İNCİL

RESULLERİN İŞLERİ

 

 

Bölüm 1

            1-2Ey Teofilos, İsa’nın, seçmiş olduğu resullere Kutsal Ruh aracılığıyla emredip yukarı alındığı güne dek, hem yapmaya hem öğretmeye başladığı bütün şeylere   ilişkin ilk kitabı2 gerçekten yazdım;3

3Hem de elem çektikten sonra kırk gün süreyle onlara görünerek,4 Allah’ın krallığıyla ilgili şeyleri de söyle-yerek, birçok kanıtlarla kendisini diri olarak onlara gösterdi;

4Ve onlarla bir araya gelip onlara, Yeruşalem’den ayrıl-mamalarını, ama Baba’nın vaadini beklemelerini emretti; ve dedi: “O vaadı benden duydunuz;

5Çünkü Yuhanna gerçekten su ile vaftiz etti, ama çok günler geçmeden5 siz Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz.”

6Böylece onlar bir araya geldiklerinde O’na sorup dedi-ler: “Ya Rab, İsrail’e krallığı bu zamanda mı geri vere-ceksin?”

7O da onlara dedi: “Baba’nın kendi yetkisinde koruduğu6 zamanları ya da mevsimleri bilmek size ait değildir.

8Ama Kutsal Ruh üzerinize geldiğinde güç alacaksınız; ve hem Yeruşalem’de hem de tüm Yahudiye’de, Sami-riye’de ve dünyanın en uzak yerine dek benim tanıklarım olacaksınız.”

9Ve bu şeyleri söyleyince, onlar kendisine bakarlarken yukarı alındı; ve bir bulut O’nu gözlerinin önünden aldı.

                10Ve O giderken onlar dikkatle göğe baktıkla-rında, işte, beyaz kıyafette iki adam da onların yanında durdu;

11Hem de dediler ki: “Ey Galileli adamlar, neden ayakta durmuş göğe bakıyorsunuz? Sizden göğe alınan bu İsa, göğe gittiğini nasıl gördünüzse, öylece gelecektir.”

12Ondan sonra, Yeruşalem’e bir Sept günü yolculuğu1 mesafesi kadar yakın olan Zeytinlik denen dağdan Yeru-şalem’e döndüler.

13Ve şehre girince, hem Petrus hem de Yakup, Yuhanna ve Andreas, Filipos ve Tomas, Bartolomeos ve Matta, Alfeos’un oğlu Yakup ve gayretli2 Simun ve Yakub’un kardeşi Yahuda’nın da kaldıkları yukarı odaya çıktılar.

14Bunların hepsi, kadınlar ve İsa’nın annesi Meryem’le birlikte ve O’nun kardeşleriyle birlikte, hep birlik içinde sabit kararlılıkla dua ve yalvarışta devam ediyorlardı.

                15Ve o günlerde Petrus öğrencilerin3 ortasında ayağa kalkıp (bir arada olan kişilerin4 sayısı yüz yirmi ka-dardı) dedi:

16“Adamlar, kardeşler, İsa’yı tutuklayanlara kılavuz olan Yahuda ile ilgili olarak Kutsal Ruh’un, Davut’un ağzıyla önceden söylemiş olduğu bu Kutsal Yazı’nın yerine gel-mesi gerekti.

17Çünkü o bizimle5 sayıldı ve bu hizmette bir pay aldı.

18O zaman gerçekten bu kişi, kötülük ücretiyle bir tarla satın aldı; ve baş aşağı düşüp ortadan çatladı ve bütün bağırsakları dışarı döküldü.

19Ve bu, Yeruşalem’de oturanların hepsi tarafından bilin-miş oldu; öyle ki, onların kendi dillerinde o tarlaya Akel-dama, yani kan tarlası adı verildi.

20Çünkü Mezmurlar kitabında yazılmıştır: ‘Onun konutu ıssız6 olsun ve onda kimse oturmasın;’ ve ‘onun gözetim görevini başkası alsın.’

21Onun için Rab İsa’nın aramıza girip çıktığı bütün za-man boyunca bizimle yoldaşlık eden adamlardan birinin,

22Yuhanna’nın vaftizinden başlayarak bizden yukarı alın-dığı güne dek, O’nun dirilişine bizimle birlikte tanık ol-ması gerektir.”

23Ve iki kişiyi, Yustus takma adlı Barsaba adındaki Yusuf’u ve Mattias’ı ileri sürdüler.

24Ve dua edip dediler: “Sen, ya Rab, herkesin yüreğini bilensin; bu iki kişiden hangisini seçtiğini göster ki,

25Yahuda’nın kendisine ait olan yere gitmek üzere, suç işleyerek düşüp ayrıldığı bu hizmet ve resullük payını o  alsın.”

26Ve onların kuralarını attılar;1 ve kura Mattias’a düştü; ve on bir resullerle birlikte sayıldı.

 

Bölüm 2

            1Pentikos2 günü kutlaması yerine getirilirken, hepsi birlik içinde aynı yerdeydiler.

2Ve ansızın hızlı esen şiddetli bir soluk3 gibi gökten bir ses geldi ve oturdukları bütün evi doldurdu.

3Ve onlara, ateşten imiş gibi, bölünen diller göründü; ve onların her biri üzerine kondu.

4Ve hepsi Kutsal Ruh’la doldu; ve konuşmak üzere     Ruh’un kendilerine verdiği gibi başka dillerle konuşmaya başladılar.

5Şimdi, Yeruşalem’de, gök altındaki her ulustan Yahudi-ler, Allah’a adanmış4 adamlar oturmaktaydılar.

6Ama bu sesin söylentisi yayılınca, kalabalık bir araya gelip şaşırdı; çünkü her biri kendilerinin öz diliyle5 onların konuştuklarını duydular.

7Ve hepsi şaşırıp hayret ederek birbirlerine dediler: “İşte, bu konuşanların hepsi Galileli değil mi?

8Ve nasıl her birimiz kendi anadilimizi6 duyuyoruz?

9Partlar ve Medler ve Elamlılar; ve Mezopotamya’da, Yahudiye’de ve Kappadokya’da, Pontus ve Asya’da,

10Hem Frikya’da, hem de Pamfilya’da, Mısır’da ve Kiri-ne yakınlarındaki Libya taraflarında oturanlar; ve hem Yahudi hem de Yahudiliğe dönme Romalı misafirler,

11Giritliler ve Araplar, kendi dillerimizde onların Allah’ın büyük şeylerini konuştuklarını duyuyoruz.”

12Ve hepsi hayret edip birbirlerine, “Bu ne olabilir?”7 di-yerek şaşkınlık8 içindeydiler.

13Ama başkaları alay edip, “Onlar yeni şarapla doludur-lar” dediler.

14Ama Petrus Onbirlerle birlikte ayağa kalkıp sesini yük-seltti ve onlara hitap edip dedi: “Ey adamlar, Yahudiler!1 ve bütün Yeruşalem’de oturanlar, bu sizlerce bilinsin ve sözlerime kulak verin;

15Çünkü bunlar sandığınız gibi sarhoş değiller; çünkü günün üçüncü saatidir.2

16Ama bu, Yoel Peygamber aracılığıyla söylenmiş olan   şudur:

17‘Ve son günlerde öyle olacak ki Allah diyor, bütün in-sanlar° üzerine Ruhumdan dökeceğim; ve oğullarınızla kızlarınız peygamberlik edecekler; ve gençleriniz görün-tüler3 görecekler ve ihtiyarlarınız rüyalar görecekler;

18O günlerde, hatta erkek kullarım ve kadın kullarım üze-rine Ruhumdan dökeceğim ve peygamberlik edecekler.

19Ve yukarıda, gökte harikalar ve aşağıda, yeryüzünde belirtiler vereceğim; kan ve ateş ve duman buğusu olacak.

20Rab’bin büyük ve ünlü4 günü gelmeden önce güneş karanlığa ve ay kana döndürülecek.

21Ve öyle olacak ki, her kim Rab’bin adını çağırırsa kur-tulacaktır.’a

22Ey İsrail adamları, bu sözleri dinleyin: Kendinizin de bildiği gibi, Nasıralı İsa’yı, O’nun aracılığıyla Allah’ın aranızda yaptığı kudretli işlerle ve harikalarla ve belirti-lerle size Allah tarafından onaylanmış olan5 adamı;

23Allah’ın kararlaştırılmış amaç ve önbilgisiyle ele veril-miş olarak, yasa çiğneyenlerin eliyle,6 siz O’nu çarmıha gerip öldürdünüz.

24Allah, O’nun ölüm acılarını çözerek O’nu diriltti; çünkü O’nun ölüm tarafından tutulmuş olması imkânsızdı.

25Çünkü Davut O’na ilişkin diyor ki: ‘Rab’bi daima önümde gördüm; çünkü ben sarsılmayayım diye, O be-nim sağımdadır.

26Bu nedenle yüreğim sevindi, dilim de coştu; dahası, bedenim de ümit içinde rahat edecek;

27Çünkü sen canımı ölüler diyarında bırakmayacaksın, ne de Kutsal Olanı’nı7 çürüme görmeye bırakırsın.

28Hayat yollarını bana bildirdin; yüzünün görünümüyle beni sevinçle dolduracaksın.’a

29Adamlar, kardeşler, büyük ata Davut hakkında size öz-gürce konuşayım ki, o hem öldü hem gömüldü; ve meza-rı bugüne dek aramızdadır.

30Onun için, bir peygamber olduğundan ve bedene göre kendi soyunun1 meyvesinden kendi tahtı üzerine oturmak için Mesih’i dirilteceğini Allah’ın kendisine ant ile yemin ettiğini bildiğinden,

31Önceden görerek, O’nun canı ölüler diyarında bırakıl-madı, ne de bedeni° çürüme gördü diye, Mesih’in dirili-şine ilişkin konuştu.

32Allah bu İsa’yı diriltti; biz hepimiz bunun tanıklarıyız.

33Onun için O, Allah’ın sağ eliyle yüceltilmiş ve Ba-   ba’dan Kutsal Ruh vaadini almış olup sizin şimdi bu gör-düğünüzü ve işittiğinizi döktü.

34-35Çünkü Davut göklere çıkmadı; ama kendisi diyor ki: ‘Rab Rabbime dedi: Ben senin düşmanlarını ayaklarının basamağı yapıncaya dek, benim sağımda otur.’b

36Onun için bütün İsrail evi kesinlikle bilsin ki Allah, si-zin çarmıha gerdiğiniz bu İsa’yı hem Rab hem Mesih et-miştir.”

