utanacaktır.”
Bölüm 9
1Onlara dedi: “Doğrusu size derim, burada duranlardan bazıları var ki, Tanrı’nın krallığının kudretle geldiğini görmeden ölümü asla tatmayacaklardır.”
2Ve altı gün sonra İsa Petrus’u, Yakub’u ve Yuhanna’yı beraberinde aldı;* ve onları yalnız başlarına, ayrı olarak yüksek bir dağa götürdü.* Ve onların önünde görünümü değişti.
3Ve O’nun giysileri parlak, aşırı derecede beyaz, kar gibi oldular; öylesine ki, yeryüzünde hiçbir çamaşırcı onları öyle ağartamaz.
4Ve Musa ile birlikte İlya, onlara göründü ve onlar İsa ile konuşuyorlardı.
5Petrus da cevap verip İsa’ya, “Rabbi,1 bizim için burada bulunmak iyidir. Biri sana, biri Musa’ya ve biri İlya’ya üç çardak kuralım” dedi.
6Çünkü ne diyeceğini bilmiyordu; çünkü çok korkmuşlardı.
7Ve onları gölgeleyen bir bulut geldi; ve buluttan, “Benim sevgili Oğlum budur; O’nu dinleyin!” diye bir ses geldi.
8Ve birden çevrelerine baktılar, ama yanlarında artık İsa’dan başka kimseyi görmediler.
9Ve dağdan inerlerken, İnsanoğlu ölüler arasından dirilmeden2 gördüklerini kimseye söylemesinler diye onlara emretti.
10Onlar da o sözü kendi aralarında saklayıp ölüler arasından dirilmenin ne olduğunu tartışıyorlardı.
11Ve O’na sorup dediler: “Neden yazıcılar, önce İlya gelmelidir diyorlar?”
12O da cevap verip onlara dedi: “Gerçekten İlya önce gelir herşeyi yeniden düzenler; ve nasıl ki İnsanoğlu hakkında da, ‘Çok şeyler çekecek ve hiçe sayılacaktır’a diye yazılmıştır.
13Ama ben size derim ki, İlya da gelmiştir ve onun hakkında yazılmış olduğu gibi, ona her dilediklerini yaptılar.”
14Ve öğrencilerin yanına geldiğinde, onların çevresinde büyük bir kalabalık ve onlarla tartışan yazıcıları gördü.
15Ve hemen, bütün kalabalık O’nu görünce çok şaştılar; ve O’na koşup kendisini selâmladılar.
16O da yazıcılara, “Onlarla ne tartışıyorsunuz?” diye sordu.
17Kalabalıktan biri cevap verip dedi: “Öğretmen, dilsiz bir ruhu olan oğlumu sana getirdim;
18Ve ruh onu her nerede yakalarsa yere çarpıyor.1 O da köpürüyor, dişlerini gıcırdatıyor ve kuruyor.2 Ve onu çıkarsınlar diye öğrencilerine söyledim ve güçleri yoktu.”3
19Ama İsa ona cevap verip dedi:* “Ey imansız kuşak! Ne zamana kadar sizinle birlikte olacağım? Ne zamana kadar size katlanacağım? Onu bana getirin.”
20Ve onu kendisine getirdiler. Ve çocuk O’nu görünce, ruh onu hemen çırpınmalara soktu; ve yere düşüp köpürerek yuvarlandı.
21Ve İsa babasına, “Ona bu durum olalı ne kadar zamandır?” diye sordu. O da dedi: “Çocukluktan beri.
22Ve onu yok etsin diye birçok kez hem ateşin, hem suyun içine attı; ama eğer bir şey yapabilirsen, bize acıyarak yardım et.”
23İsa da ona dedi: “Eğer iman edebilirsen! İman edene her şey mümkündür.”
24Ve çocuğun babası hemen haykırarak gözyaşlarıyla, “İman ederim Rab; benim imansızlığıma yardım et” dedi.
25Ama İsa kalabalığın birlikte koşup geldiğini görünce, murdar ruhu azarlayıp ona, “Dilsiz ve sağır ruh, sana emrediyorum, ondan çık ve artık ona girme” dedi.
26Ruh da bağırarak ve onu çok çırpınmalara sokarak dışarı çıktı. Sanki ölü gibi oldu; öyle ki birçokları, “O öldü” dediler.
27Ama İsa onu elinden tutup kaldırdı; o da kalktı.
28Ve eve girince, öğrencileri ayrı olarak O’ndan sordular: “Neden biz onu kovamadık?”
29O da onlara, “Bu tür, dua ve oruçtan başka hiçbir şeyle dışarı çıkmaz” dedi.
30Ve oradan çıkıp Galile’den geçtiler; ve kim senin bunu bilmesini istemiyordu.
31Çünkü öğrencilerine öğretip onlara diyordu: “İnsanoğlu, insanların ellerine teslim edilecek ve O’nu öldürecekler; ve öldürüldükten sonra üçüncü günde dirilecektir.”
32Ama onlar bu sözü anlamıyor ve ondan sormaya korkuyorlardı.
33Ve Kafernahum’a geldi; ve evdeyken onlara sordu: “Yolda kendi aranızda ne tartışıyordunuz?”
34Ama onlar sustular; çünkü yolda birbirleriyle, kimin en büyük olduğunu tartışmışlardı.
35Ve oturunca Onikileri çağırıp onlara dedi:* “Eğer bir kimse birinci olmak isterse, hepsinin sonuncusu ve hepsinin hizmetçisi olacaktır.”
36Ve küçük bir çocuğu alıp onu ortalarında durdurdu; ve onu kolları arasına alarak onlara dedi:
37“Her kim bunun gibi çocuklardan birini benim adımla kabul ederse, beni kabul eder; ve her kim beni kabul ederse, beni değil, ama beni göndereni kabul eder.”
38Yuhanna O’na cevap verip dedi: “Öğretmen, senin adınla cinler kovan ve ardımızca gelmeyen birini gördük ve ona engel olduk,1 çünkü ardımızca gelmiyordu.”
39Ama İsa dedi: “Ona engel olmayın; çünkü adımla kudretli bir iş2 yapıp da hemen ardından benim hakkımda kötü konuşabilecek bir kimse yoktur.
40Çünkü bize karşı olmayan, bizden yanadır.
41Çünkü, doğrusu size derim, Mesih’e ait olduğunuz için her kim adımla size içmek için bir bardak su verirse, ödülünü asla kaybetmeyecektir.
42Ve bana iman eden bu küçüklerden birinin tökezlemesine kim neden olursa, boynuna bir değirmen taşı1 takılıp denize atılması kendisi için daha iyidir.
43Eğer elin tökezlemene neden oluyorsa, onu kes; senin için hayata sakat olarak girmek, iki el sahibi olarak cehenneme, sönmez ateşin içine gitmekten daha iyidir.
