İNCİL

LUKA

 

 

 

Bölüm 1

1-2-3Aramızda tamamen inanılmış olan şeylerin1 anlatımını, başlangıçtan görgü tanığı ve Söz’ün hizmetçisi olanların bize onları ilettikleri gibi düzenlemeyi2 birçokları ele aldığı için,3 bütün şeyleri ta en başından4 doğru olarak araştırıp anlayarak, sana sırasıyla yazmak bana da iyi göründü, ey çok erdemli5 Teofilos!

4Öyle ki, onlarla eğitildiğin şeylerin kesin doğruluğunu bilesin.

 

5Yahudiye kralı Hirodes’in günlerinde, Abiya takımından Zekeriya adında bir kâhin vardı; karısı da Harun kızlarından olup adı Elizabet’ti.

6Her ikisi de Rab’bin bütün emir ve kurallarında kusursuzca yürüyerek, Tanrı’nın önünde salihtiler.a

7Ve onların çocukları yoktu; çünkü Elizabet kısırdı; ve her ikisi de yaşlarında6 ilerlemişti.

8Ve öyle oldu ki, kendi takımının sırasında Zekeriya, Tanrı’nın önünde kâhinlikb hizmetini yerine getirirken,

9Kâhinlik geleneği uyarınca, Rab’bin tapınağına girip buhur yakmak kurayla ona düştü.

10Ve buhur saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.

11Ve Rab’bin bir meleği buhur sunağının sağında dikilerek ona göründü.

12Ve Zekeriya onu görünce huzursuz olup üzerine korku düştü.

13Ama melek ona dedi: “Korkma, Zekeriya; çünkü duan işitildi; ve karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, onun adını Yuhanna koyacaksın.

14Ve sana7 sevinç ve coşkunluk olacak, onun doğumuna da birçokları sevinecekler.

15Çünkü o, Rab’bin önünde büyük olacak; hiç şarap ve keskin içki içmeyecek. Ve daha annesinin rahmindeyken bile Kutsal Ruh’la dolu olacaktır.

16Ve İsrail oğullarından birçoğunu kendi Tanrıları Rab’be döndürecek.

17Babaların yüreklerini çocuklara, itaatsız olanları da salihlerin bilgeliğine1 döndürmek ve Rab için hazırlanmış bir halkı hazırlamak üzere, İlya’nın ruhu ve gücüyle O’nun önünde gidecektir.”

18Zekeriya da meleğe dedi: “Bunu nasıl2 bileceğim? Çünkü ben yaşlı bir adamım, karım da yaşta3 ilerlemiştir.”

19Ve melek cevap verip ona dedi: “Ben Tanrı’nın önünde duran Cebrail’im; seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.

20Ve işte, dilin tutulacak ve bu şeylerin olacağı güne dek konuşamayacaksın; çünkü vaktinde yerine gelecek olan sözlerime inanmadın.”

21Ve halk Zekeriya’yı bekliyor ve tapınakta gecikmesine şaşıyordu.

22Ama o dışarı çıktığında onlarla konuşamadı; onlar da tapınakta bir görüntü4 gördüğünü anladılar. Ve Zekeriya onlara işaretler yapıyordu; ve dili tutulmuş kaldı.

23Ve öyle oldu ki, hizmetinin günleri tamamlanınca kendi evine gitti.

 

24Ve o günlerden sonra karısı Elizabet gebe kaldı; ve kendisini beş ay gizleyip dedi:

25“İnsanlar arasında utancımı kaldırmak için, Rab üzerime baktığı günlerde bana böyle etti.”

 

26Ve altıncı ayda Cebrail melek, Tanrı tarafından adı Nasıra olan Galile’nin bir şehrine,

27Davut evinden Yusuf adındaki bir adama nişanlı olan bir bakire kıza gönderildi; ve bakirenin adı Meryem’di.

28Ve melek içeriye, onun yanına gelip, “Selâm, ey lütuf bulan! Rab seninledir; kadınlar arasında kutlusun”5 dedi.

29Ama Meryem onu görünce sözlerinden huzursuz6 olup, bu ne çeşit bir selâm olabilir diye düşünüyordu.

30Melek de ona dedi: “Korkma, Meryem; çünkü sen Tanrı’dan1 lütuf buldun.

31Ve işte, gebe kalıp bir oğul doğuracaksın ve adını İsaa koyacaksın.

32O büyük olacak ve kendisine en yüce Olan’ın Oğlu denilecek; ve Rab Tanrı O’na babası Davut’un tahtını verecek.

33Ve Yakub’un evi üzerinde sonsuza dek egemenlik sürecek; ve O’nun krallığının sonu olmayacaktır.”

34Ama Meryem meleğe dedi: “Erkek bilmediğime göre bu nasıl olacak?”

35Melek de cevap verip ona dedi: “Kutsal Ruh senin üzerine gelecek ve en yüce Olan’ın gücü sana gölge salacak; onun için de doğacak olan Kutsal’a,2 Tanrı’nın Oğlu denecek.

36Ve işte, akraban Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe kaldı; ve kendisine kısır denilenin bu altıncı ayıdır.

37Çünkü Tanrı katında imkânsız hiçbir şey yoktur.”3

38Meryem de, “İşte, ben Rab’bin kulu; bana senin sözüne göre olsun” dedi. Ve melek ondan ayrıldı.

            39Ve o günlerde Meryem kalktı, aceleyle dağlık memleketine, Yahuda’nın bir şehrine gitti;

40Ve Zekeriya’nın evine girip Elizabet’i selâmladı.

41Ve öyle oldu ki, Elizabet Meryem’in selâmını duyunca, bebek onun rahminde sıçradı; ve Elizabet Kutsal Ruh’la doldu;

42Ve yüksek sesle bağırıp dedi: “Sen kadınlar arasında kutlusun4 ve rahminin meyvesi kutludur.

43Ve bu lütuf bana nereden ki, Rabbimin annesi bana gelmiş olsun?

44Çünkü işte, selâmının sesi kulağıma eriştiği gibi, bebek rahmimde sevinçle sıçradı.

45İman eden kadına ne mutlu! Çünkü Rab tarafından kendisine söylenen şeyler yerine gelmiş olacaktır.”

46Ve Meryem dedi: “Canım Rab’bi yüceltir,

47Ve ruhum, Kurtarıcım Tanrı’da sevinir.

48Çünkü O, kulunun düşük1 durumuna baktı. Çünkü işte, bundan sonra bütün kuşaklar bana mutlu2 diyecekler.

49Çünkü güçlü Olan bana büyük şeyler etti; O’nun adı kutsaldır.

50Ve O’nun merhameti kuşaktan kuşağa, kendisinden korkanlaradır.

51Bazusuyla kudret işledi;3 kibirlileri yüreklerinin düşüncesinde dağıttı.

52Hükümdarları4 tahtlarından aşağı indirdi ve inik olanları yükseltti.

53Açları iyi şeylerle doyurdu; ve zenginleri boş gönderdi.

54-55Atalarımıza, İbrahim’e ve onun soyuna5 konuştuğu gibi, sonsuza dek merhameti anmak için kulu İsrail’e yardım etti.”

56Ve Meryem üç ay kadar onunla birlikte kaldı ve kendi evine döndü.

            57Şimdi, Elizabet için doğuracağı vakit tamam olmuştu; ve bir oğul doğurdu.

58Ve komşularıyla akrabaları, Rab’bin ona gösterdiği kendi merhametini büyüttüğünü işittiler; ve onunla birlikte sevindiler.

59Ve öyle oldu ki, sekizinci gün çocuğu sünnet etmek için geldiler; ve babasının adı gibi onun adını Zekeriya koyuyorlardı.

60Ve annesi cevap verip, “Hayır; ama o Yuhanna diye çağrılacaktır” dedi.

61Ve ona, “Akrabaların arasında bu adla çağrılan hiç kimse yok” dediler.

62Ve onun adının ne konulmasını arzu ettiğine dair babasına işaretler yaptılar.

63O da bir yazı levhası isteyip, “Adı Yuhanna’dır” diye yazdı. Hepsi de şaştılar.

64Ve onun ağzı hemen açıldı; dili çözüldü, Tanrı’yı överek konuştu.

65Ve onların çevresinde oturanların hepsinin üzerine korku düştü; ve Yahudiye’nin tüm dağlık bölgesinde, bütün bu şeyler konuşuluyordu.

66Ve onları duyanların hepsi, “O hâlde bu çocuk ne olacak acaba?” diyerek, onları yüreklerinde sakladılar. Ve Rab’bin eli onunla beraberdi.

            67Ve babası Zekeriya Kutsal Ruh’la doldu; ve peygamberlik edip dedi:

68“İsrail’in Tanrı’yı Rab kutlua olsun; çünkü kendi halkını ziyaret edip1 onlar için kurtuluş2 başardı;3

69-75Ve düşmanlarımızın elinden kurtulmuş olarak, hayatımızın bütün günlerince O’nun önünde kutsallık ve salâh içinde kendisine korkusuzca hizmet etmeyi bize sağlamak için; atalarımıza vaadedilen merhameti gerçekleştirmek ve kendi kutsal antlaşmasını, babamız İbrahim’e ettiği andı hatırlamak için; zaman başladığından4 beri kutsal peygamberlerinin ağzıyla söylediği gibi, düşmanlarımızdan ve bizden nefret edenlerin hepsinin elinden kurtuluşu, kulu Davut’un evinde bize bir kurtuluş boynuzu5 kaldırdı.

76-77Sen de ey çocuk, en yüce Olan’ın peygamberi diye çağırılacaksın; çünkü O’nun yollarını hazırlamak için, Tanrımızın merhamet yüreğinin aracılığıyla, O’nun halkına günahlarının bağışlanması ile olan kurtuluş bilgisini vermek için, Rab’bin yüzü önünce gideceksin;b

78-79O merhamet yüreği ile ki, karanlıkta ve ölüm gölgesinde oturanlara ışık vermek için, ayaklarımızı barış yoluna doğrultmak için, yücelerden doğan Güneş bizi ziyaret etti.”c

80Ve çocuk büyüyor ve ruhta kuvvetleniyordu; ve İsrail’e görüneceği güne dek çöllerdeydi.

 

Bölüm 2

            1Ve öyle oldu ki, o günlerde bütün dünyanın sayımı6 yapılsın diye Kayser Avgustus’tan bir yazılı emir çıktı.

2Bu sayım, ilk olarak Kirinius Suriye valisi olduğu zaman yapılmıştı.

3Ve herkes yazılmak üzere, her biri kendi şehrine gitti.

4Ve Yusuf da Davut’un evinden ve ailesinden olduğu için Galile’den, Nasıra şehrinden çıkıp Yahudiye’ye, Davut’un şehri diye adlandırılan Beytlehem’e,

5Çocuğa hamile olan nişanlısı1 Meryem’le birlikte yazılmak için gitti.

6Ve öyle oldu ki, onlar oradayken onun doğurma günleri tamam olmuştu.

7Ve ilk oğlunu doğurdu; ve O’nu kundağa sarıp bir yemliğe yatırdı; çünkü handa onlara yer yoktu.

            8Ve aynı yörede, kırlarda kalıp geceleyin kendi sürüleri üzerine nöbet tutan çobanlar vardı.

9Ve işte, Rab’bin bir meleği onların yanında durdu;2 ve Rab’bin yüceliği onların çevrsinde parladı; ve büyük    korkuyla ürperdiler.

10Melek de onlara dedi: “Korkmayın, çünkü işte, ben size, bütün halka olacak olan büyük sevinç müjdesini bildiriyorum.

11Çünkü bugün size Davut’un şehrinde bir Kurtarıcı doğdu; O, Rab olan Mesih’tir.

12Ve size işaret şudur: Yemlikte yatan kundağa sarılı bir bebek bulacaksınız.”

13Ve birdenbire melek ile birlikte göksel ordunun bir kalabalığı belirdi3, Tanrı’yı överek dediler:

14“En yücelerde Tanrı’ya yücelik ve yeryüzünde hoşnut olduğu insanlara esenlik olsun.”4

15Ve öyle oldu ki, melekler onlardan ayrılıp göğe çekilirken adamlar, çobanlar, birbirlerine dediler: “O zaman ta Beytlehem’e kadar gidelim ve Rab’bin bize bildirdiği bu olmuş olan şeyi görelim.”

16Ve acele ederek gelip Meryem’i ve Yusuf’u ve yemlikte yatan bebeği buldular.

17Ve gördükleri zaman, bu çocuk hakkında kendilerine söylenen sözü etrafa bildirdiler.

18Ve duyanların hepsi, çobanlar tarafından kendilerine söylenen şeyler hakkında şaştılar.

19Ama Meryem yüreğinde derin düşünerek bütün bu şeyleri1 içinde sakladı.

20Ve çobanlar, kendilerine söylendiği gibi, işittikleri ve gördükleri bütün şeyler için Tanrı’yı yücelterek ve överek geri döndüler.

            21Çocuğu sünnet etmek için sekiz gün tamam  olunca, O’nun ana rahminde belirmeden2 önce melek tarafından adlandırılmış olduğu gibi O’nun adı İsa konuldu.

            22Ve Musa’nın Yasasına göre onların paklanma günleri tamam olunca, O’nu Rab’be sunmak için, Yeruşalem’e götürdüler;a

23Nasıl ki Rab’bin Yasasında, “İlk doğan her erkek  Rab’be kutsal3 denilecektir” diye yazılmıştır;

24Ve Rab’bin Yasasında, “Bir çift kumru ya da iki güvercin yavrusu”b denildiği üzere, bir kurban sunmak için, Yeruşalem’e götürdüler.

            25Ve işte, Yeruşalem’de Şimeon adında bir adam vardı. Bu adam salih ve Tanrı’ya adanmış biri olup, İsrail’in teselli edilmesini bekliyordu; ve Kutsal Ruh onun üzerindeydi.

26Ve Rab’bin Mesihini görmeden önce ölüm görmeyeceği kendisine tanrısal yolla Kutsal Ruh tarafından bildirilmişti.

27Ve Şimeon Ruh’ta olarak tapınağa geldi; ve çocuk İsa’yı annesiyle babası, O’nun için Yasa’nın geleneğine göre olanı yapmak üzere içeri getirdiklerinde,

28O da O’nu kucağına aldı ve Tanrı’ya şükrederek4 dedi:

29“Ya Rab, şimdi sözüne göre kulunu esenlik içinde salıverirsin;

30-32Çünkü bütün halkların yüzü önünde hazırlamış olduğun kurtuluşu; ulusların aydınlığa kavuşması5 için olan ışığı ve kendi halkın İsrail’in yüceliğini gözlerim gördü.”

33Ve Yusuf ile O’nun annesi Meryem, O’nunla ilgili olarak söylenen şeylere şaşıyorlardı.

34Şimeon da onları kutsayıp, O’nun annesi Meryem’e dedi: “İşte, bu çocuk, İsrail’de birçoklarının düşmesi ve kalkması için ve aleyhinde konuşulacak bir alâmet1 olmak için tayin olunmuştur2.

35(Ve senin canını da bir kılıç delip geçecek); ta ki, birçok yüreklerin düşünceleri açığa çıksın.”

            36Aşer kabilesinden3 Fanuel’in kızı, Anna adında bir peygamber vardı; kızlığından sonra bir kocayla yedi yıl yaşamış olup, yaşta çok ilerlemişti.

37Ve hemen hemen seksen dört yıllık bir dul idi4; tapınaktan ayrılmaz, gece gündüz oruç ve duayla hizmet ederdi.

38Ve o, aynı saatte içeri girerek aynı şekilde Rab’be şükretti; ve Yeruşalem’de kurtuluşu bekleyenlerin hepsine O’nun hakkında konuştu.

            39Onlar da Rab’bin Yasa’sına göre bütün şeyleri tamamlayınca Galile’ye, kendi şehirleri Nasıra’ya döndüler.

40Ve çocuk büyüdü ve bilgelikle dolu olarak Ruh’ta kuvvetlendi; ve Tanrı’nın inayeti O’nun üzerindeydi.

            41Ve O’nun anne babası her yıl Fısıha bayramında Yeruşalem’e giderlerdi.

42Ve O, on iki yaşına gelince bayram geleneğine göre Yeruşalem’e çıktılar;

43Ve bayram günlerini tamamlayıp dönerlerken çocuk İsa geride, Yeruşalem’de kaldı; ve Yusuf ile annesi Meryem bunu bilmiyorlardı.

44Ama O’nun yol arkadaşları arasında olduğunu sanarak bir günlük yol gittiler; ve akrabalarla tanıdıklar arasında O’nu aradılar.

45Ve O’nu bulmayınca, kendisini arayarak Yeruşalem’e döndüler.

46Ve öyle oldu ki, üç gün sonra O’nu tapınakta öğretmenlerin ortasında oturmakta, hem onları dinlemekte hem de onlara soru sormakta buldular.

47Ve O’nu dinleyenlerin hepsi anlayışına ve cevaplarına  şaşırmışlardı.

48O’nu görünce şaştılar; ve annesi O’na dedi: “Ey oğul1  neden bize böyle ettin? İşte, babanla ben üzülerek2 seni arıyorduk.”

49O da onlara dedi: “Neden beni arıyordunuz ki? Benim için Babamın işlerinde bulunmam gerektiğini bilmiyor musunuz?”

50Onlar ise kendilerine söylediği sözü anlamadılar.

51Ve onlarla birlikte inip Nasıra’ya geldi; ve onlara bağımlıydı.3 Annesi de bütün bu sözleri yüreğinde saklıyordu.

52Ve İsa bilgelikte ve boyda ve Tanrı ile insanlar önünde lütufta ilerliyordu.

 

Bölüm 3

                1Şimdi, Kayser Tiberius’un hükümdarlığının onbeşinci yılında, Pontius Pilatus Yahudiye valisiyken ve Hirodes, Galile’nin dörtte birinin reisia iken ve kardeşi Filipus İturea ve Trahonitis bölgesinin dörtte birinin reisi iken ve Lisanyas Abilini’nin dörtte birinin reisi iken,

2Hanna ile Kayafa’nın başkâhinlikleri zamanında, çölde Zekeriya oğlu Yuhanna’ya Tanrı’nın sözü geldi.

3O da günahların bağışlanması için tövbe vaftizini ilân ederek, Ürdün ırmağı çevresindeki bütün bölgeye geldi.

4Nasıl ki, Yeşaya peygamberin sözleri kitabında yazılmış olup şöyle diyor: “Çölde bağıranın sesi: ‘Rab’bin yolunu hazırlayın, O’nun patikalarını düz edin.

5Her dere doldurulacak ve her dağ ve her tepe alçaltılacak; ve eğri olan yerler doğrultulacak ve engebeli yerler düzgün yollar olacak;

6Ve bütün insanlar° Tanrı’nın kurtarışını4 görecektir.’”

            7Onun için kendisi tarafından vaftiz olmak için çıkıp gelen kalabalıklara dedi: “Ey engerekler soyu! Gelecek gazaptan kaçmak için sizi kim uyardı?

8Bundan dolayı tövbeye yaraşır meyveler verin; ve kendi  içinizden, ‘Bizim İbrahim babamız vardır’ demeye başlamayın; çünkü size derim ki, Tanrı İbrahim’e şu taşlardan çocuklar kaldırabilir.

9Ve balta da şimdiden ağaçların köküne konulmuştur. Onun için iyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır.”

10Ve kalabalıklar ona, “Öyleyse biz ne yapalım?” diyerek sordular.

11O da cevap verip onlara dedi:* “İki üst giysisi1 olan hiç olmayana versin; yiyeceği olan da aynı şekilde yapsın.” 12Ve vergi toplayıcıları da vaftiz olmak için gelip ona, “Öğretmen, biz ne yapalım?” dediler.

13O da onlara, “Size tayin olunandan fazla, zorla bir şey almayın” dedi.

14Ve asker olanlar da, “Ya2 biz ne yapalım?” diyerek ona sordular. O da onlara dedi: “Kimseye zorbalık etmeyin; ne de yalan yere kimseyi suçlayın; ücretinizle yetinin.”

            15Ama halk bekleyiş içindeyken ve hepsi Yuhanna hakkında onun Mesih olup olmadığını kendi yüreklerinde düşünürlerken,

16Yuhanna hepsine cevap verip dedi: “Gerçekten ben sizi suyla vaftiz ediyorum; ama benden daha güçlü Olan geliyor ki, ben O’nun çarıklarının bağını çözmeye layık değilim; O sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecektir.

17O’nun yabası3 elindedir; ve kendi harman yerini tama mıyla temizleyecek ve buğdayı ambarına toplayacak; ama samanı sönmez ateşle yakacaktır.”

18Ve böylece daha birçok şeylerle halkı teşvik ederek İncil’i vaaz ediyordu.

19Ama Tetrark Hirodes, kendi kardeşi Filip’in karısı Hirodya konusunda ve Hirodes’in yaptığı bütün kötülükler konusunda, Yuhanna tarafından azarlanmışken,

20Bunun hepsine bir de şunu eklemiş oldu ki, Yuhanna’yı zindana kapattı.

 

            21Ve öyle oldu ki, bütün halk vaftiz olurken, İsa da vaftiz olup dua ederken gök açıldı;

22Ve Kutsal Ruh bedensel bir şekilde, güvercin gibi    O’nun üzerine indi; ve gökten, “Sen benim sevgili Oğlumsun, senden tam hoşnudum”1 diyen bir ses geldi.