            37Şimdi, bunu duyunca yürekleri iğnelendi; Pet-rus ve öbür resullere, “Adamlar, kardeşler, ne yapalım?” dediler.

38Petrus da onlara dedi: “Tövbe edin ve günahların bağış-lanması için her biriniz İsa Mesih’in adıyla2 vaftiz olun-sun; ve Kutsal Ruh armağanını alacaksınız.

39Çünkü vaad size ve çocuklarınıza ve uzakta olanların hepsine, Rab Allahımızın çağıracağı ne kadar kişi varsa  onlaradır.”

40Ve başka birçok sözlerle ciddiyetle tanıklık edip teşvik3 ederek, “Bu sapık kuşaktan kurtulun” dedi.

41O zaman onun sözünü sevinçle kabul edenler vaftiz  olundular; ve o gün yaklaşık üç bin can onlara katıldı.

42Ve resullerin öğretişlerinde ve ruhsal paydaşlıkta ve ekmek kırmakta ve dualarda sabit kararlılıkla devam  ediyorlardı.

43Her bir can üzerine korku geldi; ve resuller aracılığıyla birçok harikalar ve belirtiler oluyordu.

44Ve iman edenlerin hepsi bir aradaydı ve her şeyleri or-taktı;

45Mülklerini ve mallarını satıp onları her birinin ihtiyacı-na göre hepsine dağıtıyorlardı.

46Ve her gün hep birlikte tapınakta sabit kararlılıkla de-vam edip evlerinde1 ekmek kırarak sevinçle ve yürek sa-deliğiyle yemek yiyorlardı;

47Allah’ı övüyor ve tüm halk tarafından lütuf buluyorlardı; ve Rab kurtulanları günden güne kilise topluluğuna katıyordu.

 

Bölüm 3

            1Şimdi, Petrus ile Yuhanna dua saatinde, doku-zuncu saatte, birlikte tapınağa çıkıyorlardı.

2Ve anadan doğma2 topal bir adam taşınarak getiriliyordu; tapınağa girenlerden sadaka dilenmek için her gün onu tapınağın Güzel denilen kapısına koyarlardı.

3Tapınağa girmek üzere olan Petrus ile Yuhanna’yı gören bu kişi sadaka3 istedi.

4Petrus da Yuhanna ile birlikte ona dikkatle bakıp, “Bize bak” dedi.

5O da kendilerinden bir şey almayı umarak onlara dikkat ediyordu.

6Ama Petrus, “Bende gümüş ve altın yok, ama bende olanı sana veriyorum: Nasıralı İsa Mesih adıyla kalk ve yürü” dedi.

7Ve onu sağ elinden tutup kaldırdı; ve hemen ayakları ve ayak bileği kemikleri kuvvetlendi.

8Ve sıçrayıp ayağa kalktı ve yürüdü; ve yürüyüp sıçraya-rak, Allah’ı överek onlarla birlikte tapınağa girdi.

9Bütün halk da onun yürüdüğünü ve Allah’ı övdüğünü   gördü.

10Ve onun, tapınağın Güzel kapısında sadaka için otura-nın kendisi olduğunu farkettiler; ve ona olan şey karşısın-da hayret ve şaşkınlıkla doldular.

11Ve iyileşmiş olan topal adam Petrus ile Yuhanna’yı tut-maktayken, bütün halk pekçok şaşarak birlikte Süley-man’ın Eyvanı1 denilen yere, onların yanına koştu.

12Petrus da bunu görünce halka cevap verdi: “Adamlar, İsrailliler, buna neden şaşıyorsunuz? Ya da sanki biz ken-di gücümüz ve Allah’a adanmışlığımızla onu yürütmüşüz gibi neden bize dikkatle bakıyorsunuz?

13İbrahim’in ve İshak’ın ve Yakub’un Allahı, atalarımı-zın Allahı, kendi oğlu İsa’yı yüceltti; siz O’nu ele verdi-niz; ve O’nu salıvermeye karar vermiş olan Pilatus’un önünde O’nu inkâr ettiniz.

14Ama siz kutsal ve salih Olan’ı inkâr edip bir adamın, bir katilin size bağışlanmasını dilediniz.

15Oysa hayat Yaratanını2 öldürdünüz; Allah O’nu ölüler arasından diriltti; biz bunun tanıklarıyız.

16Ve O’nun adına olan imanla, O’nun adı, gördüğünüz ve tanıdığınız bu adamı güçlendirdi; ve O’nun aracılığıyla olan iman, hepinizin önünde ona bu tam sağlığı verdi.

17Ve şimdi ey kardeşler, biliyorum ki, yöneticilerinizin de ettiği gibi siz de bilgisizlikle davrandınız.

18Ama Allah, Mesih elem çekecektir diye bütün peygam-berlerin ağzıyla önceden bildirdiği şeyleri böylece yerine getirmiştir.

19Bu nedenle, günahlarınızın silinmesi için tövbe edin ve dönün; öyle ki, Rab’bin önünde tazelenme vakitleri gelsin;

20Ve size önceden ilân olunan İsa Mesih’i göndersin.

21Allah’ın eski zamandan beri3 bütün kutsal peygamber-lerin ağzıyla söylemiş olduğu her şeyin yenilenmesi4 va-kitlerine dek, göğün O’nu gerçekten kabul etmesi gerekir.

22Çünkü gerçekten Musa atalara demiştir: ‘Allahınız Rab, kardeşlerinizin arasından size benim gibi bir peygamber kaldıracak; size her ne söylerse, bütün şeylerde onu din-leyeceksiniz.

23Ve öyle olacak ki, o peygamberi dinlemeyen her can halk arasından yok edilecektir.’a

24Gerçekten de Samuel ve ondan sonra gelmiş olanlardan beri, ne kadar konuşmuş olan peygamberler varsa, hepsi de bu günleri ilân etmişlerdir.

25Sizler, peygamberlerin ve Allah’ın atalarınızla yaptığı antlaşmanın oğullarısınız; nasıl ki İbrahim’e, ‘Ve senin soyunda1 yerin bütün aileleri mübarek2 kılınacaktır’ de-miştir.

26Allah, her birinizi kötülüğünüzden geri döndürmekle sizi kutlu kılarak, kendi oğlu İsa’yı diriltip O’nu önce si-ze gönderdi.”

 

Bölüm 4

            1Ve onlar halka konuşurlarken, kahinler ve tapı-nağın reisi3 ve Sadukiler onların üzerine geldiler;

2Halka öğrettiklerinden ve İsa’da4 ölüler arasından diri-lişi vazettiklerinden dolayı kederlenip sıkıldılar.

3Ve onları yakalayıp ertesi güne dek hapishaneye koydu-lar; çünkü zaten akşamdı.

4Ama sözü işitenlerin birçoğu iman etti; ve adamların sa-yısı beş bin kadar oldu.

            5Ve öyle oldu ki, ertesi gün onların yöneticileri ve ihtiyarları ve yazıcıları Yeruşalem’de bir araya toplan-dılar;

6Başkahin Hanna ve Kayafas ve Yuhanna ve başkahinin akrabasından ne kadar varsa hepsi toplandılar.

7Ve onları ortada durdurarak sordular: “Siz bunu hangi güçle ya da hangi adla yaptınız?”

8O zaman Petrus Kutsal Ruh’la dolup onlara dedi: “Ey halkın yöneticileri ve İsrail’in ihtiyarları!

9Eğer biz bugün hasta adama yapılan iyi iş ve onun ne ile1 sağlığa kavuştuğu hakkında sorguya çekiliyorsak;

10Hepinize ve bütün İsrail halkınca bilinsin ki çarmıha gerdiğiniz, Allah’ın ise ölüler arasından dirilttiği Nasıralı İsa Mesih’in adıyla, evet O’nun aracılığıyla bu adam burada önünüzde sağlam duruyor.

11‘Siz yapıcılar tarafından hiçe sayılan Taş budur; O ki, köşenin başı olmuştur.’a

12Ve başka hiçbir kimsede kurtuluş yoktur; çünkü gök al-tında adamlar arasında verilmiş hiçbir ad yoktur ki onun-la kurtulalım.”

            13Ama onlar Petrus’la Yuhanna’nın cesaretini görünce ve okumamış, eğitilmemiş adamlar olduklarını anlayınca şaştılar; ve onların İsa ile birlikte bulundukları-nı fark ettiler.

14Ve sağlığa kavuşturulan adamı onlarla birlikte durmakta görünce, buna karşı söyleyecek bir şeyleri yoktu.

15Ama onlara meclisten2 dışarı çıkmalarını emredince, birbirleriyle danışıp dediler:

16“Bu adamlara ne yapalım? Çünkü gerçekten onların aracılığıyla belli bir mucizenin3 yapıldığı bütün Yeruşa-lem’de oturanlara belli oldu ve bunu biz inkâr edemeyiz.

17Ama halk arasında daha çok yayılmasın diye onları sı-  kıca tehdit4 edelim ki, artık bu adla hiç kimseye konuş-masınlar.”

18Ve onları çağırıp İsa’nın adıyla hiçbir suretle ne konuş-sunlar ne de öğretsinler diye onlara emir verdiler.

19Ama Petrus ile Yuhanna onlara cevap verip dediler: “Allah’tan ziyade sizi dinlemenin, Allah’ın önünde doğru olup olmadığına siz yargı yürütün.

20Çünkü biz gördüğümüzü ve işittiğimizi söylemeden edemeyiz.”

21Ve halktan dolayı onları nasıl cezalandırabileceklerine dair bir şey bulmayarak onları daha fazla tehdit edip sa-lıverdiler; çünkü herkes olmuş olan şey için Allah’ı yü-celtiyordu.

22Çünkü üzerinde bu şifa mucizesi olan adam kırk yaşını geçmişti.

                23Ve onlar salıverilmiş olup kendi arkadaşlarına geldiler ve başkahinlerle ihtiyarların kendilerine bütün söylediklerini onlara bildirdiler.

24Onlar da bunu duyunca hep birlikte Allah’a ses yüksel-tip dediler: “Ey egemen Rab! Göğü ve yeri ve denizi ve onlarda bulunan her şeyi yaratan Allah sensin;

25Sen ki kulun Davut’un ağzıyla dedin: ‘Uluslar neden gururla öfkelendi ve halklar boş şeyler tasarladı?