44Orada onların kurdu ölmez ve ateşi sönmez.
45Ve eğer ayağın tökezlemene neden oluyorsa, onu kes; senin için hayata sakat olarak girmek, iki ayak sahibi olarak cehenneme, sönmez ateşin içine atılmaktan daha iyidir.
46Orada onların kurdu ölmez ve ateşi sönmez.
47Ve eğer gözün tökezlemene neden oluyorsa, çıkarıp onu at; senin için Tanrı’nın krallığına tek gözle girmek, iki göz sahibi olarak ateş cehennemine atılmaktan daha iyidir.
48Orada onların kurdu ölmez ve ateşi sönmez.
49Çünkü herkes ateşle tuzlanacaktır; ve her kurban tuzla tuzlanacaktır.
50Tuz iyidir; ama, eğer tuz tuzluluğunu yitirirse, ona neyle tat verirsiniz? Kendinizde tuz olsun ve birbirinizle barış içinde olun.”
Bölüm 10
1Ve oradan kalkıp Ürdün ırmağının öbür tarafına, Yahudiye sınırlarına geldi.* Ve yanına yine kalabalıklar toplandı ve âdet edindiği gibi yine onlara öğretiyordu.
2Ferisiler O’na gelip kendisini deneyerek, bir erkeğin karısını boşamasının yasal olup olmadığını O’na sordular.
3O da cevap verip onlara, “Musa size ne emretti?” dedi.
4Onlar da, “Musa boşanma kâğıdını yazmaya ve onu boşamaya müsaade etti” dediler.
5Ve İsa cevap verip onlara dedi: “Yüreğinizin katılığından dolayı size bu emri yazdı.
6Ama yaradılışın başlangıcından Tanrı onları erkek ve dişi yarattı.
7Bu nedenle, adam babasını ve annesini bırakacak ve karısına yapışacaktır;
8Ve ikisi bir beden° olacaklar; öyle ki, onlar artık iki değil, ama bir bedendirler.
9Onun için, Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmasın.”
10Ve evde öğrencileri aynı şey hakkında yine O’na sordular.
11O da onlara dedi:* “Kim karısını boşar ve başkasıyla evlenirse, ona karşı zina işlemiş olur.
12Ve eğer bir kadın kocasını boşar ve başkasıyla evlenirse, zina işlemiş olur.”
13Ve onlara dokunsun diye kendisine küçük çocuklar getiriyorlardı; ama öğrenciler getirenleri azarladılar.
14Oysa İsa bunu görünce çok gücenip onlara dedi: “Küçük çocukların bana gelmelerine izin verin ve onlara engel olmayın; çünkü Tanrı’nın krallığı böylelerindir.
15Doğrusu size derim, kim Tanrı’nın krallığını küçük bir çocuk gibi kabul etmezse, ona asla giremez.”
16Ve onları kolları arasına alıp ellerini üzerlerine koyarak onları kutsadı.1
17Ve yolda giderken, biri koşup O’na diz çökerek O’ndan sordu: “İyi Öğretmen, sonsuz hayatı miras almak için ne yapayım?”
18Ama İsa ona dedi: “Neden bana iyi diyorsun?a Birden, yani Tanrı’dan başka kimse iyi değildir.
19Emirleri bilirsin: ‘Zina işleme, öldürme, çalma, ya lan tanıklık etme, hak yeme, babana ve annene saygı göster’’’b
20O da cevap verip O’na, “Öğretmen, bunların hepsini gençliğimden beri tuttum” dedi.
21İsa da ona bakıp onu sevdi; ve ona dedi: “Senin için bir şey eksik; git, neyin varsa sat ve fakirlere ver ve gökte hazinen olacaktır; ve gel, çarmıhı alıp beni izle.”
22Ama o, bu söz üzerine üzülüp kederli gitti; çünkü çok malı mülkü vardı.
23Ve İsa etrafa bakıp öğrencilerine dedi:* “Serveti1 olanlar Tanrı’nın krallığına ne kadar güçlükle gireceklerdir!”
24Öğrenciler de O’nun sözlerine şaştılar. Ve İsa yine cevap verip onlara dedi:* “Çocuklar, zenginliğe güvenenler için Tanrı’nın krallığına girmek ne güçtür!
25Devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin adamın Tanrı’nın krallığına girmesinden daha kolaydır.”
26Onlar da kendi aralarında, “Öyleyse2 kim kurtulabilir?” diyerek aşırı derecede şaştılar.
27Ama İsa onlara bakıp dedi:* “İnsanlar ile3 bu imkânsızdır, ama Tanrı ile değil; çünkü Tanrı ile herşey mümkündür.”
28Petrus O’na, “İşte biz her şeyi bıraktık ve senin ardından geldik” demeye başladı.
29İsa da cevap verip dedi: “Doğrusu size derim, benim ve İncil’in uğruna, ev ya da kardeşler ya da kız kardeşler ya da baba ya da anne ya da karı ya da çocuklar ya da tarlalar bırakan hiçbir kimse yoktur ki,
30Şimdi, bu zamanda, zulümlerle birlikte yüz kat evler, kardeşler, kız kardeşler, anneler ve çocuklar ve tarlalar, ve gelecek çağda sonsuz hayat almış olmasın.
31Ama birçok birinciler sonuncu ve sonuncular birinci olacak.”
32Ve Yeruşalem’e çıkan yoldaydılar;4 İsa da önlerinden gidiyordu; ve onlar hayrete düşmüşlerdi; ardından giderlerken korkuyorlardı; ve Onikileri yine yanına alıp, kendisine yakında olacak olan şeyleri onlara anlatmaya başladı:
33“İşte, Yeruşalem’e çıkıyoruz; ve İnsanoğlu başkâhinlere ve yazıcılara teslim edilecek ve O’nu ölüme mahkûm edecekler; ve O’nu uluslara teslim edecekler.
34Ve O’nunla alay edecekler, O’nu kamçılayacaklar ve üzerine tükürecekler ve O’nu öldüreceklerdir; ve üçüncü gün dirilecektir.”
35Zebedi’nin oğulları Yakup ve Yuhanna O’na yaklaşıp, “Öğretmen, senden her ne dilersek bize yapmanı istiyoruz” dediler.
36O da onlara, “Sizin için ne yapmamı istiyorsunuz?” dedi.
37Onlar da kendisine dediler: “Senin yüceliğinde birimiz sağında ve birimiz solunda oturmayı bize bağışla.”
38Ama İsa onlara dedi: “Siz ne dilediğinizi bilmiyorsunuz; benim içtiğim kâseyi1 siz içebilir misiniz? Ve vaftiz edildiğim vaftizle siz vaftiz edilebilir misiniz?”