            23Ve İsa kendisi otuz yaş dolaylarında olmaya başlamıştı; sanıldığı gibi Yusuf’un oğlu olup2, Heli oğlu,

24Mattat oğlu, Levi oğlu, Melki oğlu, Yannay oğlu, Yusuf oğlu,

25Mattatya oğlu, Amos oğlu, Nahum oğlu, Esli oğlu, Naggay oğlu,

26Maat oğlu, Mattatya oğlu, Semei oğlu, Yusuf oğlu, Yahuda oğlu,

27Yoanan3 oğlu, Risa oğlu, Zorobabel4 oğlu, Şalatiel oğlu, Neri oğlu,

28Melki oğlu, Addi oğlu; Kosam oğlu, Elmadam oğlu, Er oğlu,

29Yoses oğlu; Eliezer oğlu, Yorim oğlu, Mattat oğlu, Levi oğlu,

30Simeon oğlu, Yahuda oğlu, Yusuf oğlu, Yonan oğlu, Elyakim oğlu,

31Melea oğlu, Menna oğlu, Mattata oğlu, Natan oğlu, Davut oğlu,

32Yesse oğlu, Obed oğlu, Boaz oğlu, Salmon oğlu, Nahşon oğlu,

33Aminadab oğlu, Aram oğlu, Hesron oğlu, Peres oğlu, Yahuda oğlu,

34Yakup oğlu, İshak oğlu, İbrahim oğlu, Terah oğlu, Nahor oğlu,

35Seruc oğlu, Regev5 oğlu, Peleg oğlu, Eber oğlu, Sala oğlu,

36Kainan oğlu, Arfakşad oğlu, Sam oğlu, Nuh oğlu, Lamek oğlu,

37Metuşelah oğlu, Hanok oğlu, Yared oğlu, Mahalaleel6 oğlu, Kainan oğlu,

38Enoş oğlu, Şit oğlu, Adem oğlu, Tanrı’nın oğlu idi.

Bölüm 4

            1Ve İsa Kutsal Ruh’la dolu olarak Ürdün ırmağından döndü ve Ruh tarafından çöle yöneltildi;

2Kırk gün İblis tarafından denendi; ve o günlerde hiçbir şey yemedi, ve o günler sona erince, daha sonra acıktı.

3Ve İblis O’na, “Eğer sen Tanrı’nın Oğluysan, şu taşa söyle ki ekmek olsun” dedi.

4İsa da ona cevap verip dedi: ‘“İnsan yalnız ekmekle yaşamayacak, ama Tanrı’nın her bir sözü ile yaşayacaktır’a diye yazılmıştır.”

5Ve İblis O’nu yüksek bir dağa götürüp çıkardı; bir anlık zaman içinde O’na dünyanın bütün krallıklarını gösterdi.

6Ve İblis O’na dedi: “Bütün bu yetkiyi ve onların yüceliğini sana vereceğim; çünkü bana teslim edilmiştir; ve her kime istersem onu veririm.

7Onun için eğer önümde eğilir tapınırsan, hepsi senin olacak.”

8İsa da cevap verip ona dedi: “Çekil arkama Şeytan; ‘Tanrın Rab’be tapınacak ve yalnız O’na hizmet edeceksin’b diye yazılmıştır.”

9Ve O’nu Yeruşalem’e götürdü; ve O’nu tapınağın kulesi üzerine durdurup kendisine dedi: “Eğer sen Tanrı’nın Oğluysan, kendini buradan aşağı at;

10Çünkü yazılmıştır: ‘Seni korumak için, O senin hakkında kendi meleklerine emredecek;’

11Ve, ‘Ayağını hiç bir zaman bir taşa çarpmayasın diye onlar seni elleri üzerinde taşıyacaklar.’”c

12İsa da cevap verip ona, ‘“Tanrı’nın olan Rab’bi denemeyeceksin’d denilmiştir” dedi.

13Ve İblis her denemeyi bitirince, bir süre için1 O’ndan ayrıldı.

            14Ve İsa Ruh’un gücüyle Galile’ye döndü; ve kendisiyle ilgili söylenti bütün etraftaki bölgeye yayıldı.

15Ve hepsi tarafından yücelik görerek, onların havralarında öğretiyordu.

16Ve büyümüş olduğu yer olan Nasıra’ya geldi; ve kendi âdeti üzere Şabat günü havraya girip okumak için ayağa kalktı.

17Ve kendisine Yeşaya peygamberin kitabı verildi. Kitabı açıp şöyle yazılmış olan yeri buldu:

18“Rab’bin Ruhu üzerimdedir; çünkü fakirlere müjdeyi ilân etmek için O beni meshetti;1 kırık yüreklileri iyileştirmek için, tutsaklara kurtuluşu2 ve körlere gözlerin açılışını ilân etmek için, ezilenleri özgürlükle salıvermek için,

19Rab’bin makbul yılını ilân etmek için beni gönderdi.”a

20Ve kitabı kapatıp3 hizmet edene verince, yerine oturdu; ve havradakilerin hepsinin gözleri O’na dikilmişti.

21O da onlara söylemeye başladı: “Bugün bu Kutsal Yazı kulaklarınızda4 yerine gelmiştir.”

22Hepsi de O’na iyi tanıklıkta bulunup ağzından çıkan lütufkâr sözlerine şaşıyorlardı; ve, “Yusuf’un oğlu bu değil mi?” dediler.

23O da onlara dedi: “Kuşkusuz siz bana şu meseli5 söyleyeceksiniz: ‘Ey doktor, kendini iyileştir; Kefernahum’da yapıldığını duyduğumuz şeylerin hepsini burada, kendi memleketinde de yap.’”

24Ve dedi: “Doğrusu size derim ki, hiçbir peygamber kendi memleketinde makbul değildir.

25Ama gerçekten size derim, gök üç yıl altı ay kapandığı zaman, bütün memleket üzerinde büyük kıtlık olduğu zaman, İlya’nın günlerinde İsrail’de birçok dul kadın vardı;

26Ve İlya onların hiçbirine gönderilmedi; yalnız Sayda’nın  Sarepta şehrine, bir dul kadına gönderildi.

27Ve Elişa peygamberin zamanında İsrail’de birçok cüzamlı vardı; ve Suriyeli Naaman’dan başka onların hiçbirisi paklanmadı.”

28Ve havradakilerin hepsi bu şeyleri işitince öfkeyle doldular;

29Ve ayağa kalkıp O’nu şehrin dışına çıkardılar6; ve O’nu başaşağı atabilsinler diye, kendi şehirlerinin üzerinde kurulu olduğu tepenin kenarına götürdüler.

30Ama O, onların ortasından geçerek uzaklaşıp gitti.

            31Ve Galile’nin bir şehri olan Kefernahum’a indi; ve Şabat günlerinde onlara öğretiyordu.

32Ve O’nun öğretişine şaştılar, çünkü O’nun sözü yetkiyleydi.

33Ve havrada, kendisinde murdar cin ruhu olan bir adam vardı; ve o yüksek sesle bağırıp dedi:

34“Ah! Seninle yapacak neyimiz var, ey Nasıra’lı İsa?a Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, Tanrı’nın Kutsalısın!”

35Ve İsa, “Sus ve ondan dışarı çık!” diyerek onu azarladı. Cin de onu ortada yere atarak ona hiç zarar vermeden ondan çıktı.

36Ve hepsinin üzerine şaşkınlık1 geldi; ve birbirleriyle konuşup diyorlardı: “Bu ne sözdür ki, yetkiyle ve kudretle murdarb ruhlara emrediyor, onlar da çıkıyorlar?”

37Ve O’nunla ilgili söylenti etraftaki bölgenin her yerine yayıldı.

            38Ve kalkıp havradan çıktı, Simun’un evine girdi. Ve Simun’un kaynanası yüksek ateş içinde sıkıntı çekmekteydi; ve kendisine onun için yalvardılar.

39İsa da onun yanıbaşında durup ateşi azarladı ve ateş onu bıraktı; o da hemen kalkıp onlara hizmet etti.

            40Ve güneş batarken, çeşitli rahatsızlıklardan hastaları olanların hepsi, onları kendisine getirdiler; O da her birinin üzerine ellerini koyup onları iyileştirdi.

41Ve birçoklarından da cinler, “Sen Tanrı’nın Oğlu Mesihsin!” diye bağırarak çıkıyordu. O da onları azarlayıp onların konuşmalarına izin vermezdi; çünkü kendisinin Mesih olduğunu biliyorlardı.

            42Ve gündüz olunca, çıkıp ıssız bir yere gitti; kalabalıklar da O’nu arayıp yanına geldiler; ve kendilerinden ayrılıp gitmesin diye O’nu engelliyorlardı.2

43Ama İsa onlara dedi: “Tanrı’nın krallığının müjdesini başka şehirlere de ilân etmem gerek; çünkü ben bunun için gönderildim.”

44Ve Galile havralarında vaaz ediyordu.

Bölüm 5

                1Ve öyle oldu ki, halk1 Tanrı’nın sözünü işitmek için O’nun üzerine yığılıp sıkıştırdıklarında, İsa Genesaret gölü kıyısında duruyordu.

2Ve göl kıyısında duran iki kayık gördü; ama balıkçılar kayıklardan çıkmış ağlarını yıkıyorlardı.

3Ve İsa kayıklardan birine bindi, ki o Simun’undu; karadan biraz açılmasını ondan istedi; ve oturup kayığın içinden kalabalıklara öğretti.

4Ve konuşmayı bitirince Simun’a, “Derin sulara açılın ve balık avlamak2 için ağlarınızı indirin” dedi.

5Simun da cevap verip O’na dedi: “Ey Efendi, bütün gece boyunca çabaladık, hiçbir şey tutmadık; ama senin sözün üzerine ağı salacağım.”

6Ve bunu yapınca pekçok balık çevirdiler; ağları da yırtılıyordu.

7Ve gelip kendilerine yardım etsinler diye, öbür kayıkta bulunan ortaklarına işaret ettiler; onlar da geldiler ve her iki kayığı doldurdular; öyle ki, neredeyse batıyorlardı.

8Ve Simun Petrus bunu görünce, “Benden uzaklaş, ya Rab! Çünkü ben günahkâr bir adamım” diyerek İsa’nın dizlerine kapandı.

9Çünkü yakaladıkları balık avı konusunda kendisini ve beraberindekilerin hepsini şaşkınlık almıştı.

10Ve Simun’la ortak olan Zebedi’nin oğulları Yakup’la Yuhanna da aynı şekilde şaşırmışlardı. Ve İsa Simun’a, “Korkma, bundan sonra insan avlayacaksın” dedi.

11Ve kayıkları kıyıya3 çekince, her şeyi bırakıp O’nun ardından gittiler.

            12Ve öyle oldu ki O, şehirlerden birindeyken işte, cüzamla dolu bir adam İsa’yı görünce yüzüstü yere kapanıp O’na, “Ya Rab, eğer istersen beni temizleyebilirsin” diyerek yalvardı.

13O da elini uzatıp, “İsterim, temiz ol!” diyerek ona dokundu. Ve cüzam hemen ondan ayrıldı.

14Ve ona, kimseye söylememesini emretti. “Ama git, kendini kâhine göster ve onlara tanıklık olmak üzere Musa’nın emrettiği gibi temizliğin için sunu takdim et”a dedi.

15Ama İsa’yla ilgili haber ise daha da çok yayılıyordu; ve O’nu dinlemek ve hastalıklarından iyi edilmek için büyük kalabalıklar toplanıyordu.

16Kendisi ise ıssız yerlere çekilip dua ediyordu.

            17Ve öyle oldu ki, öğretmekte olduğu günlerden birinde, Galile’nin ve Yahudiye’nin her köyünden ve Yeruşalem’den gelmiş olan Ferisilerle Yasa öğretmenleri O’nun yanında oturuyorlardı; ve onları iyileştirmek için Rab’bin gücü oradaydı.1

18Ve işte, bazı adamlar yatak2 üzerinde felçli bir adamı taşıyorlardı; ve onu içeri sokup O’nun önüne koymaya uğraşıyorlardı.

19Ve kalabalıktan ötürü onu hangi yolla içeri sokabileceklerini bulmayınca, evin damına çıkıp kiremitlerin arasından onu küçük yatağıyla birlikte ortaya, İsa’nın önüne indirdiler.

20O da onların imanını görerek ona, “Ey adam, günahların sana bağışlandı” dedi.

21Ve yazıcılarla Ferisiler, “Küfürler söyleyen bu kimdir? Yalnız Tanrı’dan başka kim günahları bağışlayabilir?” diyerek, düşünüp muhakeme etmeye3 başladılar.

22Ama İsa onların düşüncelerini bilerek cevap verip onlara dedi: “Neden yüreklerinizde düşünüp muhakeme ediyorsunuz?

23Hangisi daha kolaydır? ‘Günahların sana bağışlandı’ demek mi; yoksa, ‘Kalk ve yürü’ demek mi?

24Ama İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlamaya yetkisi olduğunu bilesiniz diye...” O zaman felçliye, “Sana söylüyorum, kalk, küçük yatağını kaldır ve evine git” dedi.

25O da onların önünde hemen ayağa kalktı, üzerinde uzandığı şeyi kaldırdı, Tanrı’yı yücelterek evine gitti.

26Ve hepsini şaşkınlık aldı ve Tanrı’yı yücelttiler; ve korkuyla dolup, “Bugün görülmemiş1 şeyler gördük” dediler.

            27Ve bu şeylerden sonra çıktı ve vergi alma yerinde oturan Levi adında bir vergi toplayıcısını gördü; ve ona, “Ardımdan gel” dedi.

28O da her şeyi bırakıp kalktı, O’nun ardından gitti.

29Ve Levi, evinde O’na büyük bir ziyafet yaptı; ve onlarla birlikte sofrada oturan vergi toplayıcıları ile başkalarından büyük bir kalabalık vardı.

30Ve onların2 yazıcıları ile Ferisiler O’nun öğrencilerine mırıldanarak, “Neden siz vergi toplayıcıları ve günahkârlarla birlikte yiyip içiyorsunuz?” dediler.

31İsa da cevap verip onlara dedi: “Sağlıklı olanların değil, ama hasta olanların doktora ihtiyacı var.

32Ben saliha kişileri değil, ama günahkârları tövbeye çağırmaya geldim.”

33Onlar da İsa!’ya dediler: “Neden Yuhanna’nın öğrencileri sık sık oruç tutup dua ediyor, Ferisilerinkiler de aynı şekilde ediyorlar da, seninkiler ise yiyip içiyorlar?”

34O da onlara dedi: “Güvey kendileriyle birlikteyken, gelin odasındab bulunanlara oruç tutturabilir misin?

35Ama güveyin de onlardan alınacağı günler gelecektir; o zaman o günlerde oruç tutacaklardır.”

36İsa onlara bir benzetme3 de söyledi: “Hiç kimse yeni giysi parçasını eski giysi üzerine yamamaz; yoksa hem yeniyi yırtmış olur, hem de yenisinden olan parça eskiye         uymaz.

37Ve hiç kimse yeni şarabı eski tulumlara koymaz; yoksa yeni şarap tulumları patlatır ve ortalığa dökülür; tulumlar da mahvolur.

38Ama yeni şarap yeni tulumlara konulmalıdır; ve her ikisi de korunmuş olur.

39Ve eski şarabı içmiş olan hiçbir kimse, hemen yenisini istemez; çünkü, ‘Eskisi daha iyidir’ der.”

 

Bölüm 6

            1Ve öyle oldu ki, birinci Şabat gününden sonraki  ikinci Şabat gününde, İsa ekin tarlalarından geçiyordu; ve öğrencileri başakları koparıyor ve avuçları içinde ovalayıp yiyorlardı.

2Ama Ferisilerden bazıları onlara, “Şabat günü yapılması yasal olmayanı neden yapıyorsunuz?” dediler.

3İsa da cevap verip onlara dedi: “Davut’un kendisi ve beraberindekiler acıkınca ne yaptığını, bunu bile okumadınız mı?

4Tanrı’nın evine nasıl girip yalnız kâhinlerden başkasının yemesi yasal olmayan sunu ekmeklerini yedi ve beraberinde olanlara da verdi?”a

5Ve onlara, “İnsanoğlu Şabat gününün de Rabbidir” dedi.

            6Öyle oldu ki, başka bir Şabat günü de havraya girip öğretti; ve orada bir adam vardı, onun sağ eli kurumuştu.

7Yazıcılarla Ferisiler O’na karşı bir suçlama bulabilmeleri için, Şabat günü şifa verecek mi diye O’nu gözetliyorlardı.

8Ama O, onların düşüncelerini biliyordu; ve eli kurumuş olan adama, “Kalk ve ortada dur” dedi. O da kalkıp durdu.

9O zaman İsa onlara dedi: “Size bir şey soracağım: Şabat günü iyilik yapmak mı, yoksa kötülük yapmak mı yasaldır? Can1 kurtarmak mı, yoksa yok etmek mi?”

10Ve etrafa, onların hepsine bakıp adama, “Elini uzat” dedi. O da öyle yaptı; ve eli öbürü gibi sağlıklı eski duruma geldi.

11Onlar ise çılgınlıkla doldular ve İsa’ya ne yapabileceklerine dair birbirleriyle konuştular.

            12Ve öyle oldu ki, kendisi o günlerde dua etmek için çıkıp dağa gitti; ve geceyi Tanrı’ya dua ile2 geçirdi.

13Ve gündüz olunca öğrencilerini yanına çağırdı; ve kendilerine ‘resuller’ adını da verdiği şu oniki kişiyi seçti:

14Petrus olarak da adlandırdığı Simun ve onun kardeşi    Andreas, Yakup ve Yuhanna, Filippus ve Bartolomeos,

15Matta ve Tomas, Alfeus’un kardeşi Yakup ve Gayretli diye çağrılan Simun,

16Yakup’un kardeşi Yahuda ve Yahuda İskariyot ki ihanet eden o olmuştur.

17Ve onlarla birlikte aşağı inip düzlük bir yerde durdu; ve öğrencilerinden bir kalabalık ile bütün Yahudiye ve Yeruşalem’den ve Sayda ile Sur’un deniz kıyısından O’nu dinlemek ve hastalıklarından iyi edilmek için gelen büyük bir kalabalık vardı;

18Ve murdar ruhlar tarafından sıkıntı çekenler1 vardı; ve onlar iyileşiyorlardı.

19Bütün halk da O’na dokunmaya çalışıyordu; çünkü O’ndan güç çıkıyor ve hepsini iyi ediyordu.

            20O da gözlerini öğrencilerine kaldırıp dedi: “Ne mutlu siz fakirlere; çünkü Tanrı’nın krallığı sizindir.

21Ne mutlu size, şimdi açlık çekenler; çünkü doyurulacaksınız. Ne mutlu size, şimdi ağlayanlar; çünkü güleceksiniz.

22İnsanoğlu uğruna insanlar sizden nefret edecekleri zaman ve sizi aralarından ayıracakları ve size hakaret edecekleri ve adınızı kötü diye çıkaracakları zaman size ne mutlu!

23O günde sevinin ve sevinçten sıçrayın; çünkü işte, gökte ödülünüz büyüktür; çünkü onların ataları, peygamberlere bu şekilde2 ettiler.

24Ama vay size, zenginler; çünkü tesellinizi almışsınız.

25Vay size, tok olanlar; çünkü acıkacaksınız. Vay size, şimdi gülenler; çünkü yas tutup ağlayacaksınız.

26Bütün insanlar sizin için iyi konuştukları zaman vay size; çünkü onların ataları sahte peygamberlere böylece davrandılar.

27Ama siz dinleyenlere diyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik edin;

28Size lânet edenleri kutsayın3 ve size hakaret edenler için dua edin.

29Ve bir yanağına vurana öbürünü de sun; ve abanı alandan gömleğini de esirgeme.

30Senden her dileyene ver ve senin malını alandan, onu geri isteme.

31Ve insanların size ne yapmalarını istiyorsanız, siz de onlara öylece yapın.

32Ve eğer sizi sevenleri severseniz, size ne teşekkür karşılığı olur? Çünkü günahkârlar bile kendilerini sevenleri severler.

33Ve eğer size iyilik edenlere iyilik ederseniz, size ne teşekkür karşılığı olur? Çünkü günahkârlar bile aynısını yaparlar.

34Ve eğer kendilerinden geri alacağınızı ümit ettiğiniz kişilere ödünç verirseniz, size ne teşekkür karşılığı olur? Çünkü günahkârlar bile, tekrar aynısını geri alsınlar diye günahkârlara ödünç verirler.

35Ama düşmanlarınızı sevin ve iyilik edin; ve tekrar geri alırım diye hiçbir şeyi ümit etmeden ödünç verin; karşılığınız da büyük olacak ve en yüce Olan’ın oğulları olacaksınız; çünkü O, şükredici olmayanlara ve kötülere karşı iyidir.1

36Onun için Babanız merhametli olduğu gibi siz de merhametli olun.

37Yargılamayın ki, siz de asla yargılanmazsınız; suçlu çıkarmayın ki, siz de asla suçlu çıkarılmazsınız; bağışlayın, size de bağışlanacaktır.

38Verin ve size verilecektir; iyi ölçekle, bastırılmış, silkelenmiş ve taşmış olarak kucağınıza vereceklerdir; çünkü hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynısıyla geri2 ölçülecektir.”

            39Ve İsa onlara bir benzetmea  söyledi: “Kör köre kılavuzluk edebilir mi? Her ikisi de çukura düşmez mi?