26Dünyanın kralları ayağa kalktılar ve hükümdarlar Rab-be karşı ve O’nun Mesihine karşı bir araya toplandılar;’a

27-28Çünkü senin elin ve senin amacın,1 olmasını önce-den ne kararlaştırdıysa, hepsini yapmak için hem Hirodes hem de Pontios Pilatus, uluslar ve İsrail halkıyla birlikte meshettiğin kutsal oğlun İsa’ya karşı gerçekten bu şehirde bir araya toplandılar.

29-30Ve şimdi ya Rab, onların tehditlerine bak; ve mukad-des oğlun İsa’nın adıyla şifa vermek için ve belirtiler ile harikaların olması için elini uzatırken, senin sözünü tüm cesaretle söylemeyi kullarına bağışla.”

31Ve onlar dua edince toplanmış oldukları yer sarsıldı; hepsi de Kutsal Ruh’la doldular ve Allah’ın sözünü cesa-retle söylediler.

            32Ve iman eden topluluğun yüreği ve canı bir idi; ve hiçbir kimse sahip olduğu şeylerden herhangi bir şeyin kendisine ait olduğunu söylemiyordu; ama onlar için her şey ortaklaşa kullanılırdı.

33Ve resuller büyük kuvvetle Rab İsa’nın dirilişine tanık-lık ediyorlardı; ve hepsinin üzerinde büyük lütuf bulunu-yordu.

34Çünkü aralarında yoksul hiçbir kimse yoktu; çünkü tarlalar ya da evler sahibi olanların hepsi onları satıp, satılmış olan şeylerin bedellerini getiriyorlardı;

35Ve resullerin ayakları dibine koyuyorlardı; ve her biri-nin ihtiyacına göre, her birine dağıtılıyordu.

                36Ve resuller tarafından Barnabas diye adlandı-rılan (ki çevirisi yapıldığında teselli oğlu oluyor), Kıbrıs doğumlu Levili bir adam olan Yusuf’un,

37Bir tarlası olup onu satarak parayı getirdi ve resullerin ayakları dibine koydu.

 

Bölüm 5

            1Ama Hananya adında bir adam, karısı Safira ile birlikte bir mülk sattı;

2Ve karısının da haberi olarak değerinden bir kısmını kendine alıkoydu; ve bir kısmını götürüp resullerin ayak-ları dibine koydu.

3Ama Petrus dedi: “Hananya, Kutsal Ruh’a yalan söyle-yesin ve tarlanın1 değerinden bir kısmını kendine ayırasın diye, neden Şeytan senin yüreğini doldurdu?

4Kaldığı sürece sana ait kalmıyor muydu? satılmışken de senin yetkinde değil miydi? Nasıl oldu da yüreğine bu şeyi koydun? Sen insanlara değil, ama Allah’a yalan söy-ledin.”

5Ve Hananya bu sözleri işittiğinde yere düşüp ruhu verdi; ve bu şeyleri duyanların hepsinin üzerine büyük korku geldi.

6Genç adamlar da kalkıp onu beze sardılar ve dışarı taşı-yıp gömdüler.

7Ve öyle oldu ki, üç saat kadar sonra karısı da neler ol-duğunu bilmeyerek içeri girdi.

8Ve Petrus ona, “Tarlayı o kadara mı sattınız, söyle bana?” diye cevap verdi. O da, “Evet, o kadara” dedi.

9Petrus da ona dedi: “Nasıl oldu da Rab’bin Ruhunu de-nemek için birbirinizle anlaşmış oldunuz? İşte, kocanı gö-menlerin ayakları kapıdadır, seni de dışarı taşıyacaklar.”

10O da hemen Petrus’un ayakları dibine düşüp ruhu ver-di; ve genç adamlar içeri girip onu ölü buldular ve dışarı taşıyarak kocasının yanına gömdüler.

11Ve bütün kilise topluluğu üzerine ve bu şeyleri işitenle-rin hepsi üzerine büyük korku geldi.

12Ve resullerin elleriyle halk arasında birçok belirtiler ve harikalar oluyordu; ve hepsi birlik içinde Süleyman’ın eyvanında bulunuyorlardı.

13Ama diğerlerinden hiç kimse onlara katılmaya cesaret etmiyordu, ama halk onları övüyordu.

14Ve hem erkek hem de kadın kalabalıklardan daha da çok imanlılar Rab’be katılıyordu.

15Öyle ki, Petrus geçtiğinde1 hiç olmazsa onun gölgesi onların birisini gölgelendirsin diye hasta olanları sokak-lara çıkarıp döşekler ve sedirler üzerine yatırıyorlardı.

16Ve çevredeki şehirlerin kalabalığı da hasta kişileri ve murdar ruhlar tarafından saldırıya uğrayanları2 getirerek Yeruşalem’e gelip toplandılar; öyle ki, onların hepsi iyi-leştiler.

17Ve başkahin ile Sadukiler mezhebinden olan berabe-rindekilerin hepsi kalkıp öfkeyle doldular.

18Ve resuller üzerine ellerini atıp3 onları genel hapishane-ye koydular.

19Ama geceleyin Rab’bin bir meleği zindanın kapılarını açtı ve onları dışarı çıkarıp,

20“Gidin ve tapınakta durup bu hayatın bütün sözlerini halka söyleyin” dedi.

21Onlar da bu emri duyduklarında şafak sökerken4 tapı-nağa girip öğretiyorlardı. Ama başkahin ile beraberinde-kiler gelince, meclisi ve İsrail oğullarının bütün ihtiyar-larını bir araya çağırdılar; ve onları getirtmek için hapis-haneye adamlar gönderdiler.

22Ama memurlar geldiklerinde onları zindanda bulmadı-lar ve geri dönerek haber verip dediler:

23“Hapishaneyi gerçekten bütün güvenlik ile kapalı, nöbetçileri de kapıların önünde dışarda durmakta bulduk, ama açınca içerde hiç kimseyi bulamadık.”

24Ve onlar bu sözleri işitince, hem kahin hem de tapınak reisi ve başkahinler, ‘bu ne olabilir’5 diye onlar hakkında şaşırmışlardı.

25Ama biri gelip onlara bildirerek dedi: “İşte, zindana koyduğunuz adamlar tapınakta durup halka öğretiyorlar.”

26O zaman reis, memurlarla birlikte gidip zorlamayarak onları getirdi; çünkü taşlanabilirler diye halktan korku-yorlardı.

27Ve onları getirip meclisin önünde durdurdular.1 Ve baş-kâhin onlara sorup dedi:

28“Bu isimle öğretmemeyi size sıkıca emretmedik mi? Ve işte, Yeruşalim’i öğretinizle doldurdunuz; ve bu ada-mın kanını üzerimize getirmeyi amaçlıyorsunuz.”

29Ama Petrus ve resuller cevap verip dediler: “İnsanlar-dan ziyade Allah’a itaat etmek gerektir.

30Sizin ağaca asarak öldürdüğünüz İsa’yı atalarımızın Al-lah’ı diriltti.

31İsrail’e tövbe ve günahlarının bağışlanmasını vermek için Allah O’nu kendi sağ eliyle Reis2 ve Kurtarıcı olarak yükseltti.

32Ve biz bu şeyler hakkında O’nun tanıklarıyız; ve ken-disine itaat edenlere Allah’ın verdiği Kutsal Ruh da ta-nıktır.”

33Onlar ise, bunu işitince gazaplandılar3 ve onları öldür-mek için danıştılar.

34Ama bütün halk tarafından onurlu tutulan, bir Yasa öğ-retmeni olan Gamaliel adında Ferisi bir kişi, mecliste ayağa kalktı ve resullerin kısa bir süre için dışarı çıkartıl-masını emretti;

35Ve onlara dedi: “Ey İsrail adamları, bu adamlar hakkın-da yapmak üzere olduğunuz şeyden kendinizi sakının;

36Çünkü bugünlerden önce Tevdas, kendisinin önemli bir kimse olduğunu iddia ederek4 kalktı; sayıları dörtyüz kadar olan adamlar ona katıldı; kendisi öldürüldü ve ona itaat edenlerin hepsi dağıldı ve yok oldu.

37Bu kişiden sonra sayım5 günlerinde Galileli Yahuda kalktı ve peşine çok halk sürükledi; o da yok oldu ve ona itaat edenlerin hepsi dağıldı.

38Ve şimdi size derim: bu adamlardan geri çekilin ve on-ları kendi hallerine bırakın; çünkü bu fikir1 ya da bu iş insanlardan kaynaklanıyorsa yıkılıp yok olacaktır;

39Ama Allah’tan ise onu yok edemezsiniz; Allah’a karşı da savaşanlar durumunda bulunmayasınız.”

40Ve onun tarafından ikna edildiler; ve resulleri çağırıp onları döverek İsa’nın adıyla konuşmamalarını emretti-ler ve onları salıverdiler.

41Böylece onlar, O’nun adı için aşağılanmaya lâyık sa-yıldıklarına sevinerek meclisin huzurundan ayrıldılar.

42Ve her gün tapınakta ve evlerde sevinçli haberi, Mesih olan İsa’yı, öğretmek ve ilân etmekten vazgeçmiyorlardı.2

 

Bölüm 6

            1Ama öğrencilerin çoğaldığı o günlerde, Helle-nistlerdena İbranilere karşı bir mırıldanma baş gösterdi; çünkü günlük yardım hizmetinde onların dulları göz ardı ediliyorlardı.3

2Ve Onikiler, öğrenciler topluluğunu4 yanlarına çağırıp dediler: “Allah’ın sözünü bırakıp sofralara hizmet etmek bizim için doğru5 değildir.

3Bundan dolayı kardeşler, siz kendi aranızdan, hakların-da iyi tanıklık edilen, Kutsal Ruh ve bilgelikle dolu yedi adam arayın ki onları bu işe tayin edelim;

4Ama biz kendimizi devamlı duaya ve Söz’ün hizmetine vereceğiz.”

5Ve bu söz bütün topluluğu hoşnut etti; ve imanla ve Kutsal Ruh’la dolu bir adam olan Stefanos’u; ve Filipos’u ve Prohoros’u ve Nikanor’u ve Timon’u ve Parmenas’ı ve Yahudiliğe dönme Antakyalı Nikolaos’u seçtiler;

6Onları resullerin önünde durdurdular ve dua edip onların üzerine ellerini koydular.