39Onlar da O’na, “Edebiliriz” dediler. Ve İsa onlara dedi: “İçtiğim kâseyi gerçekten içeceksiniz ve vaftiz edildiğim vaftizle vaftiz edileceksiniz;
40Ama sağımda ve solumda oturmayı vermek bana ait değildir; ancak kimler için hazırlandıysa onlaradır.”
41Ve on öğrenci bunu işitince, Yakup’la Yuhanna’ya öfkelenmeye başladılar.
42Ama İsa onları yanına çağırıp kendilerine dedi: “Bilirsiniz ki, ulusları yönetmeye yetkili sayılanlar, onların üzerinde egemenlik sürerler; ve büyükleri, onlar üzerinde yetki kullanırlar.
43Oysa sizin aranızda böyle olmayacak; ama aranızda her kim büyük olmak isterse, hizmetçiniz olacaktır.
44Ve sizden kim birinci olmak isterse, hepsinin kölesi olacak.
45Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, ama hizmet etmeye ve birçokları için canını fidye olarak vermeye geldi.”
46Ve Eriha’ya geldiler;* O, öğrencileriyle ve büyük bir kalabalıkla birlikte Eriha’dan çıkarken, Timeos oğlu kör Bartimeos, yol kenarında oturmuş dileniyordu.
47Ve O’nun Nasıralı İsa olduğunu duyunca bağırarak, “Ey Davut oğlu İsa, bana merhamet et!”2 demeye başladı.
48Ve sessiz olsun diye birçokları onu azarladı; ama o, “Ey Davut Oğlu, bana merhamet et” diye daha çok bağırdı.
49İsa da durup, onun çağırılmasını istedi.1 Onlar da körü çağırıp kendisine, “Cesur ol, kalk, seni çağırıyor” dediler.
50O da abasını2 atarak kalktı, İsa’ya geldi.
51Ve İsa cevap verip ona, “Sana ne yapmamı istiyorsun?” dedi.* Kör adam da O’na, “Rabbuni,3 yine görebileyim” dedi.
52İsa da ona, “Git, imanın seni kurtardı” dedi. Ve hemen yeniden gördü ve yolda O’nun ardından gitti.
Bölüm 11
1Yeruşalem’e, Zeytinlik dağındaki Beytfaci ve Beytanya’ya yaklaştıkları zaman öğrencilerinden ikisini gönderip,
2Onlara dedi:* “Karşınızdaki köye gidin ve ona girer girmez, üzerine insanlardan henüz hiç kimsenin binmediği bağlı bir sıpa bulacaksınız; onu çözüp getirin.
3Ve eğer biri size, ‘Neden bunu yapıyorsunuz?’ derse, ‘Rab’bin ona ihtiyacı var ve onu hemen buraya gönderecek’ deyin.”
4Onlar da gittiler ve yol kavşağında dışarıda, kapının yanında sıpayı bağlı buldular; ve onu çözdüler.
5Ve orada duranlardan bazıları, “Sıpayı çözüp de ne yapıyorsunuz?” dediler.
6Onlar da İsa’nın emretmiş olduğu gibi onlara söylediler ve adamlar onları bıraktılar.
7Ve sıpayı İsa’ya getirdiler, üzerine giysilerini attılar; O da üzerine bindi.
8Ve birçokları kendi giysilerini yola serdiler; başkaları da ağaçlardan dallar kesip yol üzerine yayıyorlardı.
9Önden gidenler ve arkadan gelenler bağırıp diyorlardı: “Osanna!a Rab’bin adında gelen kutludur.
10Atamız Davut’un, Rab’bin adıyla gelen krallığı kutlu olsun. En yücelerde Osanna!”
11Ve İsa Yeruşalem’e ve tapınağa girdi; ve etrafa, her şeye baktıktan sonra, zaten akşam4 olduğundan, Onikilerle birlikte Beytanya’ya gitti.
12Ve ertesi gün, Beytanya’dan çıktıkları zaman acıktı.
13Ve uzakta, yaprakları olan bir incir ağacı görüp onda belki bir şey bulur diye geldi; ve ona vardığında yapraklardan başka bir şey bulmadı; çünkü incir mevsimi değildi.
14İsa da cevap verip ona, “Artık sonsuza dek hiç kimse senden meyve yemesin” dedi. Öğrencileri de bunu duydular.
15Ve Yeruşalem’e geldiler. İsa da tapınağa girip tapınakta satış yapanları ve satın alanları dışarı atmaya başladı; ve para değiştirenlerin masalarını ve güvercin satanların iskemlelerini devirdi;
16Ve hiç kimsenin, tapınağın içinden geçip de bir kap taşımasına izin vermedi.
17Ve öğretip onlara diyordu: “‘Benim evime, bütün uluslar için dua evi denilecek’a diye yazılmamış mıdır? Ama siz onu haydutların ini yaptınız.”
18Başkâhinler ile yazıcılar bunu duydular; ve O’nu nasıl yok edeceklerini arıyorlardı; çünkü O’ndan korkuyorlardı; çünkü bütün halk1 onun öğretişine hayret etmişlerdi.
19Ve akşam olunca şehirden dışarı çıktı.
20Ve sabahleyin incir ağacının yanından geçerlerken onun kökten kurumuş olduğunu gördüler.
21Petrus da hatırlayıp O’na dedi:* “Rabbi,2 bak, lânetlediğin incir ağacı kurudu.”
22İsa da cevap verip onlara dedi:* “Tanrı’ya imanınız olsun.
23Çünkü doğrusu size derim ki, her kim şu dağa, ‘Kalk ve denize atıl’ derse ve yüreğinde şüphe etmezse, ama söylediği şeylerin olacağına iman ederse, her ne söylerse kendisine olacaktır.
24Bunun için size derim, dua edip dilediğiniz her ne ise, hepsini aldığınıza iman edin ve size olacaktır.
25Ve kalkıp dua ettiğiniz zaman, herhangi birine karşı bir şeyiniz varsa bağışlayın ki, göklerde olan Babanız da size suçlarınızı bağışlasın.
26Ama, eğer siz bağışlamazsanız, göklerde olan Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.”
27Ve yine Yeruşalem’e geldiler. Ve tapınakta yürürken başkâhinler, yazıcılar ve ihtiyarlar kendisine geldiler.
28Ve O’na dediler: “Bu şeyleri hangi yetkiyle yapıyorsun? Ve bu şeyleri yapmak için sana bu yetkiyi kim verdi?”
29İsa da cevap verip onlara dedi: “Ben de size bir şey soracağım; bana cevap verin, ben de size bu şeyleri hangi yetkiyle yaptığımı söyleyeceğim.
30Yuhanna’nın vaftizi gökten miydi, yoksa insanlardan mıydı? Bana cevap verin.”