40Öğrenci öğretmeninden üstün değildir; ama mükemmelliğe eriştirilen her bir kişi öğretmeni gibi olur.

41Ve neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün, ama kendi gözündeki merteği farketmezsin?

42Ya da sen kendin, gözündeki merteği görmezken, nasıl kardeşine, ‘Kardeş, bırak gözündeki çöpü çıkarayım’ diyebilirsin? Ey ikiyüzlü; önce kendi gözünden merteği çıkar ve o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha net görürsün.

43Çünkü iyi olup da kötü meyve veren ağaç yoktur; ne de iyi meyve veren kötü ağaç vardır.

44Çünkü her ağaç kendi meyvesinden tanınır; çünkü dikenlerden incir toplamazlar, ne de böğürtlen çalısından üzüm toplarlar.

45İyi adam yüreğinin iyi hazinesinden iyi olanı çıkarır; kötü adam da yüreğinin kötü hazinesinden kötü olanı çıkarır; çünkü onun ağzı, yüreğinin doluluğundan söyler.

46Ve neden beni, ‘Rab, Rab’ diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?

47Bana gelen ve sözlerimi işitip onları yapan her bir kişinin kime benzediğini size göstereyim:

48O, ev yapan bir adama benzer ki, kazıp derine indi ve kaya üzerine temel kurdu; ve sel geldiği zaman ırmak o eve saldırdı ve onu sarsamadı; çünkü temeli kaya üzerine kurulmuştu.

49Ama işiten ve yapmayan kişi, toprak üzerine temelsiz bir ev bina eden adama benzer; ırmak o eve saldırdı ve hemen çöktü; ve o evin yıkılışı büyük oldu.

 

Bölüm 7

            1Ve halkın işitmekte olduğu1 bütün sözlerini bitirince Kefernahum’a girdi.

2Ve bir yüzbaşının, kendisi için değerli olan bir kölesi hasta olup ölmek üzereydi.

3Ve İsa hakkında duyunca, gelip kölesini iyileştirsin diye rica etmek üzere O’na Yahudilerin ihtiyarlarını gönderdi.

4Onlar da İsa’ya gelip kendisine içtenlikle2 yalvararak dediler ki: “Bunu ona yapmana lâyıktır o;

5Çünkü ulusumuzu sever ve bize havrayı o yaptı.”

6İsa da onlarla beraber gitti. Ama O henüz eve yaklaşırken, yüzbaşı O’na dostlar gönderip kendisine dedi: “Ya Rab, rahatsız olma; çünkü ben lâyık değilim ki, damımın altına giresin;

7Bu nedenle, sana gelmeye de kendimi lâyık saymadım;1 ama bir söz ile2 söyle ve hizmetçim iyi olacaktır.

8Çünkü ben de yetki altında bulunan bir adamım, benim yetkim altında askerler var; ve buna, ‘Git’ derim, gider ve bir diğerine, ‘Gel’ derim, gelir; ve köleme, ‘Şunu yap’ derim ve yapar.”

9İsa da bu şeyleri işitince ona hayret edip ardından gelen kalabalığa dönerek, “Size diyorum, İsrail’de bile böyle büyük iman bulmadım” dedi.

10Ve gönderilenler eve döndüklerinde hasta köleyi iyileşmiş buldular.

            11Ve öyle oldu ki, ertesi gün İsa, Nain denilen bir şehre gitti; ve öğrencilerinin birçoğu ile büyük bir kalabalık O’nunla birlikte gidiyordu.

12Ve şehrin kapısına yaklaşırken işte, annesinin biricik oğlu olup da ölen birinin cenazesi dışarı götürülüyordu; kadın da dul idi. Ve şehrin büyük bir kalabalığı onunla birlikteydi.

13Ve Rab kadını görünce ona acıdı3 ve kendisine, “Ağlama” dedi.

14Ve yaklaşıp cenaze sedyesine dokundu, taşıyanlar da durdular; O da, “Genç adam, sana söylüyorum, kalk!” dedi.

15Ölü de kalkıp oturdu ve konuşmaya başladı; ve İsa onu annesine verdi.

16Herkesi korku aldı; ve, “aramızda büyük bir peygamber kalktı; ve Tanrı kendi halkını ziyaret etti” diyerek Tanrı’yı yücelttiler.

17Ve O’nunla ilgili bu söylenti bütün Yahudiye’de ve bütün çevre bölgede yayıldı.

            18Ve Yuhanna’nın öğrencileri, bütün bu şeyler hakkında kendisine haber götürdüler.

19Yuhanna da öğrencilerinden ikisini yanına çağırarak onları İsa’ya gönderip, “Gelecek olan sen misin, yoksa başkasını mı bekleyelim?” dedi.

20Ve adamlar O’na gelip dediler: “Vaftizci Yuhanna, ‘Gelecek olan sen misin, yoksa başkasını mı bekleyelim’ diyerek bizi sana gönderdi.”

21İsa da o saatte hastalıklardan, dertlerden ve kötü ruhlardan birçok kişiyi iyi etti; ve birçok körlere görme gücünü bağışladı.

22Ve İsa cevap verip onlara dedi: “Gidin, gördüklerinizi ve işittiklerinizi Yuhanna’ya bildirin; öyle ki, körler görüyor, topallar yürüyor, cüzamlılar temiz kılınıyor, sağırlar işitiyor, ölüler diriliyor, fakirler İncil ile müjdeleniyor.

23Ve her kim bende tökezlemezse mutludur.”

            24Ve Yuhanna’nın habercileri gidince, kalabalıklara Yuhanna hakkında konuşmaya başladı: “Çöle ne görmeye çıktınız? Rüzgârla sallanan bir kamış mı?

25Ama ne görmeye çıktınız? Yumuşak giysiler giyinmiş bir adam mı? İşte, görkemli giysiler giyip lüks içinde yaşayanlar kral saraylarındadır.

26Ama ne görmeye çıktınız? Bir peygamber mi? Evet, size derim ve bir peygamberden daha üstün olanını.

27‘İşte, senin yüzünün önünde habercimi gönderiyorum; o senin önünde yolunu hazırlayacaktır’a diye kendisi hakkında yazılmış olan budur.

28Çünkü size derim, kadından doğanlar arasında Yuhanna’dan daha büyük bir peygamber yoktur; ama Tanrı’nın krallığında en küçük olan ondan daha büyüktür.”

29Bunu duyan bütün halk ve vergi toplayıcıları, Yuhanna’nın vaftiziyle vaftiz olunarak, Tanrı’yı doğruladılar.1

30Ama Ferisiler’le Yasa uzmanları, onun tarafından vaftiz olunmayarak, kendileri için Tanrı’nın gayesini2 reddettiler.

31Ve Rab dedi: “O hâlde bu kuşağın adamlarını neye benzeteyim; ve neye benzerler?

32Onlar, çarşı yerinde oturan ve biri öbürüne seslenip,

‘Biz size kaval çaldık ve siz oynamadınız; biz size yas tuttuk ve siz ağlamadınız’ diyen çocuklara benzerler.

33Çünkü Vaftizci Yuhanna ne ekmek yiyerek ne de şarap içerek gelmiştir; ve siz, ‘Onda cin var’ diyorsunuz.

34İnsanoğlu yiyerek ve içerek gelmiştir; ve siz, ‘İşte, obur ve ayyaş adam; ve vergi toplayıcılarla günahkârların dostu!’ diyorsunuz.

35Ama bilgelik bütün kendi çocukları tarafından doğrulandı.”

            36Ve Ferisilerden biri O’nun kendisiyle yemek yemesini rica etti. O da Ferisi’nin evine girip sofraya oturdu.

37Ve işte, şehirde bulunup günahkâr olan bir kadın, Ferisi’nin evinde O’nun sofrada oturduğunu öğrenince, mür yağı dolu bir kaymaktaşı kabı alıp getirdi;

38Ve ağlayarak arkada, O’nun ayakları dibinde durdu; gözyaşlarıyla O’nun ayaklarını ıslatmaya başladı; ve başının saçlarıyla onları siliyor, hararetle öpüyor ve yağla meshediyordu.

39Ama O’nu davet etmiş olan Ferisi bunu görünce, kendi içinden söyleyip dedi: “Bu kişi eğer peygamber olsaydı, kendisine dokunanın kim ve ne tür bir kadın olduğunu bilirdi; çünkü o günahkâr bir kadındır.”

40İsa da cevap verip ona, “Simun, sana söyleyecek bir şeyim var” dedi. Ve o, “Söyle, ey öğretmen” dedi.*

41“Bir alacaklının iki borçlusu vardı; biri beş yüz dinar, diğeri de elli dinar borçluydu.

42Ve ödeyecek bir şeyleri olmadığından her ikisine bağışladı; bu nedenle onlardan hangisi onu daha çok sevecektir dersin?”

43Simun da cevap verip, “Sanırım ki, kendisine daha çok bağışlanan” dedi. O da ona, “Doğru bir şekilde yargı yürüttün” dedi.

44Ve kadına dönerek Simun’a dedi: “Bu kadını görüyor musun? Ben senin evine girdim, ayaklarım için bana su vermedin; ama o ayaklarımı gözyaşlarıyla ıslattı ve kendi başının saçlarıyla sildi.

45Sen bana bir öpüş vermedin; ama o, içeri girdiğimden beri ayaklarımı durmadan içtenlikle öptü.

46Sen başımı yağla meshetmedin; ama o, ayaklarımı mür yağıyla meshetti.

47Bu nedenle sana derim, onun çok olan günahları bağışlandı; çünkü o çok sevdi; ama kendisine az bağışlanan, az sever.”

48Ve kadına, “Günahların bağışlandı” dedi.

49Ve O’nunla birlikte sofrada oturanlar, “Günahları bile bağışlayan bu kimdir?” diye kendi içlerinde söylemeye başladılar.

50Ve İsa kadına, “İmanın seni kurtardı, esenlikle git” dedi.

 

Bölüm 8

            1Ve ondan sonra öyle oldu ki, Tanrı’nın krallığının müjdesini vaaz edip ilân ederek, şehirden şehire ve köyden köye dolaştı; ve Onikiler ile,

2Kötü ruhlardan ve hastalıklardan1 sağlığa kavuşturulmuş olan bazı kadınlar, kendisinden yedi cin çıkmış olan Magdalalı denilen Meryem,

3Ve Herodes’in kâhyası Huza’nın karısı Yoanna, Suzanna ve daha birçokları O’nunla birlikteydiler; onlar, mallarıyla O’na hizmet ediyorlardı.

            4Ve büyük bir kalabalık toplandığında ve her şehirden olan insanlar kendisine geldiklerinde, bir benzetmeyle konuştu:

5“Ekinci tohumunu ekmeğe çıktı; ve o ekerken bazısı yol kenarına düştü ve ayak altında çiğnendi, göğün kuşları da onu yediler.

6Ve başkası kaya üzerine düştü ve nemi olmadığından dolayı filizlenip çıktığı gibi kurudu.

7Ve başkası dikenler ortasına düştü ve dikenler onunla birlikte filizlenerek onu boğdular.

8Başkası da iyi toprak üzerine düştü ve yeşerip yüz kat ürün verdi.” Bu şeyleri söyleyerek, “İşitecek kulakları olan işitsin” diye bağırdı.

9Ve O’nun öğrencileri, “Bu benzetme ne olabilir?” diyerek, kendisinden sordular.

10O da dedi: “Tanrı’nın krallığının sırlarını bilmek size verilmiştir; ama geri kalanlara benzetmelerle söylenir. Öyle ki, bakarken1 görmesinler ve işitirken1 anlamasınlar.

11Benzetme şudur: Tohum Tanrı’nın sözüdür.

12Ve yol kenarında olanlar, işitmiş olanlardır; sonra İblis gelir ve iman edip kurtulmasınlar diye sözü yüreklerinden alır götürür.

13Kaya üzerindekiler ise, onlar ki işittikleri zaman sözü sevinçle kabul edenlerdir; ve bunların kökleri yoktur; onlar bir süre için iman ederler ve deneme vaktinde saparlar.2

14Dikenler arasına düşenler ise, onlardır ki işitmiş olup giderler, hayatın kaygıları ve zenginlikleri ve zevkleriyle3 boğulurlar ve olgunluğa erişen ürün vermezler.

15Ama iyi toprakta olanlar, bunlar sözü işitince onu dürüst ve iyi bir yürekte koruyup sabırla4 ürün verenlerdir.

16Hiç kimse lâmba yakıp onu bir kapla örtmez ya da bir yatak altına koymaz; ama içeri girenler ışığı görsünler diye onu bir lâmba sehpası üstüne koyar.

17Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yoktur; ne de bilinmeyecek ve aydınlığa çıkmayacak saklı bir şey vardır.

18Onun için nasıl dinlediğinize dikkat edin; çünkü kimin varsa, kendisine verilecektir; ve kimin yoksa, kendisinde var sandığı da ondan alınacaktır.”

            19Ve annesiyle kardeşleri O’na geldiler; ve kalabalıktan ötürü kendisine yaklaşamadılar.

20Ve O’na, “Annenle kadeşlerin dışarıda duruyorlar, seni görmek istiyorlar” diye haber verildi.

21Ama O cevap verip onlara, “Annemle kardeşlerim, Tanrı’nın sözünü işiten ve onu yapanlardır” dedi.

            22Ve öyle oldu ki, günlerin birinde kendisi ve öğrencileri bir kayığa bindi ve onlara, “Gölün karşı tarafına geçelim” dedi; ve açıldılar.

23Ve kayıkta giderlerken uykuya daldı; göle de bir fırtına1 indi; ve sularla dolup tehlike içindeydiler.

24O’na yaklaşıp, “Efendimiz, efendimiz,2 mahvoluyoruz!” diyerek O’nu uyandırdılar. O da kalkıp rüzgârı ve kabaran suları azarladı; onlar da durdular ve sakinlik oldu.

25Ve onlara, “Nerede sizin imanınız?” dedi; onlar da birbirlerine, “Öyleyse bu kimdir ki, rüzgâra ve suya bile emrediyor ve kendisine itaat ediyorlar?” diyerek korkup şaştılar.

            26Ve Galile’nin karşısında bulunan Gadarinilerin memleketine kayıkla gittiler.

27Ve O’nun karaya çıkması üzerine, uzun zamandan beri kendisinde cinler bulunan, o şehirden bir adam O’nu karşıladı; ve giysi giymiyor evde de kalmıyordu, ancak mezarlarda kalırdı.

28Ama İsa’yı görünce bağırıp O’nun önünde yere kapandı; ve yüksek sesle dedi: “Ey İsa, yüce Tanrı’nın Oğlu, benim seninle yapacak neyim var?a  Sana yalvarırım bana işkence etme!”

29Çünkü İsa, murdar ruha adamdan çıkması için emretmişti. Çünkü onu çok defalar yakalamıştı; zincirler ve prangalarla3 bağlanmış olarak muhafaza edilirdi; ve bağları kopararak cin tarafından çöllere sürüklenirdi.

30Ve İsa ona, “Adın nedir?” diye sordu. O da, “Lejiyon”b dedi; çünkü onun içine birçok cinler girmişti.

31Ve onlar4 dipsiz derinliklere gitmelerini emretmesin diye O’na yalvardılar.

32Orada, dağda otlayan sayıca çok olan bir domuz sürüsü vardı; ve onların içine girmelerine izin versin diye O’na yalvardılar; O da onlara izin verdi.

33Ve cinler adamdan çıkıp domuzların içine girdiler; sürü de hızla uçurumdan aşağı, gölün içine atlayıp boğuldu.

34Ve onları güdenler olup biteni görünce kaçtılar ve gidip şehirde ve kırsal yörede bunu anlattılar.

35Onlar da olup biteni görmek için çıkıp İsa’ya geldiler;

ve kendisinden cinler çıkmış olan adamı giyinmiş ve akıllanmış olarak İsa’nın ayakları dibinde oturmakta buldular; ve korktular.

36Bunu görmüş olanlar da cinlere tutulmuş olanın nasıl kurtulduğunu1 onlara anlattılar.

37Ve Gadarinilerin çevresindeki kırsal yöreden olan bütün kalabalık, kendilerinden ayrılması için O’na rica ettiler; çünkü büyük korkuya tutulmuşlardı; O da kayığa binip geri döndü.

38Ama kendisinden cinler çıkmış olan adam, İsa’nın yanında kalmak için O’na yalvardı; ama İsa onu gönderip dedi:

39“Evine dön ve Tanrı’nın sana ne kadar büyük şeyler yaptığını anlat.” O da gitti, İsa’nın kendisine ne kadar büyük şeyler yaptığını bütün şehirde ilân etti.

            40Ve öyle oldu ki, İsa geri dönünce, kalabalık O’nu sevinçle kabul etti; çünkü hepsi O’nu bekliyordu.

41Ve işte, Yairus adlı bir adam geldi; ve o, havra yöneticisiydi; İsa’nın ayaklarına kapanarak evine gelmesi için O’na yalvardı;

42Çünkü on iki yaşlarında bir tek kızı vardı ve ölmek üzereydi. İsa da giderken kalabalıklar O’na üşüşüyorlardı.

43Ve on iki yıldan beri kan akıntısı olan, bütün yaşam geçimini hekimlere harcayıp hiçbiri tarafından iyi edilememiş olan bir kadın,

44O’nun arkasından gelip giysisinin eteğine dokundu; ve hemen kan akıntısı kesildi.

45İsa da, “Bana dokunan kimdir?” dedi. Ve hepsi inkâr edince, Petrus ile beraberindekiler dediler: “Ey efendi, kalabalıklar sana üşüşüp seni sıkıştırıyorlar ve sen, ‘Bana dokunan kimdir’ diyorsun?”

46Ama İsa, “Birisi bana dokundu; çünkü benden kuvvet çıktığını farkettim” dedi.

47Kadın da gizlenemediğini görünce titreyerek geldi ve O’nun önünde yere kapanıp bütün halkın önünde O’na ne nedenle dokunduğunu ve o anda nasıl iyileştiğini anlattı.

48O da ona, “Cesur ol kızım, imanın seni kurtardı;1 esenlikle git” dedi.

49O daha konuşurken, havra yöneticisinin evinden biri gelip ona, “Kızın öldü, öğretmeni rahatsız etme” dedi.

50Ama İsa bunu duyunca ona cevap verip, “Korkma, yalnız iman et ve o iyi olacaktır”2 dedi.

51Ve eve gelince Petrus, Yuhanna, Yakup ve kızın babasıyla annesinden başka kimsenin içeri girmesine izin vermedi.

52Ve hepsi kız için ağlıyor, dövünüyordu. Ama İsa, “Ağlamayın, o ölmedi, ancak uyuyor” dedi.

53Ve kızın öldüğünü bildiklerinden, kendisine alay edip güldüler.

54Ama O, hepsini dışarı çıkarıp onun elini tutarak, “Ey çocuk, kalk!” diyerek bağırdı.

55Ve ruhu geri geldi, o da hemen ayağa kalktı; İsa ona yemek için birşey verilmesini emretti.

56Ve onun anne babası şaştılar; O ise olanları hiç kimseye söylemesinler diye onlara emretti.3

 

Bölüm 9

            1Ve Oniki öğrencilerini bir araya çağırarak onlara bütün cinler üzerine ve hastalıkları iyileştirmek için güç ve yetki verdi.

2Ve onları, Tanrı’nın krallığını ilân etmek ve hastaları iyileştirmek için gönderdi.

3Ve onlara dedi: “Yol için hiçbir şey almayın; ne değnek, ne torba, ne ekmek, ne para; ne de hiç birinizin iki gömleği olsun.

4Ve hangi eve girerseniz orada kalın; ve oradan ayrılırken çıkın.

5Ve kimler sizi kabul etmezlerse, o şehirden çıkarken onlara karşı tanıklık olsun diye ayaklarınızdan tozu bile silkin.”

6Onlar da çıkıp İncil’i ilân ederek ve her yerde şifa vererek köylerden geçiyorlardı.

            7Ve Tetrarka Hirodes, O’nun tarafından yapılan bütün şeyler hakkında duyup şaşırmıştı; çünkü bazıları, “Yuhanna ölüler arasından dirildi;”

8Bazıları da, “İlya göründü;” başkaları da, “Eski çağların bir peygamberi dirilmiştir” diyordu.

9Ve Hirodes dedi: “Yuhanna’nın başını ben kestim; ama hakkında böylesi şeyler duyduğum bu kişi kimdir?” Ve O’nu görmeye çalışıyordu.

            10Resuller de geri dönünce, ne yaptılarsa hepsini O’na anlattılar. Ve onları alarak Beytsayda denilen şehrin ıssız bir yerine yalnızca bir tarafa çekildi.

11Ama kalabalıklar bunu farkedince O’nun ardından gittiler; O da onları kabul edip onlara Tanrı’nın krallığı hakkında konuştu; ve şifaya muhtaç olanları iyileştirdi.

12Ama günbatımı başlamıştı; ve Onikiler gelip kendisine dediler: “Kalabalığı salıver ki, çevredeki köylere ve çiftliklere gidip barınsınlar ve yiyecek bulsunlar; çünkü biz burada ıssız bir yerdeyiz.”

13Ama O kendilerine, “Onlara siz yemek için bir şey verin” dedi. Onlar da, “Beş ekmekle iki balıktan başka1 bir şeyimiz yok; yoksa, gidip bütün bu halk için yiyecek satın almalıyız” dediler.

14Çünkü beş bin adam kadar idiler. Ve İsa öğrencilerine, “Ellişer gruplar hâlinde onları yere oturtun” dedi.