7Ve Allah’ın sözü büyüdü; ve Yeruşalem’de öğrencilerin sayısı çok arttı; ve kahinlerden büyük bir kalabalık imana itaat etti.6

                8İman1 ve kudretle dolu olan Stefanos halk ara-sında büyük harikalar ve belirtiler yapıyordu.

9Ve Libertinler havrası denilen havradan ve Kirineliler-den ve İskenderiyelilerden ve Kilikya ile Asya’dan olan-lardan bazıları kalkıp Stefonas’la tartışıyorlardı.

10Ve onun bilgeliğine ve aracılığıyla konuşmuş olduğu Ruh’a karşı koyamıyorlardı.

11O zaman, “Onun Musa’ya ve Allah’a karşı küfür sözleri söylediğini biz duyduk” diyen adamlar ayarttılar.

12Ve halkı, ihtiyarları ve yazıcıları kışkırttılar; üzerine gelerek onu tutup meclise götürdüler.

13Ve yalancı tanıklar kaldırdılar; onlar dediler ki: “Bu adam şu kutsal yere ve Yasa’ya karşı küfür sözleri söylemekten vazgeçmiyor;

14Çünkü onun, ‘Bu Nasıralı İsa, bu yeri yıkacak ve Mu-sa’nın bize verdiği gelenekleri değiştirecek’ dediğini biz duyduk.”

15Ve mecliste oturanların hepsi ona dikkatle bakarak, onun yüzünü bir melek yüzü gibi gördüler.

 

Bölüm 7

            1Ve başkahin, “O zaman bu şeyler öyle midir?” dedi.

2O da dedi: “Adamlar, kardeşler ve babalar, dinleyin: Ata-mız İbrahim Haran’da oturmadan önce, Mezopotam-   ya’da bulunduğu zaman yücelik Allah’ı ona göründü;

3Ve kendisine dedi: ‘memleketinden ve akrabanın yanından çık ve sana göstereceğim memlekete gel.’

4O zaman Kildanilerin ülkesinden çıkıp Haran’da oturdu; ve babası öldükten sonra, Allah onu oradan alıp şimdi sizin oturduğunuz bu memlekete getirdi.

5Ve onda kendisine bir miras, ayak basacak bir yer bile vermedi; ve henüz çocuğu yokken, onu kendisine ve ken-disinden sonra soyuna2 mülk olarak vereceğini vaat etti.

6Ve Allah şöyle konuştu: ‘Onun soyu yabancı bir ülkede misafir olacak; ve onu dörtyüz yıl köle edip ona kötü davranacaklar.’

7‘Ve Allah dedi: ‘Kölelik edecekleri ulusu ben yargıla-yacağım; ve bu şeylerden sonra çıkacaklar ve bu yerde bana hizmet edecekler.’

8Ve ona sünnet antlaşmasını verdi; ve böylelikle İbrahim İshak’ın babası oldu1 ve onu sekizinci günde sünnet etti; ve İshak Yakub’un, Yakub da on iki ataların babası oldu.

9Ve atalar Yusuf’u kıskanarak onu Mısır’a sattılar; ve Allah onunla beraberdi;

10Ve onu bütün sıkıntılarından kurtardı; ve Mısır kralı Fi-ravun’un önünde ona lütuf ve bilgelik verdi; o da kendi-sini Mısır’ın ve tüm evinin üzerine vali2 tayin etti.

11Ama bütün Mısır ve Kenan ülkesi üzerine kıtlık ve bü-yük sıkıntı geldi; ve atalarımız yiyecek bulmuyorlardı.

12Yakup ise Mısır’da buğday3 bulunduğunu duyunca, il-kin atalarımızı gönderdi.

13Ve ikinci defasında Yusuf kardeşlerine açıklanmış ol-du; ve Yusuf’un ailesi4 Firavun’a belli oldu.

14Yusuf da gönderip babası Yakub’u ve bütün akrabasını, yetmiş beş canı çağırdı.

15Ve Yakup Mısır’a indi; kendisi ve atalarımız öldüler;

16Ve onlar Şekem’e götürülerek, Şekem’in babası olan Hamor oğullarından bir miktar para pahasına İbrahim’in satın aldığı mezara konuldular.

17Ama Allah’ın İbrahim’e yemin ettiği vaadin vakti yak-laştığında, Mısır’da halk çoğalıp artmıştı;

18Ta Yusuf’u tanımayan başka bir kral kalkana dek.

19O kral soyumuzla kurnazca davranıp, yaşamasınlar di-ye bebeklerini dışarı atmaya5 zorlayarak atalarımıza kötü muamele etti.

20Musa o zamanda doğmuştu ve gayet çok güzeldi;6 ve üç ay babasının evinde yetiştirildi;

21Ve açıkta bırakıldığında, Firavun’un kızı onu alıp ken-disine oğul olarak yetiştirdi.

22Ve Musa, Mısırlıların bütün bilgeliğinde öğretilmiş olup sözlerde ve işlerde güçlüydü.

23Ve kırk yaşını doldurunca,1 yüreğine kardeşleri olan İs-rail oğullarını ziyaret etme arzusu geldi.

24Ve birine haksızlık edildiğini görünce onu savundu ve Mısırlıyı öldürerek ezilenin öcünü aldı.

25Çünkü Allah’ın kendi eliyle onlara kurtuluş vermekte olduğunu kardeşleri anlarlar diye düşünüyordu; oysa on-lar anlamadılar.

26Ertesi gün çekişmekte olanlara gözüküp onları barışmaya zorlayarak, ‘Adamlar, siz kardeşsiniz, neden birbirinize haksızlık ediyorsunuz?’ dedi.

27Ama komşusuna haksızlık eden kişi onu itip dedi: ‘Se-ni üzerimize kim yönetici ve yargıç tayin etti?

28Dün Mısırlıyı öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi is-tiyorsun?’

29Musa da bu söz üzerine kaçtı ve Midyan ülkesinde mi-safir oldu; orada iki oğul babası oldu.

30Ve kırk yıl tamam olunca, Sina dağı çölünde, çalının ateş alevi içinde kendisine Rab’bin bir meleği göründü.

31Ve Musa bunu görünce, görüntüye şaştı ve bakmak için yaklaşırken, ona Rab’bin şu sesi geldi:

32‘Ben senin atalarının Allahıyım; İbrahim’in Allahı, İs-hak’ın Allahı ve Yakub’un Allahı.’ Ve Musa’yı titreme alıp bakmaya cesaret etmedi.

33Ve Rab ona dedi: ‘Ayaklarından çarıklarını çıkar;2 çün-kü üzerinde durduğun yer kutsal topraktır.

34Mısır’daki halkıma yapılan kötü muameleyi görmeye, gerçekten gördüm ve onların iniltisini işittim; ve onları kurtarmak3 için indim; ve şimdi gel, seni Mısır’a gönde-receğim.’

35‘Seni kim yönetici ve yargıç tayin etti?’ diyerek reddet-tikleri bu Musa’yı Allah, çalıda kendisine görünen me-leğin eliyle yönetici ve kurtarıcı olarak gönderdi.

36Bu kişi, Mısır’da ve Kızıl Deniz’de ve çölde kırk yıl harikalar ve belirtiler yaparak onları çıkardı.

37İsrail oğullarına, ‘Allahınız Rab size kardeşlerinizin arasından benim gibi bir peygamber kaldıracak, onu din-leyeceksiniz’ diyen bu Musa’dır.

38Çölde topluluk içinde1 olan, Sina dağında kendisiyle konuşan melekle birlikte ve atalarımızla birlikte olan odur; o ki, bize vermek üzere diri sözler aldı.

39Atalarımız ona itaat etmek istemediler, ama onu kendi-lerinden itip uzaklaştırdılar ve yüreklerinde Mısır’a geri döndüler;

40Harun’a, ‘Bize, önümüzce gidecek ilâhlar yap; çünkü bizi Mısır diyarından çıkaran o Musa’ya ne oldu bilmi-yoruz’ dediler.

41Ve o günlerde bir buzağı yaptılar ve puta kurban sunup kendi ellerinin işleriyle sevindiler.

42Ama Allah döndü ve onları gök ordusuna hizmet et-meğe terk etti; peygamberler kitabında yazılı olduğu gibi: ‘Ey İsrail evi, çölde kırk yıl bana mı boğazlanmış hay-vanlar ve kurbanlar sundunuz?

43Ve Molok’un çadırını ve ilâhınız Remfan’ın yıldızını, onlara tapınmak üzere yaptığınız benzetileri taşıdınız.2 Ve sizi ben Babil’in ötesine kaldırıp götüreceğim.’

44Gördüğü örneğe göre yapsın diye, Musa’ya Konuşan’ın emrettiği gibi kurulan tanıklık çadırı çölde atalarımızın arasındaydı;

45Atalarımız onu, öncekilerden sıra ile alarak Yeşu ile birlikte, atalarımızın önünden Allah’ın kovduğu ulusların mülküne getirdiler; ta Davut’un günlerine dek;

46O Davut ki, Allah’ın önünde lütuf buldu ve Yakup’un Allahına bir konut3 bulmak için dilekte bulundu.

47Ama Süleyman O’na bir ev yaptı.

48Oysa en yüce Olan, elle yapılmış tapınaklarda oturmaz; peygamberin dediği gibi:

49‘Gök benim tahtım ve yer ayaklarımın basamağıdır; siz bana nasıl ev yapacaksınız? Rab diyor; ya da benim rahatımın yeri neresidir?

50Bütün bu şeyleri benim ellerim yapmadı mı?’a

51Ey sert enseli, yürekleri ve kulakları sünnetsiz olan siz-ler! Siz her zaman Kutsal Ruh’a karşı direniyorsunuz; atalarınızın ettiği gibi siz de ediyorsunuz.

52Atalarınız peygamberlerin hangisine zulmetmediler ki? Ve salih Olan’ın gelişi hakkında önceden bildirenleri öldürdüler; şimdi siz, O’nun ele verenleri ve katilleri ol-dunuz.

53Siz ki, meleklerin düzenlemesiyle Yasa’yı aldınız ve tut-madınız.”

            54Ve onlar bu şeyleri duyunca gazaplandılarb ve ona diş gıcırdattılar.