31Onlar da kendi kendileriyle tartışıp dediler: “Eğer ‘Gökten’ dersek, ‘Öyleyse neden ona inanmadınız?’ diyecek.
32Ama, eğer ‘İnsanlardandır’ dersek...” Halktan korkuyorlardı; çünkü hepsi Yuhanna’nın gerçekten bir peygamber olduğunu kabul ediyorlardı.1
33Ve cevap verip İsa’ya, “Bilmiyoruz” dediler.* İsa da cevap verip onlara, “Ben de size bu şeyleri hangi yetkiyle yaptığımı söylemem” dedi.*
Bölüm 12
1Ve onlara benzetmelerle söylemeye başladı: “Bir adam bağ dikti ve çevresine çit yerleştirdi ve bir üzüm suyu çukuru kazıp bir kule yaptı; ve onu bağcılara kiralayıp ülkeden ayrıldı.a
2Ve mevsimde, bağcılardan bağın ürününden alsın diye, bağcılara bir köle gönderdi.
3Ama onlar onu yakalayıp dövdüler ve boş gönderdiler.
4Ve onlara yine başka bir köle gönderdi; ve onu taşlayıp başından yaraladılar; ve onu aşağılayarak kovdular.
5Ve yine başkasını gönderdi, onu da öldürdüler; başka birçoklarını da gönderdi; bazısını dövdüler, bazısını öldürdüler.
6Böylece, bir de kendisinin sevgili bir tek oğlu vardı; ‘Oğluma saygıları olacaktır’ diyerek, en son onu da onlara gönderdi.
7Ama o bağcılar kendi aralarında dediler: ‘Mirasçı budur; gelin onu öldürelim ve miras bizim olacaktır.’
8Ve onu yakalayıp öldürdüler ve bağdan dışarı attılar.
9Bundan dolayı bağın sahibi ne yapacaktır? Gelip bağcıları yok edecek ve bağı başkalarına verecektir.
10Siz şu Kutsal Yazı’yı bile okumadınız mı? ‘Yapıcıların reddettikleri taş, işte bu, köşenin başı olmuştur.
11Rab’den idi bu; ve o, gözlerimizde harikadır!’”1
12Ve O’nu yakalama imkânı aradılar, ama kalabalıktan korktular; çünkü bu benzetmeyi onlara karşı söylediğini anladılar; ve O’nu bırakıp gittiler.
13Ve O’nu konuşmada tuzağa düşürsünler diye, kendisine Ferisilerden ve Hirodesçilerden bazılarını gönderdiler.
14Onlar da gelip kendisine dediler:* “Öğretmen, biliriz ki sen doğrusun ve hiçbir kimseyi kayırmazsın;2 çünkü insanların kişiliğine3 bakmazsın; ancak Tanrı’nın yolunu gerçeklikle öğretirsin. Kayser’e vergi vermek yasal mı, yoksa değil mi?
15Verelim mi, yoksa vermeyelim mi?” O ise, onların ikiyüzlülüğünü bilerek onlara, “Neden beni deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin, göreyim” dedi.
16Onlar da getirdiler. Ve onlara dedi:* “Bu yüz şekli ve yazı kimindir?” Onlar da kendisine, “Kayser’indir” dediler.
17İsa da cevap verip onlara, “Kayser’in şeylerini Kayser’e ve Tanrı’nın şeylerini Tanrı’ya verin” dedi. Ve onlar kendisine çok şaştılar.
18Ve diriliş4 yoktur diyen Sadukiler5 O’na geldiler; ve kendisine sorup dediler:
19“Öğretmen, Musa bize yazdı ki, eğer birinin kardeşi ölür ve geride bir karı bırakır da, çocuk bırakmazsa, kardeşi onun karısını alıp kardeşine soy yetiştirmeli.
20Yedi kardeş vardı; ve birincisi bir karı aldı ve ölüp soy bırakmadı.
21İkincisi de onu aldı ve öldü; ne de o soy bıraktı; üçüncüsü de aynı şekilde.
22Ve yedisi onu alıp soy bırakmadı. Hepsinden sonra kadın da öldü.
23O zaman dirilişte, onlar dirilecekleri zaman, onlardan hangisinin karısı olacak? Çünkü yedisi de onu karı olarak edindi.”
24İsa da cevap verip onlara dedi: “Siz şundan, ne Kutsal Yazıları ne de Tanrı’nın gücünü bilmediğinizden dolayı, yanılmıyor musunuz?
25Çünkü onlar ölüler arasından dirildikleri zaman, ne evlenirler ne de evlendirilirler; ancak göklerdeki melekler gibidirler.
26Ama ölülerin dirilmesi konusunda, Musa’nın kitabında, çalı bölümünde1 Tanrı’nın ona, ‘Ben İbrahim’in Tanrısı ve İshak’ın Tanrısı ve Yakub’un Tanrısıyım’ diyerek nasıl konuştuğunu okumadınız mı?
27O, ölülerin Tanrısı değil, ama yaşayanların Tanrısıdır; onun için siz çok yanılıyorsunuz.”
28Ve yazıcılardan biri gelip, onların birbirleriyle tartıştıklarını duyup, onlara iyi cevap verdiğini görerek O’na, “Tüm emirlerin birincisi hangisidir?” diye sordu.
29İsa da ona cevap verdi: “Tüm emirlerin birincisi: ‘Dinle, ey İsrail; Tanrımız Rab tek Rab’dir.
30Ve Tanrın olan Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.’a Birinci emir budur.
31Ve ona benzer ikincisi şudur: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’b Bunlardan daha büyük başka bir emir yoktur.”
32Yazıcı da ona dedi: “Doğru,2 ey Öğretmen; gerçek üzere konuştun ki, tek Tanrı vardır3 ve O’ndan başkası yoktur.
33Ve O’nu bütün yürekle, bütün anlayışla, bütün canla ve
bütün kuvvetle sevmek ve kendi komşusunu kendisi gibi sevmek, bütün yakılan sunulardan ve kurbanlardan daha üstündür.”1
34İsa da onun anlayışla cevap verdiğini görerek kendisine, “Sen Tanrı’nın krallığından uzak değilsin” dedi. Ve artık hiç kimse O’na soru sormaya cesaret etmedi.
35Ve İsa tapınakta öğretirken cevap verip dedi: “Yazıcılar, nasıl Mesih Davut’un oğludur diye söylerler?
36Çünkü Davut kendisi Kutsal Ruh aracılığıyla demiştir: ‘Rab, Rabbime dedi: Ben düşmanlarını ayaklarına basamak olarak koyuncaya dek, sen sağımda otur.’a
37Onun için, Davut kendisi, O’nu Rab diye çağırıyor; ve O, nereden onun oğlu olur?” Ve büyük kalabalık O’nu sevinçle dinliyordu.