15Onlar da öyle yapıp hepsini oturttular.

16Ve beş ekmekle iki balığı alıp yukarı, göğe bakarak onları kutsadı2 ve kırıp kalabalığın önüne koymak için öğrencilere verdi.

17Ve hepsi yiyip doydular; ve onlara fazla gelen parçalardan on iki küfe kaldırıldı.

            18Ve öyle oldu ki, O yalnız başına dua ederken öğrenciler O’nunla birlikteydi; ve onlara, “Kalabalıklar benim kim olduğumu söylüyorlar?” diye sordu.

19Onlar da cevap verip dediler: “Vaftizci Yuhanna’dır; ama başkaları, İlya’dır; başkaları da, eski peygamberlerden biri dirilmiştir diyorlar.”

20O da onlara, “Ama siz, ben kimim dersiniz?” dedi. Petrus da cevap verip, “Tanrı’nın Mesihisin” dedi.

21O da onları sıkıca öğütleyip bunu kimseye söylememelerini emretti;

22“İnsanoğlu’nun çok şeyler çekmesi ve ihtiyarlarla başkâhinler ve yazıcılar tarafından reddolunması ve öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektir” dedi.

23Ve hepsine dedi: “Eğer bir kimse ardımdan gelmek isterse, kendini inkâr etsin ve her gün çarmıhını yüklenip beni izlesin.

24Çünkü her kim canını1 kurtarmak isterse onu kaybedecektir; ama kim benim uğruma canını kaybederse, onu kurtaracaktır.

25Çünkü bir adam bütün dünyayı kazanıp da kendisini mahveder ya da zarara uğratırsa ne yararı olur?

26Çünkü her kim benden ve benim sözlerimden utanırsa, İnsanoğlu da kendisinin ve Babasının ve kutsal meleklerin yüceliğinde geldiği zaman ondan utanacaktır.

27Ama size bir gerçekten söz ediyorum, burada duranlardan bazıları var ki, onlar Tanrı’nın krallığını görünceye dek, ölümü asla tatmayacaklardır.”

            28Ve öyle oldu ki, bu sözlerden yaklaşık sekiz gün sonra Petrus, Yuhanna ve Yakub’u alarak dua etmek için dağa çıktı.

29Ve O dua ederken yüzünün görünüşü değişti ve giysisi beyaz olup parıldıyordu.

30Ve işte, iki adam O’nunla konuşuyordu; onlar Musa ile İlya idiler;

31Onlar yücelik içinde gözükerek, O’nun Yeruşalem’de gerçekleştirmek üzere olduğu ayrılışını2 konuşuyorlardı.

32Ama Petrus ve onunla birlikte olanlara uyku basmıştı; ve iyice uyandıklarında O’nun yüceliğini ve O’nunla birlikte duran iki adamı gördüler.

33Ve öyle oldu ki, bunlar O’nun yanından ayrılırlarken Petrus ne söylediğini bilmeyerek İsa’ya dedi: “Ey Efendi, bizler için burada bulunmamız iyidir; üç çardak kuralım; biri sana, biri Musa’ya ve biri İlya’ya.”

34Ama o daha bu şeyleri söylerken, bir bulut gelip onları gölgeledi; ve onlar buluta girerlerken bunlar korktular.

35Ve buluttan, “Benim sevgili Oğlum budur, O’nu dinleyin!” diye bir ses geldi.

36Ve ses geldiğinde, İsa yalnız bulundu; onlar da suskun durup o günlerde hiç kimseye gördüklerinden bir şey söylemediler.

            37Ve öyle oldu ki, ertesi gün dağdan indikleri za man, O’nu büyük bir kalabalık karşıladı.

38Ve işte, kalabalıktan bir adam bağırıp dedi: “Ey öğretmen, sana yalvarırım oğluma bak, çünkü o benim biricik çocuğumdur;

39Ve işte, bir ruh onu yakalıyor, o da birdenbire bağırıyor; ve onu köpürterek şiddetle sarsıyor1 ve onu inciterek kendisinden güçlükle ayrılıyor.

40Ve onu çıkarsınlar diye öğrencilerine yalvardım; ve edemediler.

41İsa da cevap verip dedi: “Ey imansız ve sapık kuşak! Ne zamana kadar sizinle birlikte olacağım ve size katlanacağım? Oğlunu buraya getir.”

42Ama o daha yaklaşmaktayken, cin onu yere atıp şiddetle sarstı; İsa da murdar ruhu azarladı ve çocuğu iyi edip onu babasına geri verdi.

43Ve hepsi Tanrı’nın büyüklüğüne şaştılar.

            Ve hepsi İsa’nın yaptığı bütün şeylere hayret  ederlerken, öğrencilerine dedi:

44“Bu sözleri kulaklarınıza koyun; çünkü İnsanoğlu insanların eline teslim edilmek üzeredir.”

45Ama onlar bu sözü anlamadılar ve onu kavramasınlar diye onlardan gizlenmişti. Ve bu söz hakkında O’na sormaya korktular.

46Ve onların en büyüğü kim olabilir diye aralarında bir tartışma çıktı.2

47İsa da onların yüreklerinin düşüncesini bilerek küçük bir çocuğu tutup yanında durdurdu;

48Ve onlara dedi: “Her kim bu çocuğu benim adımla kabul ederse, beni kabul eder; ve her kim beni kabul ederse, beni göndereni kabul eder; çünkü hepinizin arasında en küçük olan, o büyük olacaktır.”

49Yuhanna da cevap verip dedi: “Ey Efendi, senin adınla cinleri çıkaran bir adam gördük ve ona engel olduk;1 çünkü bizimle birlikte senin ardından gelmiyor.”

50Ve İsa ona dedi: “Ona engel olmayın; çünkü bize karşı olmayan, bizden yanadır.”

            51Ve öyle oldu ki, O’nun yukarı alınacağı günler tamam olunca, Yeruşalem’e gitmek için kararlı olarak yüzünü oraya yöneltti.

52Ve kendi önünden2 haberciler gönderdi; onlar da kendisi için hazırlık yapmak üzere gidip Samiriyelilerin bir köyüne girdiler.

53Onlar3 ise O’nu kabul etmediler, çünkü yüzü Yeruşalem’e gitmek üzere yönelikti.

54Ve öğrencileri Yakup ile Yuhanna bunu görünce dediler: “Ya Rab, ister misin ki İlya’nın da yaptığı gibi, gökten ateş insin ve onları yiyip bitirsin diye emredelim?”

55Ama İsa dönüp onları azarladı ve dedi: “Siz ne tür ruhtan olduğunuzu bilmiyorsunuz!

56Çünkü İnsanoğlu, insanların canlarını yok etmeğe değil, ancak kurtarmaya geldi.” Ve başka bir köye gittiler.

            57Ve öyle oldu ki, yolda giderlerken biri O’na, “Ya Rab, her nereye gidersen senin ardından geleceğim” dedi.

58İsa da ona,”Tilkilerin inleri ve gök kuşlarının yuvaları vardır; ama İnsanoğlu’nun başını yaslayacak yeri yoktur” dedi.

59Ve başka birine, “Ardımdan gel” dedi. Ama o, “Ya Rab, bana izin ver, önce gidip babamı gömeyim” dedi.

60Ama İsa ona dedi: “Bırak, ölüler kendi ölülerini gömsünler; ama sen git Tanrı’nın krallığını ilân et.”

61Ve başka biri de, “Ya Rab, senin ardından geleceğim; ama önce evimdekilerle vedalaşmak için bana izin ver” dedi.

62Ama İsa ona dedi: “Elini sabana1 koyup da geriye bakan hiçbir kimse Tanrı’nın krallığına lâyık değildir.”

 

Bölüm 10

            1Bu şeylerden sonra Rab, başka yetmiş kişi daha atadı; ve onları ikişer ikişer, kendisinin gitmek üzere olduğu her şehre ve yere kendi önünce gönderdi.

2Ve onlara dedi: “Ürün gerçekten bol,2 ama işçiler azdır. Onun için ürünün Rabbine yalvarın ki, kendi biçilecek ürününe işçiler göndersin.

3Gidin; işte, sizi kurtların arasına kuzular gibi gönderiyorum.

4Ne kese, ne torba, ne de çarık taşıyın; yolda kimseye selâm vermeyin.

5Ve hangi eve girerseniz, önce, ‘Bu eve esenlik3 olsun’ deyin.

6Ve eğer gerçekten orada esenlik oğlu varsa, sizin esenliğiniz onun üzerinde kalacaktır; ama yoksa, size dönecektir.

7Ve onlar tarafından size verilen şeyleri yiyip içerek, aynı evde kalın; çünkü işçi kendi ücretine lâyıktır. Evden eve yer değiştirmeyin.

8Ve her hangi bir şehre girip de sizi kabul ederlerse, önünüze konulan şeyleri yiyin.

9Ve oradaki hastaları iyi edin ve onlara, ‘Tanrı’nın krallığı size yaklaştı’ deyin.

10Ama her hangi bir şehre girip de sizi kabul etmezlerse, o şehrin caddelerine çıkıp deyin:

11‘Şehrinizden bize4 yapışan tozu bile size karşı silkiyoruz; yine de şunu bilin ki, Tanrı’nın krallığı size yaklaştı.’

12Ve size derim ki o günde5, o şehir için olacağından çok, Sodom için dayanılabilir bir durum olacaktır.

13Vay sana, ey Horazin! Vay sana, ey Beytsayda! Çünkü sizde yapılan kudretli işler, eğer Sur ve Sayda’da yapılmış olsaydı, onlar çoktan çul içinde ve külde oturarak tövbe ederlerdi.

14Ama yargıda sizin için olacağından çok, Sur ve Sayda için dayanılabilir bir durum olacaktır.

15Ve sen, ey Kefernahum, göğe kadar yükseltilmiş olan! Sen ölüler diyarına indirileceksin.

16Sizi dinleyen, beni dinler ve sizi reddeden, beni reddeder; beni reddeden de beni göndereni reddeder.”

            17Ve yetmişler, “Ya Rab, senin adınla cinler bile bize boyun eğiyorlar”1 diyerek sevinçle geri döndüler.

18Ve İsa onlara dedi: “Şeytanın şimşek gibi gökten düştüğünü gördüm.

19İşte, ben size yılanların, akreplerin ve düşmanın bütün gücü üzerine basma yetkisini verdim; ve size hiçbir şey asla zarar vermeyecektir.

20Bununla beraber, ruhlar size boyun eğdiler diye bunda sevinmeyin; ama daha çok adlarınız gökte yazıldı diye sevinin.”

21O saatte İsa Ruh’ta sevinip dedi: “Ey Baba, göğün ve yerin Rabbi; sana şükrederim2 ki, bu şeyleri bilgelerden ve akıllılardan gizleyip onları bebeklere açıkladın; evet Baba, çünkü senin gözünde3 böylece hoşnut edici oldu.

22Her şey Babam tarafından bana teslim edilmiştir; ve Oğul’un kim olduğunu Baba’dan başka kimse bilmez; Baba’nın kim olduğunu da Oğul’dan ve Oğul’un O’nu kendisine açıklamak istediği kişiden başkası bilmez.”

23Ve öğrencilere dönüp onlara özel olarak dedi: “Sizin gördüğünüz şeyleri gören gözlere ne mutlu!

24Çünkü size derim ki, birçok peygamberler ve krallar sizin gördüklerinizi görmek istediler ve görmediler; ve sizin işittiklerinizi işitmek istediler ve işitmediler.”

            25Ve işte, bir Yasa uzmanı ayağa kalkıp, “Ey öğretmen, sonsuz hayatı miras almak için ne yapayım?” diyerek O’nu denedi.

26İsa da ona, “Yasa’da ne yazılmıştır? Nasıl okursun?” dedi.

27Ve o cevap vererek dedi: “Tanrın Rab’bi bütün yüreğinle ve bütün canınla ve bütün gücünle ve bütün anlayışınla, komşunu da kendin gibi seveceksin.”a

28İsa da ona, “Doğru cevap verdin, bunu yap ve yaşayacaksın” dedi.

29Ama o, kendisini haklı çıkarmayı arzulayarak İsa’ya dedi: “Ve benim komşum kimdir?”

30İsa da cevap verip1 dedi: “Adamın biri Yeruşalem’den Eriha’ya iniyordu; ve haydutların eline2 düştü; onlar kendisini hem soydular hem de dövüp yaraladılar, yarı ölü bırakıp gittiler.

31Ve bir rastlantıyla kâhinin biri o yoldan iniyordu; onu görünce öbür taraftan geçip gitti.

32Ve aynı şekilde bir Levili de o yerde bulunduğunda, gelip onu gördü, öbür taraftan geçip gitti.

33Ama bir Samiriyeli yolculuk ederken, onun yanına geldi; ve onu görünce acıdı.b

34Ve yaklaşıp yaraları üzerine yağ ve şarap dökerek onları sardı; ve onu kendi hayvanına bindirip bir hana götürdü; ve ona baktı.

35Ve ertesi gün ayrılırken iki dinar çıkardı, hancıya verip ona dedi: ‘Ona bak ve daha fazla ne harcarsan, geri geldiğimde sana öderim.’

36Şimdi sana nasıl görünür, bu üçünden hangisi haydutların eline düşen kişinin komşusu olmuştur?”

37O da, “Ona karşı merhamet gösteren” dedi. O zaman İsa ona, “Git, sen de aynı şekilde yap” dedi.

            38Ve öyle oldu ki, yola devam ederlerken bir köye girdi; ve Marta adında bir kadın O’nu evine kabul etti.

39Ve Meryem adında bir kızkardeşi vardı; o da İsa’nın ayakları dibinde oturup O’nun sözünü dinliyordu.

40Ama Marta fazla hizmet konusunda şaşırmıştı; ve    O’na gelip dedi: “Ya Rab, hizmet etmek için kızkardeşimin beni yalnız bıraktığına aldırmıyor musun? Onun için bana yardım etmesini ona söyle.”

41Ama İsa cevap verip ona dedi: “Marta, Marta, sen çok şeyler hakkında endişelenip telaşlanıyorsun;

42Oysa bir tek şeye ihtiyaç vardır; ve Meryem kendisinden alınmayacak olan iyi payı seçmiştir.”

 

Bölüm 11

            1Ve öyle oldu ki, O bir yerde dua ediyordu; bitirdiğinde öğrencilerinden biri O’na dedi: “Ya Rab, Yuhanna’nın da kendi öğrencilerine öğrettiği gibi bize dua etmeyi öğret.”

2Ve İsa onlara dedi: “Dua ettiğiniz zaman deyin: ‘Ey göklerde olan Babamız, adın kutsal kılınsın; krallığın gelsin; gökte olduğu gibi, yerde de senin isteğin olsun;

3Gerekli ekmeğimizi bize günlük1 ver.

4Ve günahlarımızı bize bağışla; çünkü biz kendimiz de bize borçlu olan herkesi bağışlarız. Ve bizi deneme içine götürme;2 ama bizi kötüden kurtar.”

5Ve onlara dedi: “Aranızda kim var ki, bir arkadaşı olur da ona gece yarısı gidip, ‘Arkadaş, bana üç ekmek3 ödünç ver,

6Çünkü yolculuktan bana bir arkadaşım geldi ve onun önüne koyacak bir şeyim yok’ derse,

7O da içerden cevap verip, ‘Beni rahatsız etme; kapı artık kapanmıştır, çocuklarım da benimle birlikte yataktalar; kalkıp sana veremem’ demiş olsun!

8Size derim, onun arkadaşı olduğu için kalkıp vermezse bile, onun ısrarlılığından dolayı yine de kalkıp ihtiyacı her neyse ona verecektir.

9Ve ben size derim: dileyin ve size verilecektir; arayın ve bulacaksınız; kapıyı çalın ve size açılacaktır.

10Çünkü her dileyen alır ve arayan bulur ve kapıyı çalana açılır.

11Ve baba olan sizler, hanginizden oğul ekmek isteyecek de ona taş verecektir? Ya da balık isteyecek de ona balık yerine yılan verecektir?

12Ya da yumurta isteyecek de ona akrep verecektir?

13Onun için, kötü olan sizler, eğer çocuklarınıza iyi armağanlar vermeyi biliyorsanız, göksel olan Baba, kendisinden dileyenlere ne kadar daha çok Kutsal Ruh’u verecektir!”

            14Ve İsa bir cin çıkarıyordu ve cin dilsiz idi; ve öyle oldu ki, cin çıkınca dilsiz konuştu; kalabalıklar da hayret ettiler.

15Ama onlardan bazıları, “Cinlerin reisi Beelzebul1 aracılığıyla cinleri çıkarıyor” dediler.

16Ve başkaları O’nu deneyerek kendisinden, gökten bir belirti2 istiyorlardı.

17Ama O, düşüncelerini bilerek onlara dedi: “Kendisine karşı bölünmüş olan her krallık yıkılmaya3 sürüklenir; ve ev eve karşı bölünse yıkılır.

18Şeytan da eğer kendisine karşı bölündüyse, onun krallığı nasıl ayakta durabilir? Çünkü siz, benim Beelzebul aracılığıyla cinleri çıkardığımı söylüyorsunuz.

19Ve eğer ben Beelzebul ile cinleri çıkarıyorsam, oğullarınız kimin aracılığıyla çıkarıyorlar? Bundan dolayı onlar yargıçlarınız olacaklar.

20Ama, eğer ben Tanrı’nın parmağıyla cinleri çıkarıyorsam, o zaman Tanrı’nın krallığı üzerinize gelmiştir.

21Silahlanmış güçlü bir adam kendi konutunu koruduğu zaman, malları güvenlik içindedir.

22Ama ondan daha güçlü biri üzerine gelip onu yenince, güvendiği bütün silahlarını alır ve çapulunu bölüşür.

23Benimle birlikte olmayan bana karşıdır; ve benimle birlikte toplamayan dağıtır.

24Murdar4 ruh insandan çıkınca, rahat arayarak kurak yerlerden geçip gider; ve bulmayınca, ‘Çıkmış olduğum evime döneceğim’ der.

25Ve gelince, onu süpürülmüş ve donatılmış1 bulur.

26O zaman gider ve kendisinden daha kötü başka yedi ruh alır ve girip orada otururlar; ve o adamın sonu ilkinden daha kötü olur.”

27Ve öyle oldu ki, O bu şeyleri söylerken, kalabalıktan bir kadın sesini yükselterek O’na, “Ne mutlu2 seni taşıyan rahime ve emdiğin memelere!” dedi.

28Ama O, “Evet, Tanrı’nın sözünü dinleyip onu tutanlara daha ziyade ne mutlu!” dedi.

            29Ama kalabalıklar bir araya yığılırken, O söylemeye başladı: “Bu kuşak kötüdür; bir belirti arıyor; ve ona Yunus peygamberin belirtisinden başka bir belirti verilmeyecektir.

30Çünkü Yunus Ninevelilere bir belirti olduğu gibi, İnsanoğlu da bu kuşak için öyle olacaktır.

31Güney kraliçesi3 yargıda4 bu kuşağın adamlarıyla birlikte kalkacak ve onları suçlu çıkaracak;5 çünkü o, Süleyman’ın bilgeliğini işitmek için dünyanın son uçlarından geldi; ve işte, Süleyman’dan daha büyüğü buradadır!

32Nineve adamları yargıda bu kuşakla birlikte kalkacak ve onu suçlu çıkaracak; çünkü onlar Yunus’un vaazı üzerine tövbe ettiler; ve işte, Yunus’tan daha büyüğü buradadır!

33Ama hiç kimse lâmba yakıp onu gizli yere koymaz, ne de tahıl ölçeği altına koyar; ancak içeri girenler ışığı görsünler diye lâmba sehpası üzerine koyar.

34Bedenin ışığıa gözdür; onun için gözün sadea olduğu zaman, tüm bedenin de aydınlıktır; ama kötü olduğu zaman, bedenin de karanlıktır.

35Bunun için dikkat et ki, senin içindeki ışık karanlık olmasın.

36Bundan dolayı, eğer tüm bedenin aydınlık olur da hiçbir tarafı karanlık değilse, bir lâmbanın seni parıltısıyla aydınlattığı zamanki gibi, öylece tüm bedenin aydınlık olur.

            37Şimdi, O konuşurken bir Ferisi kendisiyle yemek yesin diye O’na rica etti. O da içeri girip sofraya oturdu.

38Ama Ferisi, O’nun başlangıçta, yemekten önce yıkanmadığını görerek şaştı.

39Rab ise ona dedi: “Şimdi, siz Ferisiler, bardağın ve tabağın dışını temizlersiniz, ama içiniz soygunculuk ve kötülükle doludur.

40Ey akılsızlar, dışı yapan içini de yapmadı mı?

41Ama siz içerdeki1 şeylerden sadaka verin; ve işte, sizin için her şey temizdir.

42Ama vay size, Ferisiler! Çünkü siz nanenin, sedef otunun ve her tür sebzenin ondalığını verirsiniz de, adaleti2 ve Tanrı sevgisini önemsemezsiniz; bunları yapmalıydınız, onları da ihmal etmemeliydiniz.

43Vay size, Ferisiler! Çünkü siz havralarda baş kürsüleri ve çarşı meydanlarında selâmları seversiniz.

44Vay size, yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü siz görünmeyen mezarlar gibisiniz ve üzerlerinde yürüyen adamlar bunun farkında değiller.”

45Ve Yasa uzmanlarından biri cevap verip O’na, “Ey öğretmen, bu şeyleri söylemekle bize de hakaret ediyorsun dedi.”