55Ama o, Kutsal Ruh’la dolu olup göğe dikkatle bakarak Allah’ın yüceliğini ve Allah’ın sağında duran İsa’yı gördü;

56Ve dedi: “İşte, göklerin açıldığını ve İnsanoğlu’nun Al-lah’ın sağında durmakta olduğunu görüyorum.”

57Onlar da yüksek sesle bağırarak kulaklarını tıkadılar ve hep birlikte1 onun üzerine hücum ettiler;

58Ve onu şehirden dışarı atıp taşladılar; Ve tanıklarc onun giysilerini Saul denilen bir gencin ayakları dibine koy-dular.

59Ve Stefanos, “Ya Rab İsa, ruhumu al” derken ve dua     ederken onu taşladılar.

60Ve diz çöküp yüksek sesle, “Ya Rab, bu günahı onlara yükleme” diye bağırdı. Ve bunu söyleyince uyudu.d

 

Bölüm 8

            1Ve Saul onun öldürülmesine razı olmuştu.

            Ve o gün Yeruşalem’de olan kilise topluluğuna karşı büyük bir baskı2 oldu; ve resullerden başka, hepsi Yahudiye ve Samiriye ülkesinin her tarafına dağıldılar.

2Ve Allah’a adanmış adamlar Stefanos’u gömdüler ve onun üzerine büyük ağlayış yaptılar.

3Ama Saul ev ev girerek kilise topluluğunu yıkmaktaydı; ve erkeklerle kadınları sürükleyerek zindana atıyordu.3

                4Böylece dağılanlar iyi haberi, Söz’ü, ilân ederek her tarafa1 gittiler.

5Ve Filipus Samiriye’nin bir şehrine inip onlara Mesih’i ilân etti.

6Kalabalıklar da onu dinleyip yapmakta olduğu belirtile-ri görünce, hep birlikte Filipus tarafından söylenen şeyle-re dikkat ettiler.

7Çünkü murdar ruhları olanların birçoğundan ruhlar yük-sek sesle bağırarak çıktılar; ve kötürüm ve topal olan bir-çok kişi iyileşti.

8Ve o şehirde büyük sevinç oldu.

                9Ama önceden şehirde bulunup büyücülük yapan ve kendisinin büyük bir kişi olduğunu söyleyerek Samiri-ye halkını hayrete düşüren Simun adında bir adam vardı;

10Küçükten büyüğe dek hepsi, “Büyük güç denen Al-lah’ın gücü, işte bu kişidir” diyerek ona dikkat ederlerdi.

11Ve uzun zamandan beri onları kendi büyücülüğüyle hayrete düşürdüğünden dolayı ona dikkat ederlerdi.

12Ama Allah’ın krallığı ve İsa Mesih’in adı ile ilgili şey-leri, iyi haberi ilân eden Filipus’a inandıkları zaman, hem erkekler hem de kadınlar vaftiz olundular.

13Ve Simun’un kendisi de iman etti; ve vaftiz olunarak Fi-lipus’la birlikte sabit kararlılıkla devam ederdi; ve yapılan belirtileri ve büyük kudret işlerini görerek hayret ederdi.

14Ve Yeruşalem’de olan resuller, Allah’ın sözünü Samiri-ye’nin kabul ettiğini duyunca Petrus’la Yuhanna’yı on-lara gönderdiler.

15Onlar oraya indikleri zaman, Kutsal Ruh’u alsınlar di-ye onlar için dua ettiler;

16Çünkü onların hiçbirisi üzerine henüz inmemişti; onlar yalnızca Rab İsa’nın adına vaftiz olunmuşlardı.

17O zaman onların üzerine ellerini koydular, onlar da Kutsal Ruh’u aldılar.

18Simun ise resullerin ellerinin konulmasıyla Kutsal Ruh’un verildiğini görünce onlara para teklif ederek,

19“Bana da bu yetkiyi verin ki, kimin üzerine ellerimi koysam Kutsal Ruh’u alsın” dedi.

20Ama Petrus ona dedi: “Paran seninle birlikte yok olsun, çünkü Allah’ın armağanını parayla elde edebileceği-ni sandın.

21Bu işte1 senin ne payın, ne de hissen2 vardır; çünkü yü-reğin Allah’ın önünde doğru değildir.

22Onun için bu kötülüğünden tövbe et ve Allah’a yalvar, belki yüreğinin düşüncesi sana bağışlanır.

23Çünkü senin, öd acılığında ve haksızlık3 bağlarında ol-duğunu görüyorum.”

24Simun da cevap verip dedi: “Benim için siz Rab’be yal-varın; öyle ki, söylediklerinizden hiçbiri üzerime gel-mesin.”

25Böylece onlar içtenlikle4 tanıklık edip Rab’bin sözünü söyleyerek Yeruşalem’e döndüler; ve Samiriyelilerin bir-çok köylerine İncil’i ilân ettiler.

                26Ama Rab’bin bir meleği Filipus’a söyleyip de-di: “Kalk ve Yeruşalem’den Gaza’ya inen yola, güneye doğru git;” bu yer çöldür.

27O da kalkıp gitti; ve işte, Etiyopyalı hadım bir adam, Etiyopyalıların kraliçesi Kandaki’nin yetkisi altında güç sahibi olup onun tüm hazineleri üzerinde bulunan bir adam, Yeruşalem’e tapınmaya gelmişti;

28Geri dönüyordu ve arabasına oturup Yeşaya peygam-beri okuyordu.

29Ve Ruh Filipus’a, “yaklaş ve bu arabaya katıl” dedi.

30Filipus da yanına koşarak onun Yeşaya peygamberi okumakta olduğunu işitti; ve, “Peki, sen ne okuduğunu anlıyor musun?” dedi.

31O da, “Biri bana kılavuzluk etmeden nasıl anlayabili-rim?” dedi. Ve arabaya çıkıp kendisiyle birlikte oturması için Filipus’a yalvardı.

32Ve okumakta olduğu Kutsal Yazı bölümü şuydu: “Ko-yun gibi boğazlanmaya götürüldü; ve kuzu kendi kırkıcı-sının önünde dilsiz olduğu gibi öylece ağzını açmıyor.

33Alçalmasında onun yargısı kaldırıldı; ve O’nun soyunu kim bildirecek?1 Çünkü O’nun hayatı yeryüzünden kal-dırıldı.”a

34Hadım da Filipus’a cevap verip dedi: “Sana yalvarırım, peygamber bunu kimin hakkında söylüyor? Kendisi hak-kında mı, yoksa başka birisi hakkında mı?”

35Filipus da ağzını açtı ve bu Kutsal Yazı’dan başlayarak ona iyi haberi, İsa’yı, ilân etti.

36Ve yolda giderlerken bir suya vardılar ve hadım, “İşte su, vaftiz olunmam için beni ne engeller?” dedi.*

37Filipus da, “Eğer bütün yüreğinle iman edersen yasal-dır” dedi. O da cevap verip, “İsa Mesih’in, Allah’ın Oğlu olduğuna iman ederim” dedi.

38Ve arabanın durmasını emretti; ve hem Filipus hem de hadım, her ikisi de suya indiler ve onu vaftiz etti.

39Ama sudan çıktıkları zaman Rab’bin Ruh’u Filipus’u alıp götürdü ve hadım artık onu görmedi; çünkü sevine-rek kendi yoluna devam etti.

40Filipus ise Azotus’ta bulundu; ve Kayseriye’ye gelin-ceye dek her taraftan geçerek şehirlerin hepsine sevinçli haberi müjdeledi.

 

Bölüm 9

            1Ve Saul Rab’bin öğrencilerine karşı hâlâ tehdit ve öldürme2 soluyarak başkâhine gelip,

2Hem kadın hem erkek, bu Yol’dan olanlardan kimi bu-  lursa, onları bağlı olarak Yeruşalem’e getirsin diye ondan Şam’a, havralara mektuplar istedi.

3Ama yolculuk ederken,3 öyle oldu ki Şam’a yaklaştı; ve ansızın gökten bir nur onun çevresinde parladı.

4Ve yere düşüp bir sesin kendisine, “Saul, Saul, neden bana işkenceb ediyorsun” dediğini işitti.

5O da, “Sen kimsin, Ya Rab?” dedi. Ve Rab dedi:

“Ben senin işkence ettiğin İsa’yım; (senin için üvendireye4 karşı tepmek zordur.”

6O da titreyip şaşırarak, “Ya Rab, benim ne yapmamı isti-yorsun” dedi. Ve Rab ona,)a “Ayağa kalk ve şehre gir ve ne yapman gerektiği sana söylenecektir” dedi.

7Ve onunla birlikte yolculuk eden adamlar dilleri tutul-muş halde kaldılar; sesi gerçekten duyuyor, ama kimseyi görmüyorlardı.

8Ve Saul yerden kalktı ve gözlerini açtığında1 kimseyi görmedi. Ama onlar, elinden tutup ona kılavuzluk ederek Şam’a götürdüler.

9Ve üç gün görmez olup ne yedi ne de içti.

10Ve Şam’da Hananya adında bir öğrenci vardı; Ve Rab bir görüntüde2 ona, “Ey Hananya” dedi. O da, “İşte ben, buradayım ya Rab” dedi.

11Ve Rab ona dedi, “Kalk, Doğru denilen sokağa git ve Yahuda’nın evinde Tarsuslu Saul adında birini ara; çünkü işte o dua ediyor;

12Ve o bir görüntüde Hananya adında bir adamın içeri gelip gözleri görsün diye üzerine ellerini koyduğunu gör-müştür.”

13Ve Hananya cevap verdi: “Ya Rab, bu adam hakkında Yeruşalem’de senin kutsallarına ne kadar çok kötülükler ettiğini birçoklarından duydum;

14Ve burada senin adını çağıranların hepsini bağlamak için başkahinlerden yetkisi vardır.”

15Ama Rab ona dedi: “Git, çünkü bu kişi, uluslar ve kral-lar ve İsrail oğulları önüne benim adımı yaymak üzere benim için seçilmiş bir kaptır;2

16Çünkü benim adım uğruna ne kadar çok şeyler çekmesi gerektiğini ben ona göstereceğim.”

17Ve Hananya gidip o eve girdi; ve onun üzerine ellerini koyarak dedi: “Saul kardeş, geldiğin yolda sana görünen Rab İsa, görebilesin ve Kutsal Ruh’la dolasın diye beni gönderdi.”

18Ve hemen gözlerinden sanki pullar düştü ve derhal gör-dü ve kalkıp vaftiz olundu;

19Ve yemek yiyip1 güçlendi. Ve Saul birkaç gün Şam’da öğrencilerle birlikteydi.