38-39Ve öğretişinde onlara dedi: “Uzun kaftanlarla dolaşmaktan, çarşı meydanlarında selâmlardan, havralarda baş kürsüleri ve ziyafetlerde2 baş yerleri almaktan hoşlanan yazıcılardan sakının.
40Onlar ki, dul kadınların evlerini yutarlar; ve gösteriş için uzun dualar ederler; bunlar daha büyük yargıya uğrayacaklardır.”
41Ve İsa hazine3 karşışında oturup halk topluluğunun hazineye nasıl para attıklarına baktı; ve birçok zengin kişi içine çok attılar.
42Yoksul dul bir kadın gelip bir mangır olan iki pulb attı.
43Ve İsa öğrencilerini yanına çağırıp onlara dedi: “Doğrusu size derim ki, bu yoksul dul kadın hazineye atanların hepsinden daha çok attı;
44Çünkü hepsi kendi bolluklarından attılar; ama o yoksulluğundan, nesi varsa hepsini, yaşamına gerekli olanın4 tümünü attı.”
Bölüm 13
1Ve tapınaktan çıkarken öğrencilerinden biri O’na dedi: “Öğretmen, bak; ne biçim taşlar ve ne biçim binalar!”
2İsa da cevap verip ona dedi: “Bu büyük binaları görüyor musun? Yıkılmamış taş üstünde taş bırakılmayacak.”
3Ve O, tapınağın karşısındaki zeytinlik dağı üzerinde otururken Petrus, Yakup, Yuhanna ve Andreas ayrıca kendisine sordular:
4“Bize söyle, bu şeyler ne zaman olacak? Ve bütün bu şeyler yerine gelmek üzere iken, belirti ne olacak?”
5İsa da onlara cevap verip söylemeye başladı: “Kimse sizi saptırmasın diye sakının.
6Çünkü birçokları, ‘Ben O’yum’ diyerek, benim adımla gelecekler ve birçoklarını saptıracaklar.
7Ve savaşlar ve savaş söylentilerini işittiğiniz zaman endişelenmeyin;1 çünkü bunların olması gerektir; ama henüz son değildir.
8Çünkü ulus ulusa karşı, krallık krallığa karşı kalkacak; ve değişik yerlerde depremler olacak; kıtlıklar ve sıkıntılar olacaktır. Bunlar, sancıların2 başlangıcıdır.
9Ama siz kendinize dikkat edin; çünkü sizi meclislere ve havralara teslim edecekler; dövüleceksiniz; ve onlara tanıklık için, benim uğruma valiler ve krallar önüne götürüleceksiniz.
10Ve önce İncil’in bütün uluslara ilân olunması gerektir.
11Ama sizi götürüp ele verdikleri zaman,3 ne söyleyeceğiniz hakkında önceden kaygılanmayın; ne de cevabınızı önceden düşünün; ama o saatte size ne verilirse, onu söyleyin; çünkü konuşan siz değilsiniz, ama Kutsal Ruh’tur.
12Ve kardeş kardeşi, baba da çocuğu ölüme teslim edecek; ve çocuklar anne babaya karşı kalkıp onları öldüreceklerdir.
13Ve benim adımdan ötürü herkes tarafından nefret edileceksiniz; ama sona kadar dayanan, o kurtulacaktır.
14Ama Daniel peygamber aracılığıyla söylenen, ‘yıkıcılığın iğrençliğini,’4 bulunmaması gereken yerde dikildiğini5 gördüğünüz zaman (okuyan anlasın), o vakit Yahudiye’de olanlar dağlara kaçsın.
15Ve damda olan eve inmesin, ne de evinden bir şey almak için içeri girsin;
16Ve tarlada olan giysisini almak için geri1 dönmesin.
17Ama o günlerde vay gebe olanlara ve çocuk emzirenlere!
18Dua edin ki, kaçışınız kışta olmasın.
19Çünkü o günlerde öyle sıkıntı olacak ki, Tanrı’nın yarattığı yaradılışın başlangıcından şimdiye dek benzeri olmamış ve hiç olmayacaktır.
20Ve eğer Rab o günleri kısaltmasaydı hiçbir insanoğlu° kurtulmazdı. Ama seçmiş olduğu seçilmişler uğruna o günleri kısaltmıştır.
21Ve o zaman eğer biri size, ‘İşte, Mesih burada’ ya da ‘İşte, orada’ derse inanmayın;
22Çünkü sahte mesihler ve yalancı peygamberler kalkacak ve mümkünse seçilmişleri bile aldatmak2 için belirtiler ve harikalar yapacaklar.
23Ama siz dikkat edin; işte, size her şeyi önceden söyledim.
24Ama o günlerde, o sıkıntıdan sonra, güneş kararacak ve ay ışığını vermeyecek;
25Ve gökyüzünün yıldızları düşecek ve göklerdeki güçler sarsılacak.
26Ve o zaman İnsanoğlu’nun büyük güç ve yücelikle bulutlarda geldiğini görecekler.
27Ve o zaman meleklerini gönderecek ve kendi seçtiklerini, yerin ucundan göğün ucuna dek, dört yelden toplayacak.
28Ama incir ağacından şu benzetmeyi öğrenin: Henüz onun dalı yumuşadığı ve yaprakları sürdüğü zaman, yazın yakın olduğunu bilirsiniz.
29Böylece siz de, bu şeylerin olduğunu gördüğünüz zaman, bilin ki o yakındır, kapılardadır.
30Doğrusu size derim ki, bütün bu şeyler oluncaya dek bu soya asla göçüp gitmeyecektir.
31Gök ve yer göçüp gidecek, ama benim sözlerim asla göçüp gitmeyecektir.
32Ama o gün ve saat hakkında, ne gökte olan melekler bile, ne de Oğul, Baba’dan başka kimse bilmez.
33Dikkat edin, uyanık durun ve dua edin; çünkü o vakit ne zamandır bilmezsiniz.
34Evinden ayrılıp kölelerine yetki ve her birine kendi işini veren, kapıcıya da uyanık kalmasını emreden bir adamın ülkeden ayrılışı gibidir bu.
35Onun için uyanık olun; çünkü ev sahibi ne zaman gelir bilmezsiniz; akşam mı ya da gece yarısı mı ya da horoz ötüşünde mi ya da sabah mı?
36Olmaya ki, ansızın gelip sizi uykuda bulsun.
37Ve size ne söylüyorsam, herkese söylüyorum: Uyanık olun!”
Bölüm 14
1Şimdi, iki gün sonra Fısıha ve mayasız ekmek bayramı olacaktı. Ve başkâhinlerle yazıcılar, O’nu hileyle nasıl yakalayıp öldüreceklerini araştırıyorlardı.1
2Ama “Halkın bir kargaşası olmasın diye, bayramda olmasın” dediler.