46Ve O dedi: “Size de vay, ey Yasa uzmanları! Çünkü taşınması güç yüklerle insanları yüklüyorsunuz; kendiniz ise bir parmağınızla o yüklere dokunmuyorsunuz.

47Vay size! Çünkü siz peygamberlerin mezarlarını bina   edersiniz; ve onları babalarınız öldürdüler.

48Bundan dolayı3 babalarınızın işlerine tanıklık ediyor ve onaylıyorsunuz;4 çünkü gerçekten onları öldürdüler, siz de mezarlarını yapıyorsunuz.

49Bu nedenle de Tanrı’nın bilgeliği dedi ki: ‘Ben onlara peygamberler ve resuller göndereceğim; ve onlardan bazılarını öldürecekler ve bazılarına zulmedecekler;

50Öyle ki, dünyanın kuruluşundan beri bütün peygamberlerin dökülen kanı bu kuşaktan istenilsin;

51Habil’in kanından, sunakla tapınak arasında ölmüş olan1 Zekeriya’nın kanına kadar;’ evet, size derim bu kuşaktan sorulacaktır.

52Vay size, ey Yasa uzmanları! Çünkü siz bilgi anahtarını alıp götürdünüz; kendiniz girmediniz, girenleri de engellediniz.”

53Ve onlara bu şeyleri söylerken, yazıcılar ile Ferisiler birçok şeyler hakkında konuşturmak için kendisini şiddetle sıkıştırmaya başladılar;

54Kendisini suçlayabilsinler diye, ağzından bir şey kapmak için fırsat kollayıp O’nu pusuda bekliyorlardı.

 

Bölüm 12

            1Birbirlerini ezercesine onbinlerce kalabalığın bir araya toplandığı o esnada, İsa önce kendi öğrencilerine söylemeye başladı: “Ferisilerin ikiyüzlülük olan mayasından kendiniz için sakının;

2Ama açığa çıkarılmayacak örtülü ve bilinmeyecek gizli hiçbir şey yoktur.

3Bundan dolayı karanlıkta ne söyledinizse, aydınlıkta duyulacak; ve iç odalarda kulağa ne konuştunuzsa, damların üzerinde ilân edilecektir.

4Ama siz dostlarıma söylüyorum, bedeni öldürüp de ondan sonra başka bir şey yapamayanlardan korkmayın.

5Ama kimden korkmanız gerektiğini size göstereceğim: Öldürdükten sonra cehenneme atmaya yetkisi olandan korkun; evet, size söylüyorum, O’ndan korkun.

6Beş serçe kuşu iki parayaa satılmıyor mu? Ve Tanrı’nın önünde onların bir tanesi bile unutulmuş değildir.

7Ama başınızın saçları bile hep sayılıdır. Onun için korkmayın; siz birçok serçelerden daha değerlisiniz.

8Ama size söylüyorum, her kim beni insanların önünde ikrar2 ederse, İnsanoğlu da onu Tanrı’nın melekleri önünde ikrar edecektir.

9Ama beni insanların önünde inkâr eden, Tanrı’nın melekleri önünde inkâr edilecektir.

10Ve her kim İnsanoğlu’na karşı bir söz söylerse ona bağışlanacaktır; ama Kutsal Ruh’a karşı küfredene bağışlanmayacaktır.

11Ama sizi havralar, ya da yöneticiler ve yetki makamları önüne çıkardıkları zaman, nasıl, ya da savunmada ne cevap vereceksiniz, ya da ne söyleyeceksiniz diye kaygılanmayın;

12Çünkü Kutsal Ruh o saatte size ne söylemeniz gerektiğini öğretecektir.”

            13Ve kalabalığın içinden biri O’na, “Ey öğretmen, mirası benimle paylaşması için kardeşime söyle” dedi.

14Ama İsa ona dedi: “Ey adam, beni üzerinize kim yargıç ya da hisse bölücü tayin etti?”

15Ve onlara dedi: “Dikkat edin ve kendinizi açgözlülükten koruyun; çünkü bir kimsenin hayatı, sahip olduğu şeylerin bolluğunda değildir.”

16Ve onlara bir benzetme söyleyip dedi: “Zengin bir adamın toprağı bol ürün verdi;

17O da içinden, ‘Ne yapayım? Çünkü ürünümü koyacak yerim yok’ diyerek düşünüyordu.

18Ve ‘Şunu yapacağım’ dedi. ‘Ambarlarımı yıkıp daha büyüklerini bina edeceğim; ve bütün ürünümü ve malımı oraya koyacağım;

19Ve canıma, ey can, çok yıllar için birikmiş çok malın var; rahatına bak, ye, iç, neşeli ol diyeceğim.’

20Ama Tanrı ona dedi: ‘Ey akılsız, bu gece canın senden istenecek; ve hazırladığın şeyler kimin olacak?’

21Kendisi için hazine biriktiren ve Tanrı yönünde zengin olmayan kimse öyledir.”

22Ve kendi öğrencilerine dedi: “Bu nedenle size diyorum, ne yiyeceksiniz diye hayatınız için, ne de ne giyeceksiniz diye bedeniniz için kaygılanmayın.

23Hayat yiyecekten ve beden giyecekten daha üstündür.

24Kargalara bakın,1 çünkü ne ekerler, ne de biçerler; onların ne ambarları, ne de tahıl koyma yerleri vardır; ve Tanrı onları besler. Siz kuşlardan ne kadar daha çok değerlisiniz!1

25Ve sizden kim kaygılanmakla boyuna bir arşın2 ekleyebilir?

26Onun için, en küçük şeyi bile yapmaya gücünüz yetmiyorsa, diğer3 şeyler hakkında neden kaygılanıyorsunuz?

27Zambaklara bakın, nasıl büyüyorlar; ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler; ama size derim, Süleyman bile bütün yüceliğinde bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.

28Ama eğer ki Tanrı, bugün tarlada bulunup da yarın fırına atılan otu böyle giydirirse, sizi ne kadar daha çok giydirecektir, ey az imanlılar?

29Ve siz, ne yiyeceğinizi, ya da ne içeceğinizi aramayın ve endişe içinde olmayın.

30Çünkü dünya ulusları bütün bu şeyleri ararlar;4 ve Babanız, sizin bu şeylere ihtiyacınızın olduğunu bilir.

31Ama siz Tanrı’nın krallığını arayın ve bütün bu şeyler size ilâve edilecektir.

32Korkma, ey küçük sürü; çünkü Babanız size krallığı vermekten kıvanç duydu.

33Neyiniz varsa satın ve sadakaa verin; kendinize eskimeyen keseler, göklerde tükenmeyen bir hazine yapın; orada hırsız yaklaşmaz, güve de mahvetmez.

34Çünkü hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır.

35Belleriniz kuşakla sarılı, kandilleriniz yanar olsun;

36Ve siz, efendileri düğün ziyafetinden döndüğü zaman, gelip de kapıyı çalınca ona hemen açabilsinler diye, efendilerini bekleyen adamlar gibi olun.

37Efendi geldiğinde uyanık bulacağı o kölelere ne mutlu! Doğrusu size derim ki, kendisi kuşanıp onları oturtacak ve gelip onlara hizmet edecek.

38Ve eğer ikinci nöbette gelir ve üçüncüde gelir de, onları öyle bulursa, o kölelere ne mutlu!

39Ama şunu bilin ki, eğer ev sahibi hırsızın hangi saatte

geleceğini bilseydi, uyanık durup evini deldirmeğe bırakmazdı.

40Onun için siz de hazır olun; çünkü İnsanoğlu düşünmediğiniz saatte gelir.”

41Ve Petrus O’na, “Ya Rab, bu benzetmeyi bize mi söylüyorsun, yoksa herkese mi?” dedi.

42Ve Rab dedi: “O zaman, buğday miktarını1 onlara vaktinde vermek için efendisinin kendi evi halkı üzerine koyacağı sadık ve akıllıa kâhya kimdir?

43Efendisi geldiğinde böyle yapmakta bulacağı o köleye ne mutlu!

44Gerçekten size derim ki, efendi onu bütün malları üzerine koyacaktır.

45Ama o köle kendi yüreğinde, ‘Efendim gelmekte gecikiyor’ derse; ve erkek hizmetçilerle kadın hizmetçileri dövmeye, hem de yiyip içmeye ve sarhoş olmaya başlarsa,

46O kölenin efendisi, onun beklemediği bir günde ve bilmediği bir saatte gelecek ve onu iki parça edip payını imansızlarla beraber tayin edecektir.

47Ama efendisinin isteğini bilip de kendini hazırlamayan ve onun isteğine göre davranmayan o köle çok kamçı vuruşlarıyla dövülecektir;

48Ama bilmeden kamçı dayağı gerektiren2 şeyler yapan, az kamçıyla dövülecek. Kime çok verilmişse, ondan çok istenecektir; ve kime çok emanet edilmişse, kendisinden daha fazlası istenecektir.

49Ben dünyaya ateş atmaya geldim; ve eğer şimdiden tutuşmuşsa daha ne isterim?

50Ama vaftiz edileceğim bir vaftiz var; ve o yerine gelinceye dek nasıl sıkılmaktayım!

51Yeryüzünde barış vermek için mi geldiğimi sanıyorsunuz? Size, hayır diyorum; ama tam tersine, doğrusu ayrılık getirmeye geldim.

52Çünkü bundan sonra bir evde beş kişi, üçü ikiye karşı ve ikisi üçe karşı bölünmüş olacak.

53Baba oğula karşı ve oğul babaya karşı; anne kıza karşı, kız anneye karşı; kaynana geline karşı, gelin kaynanaya karşı bölünmüş olacaktır.”

            54Ve kalabalıklara da dedi: “Batıdan bir bulutun yükseldiğini görünce hemen, ‘Sağanak geliyor’ dersiniz; ve öyle olur.

55Ve güney yeli estiğini gördüğünüz zaman, ‘Sıcak olacak’ dersiniz; ve öyle olur.

56Ey ikiyüzlüler! Yeryüzünün ve gökyüzünün görünümünü ayırt edebiliyorsunuz; ama nasıl oluyor da bu zamanı ayırt edemiyorsunuz?

57Ve doğru olanın ne olduğunu neden kendiliğinizden bile yargılamıyorsunuz?

58Çünkü sen düşmanınla1 birlikte yargıcın önüne giderken, yolda ondan kurtulmaya gayret et ki, seni yargıca sürüklemesin ve yargıç seni memura teslim etmesin; memur da seni hapse atmasın.

59Sana diyorum, son pulua da ödeyinceye dek oradan asla çıkmayacaksın.”

 

Bölüm 13

            1Ve o anda orada hazır bulunan bazıları, Pilatus’un kendi kurbanlarıyla birlikte kanlarını karıştırmış olduğu Galileliler hakkında O’na söylediler.

2İsa da cevap verip onlara dedi: “Böyle şeyler çektikleri için bu Galilelilerin, bütün Galilelilerden daha günahkâr olduklarını mı sanıyorsunuz?

3Size hayır derim; ama siz, eğer tövbe etmezseniz, hepiniz aynı şekilde mahvolacaksınız.

4Ya da Siloam’daki kulenin üzerlerine yıkılıp öldürdüğü o onsekiz kişinin, Yeruşalem’de oturan adamların hepsinden daha çok suçlu2 olduklarını mı sanıyorsunuz?

5Size hayır derim; ama siz, eğer tövbe etmezseniz, hepiniz aynı şekilde mahvolacaksınız.”

            6Ve şu benzetmeyi söyledi: “Bir adamın bağında dikili bir incir ağacı vardı; ve gelip üzerinde meyve aradı ve bulmadı.

7Ve bağcıya dedi: ‘İşte, üç yıldır gelip bu incir ağacında meyve arıyorum da bulmuyorum, onu kes; neden toprağı da yararsız hâle getirsin?’

8Ama bağcı cevap vererek ona dedi:* ‘Efendim, onun etrafını kazıp gübreleyinceye dek, bu yıl da onu bırak;

9Ve eğer gerçekten meyve verirse iyi; ama vermezse1 onu kesersin.’”

            10Ve O, Şabat günü havraların birinde öğretiyordu.

11Ve işte, onsekiz yıldır kendisinde hastalık ruhu olan bir kadın vardı; ve iki kat bükülmüş olup kendisini hiç doğrultamıyordu.

12İsa da onu görünce onu çağırdı ve kendisine, “Kadın, hastalığından2 çözüldün” dedi.

13Ve ellerini onun üzerine koydu; o da hemen doğruldu ve Tanrı’yı yüceltti.

14Ama havra reisi, İsa Şabat günü şifa verdi diye kızarak, cevap verip kalabalığa dedi: “Altı gün vardır ki insanın o günlerde çalışması gereklidir; onun için o günlerde gelip şifa bulun, Şabat gününde değil.”

15O zaman Rab ona cevap verip dedi: “Ey ikiyüzlü, her biriniz Şabat günü öküzünü ya da eşeğini yemlikten çözmüyor ve götürüp sulamıyor mu?

16Ve işte, Şeytanın onsekiz yıl bağlamış olduğu İbrahim kızı olan bu kadının Şabat günü çözülmesi gerekli değil miydi?”

17Ve bu şeyleri söyleyince, O’na karşı duranların hepsi utandılar; ve bütün kalabalık O’nun tarafından yapılan yüce şeylerin hepsine seviniyordu.

            18O da dedi: “Tanrı’nın krallığı neye benzer? Ve onu neye benzeteyim?

19O, bir adamın alıp kendi bahçesine attığı bir hardal tanesine benzer; ve gelişip büyük bir ağaç oldu; ve göğün kuşları onun dallarında tünediler.”

20Ve yine dedi: “Tanrı’nın krallığını neye benzeteyim?

21O, bir kadının alıp, hepsi mayalanıncaya dek üç ölçek unda sakladığı mayaya benzer.”

            22Ve İsa öğreterek şehirlerle köylerden geçiyor ve Yeruşalem’e doğru ilerliyordu.

23Ve birisi O’na, “Ya Rab, kurtulanlar az mıdır?” dedi. O da onlara dedi:

24“Dar kapıdan içeri girmeye ciddiyetle1 uğraşın; çünkü size derim ki, birçokları içeri girmek isteyecekler ve giremeyecekler.2

25Ev sahibi kalkıp kapıyı kapayacağı andan itibaren siz dışarıda durup, ‘Ya Rab, ya Rab, bize aç’ diyerek kapıyı çalmaya başlayacaksınız; o da cevap verip size, ‘Sizin nereden olduğunuzu bilmem’ diyecek.

26O zaman, ‘Biz senin önünde yiyip içtik; ve sen bizim sokaklarımızda öğrettin’ demeye başlayacaksınız.

27Ve o diyecek: ‘Size diyorum, ben sizin nereden olduğunuzu bilmem; benden ayrılın, ey bütün kötülük3 işleyenler!’

28İbrahim’i ve İshak’ı ve Yakub’u ve bütün peygamberleri Tanrı’nın krallığında, kendinizi ise dışarı atılmış gördüğünüz zaman, orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.

29Doğudan ve batıdan, kuzeyden ve güneyden gelecekler ve Tanrı’nın krallığında oturacaklar.

30Ve işte, sonuncular var ki, onlar birinci olacaklar; ve birinciler var ki, onlar sonuncu olacaklar.”

            31Aynı o günde bazı Ferisiler gelip O’na, “Çık ve buradan git, çünkü Hirodes seni öldürmek istiyor” dediler.

32O da onlara dedi: “Gidin, o tilkiye söyleyin; işte, bugün ve yarın cinleri kovuyorum ve şifalar veriyorum ve üçüncü gün tamamlanmış olurum.

33Ama bugün ve yarın ve ertesi günü yoluma devam etmem4 gerektir; çünkü bir peygamberin Yeruşalem’in dışında ölmesi mümkün değildir.

34Yeruşalem, Yeruşalem! Peygamberleri öldüren ve kendisine gönderilenleri taşlayan şehir! Bir tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi, kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim ve siz istemediniz!

35İşte, eviniz size ıssız bırakılıyor; ve doğrusu size derim, ‘Rab’bin adıyla gelen kutludur’1 diyeceğiniz zaman gelene dek, siz artık beni görmeyeceksiniz.”

 

Bölüm 14

            1Ve öyle oldu ki, bir Şabat günü Ferisi reislerinden birinin evine ekmek yemek için giderken, onlar kendisini gözlüyorlardı.

2Ve işte, O’nun önünde sıskalı2 bir adam vardı.

3İsa da cevap verip Yasa uzmanlarına ve Ferisilere konuşarak dedi: “Şabat günü sağlığa kavuşturmak yasal mıdır?”

4Onlar ise sustular. Ve onu alıp iyileştirdi ve salıverdi.

5Ve cevap verip onlara dedi: “Sizden hanginizin bir eşeği ya da bir öküzü kuyuya düşerse, Şabat günü onu hemen çekip çıkarmaz?”

6Ve bu şeyler hakkında3 O’na cevap veremiyorlardı.

            7Ve çağrılanların baş yerleri nasıl seçtiklerine dikkat ederek onlara bir benzetme söyleyip, onlara dedi:

8“Sen bir kimse tarafından düğün ziyafetine çağrıldığın zaman baş yerde oturma; olabilir ki, senden daha saygın biri onun tarafından çağrılmıştır;

9Seni ve onu çağıran gelip sana, ‘Bu kişiye yer ver’ diyecek ve sen o zaman utançla en gerideki yeri almaya başlarsın.

10Ama sen çağrıldığın zaman, git en gerideki yerde otur ki, seni çağıran geldiğinde, ‘Ey dost, daha yukarı çık’ desin; o zaman seninle birlikte sofrada oturanlar önünde sana yücelik olacaktır.

11Çünkü kendini yükselten herkes alçaltılacak ve kendini alçaltan yükseltilecektir.”

            12Ve İsa kendisini çağırmış olana da dedi: “Sen bir öğlen ya da akşam yemeği yaptığın zaman ne dostlarını, ne kardeşlerini, ne akrabanı, ne de zengin komşuları çağır; olmaya ki, onlar da karşılık olarak seni çağırırlar ve sana bir karşılık yapılmış olur.

13Ama ziyafet yaptığın zaman yoksulları, sakatları, topalları, körleri çağır;

14Ve mutlu olursun; çünkü onların sana karşılık verecek bir şeyleri yoktur; çünkü salihlerin dirilişinde sana karşılık verilecektir.”

            15Ve O’nunla birlikte sofrada oturanlardan biri bu şeyleri duyunca O’na, “Tanrı’nın krallığında ekmek yiyecek olana ne mutlu!” dedi.

16Ama İsa ona dedi: “Bir adam büyük bir akşam yemeği yaptı ve birçok kişi çağırdı.

17Ve akşam yemeği saatinde, çağrılmış olanlara, ‘Gelin, çünkü şimdi her şey hazırdır’ demek için kölelerini gönderdi.

18Hepsi de fikirbirliğiyle özür dilemeye başladılar. Birincisi ona dedi: ‘Bir tarla satın aldım ve çıkıp onu görmem gerek; sana rica ederim beni özür dilemiş olarak kabul et.’

19Ve bir başkası dedi: ‘Beş çift öküz satın aldım ve onları denemeye gidiyorum; sana rica ederim beni özür dilemiş olarak kabul et.’

20Bir başkası da, ‘Ben evlendim1 ve bu nedenle gelemiyorum’ dedi.

21Ve o köle gelip efendisine bu şeyleri bildirdi. O zaman ev sahibi öfkelenerek kölesine dedi: ‘Çabuk çık, şehrin caddelerine ve sokaklarına git; ve yoksulları ve sakatları ve topalları ve körleri buraya getir!’

22Köle de, ‘Efendi, emrettiğin gibi yapılmıştır; hâlâ da yer vardır’ dedi.

23Ve efendi köleye dedi: ‘Yollara ve çit boylarına çık ve onları içeri girmeye zorla ki evim dolsun.’

24Çünkü size derim ki, çağrılmış olan o adamlardan hiç biri akşam yemeğimden tatmayacaktır.”

            25Ve büyük kalabalıklar O’nunla birlikte gidiyorlardı; O da dönüp onlara dedi:

26“Eğer bir kimse bana gelir de kendi babasından ve annesinden ve karısından ve çocuklarından ve kardeşlerinden ve kızkardeşlerinden, evet, hatta kendi hayatından da nefret etmezse benim öğrencim olamaz.

27Ve her kim çarmıhını taşıyıp ardımdan gelmezse, benim öğrencim olamaz.

28Çünkü hanginiz bir kule yapmak ister de onu tamamlamak için gerekli şeyleri var mı, yok mu diye önce oturup masrafı hesap etmez?

29Ta ki, onun temelini atıp da bitiremeyince, bunu görenlerin hepsi,

30‘Bu adam bina etmeye başladı ve bitiremedi’ diyerek onunla eğlenmeye başlamasınlar.

31Ya da hangi kral, başka bir kralla savaşta çarpışmak için ileri gidip de kendisine karşı yirmi binle geleni on binle karşılayabilir mi diye önce oturup danışmaz?

32Ve eğer değilse,1 o daha çok uzaktayken bir elçi gönderip barış koşulunu sorar.

33Onun için, her biriniz sahip olduğu her şeyden böylece vazgeçmezse, benim öğrencim olamaz.

34Tuz iyidir; ama eğer tuz tatsız olmuşsa, ona ne ile tat verilir?

35O ne toprağa, ne de gübreye yaraşır; onu dışarı atarlar. İşitecek kulakları olan işitsin.”