20Ve hemen, ‘O, Allah’ın Oğludur’ diye Mesih’i havra-larda ilân etti.

21Ve işitenlerin hepsi şaşıp dediler: “Bu adı çağıranları Yeruşalem’de mahveden ve onları başkahinlere bağlı ola-rak götürsün diye buraya bunun için gelmiş olan bu değil midir?”

22Ama Saul daha çok güçlendi;2 ve Mesih budur diye ka-nıtlayarak Şam’da oturan Yahudileri şaşırttı.

23Çok günler geçince,3 Yahudiler onu öldürmek için birlikte danıştılar.

24Ama onların düzeni Saul’a belli oldu. Ve onu öldür-sünler diye hem gece hem gündüz kapıları gözlüyorlardı;

25Ama öğrenciler onu geceleyin alıp bir küfe içinde sarkı-tarak duvardan aşağı indirdiler.

                26Ve Saul Yeruşalem’e varınca öğrencilere katıl-maya çalıştı; hepsi de onun öğrenci olduğuna inanmaya-rak ondan korkuyorlardı.

27Ama Barnabas onu alıp resullere götürdü; ve onun yol-da Rab’bi nasıl gördüğünü ve Rab’bin ona konuştuğunu ve Şam’da İsa’nın adıyla nasıl cesaretle konuştuğunu on-lara anlattı.

28Ve Yeruşalem’de onlarla birlikte girip çıkıyor ve Rab İsa’nın adıyla cesaretle konuşuyordu.

29Ve Hellenistlerle4 konuşup tartışıyordu; ama onlar ken-disini öldürme girişiminde bulunuyorlardı.

30Kardeşler de bunu öğrenince onu Kayseriye’ye indirip Tarsus’a yolladılar.

31O zaman Yahudiye’nin ve Galile’nin ve Samiriye’nin her tarafında kilise toplulukları bina olunarak ve Rab kor-kusunda devam ederek, esenliğe sahip olup Kutsal Ruh’un tesellisi içinde çoğalıyorlardı.

                32Şimdi, öyle oldu ki, Petrus her taraftan geçe-rek Lidda’da oturan kutsallara da indi.

33Ve orada felçli olup sekiz yıldan beri yatakta yatan Ene-as adında bir adam buldu.

34Ve Petrus ona dedi: “Eneas, İsa Mesih seni iyileştiriyor; kalk yatağını yap.”1 O da hemen ayağa kalktı.

35Ve Lidda ile Şaron’da oturanların hepsi onu gördüler; onlar da Rab’be döndüler.

                36Şimdi Yafa’da Tabita (ki çevirisi yapıldığında dorkas2 demektir) adında bir kadın öğrenci vardı; bu ka-dın yapmış olduğu iyi işlerle ve sadakalarla doluydu.

37Ve öyle oldu ki, o günlerde hastalanıp öldü; ve onu yı-kayarak bir yukarı odaya koydular.

38Ve Lidda Yafa’ya yakın olduğundan, öğrenciler Pet-rus’un orada olduğunu işitmiş olup kendilerine gelmekte gecikmemesi için ricada bulunmak üzere ona iki adam gönderdiler.

39Petrus da kalkıp onlarla birlikte gitti; vardığı zaman onlar kendisini yukarı odaya götürdüler; ve bütün dul ka-dınlar ağlayarak ve Dorkas’ın kendileriyle birlikteyken yaptığı gömlekleri ve giysileri göstererek onun etrafında durdular.

40Ama Petrus hepsini dışarı çıkararak diz çöküp dua etti; ve cesede dönerek, “Tabita, kalk” dedi. O da gözlerini açtı ve Petrus’u görünce doğrulup oturdu.

41O da ona elini vererek kendisini kaldırdı; ve kutsallarla dul kadınları çağırıp onu diri olarak onlara takdim etti.

42Ve bu, bütün Yafa’nın her yerinde bilinmiş oldu; ve bir-çokları Rab’be iman etti.

43Ve öyle oldu ki, Petrus birçok günler Yafa’da Simun denilen derici birisinin yanında oturdu.

 

Bölüm 10

            1Kayseriye’de İtalyan denilen taburdan yüzbaşı Kornelyus adında bir adam vardı;

2Allah’a adanmış ve bütün eviyle birlikte Allah’tan kor-kan biri olup hem halka çok sadaka verir hem de Allah’a devamlı dua ederdi.

3Günün dokuzuncu saati sularında,1 bir görüntüde açıkça gördü ki, Allah’ın bir meleği onun yanına gelip kendisine, “Ey Kornelyus” dedi.

4O ise ona dikkatle bakarak ve korkuyla dolarak, “Nedir, ya Rab?” dedi. O da ona dedi: “Duaların ve sadakaların anılmak için Allah’ın önüne çıktılar.

5Ve şimdi Yafa’ya adamlar gönder ve Petrus takma adlı Simun denilen birisini getirt.

6Evi deniz kıyısında olan derici Simun adlı birisinin ya- nında misafir kalıyor; ne yapman gerektiğini o sana söy-leyecek.”

7Ve Kornelyus’a konuşan melek gidince, kendi evinin hiz-metçilerinden ikisini ve kendisine devamlı hizmet eden-lerden Allah’a adanmış bir askeri çağırdı;

8Ve kendilerine her şeyi anlattıktan sonra onları Yafa’ya gönderdi.

9Ertesi gün onlar yolculuk edip şehre yaklaşırlarken, al-tıncı saat sularında Petrus dua etmek için dama çıktı.

10Ve çok acıkıp yemek yemeği arzu etti; ama onlar yemeği hazırlarken onun üzerine bir dalınça hâli geldi;

11Ve göğün açıldığını ve büyük bir çarşafa benzer bir ka-bın, dört köşesinden bağlı olarak yeryüzüne sarkıtıldığını ve onun üzerine indiğini gördü;

12Onun içinde yeryüzünün bütün dört ayaklı hayvanlarıyla vahşi hayvanları ve sürüngenler ve göğün kuşları vardı.

13Ve ona, “Kalk Petrus, kes ve ye!” diye bir ses geldi.

14Ama Petrus, “Asla, ya Rab! Çünkü ben hiçbir zaman bayağı ya da murdar2 bir şey yemedim” dedi.

15Ve tekrar, kendisine ikinci kez, “Allah’ın temiz kıldığını sen bayağı etme” diye bir ses geldi.

16Ve bu üç kez oldu; ve kab yine göğe, yukarı alındı.

17Petrus, gördüğü görüntü ne olabilir diye içinden şaşarken işte, Kornelyus’tan gönderilen adamlar da Si-mun’un evini soruşturarak dış kapıda durdular;

18Ve “Petrus takma adlı Simun burada mı misafir oldu?” diye seslenerek sordular.

19Petrus ise görüntü üzerinde düşünürken Ruh ona dedi: “İşte, üç adam seni arıyor;

20Ama kalk, aşağı in ve hiçbir şeyden kuşkulanmadan on-larla git; çünkü onları ben gönderdim.”

21Petrus da aşağıya Kornelyus’tan kendisine gönderilen adamlara inip dedi: “İşte, aradığınız kişi benim; gelişini-zin nedeni nedir?”

22Onlar da dediler: “Salih ve Allah’tan korkan bir adam ve bütün Yahudi ulusunca kendisi hakkında iyi tanıklıkta bulunulan bir yüzbaşı olan Kornelyus, seni evine çağırıp senden sözler işitmesi için kutsal bir melek aracılığıyla Allah tarafından uyarıldı.”1

23Bunun üzerine onları içeriye çağırıp misafir etti. Ve er-tesi gün Petrus onlarla birlikte çıkıp gitti; ve Yafa’dan olan kardeşlerden bazıları onunla birlikte gittiler.

24Ve ertesi gün Kayseriye’ye girdiler. Kornelyus da kendi akraba ve yakın dostlarını bir araya çağırmış onları bek-liyordu.

25Ve Petrus içeri girdiği gibi Kornelyus onu karşıladı, ayaklarına kapanarak onun önünde eğildi.

26Ama Petrus, “Kalk, ben kendim de bir insanım” diyerek onu kaldırdı.

27Ve onunla konuşarak içeri girip birçok kişinin toplan-mış olduğunu buldu.*

28Ve onlara dedi: “Başka ırktan biriyle birleşmek2 ya da yanına gelmek, Yahudi olan bir adam için ne derece ya-sal olmadığını bilirsiniz; ama Allah, hiçbir adama bayağı ya da murdar dememeyi bana gösterdi.

29Bu nedenle de ben çağrılınca karşı koymadan3 geldim. Onun için beni hangi nedenle çağırdığınızı soruyorum?”

30Kornelyus da dedi: “Dört gün önce bu saate kadar oruç tutuyordum; ve dokuzuncu saatte evimde dua ediyordum; ve işte, parlak giysili bir adam önümde durdu,

31Ve dedi: ‘Kornelyus, senin duan işitildi ve sadakaların Allah’ın önünde anıldı.

32Onun için Yafa’ya gönder1 ve Petrus takma adlı Simun’u çağırt; kendisi deniz kıyısında derici Simun’un evinde misafir bulunmaktadır; o geldiğinde sana konuşacaktır.’

33Bunun üzerine sana hemen yolladım; sen de geldiğine iyi ettin. Böylece şimdi biz hepimiz, Allah tarafından sana emrolunan bütün şeyleri dinlemek üzere Allah’ın önünde hazır bulunuyoruz.”

34Petrus da ağzını açıp dedi: “Gerçekten Allah’ın kişilere saygı gösterip ayrım yapan Allah olmadığını anlıyorum;

35Ama her ulus içinde kendisinden korkan ve salâh işle-yen O’na makbuldür.

36Herkesin Rabbi olan İsa Mesih aracılığıyla barışın se-vinçli haberini ilân ederek O’nun İsrail oğullarına gönderdiği sözü,

37Yuhanna’nın ilân ettiği vaftizden sonra, Galile’den başlayarak bütün Yahudiye’de baştan başa yayılıp gelen sözü,2 bilirsiniz;

38Nasıra’dan olan İsa’yı, Allah nasıl Kutsal Ruh’la ve kudretle meshetti! O ki, iyilik yaparak ve İblis tarafından sıkıntı çekenlerin hepsini iyi ederek dolaştı; çünkü Allah O’nunla birlikteydi.