3Ve O, Beytanya’da, cüzamlı Simun’un evinde sofrada otururken, çok pahalı saf sümbül yağı içeren bir kaymaktaşına sahip olan bir kadın geldi; ve kaymak taşı kabını kırıp yağı O’nun başı üzerine döktü.
4Ve bazıları için için öfkelenip dediler: “Yağın, bu boş yere harcanışı ne için yapıldı?
5Çünkü bu, üç yüz dinardan fazlaya satılabilir ve yoksullara verilebilirdi.” Ve kadına karşı mırıldandılar.
6Ama İsa dedi: “Onu bırakın, neden onu rahatsız ediyorsunuz? O bana iyi bir iş yaptı.
7Çünkü yoksullar her zaman sizinle beraberdirler ve istediğiniz zaman onlara iyilik edebilirsiniz; ama ben her zaman sizinle beraber olmayacağım.
8O yapabildiğini yaptı. Gömülme için bedenimi yağlamak üzere önceden gelmiş oldu.
9Doğrusu size derim, bütün dünyanın her neresinde bu İncil ilân edilirse, bu kadının yaptığı da onun anılması için söz konusu edilecektir.”
10Ve Onikilerden biri olan Yahuda İskariyot, O’nu başkâhinlerin eline vermek üzere onlara gitti.
11Onlar da bunu duyunca sevindiler ve kendisine para vermeyi vaat ettiler. O da uygun zamanda O’nu nasıl ele vereceğini arıyordu.
12Mayasız ekmek bayramının birinci gününde, Fısıh kurbanını kestikleri zaman, öğrencileri O’na dediler: “Fıshı yiyesin diye, gidip nerede hazırlamamızı istiyorsun?”
13O da öğrencilerinden ikisini gönderip onlara dedi:* “Şehre gidin ve sizi su testisi taşıyan bir adam karşılayacak; onu izleyin;
14Ve nereye girerse, evin sahibine deyin, ‘Öğretmen, öğrencilerimle birlikte Fıshı yiyeceğim konuk odası nerededir? diyor.’
15O da size üst katta döşenmiş, hazırlanmış büyük bir oda gösterecek; orada bizim için hazırlayın.”
16Öğrencileri de çıkıp gittiler ve şehre geldiler, kendilerine söylediği gibi buldular; ve Fıshı hazırladılar.
17Ve akşam olunca İsa Onikilerle birlikte geldi.*
18Ve sofrada oturup yerlerken İsa, “Doğrusu size derim, sizlerden biri, benimle birlikte yiyen biri, beni ele verecek” dedi.
19Onlar da kederlenmeye ve birer birer kendisine, “Ben miyim?” demeye başladılar; başka biri de, “Ben miyim?” dedi.
20Ama O cevap verip onlara dedi: “Benimle birlikte sahana banan Onikilerden biridir.
21Gerçekten İnsanoğlu kendisi hakkında yazılmış olduğu gibi gidiyor; ama vay o adama ki, İnsanoğlu onun aracılığıyla ele verilmiş olur! O adam doğmamış olsaydı kendisi için iyi olurdu.”
22Ve onlar yemek yerken, İsa ekmek aldı, kutsayıp kırdı ve onlara vererek, “Alın, yiyin; bu benim bedenimdir” dedi.
23Ve kâseyi aldı, teşekkür sununca onlara verdi; hepsi de ondan içtiler.
24Ve onlara dedi: “Bu benim kanımdır ki, birçokları için dökülen Yeni Antlaşma kanıdır.
25Doğrusu size derim ki, Tanrı’nın krallığında onu yenia olarak içeceğim o güne dek, artık asmanın ürününden hiç içmeyeceğim.”
26Ve bir ilâhi söyledikten sonra çıkıp zeytinlik dağına gittiler.
27Ve İsa onlara dedi:* “Bu gece hepiniz bende tökezleyeceksiniz; çünkü yazılmıştır: ‘Çobanı vuracağım ve koyunlar dağılacaklar.’b
28Ama ben dirildikten sonra, sizden önce Galile’ye gideceğim.”
29Ama Petrus O’na, “Eğer hepsi tökezleseler bile, yine de ben tökezlemem” dedi.
30İsa da ona dedi: “Doğrusu sana derim ki bugün, bu gece, horoz iki kez ötmeden önce, sen beni üç kez inkâr edeceksin.”
31Ama Petrus daha çok hararetle,1 “Eğer benim için, seninle birlikte ölmek gerekirse de seni asla inkâr etmem” dedi. Ve hepsi de aynı şekilde söylediler.
32Ve Getsemane denilen bir yere geldiler; ve öğrencilerine, “Ben dua ederken siz burada oturun” dedi.*
33Petrus’u, Yakub’u ve Yuhanna’yı beraberinde aldı;* ve dehşete düşmeye2 ve pekçok sıkılmaya3 başladı.
34Ve onlara dedi:* “Canım ölüm derecesinde çok kederlidir; burada kalın ve uyanık durun.”
35Ve biraz ileriye gidip yere kapandı ve, ‘eğer mümkünse o saat kendisinden geçsin’ diye dua etti.
36Ve dedi: “Abba, Baba; sana herşey mümkündür; bu kâseyi benden uzaklaştır; yine de benim istediğim değil, ama senin istediğin olsun.”
37Ve gelip onları uyumakta buldu;* ve Petrus’a dedi:* “Simun, uyuyor musun? Bir saat uyanık duramadın mı?
38Uyanık durup dua edin ki, denenmeye girmeyesiniz. Gerçekten ruh isteklidir, ama beden° zayıftır.”
39Ve yine uzaklaşıp, aynı sözü söyleyerek dua etti.
40Ve geri dönüp onları yine uyumakta buldu; çünkü onların gözleri ağırlaşmıştı; ve O’na ne cevap vereceklerini bilmiyorlardı.
41Ve üçüncü kez gelip onlara dedi:* “Artık uyumaya devam edin ve rahat edin. Yeter; saat geldi; işte, İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor.
42Kalkın, gidelim; işte, beni ele veren yaklaştı.”
43Ve hemen, O daha konuşurken, Onikilerden biri olan Yahuda ve onunla birlikte, başkâhinler, yazıcılar ve ihtiyarlar tarafından gönderilmiş kılıçlı ve sopalı büyük bir kalabalık geldi.*
44Şimdi, O’nu ele veren, “Kimi öpersem, O’dur; O’nu yakalayın ve güvenlik altında götürün” diye onlara bir işaret vermişti.
45Ve gelip hemen O’na yaklaşarak, “Rabbi, Rabbi” dedi; ve O’nu hararetle öptü.