 

Bölüm 15

            1Ve bütün vergi toplayıcılarıyla günahkârlar O’nu dinlemek için kendisine yaklaşıyorlardı.

2Ve Ferisilerle yazıcılar, “Bu kişi günahkârları kabul ediyor ve onlarla birlikte yiyor” diyerek söyleniyorlardı.

3Ve İsa onlara şu benzetmeyi söyleyerek dedi:

4“Sizden hangi adamın yüz koyunu olur da bir tanesini kaybederse, doksan dokuzunu bozkırda bırakarak, bulana dek kaybolanın ardından gitmez?

5Onu bulunca da sevinerek omuzlarına alır;

6Ve eve gelince, arkadaşlarını ve komşularını bir araya çağırıp onlara, ‘Benimle birlikte sevinin, çünkü kaybolan koyunumu buldum’ der.

7Size derim ki, aynı şekilde gökte, tövbe eden bir günahkâr için,1 tövbe ihtiyacı olmayan doksan dokuz salih kişi için olandan daha fazla sevinç olacaktır.

8Ya da hangi kadının on gümüş parasıa olur da bir tanesini kaybederse, lamba yakıp evi süpürmez ve bulana dek dikkatle onu aramaz?

9Ve onu bulunca, arkadaşlarını ve komşularını bir araya çağırıp, ‘Benimle birlikte sevinin, çünkü kaybettiğim parayı buldum’ der.

10Size derim ki, aynı şekilde, tövbe eden bir günahkâr için Tanrı’nın melekleri önünde sevinç olur.”

            11Ve İsa dedi: “Bir adamın iki oğlu vardı;

12Onların küçüğü babasına, ‘Baba, malından payıma düşeni bana ver’ dedi. O da varını2 onlara böldü.

13Ve çok günler geçmeden, küçük oğul her şeyi toplayarak ayrılıp uzak bir ülkeye gitti; ve orada ahlâksızca yaşayarak malını savurdu.

14Ama hepsini harcayınca, o ülkenin her tarafında şiddetli bir kıtlık çıktı; ve yoksulluk çekmeye3 başladı.

15Ve gidip o ülkenin vatandaşlarından birine bağlandı; o da kendisini domuz gütmek üzere tarlalarına yolladı.

16Ve domuzların yediği keçiboynuzlarıyla karnını doyurmayı çok istiyordu; kimse de ona bir şey vermiyordu.

17Ama kendine gelince dedi: ‘Babamın ücretli hizmetçileri, ne kadar çok ekmek bolluğuna sahiptir; ve ben burada açlıktan mahvoluyorum!

18Kalkıp babama gideceğim ve ona diyeceğim: ‘Baba, ben göğe karşı ve senin önünde günah işledim;

19Ve ben artık senin oğlun denilmeye lâyık değilim; beni işçilerinden biri gibi et.’

20Ve kalkıp kendi babasına gitti. Ama o daha uzaktayken babası onu gördü, merhamete geldi ve koşup boynuna sarıldı ve onu hararetle öptü.

21Ve oğul ona dedi: ‘Baba, ben göğe karşı ve senin önünde günah işledim; ve artık senin oğlun denilmeğe lâyık değilim.’

22Ama baba kölelerine dedi: ‘En iyi kaftanı çıkarıp getirin ve ona giydirin; ve parmağına bir yüzük takın,1 ayaklarına da çarık giydirin;

23Ve besili danayı getirip kesin ve yiyip eğlenelim;

24Çünkü benim bu oğlum ölüydü ve hayata kavuştu; kayıptı ve bulundu.’ Onlar da eğlenmeye başladılar.

25Ve onun büyük oğlu tarladaydı; ve gelip eve yaklaşırken, müzik ve oyun sesleri duydu.

26Ve hizmetçilerden birini yanına çağırıp, ‘Bu şeyler ne olabilir’ diye sordu.

27O da kendisine dedi: ‘Kardeşin geldi; ve baban besili danayı kesti; çünkü onu sağ salim2 geri kabul etti.’

28Ama o öfkelendi ve içeri girmek istemiyordu; bundan dolayı babası dışarı çıkıp ona yalvardı.

29Ama o cevap verip babasına dedi: ‘İşte, bu kadar yıldır sana hizmet ediyorum ve senin emrini hiç çiğnemedim; sen ise arkadaşlarımla birlikte eğleneğim diye hiçbir zaman bana bir oğlak vermedin.

30Ama senin varlığını fahişelerle yiyip tüketen bu oğlun gelince, onun için besili danayı kestin.’

31Ve baba ona dedi: ‘Oğul, sen her zaman benimle berabersin ve benim her şeyim senindir.

32Ama eğlenmek ve sevinmek gerekiyordu; çünkü senin bu kardeşin ölüydü ve hayata kavuştu; kayıptı ve bulundu.’”

 

Bölüm 16

            1Ve İsa öğrencilerine de dedi: “Kâhyası olan zengin bir adam vardı; ve ona, mallarını boşa harcıyor diye onun için suçlama yapılıyordu.

2O da kâhyayı çağırıp kendisine dedi: ‘Senin hakkında bu duyduğum nedir? Kâhyalığının hesabını ver; çünkü sen artık kâhya olamazsın.’

3Ve kâhya içinden dedi: ‘Ne yapayım? Çünkü efendim kâhyalığı benden alıyor; toprağı kazacak gücüm yok; dilenmeye utanıyorum.

4Kâhyalıktan uzaklaştırıldığım zaman beni kendi evlerine kabul etsinler diye ne yapacağımı biliyorum.’

5Ve efendisine borçlu olanların her birini yanına çağırıp birincisine, ‘Efendime ne kadar borçlusun?’ dedi;

6O da, ‘Yüz bata yağ’ dedi. Ve ona, ‘Senedini al ve çabuk oturup elli yaz’ dedi.

7Ondan sonra bir başkasına, ‘Sen ne kadar borçlusun?’ dedi. O da, ‘Yüz korb buğday’ dedi. Ve ona, ‘Senedini al ve seksen yaz’ dedi.

8Ve efendi, dürüst olmayan1 kâhyayı, akıllıca davrandığı için övdü; çünkü bu çağın2 oğulları kendi kuşakları içinde nur oğullarından daha akıllıdırlar.

9Ben de size derim, haksızlık mammonuc  ile kendinize dostlar edinin ki, o tükendiği zaman sizi sonsuz konutlara kabul etsinler.

10En azda sadık olan çokta da sadıktır; en azda dürüst olmayan çokta da dürüst değildir.

11Onun için, eğer haksızlık mammonunda sadık olmadınızsa, gerçek serveti3 size kim emanet eder?

12Ve eğer başkasına ait olanda sadık olmadınızsa, kendinizin olanını size kim verir?

13Hiçbir hizmetçi iki efendiye hizmet edemez; çünkü ya birinden nefret eder ve öbürünü sever, ya da birine bağlanır ve öbürünü hor görür. Siz Tanrı’ya ve mammona hizmet edemezsiniz.”

            14Ve açgözlü4 olan Ferisiler de, bütün bu şeyleri işitip O’nunla alay ediyorlardı.

15O da onlara dedi: “Siz insanlar önünde kendilerini haklı çıkaran kişilersiniz; ama Tanrı yüreğinizi bilir; çünkü insanlar arasında yüksek derecede düşünülen1 şey Tanrı önünde iğrençtir.

16Yasa ve peygamberler Yuhanna’ya kadar idi; o zamandan beri Tanrı’nın krallığı müjdeleniyor ve herkes onun içine kendini sıkıştırıyor.

17Ama gök ve yerin geçip gitmesi, Yasa’nın bir noktasının düşmesinden daha kolaydır.

18Karısını boşayan ve başkasıyla evlenen herkes zina  eder; ve bir kocadan boşanmış olanla evlenen herkes zina eder.

            19Şimdi, zengin bir adam vardı ve erguvani ile ince keten giyinip her gün şaşaa içinde2 eğlenirdi.

20Ve yaralarla dolu olup onun kapısında yatırılan Lazarus adında fakir bir adam vardı;

21Ve zengin adamın sofrasından düşen kırıntılarla karnını doyurma özlemini çekerdi; evet, köpekler bile gelip onun yaralarını yalarlardı.

22Ve öyle oldu ki, fakir adam öldü ve melekler tarafından İbrahim’in bağrına götürüldü; zengin adam da öldü ve gömüldü.

23Ve ölüler diyarında, azap içinde gözlerini kaldırarak; uzakta İbrahim’i ve onun bağrında Lazarus’u gördü.*

24Ve haykırıp dedi: ‘Ey İbrahim baba, bana acı ve Lazarus’u gönder ki, parmağının ucunu suya batırıp dilimi serinletsin; çünkü bu alev içinde azap çekiyorum.’

25Ama İbrahim dedi: ‘Ey oğul, sen kendi yaşamın boyunca iyi şeylerini tamamen aldığını, Lazarus’un da aynı şekilde kötü şeyleri aldığını hatırla; ama şimdi o burada teselli ediliyor ve sen azap çekiyorsun.

26Ve bütün bunların yanısıra, bizimle sizin arasında büyük bir uçurum konulmuştur; öyle ki, ne buradan size geçmek isteyenler geçebilirler, ne de oradan bize geçmek isteyenler geçebilirler.’

27Ve o dedi: ‘Öyleyse ey baba, sana yalvarırım ki, onu babamın evine gönder;

28Çünkü beş kardeşim var; ta ki, onlar da bu azap yerine gelmesinler diye onlara ciddiyetle tanıklık etsin.’

29İbrahim ona, ‘Musa ve peygamberleri var, onları dinlesinler’ dedi.*

30O da, ‘Hayır, İbrahim baba; ama ölülerden biri onlara giderse, tövbe ederler’ dedi.

31İbrahim de ona, ‘Eğer Musa’yı ve peygamberleri dinlemezlerse, ölüler arasından biri dirilse bile onlar ikna olmazlar’ dedi.”

Bölüm 17

            1Ve İsa öğrencilerine dedi: “Tökezleme tuzaklarının gelmemesi imkânsızdır; ama kimin aracılığıyla geliyorsa, vay ona!

2Bu küçüklerden birinin tökezlemesine neden olacağına, boynuna bir değirmen taşıa geçirilip denize atılmış olması, onun için daha yararlı olur.

3Kendinize dikkat edin; eğer kardeşin sana karşı günah işlerse, onu azarla; ve eğer tövbe ederse, ona bağışla.

4Ve eğer günde yedi kez sana karşı günah işler de günde yedi kez, ‘Tövbe ederim’ diyerek sana dönerse, onu bağışlayacaksın.”

            5Ve resuller Rab’be, “İmanımızı artır” dediler.

6Ama Rab dedi: “Eğer bir hardal tanesi kadar imanınız olsaydı, şu dut ağacına, ‘Kökünden sökül ve denizin içine dikil’ derdiniz ve o size itaat ederdi.

7Ama sizden hanginizin çift süren ya da çobanlık eden bir kölesi olur da tarladan eve geldiğinde, ona1  hemen, ‘Gel, sofraya otur’ der?

8Ama ona, ‘Akşam yiyeceğimi hazırla ve kuşağını bağla, ben yiyip içinceye dek bana hizmet et; ondan sonra sen yiyip içersin’ demez mi?

9Kendisine emredilen şeyleri yaptığından dolayı o hizmetçiye teşekkür eder mi?2 Hayır diye yargı yürütürüm.

10Siz de böylece, size emredilen bütün şeyleri yaptığınızda, ‘Biz yararsız kullarız; çünkü yapmamız gerekeni yaptık’ deyin.”

            11Ve öyle oldu ki, Yeruşalem’e giderken Samiriye ve Galile’nin ortasından geçti.

12Ve köyün birine girerken, uzakta durmakta olan on cüzamlı adam O’nu karşıladılar;

13Ve seslerini yükseltip, “Ey Efendimiz İsa, bize merhamet et!” dediler.

14İsa da onları görünce kendilerine, “Gidin, kendinizi kâhinlere gösterin” dedi. Ve öyle oldu ki, onlar giderken temizlendiler.

15Ve onlardan biri, iyileştiğini görüp yüksek sesle Tanrı’yı yücelterek geri döndü;

16Ve İsa’ya teşekkür ederek yüzüstü O’nun ayaklarına kapandı; ve o bir Samiriyeliydi.

17İsa da cevap verip dedi: “Onların onu da temizlenmedi mi? Diğer dokuzu nerede?

18Bu yabancıdan başka Tanrı’yı yüceltmek için geri dönen olmadı mı?”1

19İsa da ona, “Kalk, git; imanın seni kurtardı” dedi.

            20Ve Ferisiler tarafından, Tanrı’nın krallığı ne zaman gelir diye kendisine sorulduğunda, onlara cevap verip dedi: “Tanrı’nın krallığı gözle görülerek2 gelmez;

21Ne de, ‘İşte burada’ ya da, ‘İşte orada’ diyeceklerdir; çünkü işte, Tanrı’nın krallığı içinizdedir.”

22Ve öğrencilere dedi: “İnsanoğlu’nun günlerinden birini görmeyi arzu edeceğiniz günler gelecek ve görmeyeceksiniz.

23Ve size, ‘İşte burada, ya da işte orada’ diyecekler; gitmeyin, ne de onları izleyin.

24Çünkü gök altında bir uçtan çakan şimşek, gök altında öbür uca dek nasıl parlarsa, İnsanoğlu da kendi gününde öyle olacaktır.

25Ama önce O’nun çok şeyler çekmesi ve bu kuşak tarafından reddolunması gerekir.

26Ve Nuh’un günlerinde nasıl olduysa, İnsanoğlu’nun günlerinde de öyle olacaktır.

27Nuh’un gemiye girdiği güne dek onlar yerler, içerler, evlenirler, evlendirilirlerdi; ve tufan gelip hepsini yok  etti.

28Aynı şekilde, Lut’un günlerinde olduğu gibi onlar yerler, içerler, satın alırlar, satarlar, dikerler, bina ederlerdi;

29Ama Lut Sodom’dan çıktığı gün, gökten ateşle kükürt yağdı ve hepsini yok etti.

30İnsanoğlu’nun görüneceği günde de bu şekilde olacaktır.

31O günde kendisi damın üzerinde eşyası ise evin içinde olan bir kimse, onları almak için aşağı inmesin; ve tarlada olan aynı şekilde geri1 dönmesin.

32Lut’un karısını hatırlayın.a

33Her kim canını kurtarmaya çalışırsa, onu kaybedecektir; ve kim onu kaybederse, onu koruyacaktır.

34Size diyorum, o gece bir yatakta iki kişi olacak, biri alınacak ve öbürü bırakılacak.

35Birlikte buğday öğütenb iki kadın olacak, biri alınacak ve öbürü bırakılacak.”

36Tarlada iki adam olacak, biri alınacak ve öbürü bırakılacak.”

37Ve onlar cevap verip kendisine, “Nerede, ya Rab?” dediler. O da onlara, “Leş neredeyse, kartallar da orada bir araya toplanacaklar” dedi.

 

Bölüm 18

            1Ve onlara, daima dua etmeleri ve hiç usanmamaları gerektiğini belirtmek için bir benzetme de söyleyip dedi:

2“Şehrin birinde Tanrı’dan korkmayan ve insana saygı göstermeyen bir yargıç vardı.

3Ve o şehirde dul bir kadın vardı; ve, ‘Bana karşı olan taraftan hakkımı al’2 diyerek ona geliyordu.

4Ve o bir süre istemedi; ama sonradan kendi kendine dedi: ‘Her ne kadar ben Tanrı’dan korkmaz ve insana saygı göstermezsem bile,

5Bu dul kadın beni rahatsız ettiğinden dolayı yine de onun hakkını alacağım; ta ki, sürekli olarak gelip beni bezdirmesin.’”

6Ve Rab dedi: “Adaletsiz yargıcın ne söylediğini duyun.

7Ve Tanrı onlar için1 sabırlı olmakla beraber, kendisine gece gündüz feryat eden seçilmişlerinin hakkını almayacak mı?

8Size derim ki, onların hakkını tez alacaktır. Ama İnsanoğlu geldiği zaman yeryüzünde iman bulacak mı?”

            9Kendilerinin salih olduğuna güvenen ve geri kalanları hor gören bazılarına da şu benzetmeyi söyledi:

10“İki adam dua etmek için tapınağa çıktı; biri Ferisi diğeri vergi toplayıcısı idi.

11Ferisi ayakta durup kendi kendine şöyle dua etti: ‘Ey Tanrı, sana şükrederim ki diğer insanlar gibi soyguncu,2 haksız,3 zina işleyici, ya da şu vergi toplayıcısı gibi de değilim.

12Haftada iki kez oruç tutarım, bütün kazancımın ondalığını veririm.’

13Vergi toplayıcısı ise uzakta durarak gözlerini bile göğe kaldırmak istemiyordu; ancak, ‘Ey Tanrı, ben günahkâra merhmametli ol’ diyerek göğsüne vuruyordu.

14Size derim, öbür kişi değil de, bu adam salih olarak evine indi; çünkü kendini yükselten herkes alçaltılacak; ve kendini alçaltan yükseltilecektir.”

            15Ve onlara dokunsun diye kendisine küçük çocukları da getirdiler; ama öğrenciler bunu görünce onları azarladılar.

16Ama İsa onları yanına çağırıp dedi: “Küçük çocukların bana gelmelerine izin verin ve onlara engel olmayın; çünkü Tanrı’nın krallığı böylelerinindir.

17Doğrusu size derim, her kim Tanrı’nın krallığını bir küçük çocuk gibi kabul etmezse, ona asla girmeyecektir.”

            18Ve bir reis O’na, “İyi öğretmen, sonsuz hayatı miras almak için ne yapayım?” diye sordu.

19İsa da ona dedi: “Bana neden iyi diyorsun?1 Yalnız Tanrı’dan başka kimse iyi değildir.

20Emirleri bilirsin: Zina etmeyeceksin, adam öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan tanıklık etmeyeceksin, babana ve annene hürmet edeceksin.”a

21O da, “Bunların hepsini gençliğimden beri tuttum”   dedi.

22Ve İsa, bunu duyunca ona dedi: “Hâlâ bir eksiğin var; neyin varsa hepsini sat ve fakirlere dağıt ve göklerde hazinen olacaktır; ve gel ardımdan yürü.”

23Ama o bu şeyleri duyunca çok kederlendi; çünkü çok zengindi.

24Ama İsa, onun çok kederlendiğini görünce dedi: “Serveti olanlar Tanrı’nın krallığına ne kadar güçlükle girerler!

25Çünkü devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin adamın Tanrı’nın krallığına girmesinden daha kolaydır.”

26Ve bunu duyanlar, “Öyleyse kim kurtulabilir?” dediler.

27Ama O, “İnsanlar için2 imkânsız olan şeyler Tanrı için mümkündür” dedi.

28Ve Petrus, “İşte, biz her şeyi bırakıp senin ardından geldik” dedi.

29O da onlara dedi: “Doğrusu size derim ki, Tanrı’nın krallığı uğruna ev, ya da anne baba, ya da kardeşler, ya da karı, ya da çocuklar bırakmış olan,

30Bu zamanda kat kat fazlasını ve gelecek çağda sonsuz hayatı almayacak hiç kimse yoktur.”

            31Ve Onikileri yanına alıp onlara dedi: “İşte, Yeruşalem’e çıkıyoruz ve peygamberler aracılığıyla İnsanoğlu hakkında yazılmış olan şeylerin hepsi tamamlanacaktır.

32Çünkü uluslara teslim edilecek ve kendisiyle alay edilecek ve aşağılanacak ve üzerine tükürülecektir;

33Ve O’nu kamçılayıp öldürecekler; ve üçüncü gün dirilecektir.”

34Onlar ise bu şeylerin hiçbirini anlamadılar ve bu söz kendilerinden saklanmıştı; ve söylenen şeyleri farketmediler.

                35Ve öyle oldu ki, İsa Eriha’ya yaklaşırken, kör bir adam yol kenarında oturmuş dileniyordu.

36Ve bir kalabalığın yakından geçtiğini duyarak, “Bu nedir” diye sordu.

37Ve ona, Nasıralı İsa’nın yakından geçmekte olduğunu söylediler.

38O da, “Ey Davut oğlu İsa, bana acı!” diyerek bağırdı.

39Ve önden gidenler sussun diye onu azarladılar; ama o, “Ey Davut oğlu İsa, bana acı!” diye daha çok bağırdı.

40Ve İsa durup onun kendisine getirilmesini emretti. Ve o yaklaşınca İsa ona,

41“Sana ne yapmamı istiyorsun” diye sordu. O da, “Ya Rab, görebileyim” dedi.

42İsa da ona, “Görme gücüne kavuş; imanın seni kurtardı” dedi.

43Ve hemen görmeye kavuştu ve Tanrı’yı yücelterek O’nun ardından gitti; ve bütün halk bunu görünce Tanrı’ya övgü sundular.

 

Bölüm 19

            1Ve İsa Eriha’ya girip içinden geçiyordu.

2Ve işte, Zakkay adıyla çağrılan bir adam vardı; vergi toplayıcıların başı olup zengindi.

3Ve İsa’nın kim olduğunu görmeye çalışıyordu; ve kalabalıktan dolayı göremiyordu, çünkü boyu kısaydı.

4Ve O’nu görebilsin diye önden ileri koşarak bir yabani incir ağacına çıktı; çünkü İsa o yoldan geçecekti.