39Ve biz, hem Yahudilerin ülkesinde hem de Yeruşa- lem’de O’nun yaptığı bütün şeylerin tanıklarıyız; O’nu ağaca asarak öldürdüler.

40-41Allah O’nu üçüncü günde diriltti; ve O’nu, bütün halka değil, ama Allah tarafından önceden seçilmiş olan tanıklara, ölülerden dirildikten sonra kendisiyle yiyip içen bizlere, açıkça görünmek üzere verdi.

42Ve dirilerle ölülerin Allah tarafından tayin olunan yar-gıcın O olduğunu halka vazetmeyi ve tamamen tanıklık etmeği bize emretti.

43O’na iman eden herkes, O’nun adıyla günahların bağış-lanmasını alacaktır diye, bütün peygamberler O’na ta-nıklık ediyorlar.”

                44Petrus daha bu sözleri söylemekteyken Kutsal Ruh, sözü işitenlerin hepsinin üzerine indi.1

45Ve sünnetlilikten olup Petrus’la birlikte gelmiş olan bütün imanlılar, Kutsal Ruh armağanının uluslar üzerine de dökülmüş olduğuna şaştılar.

46Çünkü onların dillerle konuştuklarını ve Allah’ı yücelt-tiklerini duyuyorlardı. O zaman Petrus cevap verdi:

47“Bizim gibi Kutsal Ruh’u alan bunlar vaftiz olunmasın-lar diye bir kimse suyu yasaklayabilir mi?”

48Ve Rab’bin adıyla onların vaftiz olunmalarını emretti. O zaman birkaç gün kalması için ona yalvardılar.

 

Bölüm 11

            1Ve Yahudiye’de olan resuller ile kardeşler, ulus-ların da Allah’ın sözünü kabul ettiklerini duydular;

2-3Ve Petrus Yeruşalem’e çıktığı zaman sünnetlilikten olanlar, “Sen sünnetsiz adamların yanına girdin ve onlar-la yemek yedin” diyerek kendisiyle çekiştiler.

4Ama Petrus söze başlayarak olayı sırasıyla onlara açık-layıp dedi:

5‘Ben Yafa şehrinde dua ediyordum; ve dalınç hâlindey-ken bir görüntü gördüm; büyük çarşafa benzer bir kabın dört köşesinden asılı, gökten sarkıtılmış olarak iniyordu; ve benim yanıma kadar geldi;

6Onun üstüne dikkatle bakıp düşündüm; ve yeryüzünün dört ayaklı hayvanlarıyla vahşi hayvanlarını ve sürünen şeyleri ve göğün kuşlarını gördüm.

7Ve bana, ‘kalk Petrus, kes ve ye!’ diyen bir ses işittim.

8Ama ben, ‘Asla, ya Rab! Çünkü ağzıma hiçbir zaman bayağı ya da murdar bir şey girmemiştir’ dedim.

9Ama ses ikinci kez gökten bana cevap verdi: ‘Allah’ın temiz kıldıklarını sen bayağı etme!’2

10Ve bu üç kez oldu; hepsi de yine göğe, yukarı çekildi.

11Ve işte, hemen Kayseriye’den bana gönderilen üç adam, bulunduğum evin önünde durdular.

12Ve Ruh bana, hiçbir şeyden şüphe etmeden onlarla bir-likte gitmemi söyledi. Ve bu altı kardeş de benimle gel-diler; ve adamın evine girdik;

13O da bize, kendi evinde yanında duran meleği nasıl gördüğünü ve kendisine, ‘Yafa’ya adamlar gönder ve Petrus takma adlı Simun’u çağırt;

14O sana, senin ile bütün evinin onlarla kurtulacağınız sözler söyleyecektir’ dediğini anlattı.

15Ve ben konuşmaya başlayınca Kutsal Ruh, başlangıçta üzerimize indiği gibi onların da üzerine indi.

16Ve Rab’bin sözünü ve ‘Gerçekten Yuhanna su ile vaftiz etti; ama siz Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz’ diye nasıl dediğini hatırladım.

17Öyleyse Rab İsa Mesih’e iman ettiğimizde bize de ver-diği gibi, Allah onlara aynı armağanı verdiyse, ben kim oluyordum ki Allah’a karşı koyayım?”

18Onlar da bu şeyleri duyunca sustular ve Allah’ı yücelte-rek, “Öyleyse gerçekten Allah, hayat için tövbeyi ulusla-ra da verdi” dediler.

19Böylece Stefanos’a1 olmuş olan büyük sıkıntıdan dolayı dağılmış olanlar, gerçekte sözü Yahudilerden başka kimseye söylemeyerek Fenike ve Kıbrıs ve Antak-ya’ya kadar gittiler.

20Ama onlardan Kıbrıslı ve Kirineli bazı adamlar vardı; onlar Antakya’ya geldiklerinde Rab İsa’nın İncilini ilân ederek Hellenist’lere konuştular.

21Ve Rab’bin eli onlarlaydı; ve çok sayıda insanlar iman edip Rab’be döndüler.

22Ve onlarla ilgili haber Yeruşalem’de olan kilise toplu-luğunun kulağına erişti; ve oralardan geçip Antakya’ya kadar gitsin diye Barnabas’ı gönderdiler.

23O vardığında Allah’ın inayetini görünce sevindi; ve hepsini yürekten amaçla2 Rab’be yapışmalarını teşvik  etti.

24Çünkü o iyi bir adamdı, Kutsal Ruh’la ve imanla doluy-du; ve büyük bir kalabalık Rab’be katıldı.

25Ve Barnabas Saul’u aramak için Tarsus’a gitti;

26Ve onu bulunca Antakya’ya getirdi. Ve öyle oldu ki on-lar, bütün bir yıl kilise topluluğunda birlikte toplandılar ve büyük bir kalabalığa öğrettiler; ve öğrenciler ilk kez Antakya’da Hristiyan diye çağrıldılar.

                27Ve o günlerde Yeruşalem’den Antakya’ya pey-gamberler indiler;

28Ve onların arasında Agabus adında biri ayağa kalkarak, bütün dünya üzerinde büyük bir kıtlık olacağını Ruh’un aracılığıyla bildirdi; o da Klavdiyus Sezar’ın günlerinde oldu.

29Öğrenciler de her biri kendi refahına1 göre, Yahudi- ye’de oturan kardeşlere maddi hizmet için göndermeyi kararlaştırdılar.

30Onu da Barnabas ve Saul’un eliyle ihtiyarlara göndere-rek yaptılar.

 

Bölüm 12

            1Şimdi, o sırada kral Hirodes kilise topluluğundan bazılarına kötülük etmek2 için ellerini uzattı;

2Ve Yuhanna’nın kardeşi Yakub’u kılıçla öldürdü.

3Ve bunun Yahudilerin hoşuna gittiğini görerek ileri gi-dip Petrus’u da tutukladı; ve mayasız ekmek günleriydi;

4Onu yakalayınca, Fısıh’tan sonra onu halk önüne çıkar-mayı niyet ederek hapse koydu; ve onu gözetmek üzere dörder askerlik dört takıma teslim etti.

5Böylece Petrus gerçekten hapiste tutulmuştu; ama kilise topluluğu tarafından onun için hararetle Allah’a dua edili-yordu.

6Ve Hirodes onu ortaya çıkarmak üzereyken, tam o gece, Petrus iki asker arasında çift zincirle bağlı olarak uyu-maktaydı; nöbetçiler de kapı önünde zindanı koruyorlardı.

7Ve işte, Rab’bin meleği yanında durdu ve hücrede3 bir nur parladı; ve Petrus’un böğrüne vurup, “çabuk kalk” diyerek onu uyandırdı. Ve zincirleri ellerinden düştü.

8Melek ona, “Kuşan ve çarıklarını bağla” dedi. O da öyle yaptı. Ve ona, “Üst giysini üzerine at ve beni izle” dedi.*

9O da çıkıp onu izledi; ve melek aracılığıyla olmuş olanın gerçek olduğunu bilmedi; ama bir görüntü gördüğünü sa-nıyordu.

10Ve birinci ile ikinci nöbetçiyi1 geçerek şehre çıkan de-mir kapıya geldiler; kapı kendiliğinden onlara açıldı; ve dışarı çıkıp bir sokak boyunca gittiler; melek de hemen ondan ayrıldı.

11Petrus da kendine gelince dedi: “Şimdi gerçekten bili-yorum ki, Rab meleğini gönderip beni Hirodes’in elinden ve Yahudi halkının bütün umduklarından kurtardı.”

12Ve durum üzerinde düşününce2 Markos takma adlı Yuhanna’nın annesi Meryem’in evine geldi; orada birçok kişi toplanmış dua ediyorlardı.

13Ve Petrus dış kapıyı çalınca, Roda adlı bir hizmetçi kız kulak vermeye geldi.

14Ve Petrus’un sesini tanıyınca, sevinçten kapıyı açmadı; ama içeri koşarak Petrus’un dış kapı önünde durduğunu bildirdi.

15Onlar ise kendisine, “Sen çıldırmışsın”3 dediler. Ama o, öyle olduğunu ısrarla iddia etti. Onlar da, “Onun me-leğidir” dediler.

16Ama Petrus kapıyı çalmaya devam etti; ve açtıklarında onu görüp şaştılar.

17O ise susmaları için onlara el ile işaret ederek Rab’bin kendisini zindandan nasıl çıkardığını onlara anlattı. Ve “Yakup ile kardeşlere bunları bildirin” dedi. Ve dışarı çı-kıp başka bir yere gitti.

18Ve gündüz olunca, ‘Öyleyse Petrus’a ne oldu?’ diye askerler arasındaki kargaşa az değildi.

19Hirodes de onu arayıp bulamayınca, nöbetçileri sor-guya çekerek öldürülmeye götürülmelerini emretti. O ise Yahudiye’den Kayseriye’ye inip orada kaldı.

20Şimdi, Hirodes, Sur ve Saydalılarla şiddetli bir düşmanlık içindeydi; ama onlar söz birliğiyle kendisine gel-diler ve kralın evi1 üzerinde olan Vlastos’un dostluğunu kazanarak barış aradılar; çünkü onların ülkesi kralın-kinden beslenirdi.

21Ve belirlenen günde Hirodes kral giysilerini giyip taht-ta oturarak onlara bir konuşma yaptı.