46Onlar da ellerini üzerine atıp O’nu yakaladılar.
47Ama yanında duranlardan biri, kılıcını çekip başkâhinin kölesine vurdu ve onun kulağını kopardı.
48Ve İsa cevap verip onlara dedi: “Bir hayduta karşıymış gibi kılıçlar ve sopalarla mı beni yakalamaya çıktınız?
49Her gün öğreterek tapınakta sizinle beraberdim ve beni yakalamadınız. Ama bu, Kutsal Yazılar yerine gelsin diye oluyor.”
50Ve öğrencilerin hepsi O’nu bırakıp kaçtılar.
51Çıplak bedeni üzerine keten bez sarınmış bir genç O’nun ardından gidiyordu; ve genç adamlar onu yakaladılar;
52Ama o, keten bezi bırakıp çıplak olarak onlardan kaçtı.
53Ve İsa’yı başkâhine götürdüler. Ve bütün başkâhinler, ihtiyarlar ve yazıcılar orada O’nun1 yanında bir araya geldiler.
54Petrus da başkâhinin avlusunun içine kadar O’nu uzaktan izledi; ve memurlarla2 birlikte oturup ateşin yanında ısınıyordu.
55Şimdi, başkâhinler ve meclisin tamamı, İsa’yı ölüme çarptırmak için kendisine karşı tanıklık aradılar ve hiç bulmadılar.
56Çünkü birçokları O’na karşı yalan tanıklık ettiler; ve tanıklıkları birbirinin aynısı değildi.
57Bazıları da kalkıp O’na karşı yalan tanıklık ederek dediler:
58“Biz O’nun, ‘elle yapılmış olan bu tapınağı yıkacağım ve üç günde elle yapılmamış başka birini bina edeceğim’ dediğini işittik.”
59Ve böyle de tanıklıkları birbirinin aynısı değildi.
60Ve başkâhin ortalıkta ayağa kalkıp İsa’ya sorarak dedi: “Sen hiç cevap vermiyor musun? Bunların sana karşı ettikleri tanıklık nedir?”3
61Ama O sustu ve hiç cevap vermedi. Başkâhin O’na yine sorup kendisine dedi:* “Övgüye lâyık Olan’nın4 Oğlu Mesih sen misin?”
62İsa da dedi: “Benim. Ve İnsanoğlu’nun Kudret’in sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz.”
63Başkâhin de giysilerini yırtıp dedi:* “Artık tanıklara ne ihtiyacımız var?
64Küfürü işittiniz; size nasıl görünür?” Ve onların hepsi, ölümü hak etti diye O’nu mahkûm ettiler.
65Bazısı O’nun üzerine tükürmeye ve O’nun yüzünü örtüp yumruklamaya ve O’na, “Peygamberlik et” demeye başladılar; memurlar da O’nu tokatladılar.
66Ve Petrus aşağıda, avludayken, başkâhinin hizmetçi kızlarından biri geldi;*
67Ve Petrus’u ısınmakta görünce ona bakıp, “Sen de Nasıralı İsa’yla birlikteydin” dedi.*
68Ama o, “Senin ne dediğini, ne biliyor ne de anlıyorum” diyerek inkâr etti. Ve kapının giriş yerine çıktı; ve horoz öttü.
69Ve hizmetçi kız onu yine görüp yakında duranlara, “Bu onlardandır” demeye başladı.
70O ise yine inkâr etti. Ve biraz sonra, yakında duranlar yine Petrus’a dediler: “Gerçekten sen onlardansın; çünkü sen de Galilelisin ve konuşman ona benziyor.”
71Ama o, lânet etmeye ve and etmeye başlayarak, “Sözünü ettiğiniz bu adamı tanımam” dedi.
72Ve horoz ikinci kez öttü. Petrus da İsa’nın kendisine, “Horoz iki kez ötmeden önce, sen beni üç kez inkâr edeceksin” dediği sözü hatırladı; ve onun üzerinde düşünerek ağladı.
Bölüm 15
1Ve sabahleyin hemen başkâhinler, ihtiyarlarla yazıcılar ve tüm meclisle birlikte bir danışma toplantısı yaparak, İsa’yı bağlayıp götürdüler ve O’nu Pilatus’a teslim ettiler.
2Ve Pilatus O’na, “Sen Yahudilerin Kralı mısın?” diye sordu. O da cevap verip kendisine, “Dediğin gibidir”1 dedi.
3Ve başkâhinler O’nu birçok şeylerle2 suçluyorlardı.
4Pilatus da yine O’na sorup dedi: “Sen hiç cevap vermiyor musun? Bak, sana karşı ne kadar çok şeyler hakkında tanıklık ediyorlar.”
5Ama İsa artık hiç cevap vermedi; öyle ki, Pilatus şaştı.
6Pilatus, bayramda kimi isterlerse, onlara bir tutukluyu salıverirdi.
7Ve ayaklanmada adam öldürmüş olan isyancılarla birlikte tutuklu bulunan Barabbas adında biri vardı.
8Ve kalabalık bağırarak, her zaman onlara ettiği gibi, kendilerine öyle etmesini dilemeye başladı.
9Ama Pilatus onlara cevap verip dedi: “Size Yahudiler’in Kralını salıvereyim, ister misiniz?”
10Çünkü başkâhinlerin O’nu kıskançlıktan dolayı teslim ettiklerini biliyordu.
11Ama başkâhinler, daha ziyade Barabbas’ı kendilerine salıversin diye kalabalığı kışkırttılar.
12Ve Pilatus cevap verip yine onlara dedi: “Öyleyse Yahudilerin Kralı dediğiniz kişiye ne yapayım?”
13Ve onlar, “O’nu çarmıha ger!” diye yine bağırdılar.
14Pilatus da onlara dedi: “Neden, O ne kötülük yaptı?” Ama onlar, “O’nu çarmıha ger!” diye daha çok bağırdılar.
15Ve Pilatus kalabalığı hoşnut etmek isteyerek onlara Barabbas’ı salıverdi; İsa’yı da kırbaçladıktan sonra çarmıha gerilsin diye teslim etti.
16Askerler O’nu Pretoryum denilen vali konağına1 götürdüler; ve bütün taburu bir araya çağırdılar.
17Ve O’na erguvani bir giysi giydirdiler ve dikenlerden bir taç örüp başına koydular.
18Ve O’nu selâmlamaya başladılar: “Selâm, ey Yahudiler’in Kralı!”
19Ve başına bir kamışla vurup üzerine tükürdüler ve önünde diz çöküp O’na eğildiler.
20Ve O’nunla alay ettikten sonra erguvani giysiyi üzerinden çıkarıp O’na kendi giysilerini giydirdiler; ve O’nu çarmıha gersinler diye dışarı çıkarıp götürdüler.