5Ve İsa o yere gelince yukarı bakıp onu gördü; ve ona dedi: “Zakkay, acele et, aşağı in; çünkü bugün senin evinde kalmam gerek.”

6O da acele edip aşağı indi ve O’nu sevinçle kabul etti.

7Ve bunu gördükleri zaman, “Günahkâr bir adamla birlikte misafir olmak üzere evine girdi” diyerek hepsi mırıldandılar.

8Ama Zakkay ayağa kalkıp Rab’be dedi: “İşte, ya Rab,

malımın yarısını fakirlere veriyorum; ve eğer yalan suçlamayla bir kimsenin herhangi bir şeyini aldımsa, dört katını geri veririm.”

9İsa da ona dedi: “Bugün bu eve kurtuluş geldi; çünkü o da İbrahim’in bir oğludur.

10Çünkü İnsanoğlu kaybolmuş olanı aramaya ve kurtarmaya geldi.”

                11Ve onlar bu şeyleri dinlerken devam edip1 bir benzetme söyledi; çünkü O, Yeruşalem’e yakındı; ve onlar, Tanrı’nın krallığının hemen görünmek üzere olduğunu sanıyorlardı.

12Onun için İsa dedi: “Soylu bir adam kendisine bir krallık alıp dönmek üzere uzak bir ülkeye gitti.

13Ve kendi kölelerinden onunu çağırarak onlara on minaa verip onlara, ‘Ben gelinceye dek ticaret edin’ dedi.

14Ama vatandaşları ondan nefret ediyordu; ve, ‘Bunun, üzerimizde krallık etmesini istemeyiz’ diyerek ardından bir elçi gönderdiler.

15Ve öyle oldu ki, krallığı alıp geri döndüğünde, her birinin ticaretle ne kazandıklarını bilsin diye, kendilerine parayı vermiş olduğu bu kölelerin kendi yanına çağrılmasını emretti.

16Ve birincisi gelip, ‘Ey efendi, senin minan on mina kazandı’ dedi.

17O da ona dedi: ‘Aferin,2 iyi köle! En azda sadık olduğun için, on şehir üzerine yetki sahibi ol.’

18Ve ikincisi gelip, ‘Ey efendi, senin minan beş mina kazandı’ dedi.

19Ve bu kişiye de, ‘Sen de beş şehir üzerinde ol’ dedi.

20Ve bir diğeri gelip dedi: ‘Ey efendi, işte mendil içinde koruyup sakladığım minan;

21Çünkü senden korktum, çünkü sert bir adamsın; koymadığını3 alırsın ve ekmediğini biçersin.’

22O da ona dedi:* ‘Kendi ağzından seni yargılayacağım, ey kötü köle! Benim sert bir adam olduğumu, koymadığım şeyi aldığımı ve ekmediğimi biçtiğimi biliyordun;

23Öyleyse neden paramı bankaya vermedin ki, gelişimde onu faiziyle birlikte isterdim?’

24Ve yanında duranlara, ‘Minayı ondan alın ve on minası olana verin.’ dedi.

25(Onlar da kendisine, ‘Ey efendi, onun on minası var’ dediler.)

26Çünkü size derim ki, her kimin varsa kendisine verilecektir; ama kimin yoksa, kendisinde olanı bile ondan alınacaktır.

27Üstelik, üzerlerine krallık etmemi istemeyen o düşmanlarımı buraya getirin ve önümde öldürün.”

                28Ve bu şeyleri söyledikten sonra Yeruşalem’e çıkarak önde yürüyordu.

29Ve öyle oldu ki, Zeytinlik denen dağdaki1 Beytfaci ile Beytanya’ya yaklaşırken, öğrencilerinden ikisini gönderip dedi:

30“Karşıdaki köye gidin; oraya girdiğinizde henüz hiçbir insanın üzerine binmediği bağlı bir sıpa bulacaksınız; onu çözüp getirin.

31Ve eğer bir kimse size, ‘Onu niçin çözüyorsunuz?’ diye sorarsa, ona şöyle dersiniz: ‘Çünkü Rab’bin ona ihtiyacı var.’”

32Ve gönderilenler gittiler, O’nun kendilerine söylediği gibi buldular.

33Ve sıpayı çözerlerken onun sahipleri kendilerine, “Sıpayı neden çözüyorsunuz?” dediler.

34Onlar da, “Rab’bin ona ihtiyacı var” dediler.

35Ve onu İsa’ya getirdiler; ve kendi giysilerini sıpanın üstüne atarak İsa’yı üstüne bindirdiler.

36O da giderken onlar giysilerini yola seriyorlardı.

37Ve İsa yaklaşırken, henüz Zeytinlik dağının inişindeyken, öğrenci kalabalığının hepsi görmüş oldukları bütün kudretli işler için sevinerek yüksek sesle Tanrı’yı övmeye başladılar;

38“Rab’bin adıyla gelen Kral kutludur; gökte barış1 ve en yücelerde yücelik!” diyorlardı.

39Ve kalabalığın içinden Ferisilerin bazıları O’na, “Öğretmen, öğrencilerini azarla” dediler.

40İsa da cevap verip onlara, “Size derim ki, eğer bunlar susarlarsa, taşlar bağıracaktır!” dedi.

41Ve O yaklaştığı zaman şehri görünce, onun üzerine ağlayarak dedi:

42”Keşke sen, evet sen, hiç değilse senin bu gününde,  esenliğin için olan şeyleri bilmiş olsaydın! Ama şimdi onlar senin gözlerinden gizlenmişlerdir.

43Çünkü senin üzerine günler gelecek ki, düşmanların çevrene siper yapacak ve etrafını kuşatıp seni her yandan sıkıştıracaklar;

44Seni ve senin içindeki çocuklarını yere çalacaklar; ve sende taş üstünde taş bırakmayacaklar; çünkü sen ziyaretinin vaktini bilmedin.”

            45Ve tapınağa girip içindeki satıcıları ve satın alanları dışarı atmaya başladı;

46Onlara, “‘Benim evim dua evidir’a diye yazılmıştır; ama siz onu haydut ini yaptınız” dedi.

47Ve her gün tapınakta öğretiyordu. Ama başkâhinlerle yazıcılar ve halkın ileri gelenleri O’nu yok etmeyi arıyorlardı;

48Ve ne yapacaklarını bulamıyorlardı, çünkü bütün halk O’nu dinleyerek kendisine bağlanmıştı.

 

Bölüm 20

            1Ve öyle oldu ki, o günlerden birinde, tapınakta halka öğretir ve İncil’i vaaz ederken, başkâhinlerle yazıcılar, ihtiyarlarla birlikte O’nun üzerine vardılar;

2Ve O’na söyleyip dediler: “Bize söyle, bu şeyleri hangi yetkiyle yapıyorsun? Ya da bu yetkiyi sana veren kimdir?”

3O da cevap verip onlara dedi: “Ben de size bir şey soracağım ve bana söyleyin:

4“Yuhanna’nın vaftizi gökten mi, yoksa insanlardan mıydı?”

5Ve kendi aralarında muhakeme ederek1 dediler: “Eğer gökten diyecek olursak, ‘Öyleyse neden ona inanmadınız?’ diyecektir.

6Ama eğer ki, ‘İnsanlardan’ diyecek olursak, bütün halk bizi taşlayacaktır; çünkü onlar Yuhanna’nın bir peygamber olduğuna kanmışlardır.”

7Ve nereden olduğunu bilmedikleri cevabını verdiler.

8İsa da onlara, “Ne de ben size bu şeyleri hangi yetkiyle yaptığımı söylerim” dedi.

                9Ve halka şu benzetmeyi söylemeye başladı: “Bir adam bağ dikti ve onu bağcılara1 kiralayıp uzun bir süre için ülkeden uzaklaştı.

10Ve bağın meyvesinden kendisine versinler diye, mevsiminde bağcılara bir köle gönderdi; ama bağcılar onu dövüp boş elle gönderdiler.

11Ve başka bir köle daha gönderdi; ama onu da dövüp hakaret ederek boş elle gönderdiler.

12Ve yine bir üçüncüsünü gönderdi; onu da yaralayıp dışarı attılar.

13Ve bağ sahibi, ‘Ne yapayım? Sevgili oğlumu göndereceğim; belki onu görünce kendisine hürmet ederler’ dedi.

14Ama bağcılar onu görünce, ‘Mirasçı budur, gelin onu öldürelim de miras bizim olsun’ diyerek kendi aralarında muhakeme ettiler.

15Ve onu bağdan dışarı atıp öldürdüler. Bu yüzden bağın sahibi onlara ne yapacak?

16Gelip bu bağcıları yok edecek ve bağı başkalarına verecektir.” Onlar da bunu duyunca, “Asla bu olmasın!” dediler.

17Ama İsa onlara bakıp dedi: “Öyleyse şu yazılmış olan nedir? ‘Yapıcıların reddettiği taş, köşenin başı oldu.’a

18O taşın üzerine düşen herkes parçalanacak; ama o, kimin üzerine düşerse onu ezip toz edecektir.”

19Ve başkâhinlerle yazıcılar o saatte O’na el atmak istediler ve halktan korktular; çünkü bu benzetmeyi kendilerine karşı söylediğini farkettiler.

                20Ve O’nu dikkatle gözleyerek, kendisini valinin yönetimine ve yetkisine teslim etmek üzere, konuşmasında O’nu yakalasınlar diye,1 kendilerini salih gösteren gizli ajanlar gönderdiler.

21Ve O’na sorup dediler: “Ey öğretmen, senin doğrulukla konuşup öğrettiğini biliyoruz; ve kimsenin kişiliğine bakmazsın;2 ama Tanrı’nın yolunu gerçeklikle öğretirsin;

22Kayser’e vergi vermek, bizim için yasal mı yoksa değil mi?”

23Ama İsa, onların kurnazlığını farkederek kendilerine dedi: “Neden beni deniyorsunuz?

24Bana bir dinar gösterin. Onda kimin sureti3 ve yazısı vardır?” Ve onlar cevap verip, “Kayser’in” dediler.

25O da onlara, “Öyleyse Kayser’in şeylerini Kayser’e ve Tanrı’nın şeylerini Tanrı’ya geri verin” dedi.

26Ve onlar halkın önünde O’nu konuşmasında yakalayamadılar; ve O’nun cevabına şaşarak sustular.

            27Ölülerin dirilişinin var olduğunu inkâr eden Sadukilerden bazıları yanına gelerek O’na sorup dediler:

28“Ey öğretmen, Musa bize yazmıştır: ‘Eğer herhangi birinin kardeşi evli olup da ölürse; ve çocuksuz ölürse, kardeşi o karıyı almalı ve kardeşine soy yetiştirmeli.’a

29O zaman, yedi kardeş vardı; ve birincisi bir karı aldı, çocuksuz öldü.

30İkincisi de o kadını aldı ve çocuksuz öldü.

31Üçüncüsü de onu aldı; aynı şekilde yedisi de çocuk bırakmadan öldüler.

32Hepsinden sonra kadın da öldü.

33O zaman dirilişte kadın onların hangisinin karısı olacak? Çünkü yedisi de onu karı olarak aldılar.”

34Ve İsa cevap verip onlara dedi: “Bu çağın4 çocukları evlenirler ve evlendirilirler;

35Ama o çağa ve ölüler arasından dirilişe erişmeye lâyık sayılanlar, ne evlenirler, ne evlendirilirler;

36Çünkü, ne de artık ölebilirler; çünkü onlar melekler gibidirler;1 ve dirilişin oğulları olarak, onlar Tanrı’nın oğullarıdırlar.

37Ama Musa dahi çalı bölümünde Rab’bi, ‘İbrahim’in Tanrısı, İshak’ın Tanrısı ve Yakub’un Tanrısı’ diye çağırdığı zaman, ölülerin dirildiklerini göstermiş oldu.

38Çünkü O, ölülerin değil, ancak dirilerin Tanrı’sıdır; çünkü O’nun için hepsi yaşıyorlar.”

39Ve yazıcılardan bazıları cevap verip, “Ey öğretmen, iyi konuştun” dediler.

40Ve artık O’na hiçbir şey sormaya cesaret etmediler.

                41İsa da onlara dedi: “Nasıl diyorlar ki, ‘Mesih Davut’un oğludur?’

42Çünkü Davut’un kendisi Mezmurlar kitabında diyor:

‘Rab Rabbime dedi:

43Ben düşmanlarını ayaklarına basamak yapıncaya2 dek, sağımda otur’a

44Böylece Davut O’nu Rab diye çağırıyorsa, O nasıl onun oğlu olur?”

                45Ve bütün halk dinlerken öğrencilerine dedi:

46“Uzun kaftanlar içinde dolaşmayı isteyen ve çarşı meydanlarında selamları ve havralarda baş kürsüleri ve ziyafetlerde baş yerleri seven yazıcılardan sakının;

47Onlar ki, dul kadınların evlerini yutarlar; ve gösteriş olarak uzun dualar ederler; bunlar daha büyük yargıya uğrayacaklardır.”

 

Bölüm 21

            1Ve İsa gözünü kaldırıp hazineye3 armağanlarını atan zenginleri gördü.

2Ve oraya iki pulb atan yoksul bir dul kadın da gördü.

3Ve dedi: “Gerçekten size derim ki, bu yoksul dul hepsinden daha çok attı;

4Çünkü bunların hepsi Tanrı’nın armağanları kutusuna kendi bolluklarından attılar; ama o kendi yoksulluğundan, yaşam için gerekli bütün varını attı.

                5Ve bazıları tapınağın güzel taşlarla ve adanmış armağanlarla süslenmiş olduğunu söylerken, O dedi:

6“Sizin gördüğünüz bu şeylere gelince, günler gelecek ki, o günlerde yıkılmadık taş üstünde taş bırakılmayacak.”

7Onlar da kendisine sorup dediler: “Öğretmen, öyleyse bu şeyler ne zaman olacak? Ve bu şeyler olmak üzereyken belirti ne olacak?”

8Ve İsa dedi: “Dikkat edin ki saptırılmayasınız; çünkü birçokları, ‘Ben O’yum ve vakit yaklaştı’ diyerek benim adımla gelecekler; onun için onların ardından gitmeyin.

9Savaşlar ve karışıklıklar1 hakkında duyduğunuz zaman dehşete düşmeyin; çünkü önce bunların olması gerek; ama son hemen gelmez.”2

10O zaman onlara dedi: “Ulus ulusa karşı ve krallık krallığa karşı kalkacak;

11Hem de değişik yerlerde büyük depremler ve kıtlıklar ve vebalar3 olacak; korkunç görünümler4 ve gökten büyük belirtiler olacak.

12Ama bütün bunlardan önce benim adımdan ötürü sizi havralara ve zindanlara teslim ederek, krallar ve valiler önüne çıkararak, size el atacak ve zulmedecekler.

13Ama size bu tanıklık için olacaktır.

14Onun için savunmanızı5 önceden düşünmemeyi yüreğinize koyun;

15Çünkü ben size ağız ve bilgelik vereceğim ki, size karşı duranların hepsi buna karşı söyleyemeyecek ya da duramayacaklar.

16Ama siz, anne baba ve kardeşler ve akraba ve dostlar tarafından bile ele verileceksiniz ve sizlerden bazılarını öldürecekler.

17Ve benim adımdan ötürü herkes tarafından nefret edileceksiniz.

18Ama başınızın bir kılı asla yok olmayacaktır.

19Katlanıp dayanmanızla canlarınızı kazanacaksınız.6

20Ama Yeruşalem’in ordular tarafından kuşatıldığını

gördüğünüzde, o zaman bilin ki onun yıkımı1 yaklaşmıştır.

21O zaman Yahudiye’de olanlar dağlara kaçsınlar; ve onun içinde olanlar dışarı çıksınlar; kırlarda olanlar da onun içine girmesinler.

22Çünkü yazılmış olan bütün şeyler yerine gelsin diye, bunlar öç alma günleridir.

23Ama o günlerde vay gebe olanlara ve emzikli olanlara! Çünkü ülkenin üzerine büyük sıkıntı ve bu halk üzerine gazap olacaktır.

24Ve kılıcın ağzıyla düşecekler ve bütün uluslara tutsak olarak götürülecekler; ve ulusların zamanları tamamlanıncaya dek, Yeruşalem uluslar tarafından çiğnenecektir.

25Ve güneşte, ayda ve yıldızlarda belirtiler olacak; ve yeryüzünde ulusların şaşkınlıkla birlikte sıkıntıları olacak; denizin ve dalgaların uğultusu olacak;2

26Korkudan ve dünya üzerine gelmekte olan şeyleri beklemekten insanlar bayılacaklar; çünkü göklerin güçleri sarsılacaktır.

27Ve o zaman İnsanoğlu’nun bulut içinde kudretle ve  büyük yücelikle geldiğini göreceklerdir.

28Ama bu şeyler olmaya başlayınca yukarı bakın ve başlarınızı kaldırın; çünkü kurtuluşunuz yaklaşıyor.”

29Ve onlara bir benzetme söyledi: “İncir ağacına ve bütün ağaçlara bakın.

30Onlar henüz yaprak sürdüklerinde onlara bakarak artık yazın yakın olduğunu siz kendiliğinizden anlarsınız.

31Siz de böylece, bu şeylerin gerçekleştiğini gördüğünüz zaman bilin ki Tanrı’nın krallığı yakındır.

32Doğrusu size derim ki, bütün bunlar yerine gelinceye dek bu soy göçüp gitmeyecektir.

33Gök ve yer geçip gidecek, ama benim sözlerim asla geçip gitmeyecektir.

34Ama kendinize dikkat edin; olmaya ki, aşırı yiyip içmeyle ve sarhoşlukla ve hayatın kaygılarıyla yürekleriniz yüklensin ve o gün aniden üzerinize gelmiş olsun;

35Çünkü bütün yeryüzünde oturanların hepsinin üzerine bir tuzak gibi gelecektir.

36Onun için her an dua ederek uyanık durun ki, olmak üzere olan bütün bu şeylerden kaçmaya lâyık sayılasınız ve İnsanoğlu’nun önünde durabilesiniz.”

                37Ve gündüzleri tapınakta öğretiyor, geceleri de dışarı çıkıp Zeytinlik denilen dağda kalıyordu.

38Ve sabah erkenden bütün halk O’nu dinlemek için tapınağa, O’na geliyordu.

 

Bölüm 22

            1Fısıha denilen mayasız ekmek bayramı yaklaşıyordu.

2Ve başkâhinlerle yazıcılar O’nu nasıl öldüreceklerini araştırıyorlardı; çünkü halktan korkuyorlardı.

3Ve Şeytan, Onikilerden1 olan İskariyot takma adlı Yahuda’nın içine girdi.

4Ve gidip, O’nu nasıl onların eline verebileceğini başkâhinler ve reislerle konuştu.

5Onlar da sevindiler ve kendisine para vermek için anlaştılar.

6O da anlaşmaya varıp2 kalabalığın yokluğunda O’nu onların eline vermek için fırsat arıyordu.

                7Fısıh kuzusunun kesilmesi gereken mayasız ekmek günü geldi.

8Ve İsa, Petrus’la Yuhanna’yı gönderip dedi: “Gidin bizim için Fıshı hazırlayın ki onu yiyelim.”

9Onlar ise kendisine, “Nerede hazırlamamızı istiyorsun?” dediler.

10O da onlara dedi: “İşte, şehre girdiğinizde su testisi taşıyan bir adam sizi karşılayacak; onun gireceği eve onun ardından gidin.

11Ve ev sahibine diyeceksiniz: ‘Öğretmen sana, öğrencilerimle birlikte Fıshı yiyeceğim misafir odası nerededir?’ diyor.

12Ve o size üst katta, döşenmiş büyük bir oda gösterecek; orada hazırlayın.”

13Onlar da gittiler, İsa’nın kendilerine dediği gibi buldular ve Fıshı hazırladılar.

            14Ve saati gelince İsa, on iki resuller de kendisiyle birlikte yemeğe oturdu.

15Ve onlara dedi: “Ben elem çekmeden önce bu Fıshı sizinle birlikte yemeyi büyük özlem ile arzuladım;1

16Çünkü size derim ki, Tanrı’nın krallığında yerine gelinceye dek,2 ondan artık hiç yemeyeceğim.”

17Ve bir kâse aldı, teşekkür sunarak dedi: “Bunu alın ve aranızda paylaşın;

18Çünkü size derim ki, Tanrı’nın krallığı gelinceye dek, ben asmanın ürününden hiç içmeyeceğim.”

19Ve ekmeği3 aldı, teşekkür sunup onu kırdı ve, “Bu sizin için verilen benim bedenimdir; bunu benim anılmam için yapın” diyerek onlara verdi.

20Aynı şekilde, akşam yemeğini yedikten sonra kâseyi de alıp dedi: “Bu kâse, sizin için akıtılan benim kanımda yeni antlaşmadır.

21Ama işte, beni ele verenin eli benimle birlikte sofradadır.

22Ve İnsanoğlu gerçekten kararlaştırıldığı üzere gidiyor; ama kimin aracılığıyla ele veriliyorsa, vay o adama!”

23Ve o zaman, onlardan bunu yapacak olan kim olabilir diye, kendi aralarında soruşturmaya başladılar.

                24Onlardan hangisi daha büyük sayılacak diye, aralarında bir çekişme de oldu.

25Ve İsa onlara dedi: “Ulusların kralları, onların üzerinde egemenlik sürerler; ve onların üzerinde yetki kullananlar, iyilik edenler diye çağrılırlar.

26Ama siz böyle olmayacaksınız; ancak aranızda en büyük olan, en küçük gibi olsun; önderlik eden de hizmet eden gibi olsun.

27Çünkü hangisi daha büyük, sofrada oturan mı, yoksa hizmet eden mi? Sofrada oturan değil mi? Ama ben sizin aranızda hizmet eden gibiyim.

28Ama denenmelerimde benimle birlikte duranlar1 sizlersiniz.

29Ve Babam bana krallık tayin ettiği gibi, ben de size bir krallık tayin ettim.

30Öyle ki, krallığımda benim soframda yiyip içesiniz ve İsrail’in on iki kabilesine hükmederek2 tahtlar üzerinde oturasınız.”

                31Ve Rab dedi: “Simun, Simun, işte, buğday gibi kalburlamak üzere, Şeytan sizi elde etmek için istekte bulundu;

32Ama imanın tükenmesin diye ben senin için dua ettim; ve sen geri döndüğün zaman kardeşlerini güçlendir.”

33O da İsa’ya, “Ya Rab, ben seninle birlikte hem zindana, hem de ölüme gitmeye hazırım” dedi.

34Ve O dedi, “Sana derim ki Petrus, beni tanıdığını sen üç kez inkâr etmeden önce bugün horoz ötmeyecek”

                35Ve onlara, “Ben sizi kesesiz ve torbasız ve çarıksız gönderdiğim zaman hiçbir şeyde eksiğiniz var mıydı?” dedi. Onlar da, “Hiçbir şeyde” dediler.

36O zaman onlara dedi: “Ama şimdi, kesesi olan onu alsın, aynı şekilde torbayı da alsın; ve kılıcı olmayan giysisini satsın ve bir tane satın alsın.

37Çünkü size derim ki, yazılmış olan şu sözün bende yerine gelmesi gerektir: ‘Ve yasasızlarla birlikte sayıldı.’a Çünkü benim hakkımdaki şeyler de yerine gelecektir.”3

38Ve onlar, “Ya Rab, işte burada iki kılıç var” dediler. O da onlara, “Yeter!” dedi.

            39Ve dışarı çıkıp adeti üzere Zeytinlik dağına gitti; öğrencileri de O’nun ardından gittiler.

40Ve o yere varınca onlara, “Dua edin ki, denenmeye1 girmeyesiniz” dedi.

41Ve onlardan bir taş atımı kadar ayrıldı ve diz çöküp,

42“Ey Baba, eğer istersen bu kâseyi benden uzaklaştır;

ancak benim isteğim değil, ama seninki olsun” diyerek dua etti.

43Ve gökten O’na bir melek görünüp O’nu güçlendirdi.

44Ve şiddetli ıstırap2 içinde bulunarak, daha çok hararetle dua etti; ve O’nun teri yer üzerine düşen büyük kan damlaları gibiydi.

45Ve duadan kalkıp öğrencilerin yanına gelince, onları üzüntüden uyumakta buldu;

46Ve onlara, “Neden uyuyorsunuz? Kalkın dua edin ki, denenmeye düşmeyesiniz” dedi.

                47Ve O henüz konuşurken işte, bir kalabalık ve Yahuda denilen Onikilerden biri, onların önünde geliyordu; ve İsa’yı öpmek için O’na yaklaştı.

48Ama İsa ona, “Yahuda, İnsanoğlu’nu bir öpüşle mi ele veriyorsun?” dedi.

49Ve O’nun çevresindekiler ne olacağını görünce O’na, “Ya Rab, kılıçla vuralım mı?” dediler.

50Ve onlardan biri başkâhinin kölesine vurup onun sağ kulağını kopardı.

51İsa da cevap verip, “Bırakın, yeter!”3 dedi; ve onun kulağına dokunarak onu iyileştirdi.

52Ve İsa, üzerine gelen başkâhinlerle tapınak reislerine ve ihtiyarlara dedi: “Bir hayduda karşıymış gibi kılıçlar ve sopalarla mı geldiniz?

53Her gün ben tapınakta sizinle birlikteyken, bana karşı el uzatmadınız; ama bu sizin saatinizdir ve karanlığın gücüdür.”

                54Ve O’nu yakalayıp götürdüler; ve başkâhinin evine getirdiler. Petrus da uzaktan izliyordu.

55Ve onlar avlunun ortasında ateş yakıp birlikte oturunca, Petrus onların arasında oturdu.

56Ve bir hizmetçi kız onun ateş ışığında oturduğunu görerek, ona dikkatle bakıp, “Bu kişi de O’nunla birlikteydi” dedi.

57Ama o, “Kadın, ben O’nu tanımıyorum” diyerek O’nu inkâr etti.

58Ve biraz sonra başka biri onu görüp, “Sen de onlardansın!” dedi. Ama Petrus, “Ey adam, değilim” dedi.

59Ve yaklaşık bir saat geçtikten sonra başka biri, “Gerçekten bu kişi de O’nunla birlikteydi; çünkü o da bir Galilelidir” diyerek ısrar etti.

60Ama Petrus, “Ey adam, senin ne dediğini bilmem” dedi. Ve o henüz konuşurken, hemen horoz öttü.

61Ve Rab dönüp Petrus’a baktı. Petrus da Rab’bin nasıl kendisine, “Horoz ötmeden önce sen beni üç kez inkâr edeceksin” dediği sözü hatırladı.

62Ve Petrus dışarı çıkıp acı acı ağladı.

            63Ve İsa’yı tutan adamlar O’nunla alay ettiler; O’nu dövdüler.

64Ve gözlerini bağlayıp1 yüzüne tokat atıyor ve kendisine, “Sana vuran kimdir? peygamberlik et!” diyerek soruyorlardı.

65Ve küfrederek O’na başka birçok şeyler söylediler.

                66Ve gündüz olunca halkın ihtiyarlar heyeti, başkâhinler ve yazıcılar toplandılar; ve O’nu kendi meclislerinea götürüp,

67“Eğer sen Mesih isen bize söyle” dediler. O da onlara dedi: “Eğer size söylersem hiç inanmayacaksınız;

68Ve ben de eğer size sorarsam, bana asla ne cevap vereceksiniz, ne de beni salıvereceksiniz.

69Ama bundan sonra İnsanoğlu Tanrı’nın kudretinin sağında oturmuş olacaktır.”

70Ve onların hepsi, “Öyleyse sen Tanrı’nın Oğlu musun?” dediler. O da onlara, “Siz de diyorsunuz, öyle ki, ben      O’yum” dedi.

71Onlar da, “Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var? Çünkü kendimiz O’nun ağzından işittik” dediler.

Bölüm 23

            1Ve onların bütün topluluğu kalkıp O’nu Pilatus’a götürdüler.

2Ve, “Biz bu kişiyi, ulusumuzu saptırmakta ve kendisinin kral Mesih olduğunu söyleyerek Kayser’e vergi verilmesini yasaklamakta bulduk” diyerek O’nu suçlamaya başladılar.

3Pilatus da O’na, “Sen Yahudilerin kralı mısın?” diye sordu. Ve İsa ona cevap verip, “Söylediğin gibidir”1 dedi.

4Ve Pilatus başkâhinlerle kalabalıklara, “Ben bu adamda hiçbir suç bulmuyorum” dedi.

5Ama onlar, “Galile’den başlayarak hatta buraya dek, baştan başa bütün Yahudiye’de öğreterek halkı kışkırtıyor” diyerek ısrar ediyorlardı.

6Ama Pilatus Galile’den söz edildiğini duyunca, O’nun2 Galileli olup olmadığını sordu.

7Ve Hirodes’in yetkisindeki bölgeden olduğunu öğrenince, O’nu Hirodes’e gönderdi; o günlerde O da Yeruşalem’deydi.

8Ve Hirodes İsa’yı görünce çok sevindi; çünkü O’nun hakkında çok şeyler duyduğu için çoktan beri O’nu görmeyi arzu ediyordu; ve O’nun tarafından yapılacak bir mucizeyi görmeyi umuyordu.

9Ve O’nu birçok sözlerle sorguladı; ama İsa, ona hiç cevap vermedi.

10Ve başkâhinlerle yazıcılar ayağa kalkıp, O’nu şiddetle suçladılar.

11Hirodes de askerleriyle birlikte O’nu aşağılayıp alay etti; O’na parlak bir kaftan giydirerek O’nu Pilatus’a geri gönderdi.

12O gün Pilatus’la Hirodes, her ikisi birbirleriyle dost oldular; çünkü daha önce aralarında düşmanlık vardı.

                13Pilatus başkâhinleri ve reisleri ve halkı bir araya çağırıp onlara dedi:

14“Siz bu adamı halkı saptıran biri olarak bana getirdiniz; ve işte, ben O’nu sizin önünüzde sorgulayarak, O’na karşı suçlamada bulunduğunuz şeylerde, bu adamda suçlanabilir hiçbir şey görmedim.

15Ne de Hirodes gördü; çünkü sizi ona gönderdim;1 ve işte, O’nun tarafından ölümü hak edecek hiçbir şey yapılmamıştır.

16Onun için O’nu dövüp salıvereceğim.”

17Şimdi, bayramda onlara birisini salıvermesi gerekiyordu.

18Ama onlar tek bir halk kitlesi hâlinde, “Bunu ortadan kaldır ve bize Barabbas’ı salıver” diyerek bağırdılar.

19O adam, şehirde olmuş bir ayaklanmadan ve cinayetten dolayı hapse atılmıştı.

20O zaman Pilatus, İsa’yı salıvermek isteyerek onlara yine seslendi.

21Ama onlar, “Çarmıha ger, O’nu çarmıha ger!” diyerek bağırdılar.

22Ve üçüncü kez onlara dedi: “Neden, ne kötülük etti?2 Kendisinde ölümü gerektiren hiçbir sebep bulmadım; onun için O’nu dövüp salıvereceğim.”

23Ama onlar, O’nun çarmıha gerilmesini isteyerek yüksek sesle ısrar ediyorlardı. Ve onlar ile başkâhinlerin sesleri üstün geldi.

24Pilatus da onların isteklerinin yapılmasına karar verdi.

25Ve istedikleri kişiyi, ayaklanma ve cinayetten dolayı hapse atılmış olanı onlara salıverdi; ama İsa’yı onların isteğine teslim etti.

            26Ve O’nu götürürlerken, tarladan gelmekte olan bir Kireneliyi, Simun’u, tuttular; ve İsa’nın ardından taşımak üzere çarmıhı ona yüklediler.

27Halktan ve O’na dövünüp ağlayan kadınlardan büyük bir kalabalık O’nu izliyordu.

28İsa da onlara dönüp dedi: “Ey Yeruşalem kızları, benim için ağlamayın, ama kendiniz ve çocuklarınız için ağlayın.

29Çünkü işte, günler geliyor ki o günlerde, ‘Kısırlara

ve doğurmamış olan rahimlere ve emzirmemiş olan memelere ne mutlu!’ diyecekler.

30O zaman dağlara, ‘Üzerimize düşün’ ve tepelere, ‘Bizi örtün’ demeye başlayacaklar.

31Çünkü, eğer ki yaş ağaçta bu şeyleri yaparlarsa, kuruda neler olacaktır?”

32Ve idam edilmek üzere başka iki suçlu da, O’nunla birlikte götürülüyordu.

33Ve Kafatası denilen yere geldikleri zaman, orada O’nu ve biri sağında biri solunda olarak suçluları çarmıha gerdiler.

34Ve İsa, “Baba, onları bağışla; çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” dedi. Ve O’nun giysilerini paylaşarak kura attılar.

35Halk da durup bakıyordu; ve onlarla birlikte reisler de O’nunla alay ederek, “Başkalarını kurtardı; eğer bu, Tanrı’nın seçilmişi olan Mesih ise, kendisini kurtarsın” diyorlardı.

36-37Ve askerler de yaklaşıp kendisine sirke sunarak, “Eğer sen Yahudilerin kralıysan, kendini kurtar” deyip  O’nunla alay ettiler.

38Ve O’nun üzerinde1 Yunanca, Latince ve İbranice harflerle yazılı şu yazı da vardı: YAHUDİLERİN KRALI BUDUR.

         39Şimdi, asılmış olan suçlulardan biri, “Eğer sen Mesih isen, kendini ve bizi kurtar” diyerek O’na küfrediyordu.

40Ama öbürü onu azarlayarak cevap verip dedi: “Sen ki aynı hüküm altındasın, Tanrı’dan korkmuyor musun?

41Ve biz, gerçekten haklı olarak yargılanmaktayız; çünkü yaptıklarımıza yaraşan karşılığı alıyoruz; ama bu kişi yanlış2 hiçbir şey yapmadı.”

42Ve İsa’ya, “Ya Rab, krallığında geldiğin zaman beni an” dedi.

43İsa da ona, “Doğrusu sana derim, bugün sen benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.

            44Ve saat altı1 dolaylarıydı; ve saat dokuza kadar bütün ülkenin2 üzerine karanlık çöktü;

45Ve güneş karardı; ve tapınağın perdesi ortasından yırtıldı.

46Ve İsa yüksek sesle bağırarak, “Baba, ruhumu senin ellerine bırakıyorum” dedi. Ve bunu söyledikten sonra ruhunu verdi.

47Şimdi, yüzbaşı olanları görünce, “Gerçekten bu adam salih biriydi” diyerek Tanrı’yı yüceltti.

48Ve o manzara3 için bir araya gelen bütün kalabalıklar, olan şeyleri görünce, göğüslerini döverek geri döndüler.

49Ve O’nun bütün tanıdıkları, Galile’den O’nun ardından gelen kadınlar da bu şeylere bakarak uzakta durdular.

            50Ve işte, meclis üyesi olan Yusuf adında bir adam, iyi ve salih bir adam,

51(Onların öğütlerine ve işlerine razı olmayan bu adam), Yahudilerin Arimatea şehrinden olup, kendisi de Tanrı’nın krallığını bekliyordu;

52Pilatus’a gidip İsa’nın cesedini istedi.

53Ve O’nu aşağıya indirip keten beze sardı; ve içine henüz hiç kimsenin konulmadığı kaya içine oyulmuş bir mezara yatırdı.

54Ve hazırlık günüydü ve Şabat günü yaklaşıyordu.

                55O’nunla birlikte Galile’den gelmiş olan kadınlar da ardından gittiler; mezarı ve O’nun cesedinin nasıl yatırıldığını gördüler.

56Ve geri dönüp hoş kokulu baharatlar ile yağlar4 hazırladılar; ve Şabat günü emir uyarınca istirahat ettiler.

 

Bölüm 24

            1Ama haftanın ilk günü, şafağın erken vaktinde, hazırlamış oldukları kokulu baharatları getirerek, başkaları da birlikte olarak mezara geldiler.

2Taşı da mezardan yuvarlanmış buldular.

3Ve içeri girip Rab İsa’nın cesedini bulmadılar.

4Ve öyle oldu ki, onlar bunun hakkında şaşırmışken, işte, parıldayan giysiler içinde iki adam yanlarında durdu;

5Ve korkuyla dolup yüzlerini yere eğerken adamlar onlara dediler: “Diri olanı neden ölüler arasında arıyorunuz?

6O burada değil, ama dirilmiştir; daha Galile’deyken    O’nun size nasıl konuştuğunu hatırlayın.

7‘İnsanoğlu’nun, günahkâr insanların ellerine verilmesi ve çarmıha gerilmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektir’ diyordu.”

8Onlar da O’nun sözlerini hatırladılar;

9Ve mezardan geri dönüp bütün bu şeyleri Onbirlere ve geri kalanların hepsine anlattılar.

10Şimdi, bu şeyleri resullere söyleyenler, Magdala’lı Meryem ve Yoanna ve Yakub’un annesi Meryem ve onlarla birlikte olan diğer kadınlardı.

11Ve onların sözleri, kendilerine boş konuşma gibi göründü; ve onlara inanmadılar.

12Ama Petrus kalkıp mezara koştu; ve aşağı eğilerek keten bezleri yalnız olarak serili gördü;* ve olan şeylere şaşarak kendi evine gitti.

            13Ve işte, aynı gün onlardan ikisi Yeruşalem’den altmış ok atımı uzaklıktaki Emmaus denilen bir köye gidiyorlardı.

14Ve olan bütün bu şeyler hakkında birbirleriyle konuşuyorlardı.

15Ve öyle oldu ki, onlar konuşup tartışırlarken, İsa kendisi yaklaştı, onlarla birlikte gitti.

16Ama O’nu tanımamak için gözleri tutulmuştu.

17Ve onlara, “Yürürken birbirinizle söyleştiğiniz bu sözler nedir ve neden üzgünsünüz?” dedi.

18Ve adı Kleopas olan onlardan biri cevap verip O’na dedi: “Yeruşalem’de olup da bu günlerde onda olan şeyleri bilmeyen tek yabancı konuk sen misin?”

19O da onlara, “Hangi şeyler?” dedi; ve O’na dediler: “Tanrı’nın ve bütün halkın önünde, işte ve sözde güçlü bir peygamber olan Nasıralı İsa ile ilgili şeyler;

20Ve başkâhinlerle reislerimiz O’nu nasıl ölüm hükmüne teslim edip çarmıha gerdiler.

21Oysa biz, İsrail’i kurtaracak olan O’dur diye ümit ediyorduk. Ve ayrıca, bütün bunların yanısıra bu şeyler olalı bugün üçüncü gündür.

22Bundan başka, bizden bazı kadınlar sabah erkenden mezara gittiklerinde,

23O’nun cesedini bulmayarak geldiler, O’nun diri olduğunu söyleyen meleklerin bir görüntüsünü1 de görmüş olduklarını söyleyerek bizi şaşkın ettiler.

24Ve bizimle birlikte olanlardan bazıları mezara gidip, kadınların da dedikleri gibi öyle buldular; ama O’nu görmediler.”

25Ve onlara dedi: “Ey akılsızlar ve peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta yavaş yürekli olanlar!

26Mesih’in bu şeyleri çekmesi ve yüceliğine girmesi gerekli değil miydi?”

27Ve Musa ile bütün peygamberlerden başlayarak, Kutsal Yazıların hepsinde kendisiyle ilgili şeyleri onlara açıkladı.2

28Ve gitmekte oldukları köye yaklaştılar; ve O, daha ileriye gidecekmiş gibi davrandı.

29Onlar da, “Bizimle birlikte kal, çünkü akşama doğrudur ve gün batmaktadır” diyerek O’nu zorladılar. Ve onlarla birlikte kalmak üzere içeri girdi.

30Ve öyle oldu ki, onlarla birlikte sofraya3 otururken, ekmeği alıp bereketledi ve kırıp onlara verdi.

31Ve onların gözleri açıldı, O’nu tanıdılar; ve O, onlar tarafından görünmez oldu.

32Onlar da birbirlerine dediler: “O, yolda bizimle konuşurken ve bize Kutsal Yazıları açarken, içimizde yüreğimiz yanmıyor muydu?”

 

33Ve aynı saatte kalkıp Yeruşalem’e geri döndüler; ve

Onbirler ile onlarla birlikte olanları bir arada toplanmış buldular ve,

34“Rab gerçekten dirildi ve Simun’a göründü” diyorlardı.

35Onlar da yolda olan şeyleri ve ekmek kırdığında O’nun kendileri tarafından nasıl tanınmış olduğunu anlattılar.

            36Ve onlar bu şeyleri anlatırlarken, İsa kendisi ortalarında durup onlara, “Size esenlik!” dedi.

37Ama onlar dehşete kapılıp korkuyla dolarak, bir ruh gördüklerini sandılar.

38Ve onlara dedi: “Neden huzursuz1 oldunuz? Ve yüreğinizde neden düşünceler doğuyor?

39Ellerime ve ayaklarıma bakın ki benim, kendim; bana dokunun ve görün; çünkü bende olduğunu gördüğünüz gibi, bir ruhun eti ve kemiği olmaz.”

40Ve bunu söyleyince onlara ellerini ve ayaklarını gösterdi.

41Ama onlar sevinçten henüz inanmamakta ve şaşmaktayken onlara dedi: “Burada yiyecek bir şeyiniz var mı?”

42Kendisine bir parça kızarmış balıkla bir parça bal peteği verdiler.

43Ve alıp onların önünde yedi.

44Ve onlara dedi: “Musa’nın yasasında ve peygamberlerde ve Mezmurlarda benim hakkımda yazılmış olan bütün şeylerin yerine gelmesi gerektir diye, ben daha sizinle birlikteyken söylediğim sözler bunlardır.”

45O zaman Kutsal Yazıları anlamaları için onların anlayışlarını açtı.

46Ve onlara dedi: “Öyle yazılmıştır; ve öylece Mesih’in  elem çekmesi ve üçüncü gün ölüler arasından dirilmesi gerektir;

47Ve Yeruşalem’den başlayarak bütün uluslara, O’nun adında tövbe ve günahların bağışlanması ilân edilmelidir.

48Siz de bu şeylerin tanıklarısınız.

49Ve işte, ben üzerinize Babamın vaadini göndereceğim; ama yukarıdan size güç giydirilinceye dek siz şehirde kalın.”

50Ve onları dışarıya, Beytanya’ya kadar çıkardı; ve ellerini kaldırıp onları kutsadı.

51Ve öyle oldu ki, onları kutsarken kendilerinden ayrıldı ve göğe, yukarı götürüldü.1

52Onlar da O’na tapınarak büyük sevinçle Yeruşalem’e döndüler;

53Ve Tanrı’yı yüceltip överek sürekli tapınaktaydılar. Amin.