21Kırdan gelip oradan geçen birini, İskender ile Rufus’un babası olan Kireneli Simun’u, O’nun çarmıhını taşısın diye zorladılar.
22Ve O’nu Golgota denilen yere getirdiler; ki çevirisi yapıldığında, ‘Kafatası yeri’ demektir.
23Ve içmek için O’na mür ile karışık şarap verdiler; ama almadı.
24Ve O’nu çarmıha gerip giysilerini paylaştılar; kim ne alacak diye onlar üzerine kura attılar.
25Ve üçüncü saatti;2 O’nu çarmıha gerdiler.
26Ve üst tarafta, O’nun şu suç yazısı yazılmıştı: ‘YAHUDİLERİN KRALI.’
27Ve O’nunla birlikte iki haydutu çarmıha gerdiler; biri O’nun sağında, bir solunda.
28“Ve kanunsuzlarla1 sayıldı”a diyen Kutsal Yazı yerine geldi.
29Ve oradan geçenler başlarını sallayarak O’na küfredip diyorlardı: “Hey, sen ki tapınağı yıkıp da onu üç günde bina edersin;
30Kendini kurtar ve çarmıhtan in!”
31Aynı şekilde başkâhinler de, yazıcılarla birlikte kendi aralarında alay ederek dediler: “Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor.
32İsrail’in Kralı, Mesih, şimdi çarmıhtan aşağı insin ki, görelim ve iman edelim.” Ve O’nunla birlikte çarmıha gerilmiş olanlar da O’na hakaret ettiler.
33Altıncı saat olunca, dokuzuncu saateb kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü.
34Ve dokuzuncu saatte İsa yüksek sesle bağırarak dedi: “Eloi, Eloi, lama sabaktani?” ki çevirisi yapıldığında, “Tanrım, Tanrım, neden beni terkettin?”c demektir.
35Ve orada duranlardan bazıları bunu işitince, “İşte, İlya’yı çağırıyor” dediler.
36Ve biri koşup bir süngeri sirkeyle doldurdu, bir kamışa takıp içmek üzere O’na vererek dedi: “Bırakın, görelim İlya onu aşağı indirmeye gelir mi?”
37İsa yüksek bir ses çıkararak ruhu verdi.
38Ve tapınağın perdesi yukardan aşağıya kadar yırtılıp ikiye ayrıldı.
39Ve O’nun karşısında duran yüzbaşı, O’nun böyle bağırıp ruhu verdiğini görünce, “Gerçekten bu adam Tanrı’nın Oğluydu” dedi.
40Uzaktan seyreden kadınlar da vardı; Magdalalı Meryem, küçük Yakup ile Yoses’in annesi Meryem ve Salome de onların arasındaydı.
41Hem de onlar, kendisi Galile’deyken O’nun ardından gitmiş ve O’na hizmet etmişlerdi. Ve O’nunla birlikte Yeruşalem’e çıkan daha birçok kadın vardı.
42Ve artık akşam olunca, Hazırlık günü, yani Şabat günü öncesi olduğundan,
43Meclisin saygın bir üyesi olan, hem de Tanrın krallığını bekleyen Arematealı Yusuf geldi; cesaret edip Pilatus’a gitti ve İsa’nın cesedini istedi.
44Ve Pilatus, O’nun ölmüş olduğuna hayret etti; ve yüzbaşıyı çağırıp, “Çok önce mi öldü?” diye ona sordu.
45Ve yüzbaşıdan öğrenince, cesedi Yusuf’a bağışladı.
46O da keten bez satın aldı, O’nu indirip keten bezine sardı ve kayada oyulmuş bir mezara yatırdı; mezarın kapısına da bir taş yuvarladı.
47Ve Magdalalı Meryem ile Yoses’in annesi Meryem, O’ nun nereye yatırıldığını gördüler.
Bölüm 16
1Ve Şabat günü geçince, Magdalalı Meryem, Yakub’un annesi Meryem ve Salome, gelip O’na sürmek için kokulu baharatlar satın aldılar.
2Ve haftanın ilk günü sabah çok erken, güneşin doğuşunda mezara geldiler.
3Ve kendi aralarında, “Mezarın kapısından taşı bize kim yuvarlayacak?” dediler.
4Ve baktıklarında taşın yuvarlanmış olduğunu gördüler; çünkü çok büyüktü.
5Ve mezara girerek, sağ tarafta beyaz kaftan giyinmiş genç bir adamı oturmakta gördüler ve çok şaşırdılar.1
6Ama o, onlara dedi:* “Şaşırmayın; siz çarmıha gerilmiş olan Nasıralı İsa’yı arıyorsunuz. O dirildi; burada değil; işte, O’nu yatırdıkları yer.
7Ama gidin, O’nun öğrencilerine ve Petrus’a deyin ki, ‘O sizden önce Galile’ye gidiyor. Size bildirdiği gibi kendisini orada göreceksiniz.’”
8Onlar da çabucak çıkıp mezardan kaçtılar; çünkü onları titreme ve şaşkınlık almıştı; kimseye de bir şey söylemediler, çünkü korkmuşlardı.
9İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman, önce kendisinden yedi cin kovmuş olduğu Magdalalı Meryem’e göründü.
10O gidip O’nunla birlikte bulunmuş olanlara haber verdi; onlar yas tutmakta ve ağlamaktaydılar.
11Ve O’nun diri olduğunu ve kendisi tarafından görüldüğünü duyunca, onlar inanmadılar.
12Ve bu şeylerden sonra, onlardan ikisine, yürüyerek kıra giderlerken, başka bir biçimde açıklandı.
13Onlar da gidip geri kalanlara haber verdiler; onlara da inanmadılar.
14Daha sonra, sofrada otururlarken Onbirlere göründü; ve onların imansızlıklarını ve yürek katılığını ayıpladı; çünkü O’nu dirilmiş olarak görenlere inanmadılar.
15Ve onlara dedi: “Bütün dünyaya gidin, İncil’i bütün yaradılışa ilân edin.
16İman edip vaftiz olunan kurtulacaktır; ama iman etmeyen hüküm giyecektir.1
17Ve iman edenleri şu belirtiler izleyecek: Benim adımla cinler kovacaklar; yeni dillerle konuşacaklar;
18Yılanlar tutup kaldıracaklar ve öldürücü herhangi bir şey içseler, onlara asla zarar vermeyecek; hastalar üzerine ellerini koyacaklar ve onlar iyi olacaklar.”
19Böylece Rab İsa onlara konuştuktan sonra göğe alındı ve Tanrın sağında oturdu.
20Onlar da çıkıp her yerde vaaz ettiler; Rab onlarla birlikte işleyerek ardından izleyen belirtilerle2 Söz’ü tasdik ediyordu. Amin.