22Halk da, “Bu bir insan sesi değil, bir ilâh sesi!” diye bağırıyordu.

23Ve hemen Rab’bin bir meleği onu vurdu; çünkü yüceliği Allah’a vermemişti; ve kurtlar tarafından kemirilerek son nefesini verdi.

24Ama Allah’ın sözü büyüdü ve çoğaldı.

25Ve Barnabas ile Saul hizmeti bitirince, Markos takma adlı Yuhanna’yı da beraberlerinde alarak Yeruşalem’den döndüler.

 

Bölüm 13

            1Şimdi, Antakya’da, oradaki kilise topluluğu içinde bazı peygamberler ve öğretmenler vardı: Bar-nabas ve Niger denilen Simeon ve Kirineli Lukius ve Tetrark2 olan Hirodes’in süt kardeşi Manaen ve Saul.

2Onlar Rab’be hizmet edip oruç tutarlarken Kutsal Ruh, “Kendilerini çağırmış olduğum iş için Barnabas ile Sa-ul’u, her ikisini de bana ayırın” dedi.

3O zaman oruç tutup dua ederek ve onların üzerine elle-rini koyarak gönderdiler.

4Böylece onlar gerçekten Kutsal Ruh tarafından gönderil-miş olarak Selefke’ye indiler; ve oradan Kıbrıs’a yelken açtılar.

5Ve Salamis’e varınca Yahudilerin havralarında Allah’ın sözünü ilân ettiler; ve Yuhanna da hizmet eden biri ola-rak yanlarındaydı.

6Ve Pafos’a kadar adayı baştan başa geçince, adı Baryeşu olan bir sihirbaz Yahudi’yi, sahte bir peygamberi bul- dular;

7Akıllı bir adam olan vali Sergius Pavlus’la birlikteydi. Bu kişi Barnabas’la Saul’u yanına çağırarak Allah’ın sö-zünü dinlemek istedi.

8Ama sihirbaz Elimas (çünkü onun adı öyle tercüme olu-nur), valiyi imandan saptırmaya çalışarak onlara karşı durdu.

9Ama Pavlus adıyla da bilinen Saul, Kutsal Ruh’la dolu olarak ona gözlerini dikip dedi:

10“Ey bütün aldatıcılık ve bütün hileyle dolu adam, İblis oğlu, tüm salâhın düşmanı, Rab’bin düz yollarını saptırmaktan vazgeçmeyecek misin?

11Ve şimdi, işte, Rab’bin eli senin üzerindedir ve bir süre için güneşi görmeyerek kör olacaksın.” Ve hemen onun üzerine sis ve karanlık çöktü ve dolaşarak, elinden tutup yol gösterecek bazılarını arıyordu.

12O zaman vali, olanları görünce Rab’bin öğretişine şa-şarak iman etti.

                13Ve Pavlus’la beraberindekiler1 Pafos’dan yel-ken açıp Pamfilya’nın Pergesi’ne geldiler; ve Yuhanna onlardan ayrılarak Yeruşalem’e döndü.

14Onlar ise Perge’den geçip Pisidya’nın Antakyası’na geldiler ve Sept günü havraya girip oturdular.

15Ve Yasa ile peygamberlerin okunmasından sonra havra reisleri onlara haber gönderip dediler: “Kardeşler,2 halk için bir öğüt3 sözünüz varsa söyleyin.”

16Pavlus da ayağa kalktı ve el ile işaret ederek dedi: “Ey İsrail adamları ve Allah’tan korkanlar, dinleyin:

17Bu İsrail halkının Allah’ı, bizim atalarımızı seçti; ve Mısır diyarında misafir kaldıklarında halkını yükseltti; ve yüksek bir bazuyla onları oradan çıkardı.

18Ve yaklaşık kırk yıllık süreyle çölde onların davranışla-rına katlandı.

19Ve Kenan diyarında yedi ulusu yok ederek onların memleketini miras olarak kura ile kendilerine verdi.

20Ve bu şeylerden sonra, dörtyüz elli yıl kadar süreyle, Samuel Peygambere dek, onlara hâkimler verdi.

21Ve ondan sonra bir kral istediler; Allah da onlara kırk yıl süreyle Benyamin kabilesinden bir adamı, Kiş oğlu Saul’u verdi.

22Ve onu uzaklaştırdıktan sonra onlara kral olarak Da-vut’u yükseltti; ona tanıklık da ederek dedi: ‘Yüreğime göre bir adam olan Yesse oğlu Davut’u buldum; o ki, bü-tün istediğimi1 yapacaktır.’

23Allah, vaade göre bu adamın soyundan İsrail’e kurtarı-cıyı, İsa’yı, kaldırdı;

24O’nun gelişinden önce Yuhannaa bütün İsrail halkına tövbe vaftizini ilân etti.

25Ve Yuhanna hizmet süresini tamamlarken dedi: ‘Benim kim olduğumu sanıyorsunuz? Ben O değilim; ama işte, O benden sonra geliyor ki, O’nun ayaklarının çarığını çözmeye ben lâyık değilim.’

26Adamlar, kardeşler, İbrahim soyunun çocukları ve ara-nızda bulunup Allah’tan korkanlar, bu kurtuluş sözü size gönderildi.

27Çünkü Yeruşalem’de oturanlar ve onların reisleri, her Sept günü okunan peygamberlerin sözlerini2 ve de O’nu tanımayarak, kendisini mahkum etmekle o sözleri yerine getirdiler.

28Ve O’nda hiçbir ölüm nedeni bulmadıkları hâlde O’nun öldürülmesini Pilatus’tan rica ettiler.

29Ve O’nun hakkında yazılmış olanların hepsini yerine getirince, O’nu ağaçtan indirip bir mezara koydular.

30Ama Allah O’nu ölüler arasından diriltti.

31Ve kendisiyle birlikte Galile’den Yeruşalem’e çıkmış olanlara birçok günler göründü; onlar halk için O’nun tanıklarıdırlar.

32Ve biz atalara edilen vaadin sevinçli haberini size ilân ediyoruz;

33Öyle ki, Allah İsa’yı diriltmekle onların çocukları olan  bizler için bunu yerine getirdi; ikinci Mezmur’da da yazı-lı olduğu gibi, ‘Sen benim Oğlumsun, bugün ben seni tevlit3 ettim.’

34Ve artık çürümeye dönmemek üzere, O’nu ölüler ara-sından dirilttiğine dair şöyle demiştir: ‘Davut’un sadık1 merhametlerini size vereceğim.’a

35Bundan dolayı başka bir yerde de diyor ki: ‘Kutsalını çürüme görmeye bırakmayacaksın.’b

36Çünkü gerçekten Davut Allah’ın isteğiyle2 kendi ku-şağına hizmet ettikten sonra uyudu ve kendi atalarına ka-tılıp çürüme gördü.

37Ama Allah’ın dirilttiği Kişi çürüme görmedi.

38Bunun için kardeşler, adamlar, sizce bilinmiş olsun ki, bu Kişi aracılığıyla size günahların bağışlanması ilân edi-liyor;

39Ve iman eden herkes, Musa’nın yasasında salihc sayıl-madığınız bütün şeylerden, O’nda salih sayılır.

40Onun için dikkat edin ki, peygamberlerde şu söylenmiş olan sizin başınıza3 gelmesin:

41‘Bakın, siz ey hor görenler ve şaşıp yok olun; çünkü sizin günlerinizde ben bir iş işliyorum; bir iş ki, eğer biri size ilân etse de asla inanmazsınız.’”d

42Ve Yahudiler havradan çıkarlarken, uluslar4 bu sözlerin gelecek Sept günü kendilerine söylenmesini yalvardılar.

43Ve havra dağılınca, Yahudilerden ve Allah’a tapan dön-melerden5 birçoğu Pavlus’la Barnabas’ın ardından gitti-ler; onlar da kendileriyle konuşarak onları Allah’ın ina-yetinde devam etmeye ikna ettiler.

            44Ve ertesi Sept günü hemen hemen bütün şehir Allah’ın sözünü dinlemek için toplanmıştı.

45Ama Yahudiler kalabalıkları görünce, kıskançlıkla dol-dular ve karşı koyup küfrederek Pavlus tarafından söyle-nen şeylere karşı geldiler.6

46Ve Pavlus ile Barnabas cesaretle konuşup dediler: “Al-lah’ın sözünün önce size söylenmesi gerekiyordu; ama siz onu kendinizden itip attığınıza ve kendinizin sonsuz hayata lâyık olmadığınızı hükmettiğinize göre, işte, biz uluslara dönüyoruz.

47Çünkü Rab bize şöyle emretmiştir: ‘Seni, ulusların ışı-ğı olmak üzere koydum; öyle ki, yeryüzünün en uzak yerine dek kurtuluş için olasın.’”a

48Ve uluslar bunu işitince sevindiler ve Rab’bin sözünü yücelttiler; ve sonsuz hayata tayin olunanların hepsi iman etti.

49Ve Rab’bin sözü bütün memlekette yayıldı.

50Yahudiler ise, Allah’a tapan saygın kadınlarla şehrin ileri gelenlerini kışkırtıp, Pavlus ile Barnabas’a karşı bir baskı hareketi başlattılar; ve onları kendi sınırlarından dışarı attılar.

51Ama onlar, ayaklarının tozunu onlara karşı silkerek Konya’ya geldiler.

52Öğrenciler ise sevinçle ve Kutsal Ruh’la doluydular.

 

Bölüm 14

            1Ve öyle oldu ki, Konya’da Yahudilerin havrası-na birlikte girip öyle konuştular ki, hem Yahudilerden hem de Yunanlılardan büyük bir kalabalık iman etti.

2Ama iman etmemiş1 olan Yahudiler, ulusları kışkırttılar ve onları kardeşlere karşı kötü fikirli ettiler.2

3Böylece onlar Rab’be güvenip cesaretle konuşarak ora-da uzun bir süre kaldılar. O Rab ki, onların elleriyle yapıl-sın diye belirtiler ve harikalar verip kendi inayetinin sözü-ne tanıklık etti.

4Ama şehrin halkı3 ikiye bölünmüştü; ve bazıları Yahudi-lerle, bazıları da resullerle birlikteydi.

5Ve onları aşağılamak ve taşlamak için, hem uluslar hem de Yahudiler ile reislerinin bir saldırısı olacağı sırada,

6Bunun farkına varıp Likaonya’nın Listra ve Derbe şe-hirlerine ve çevre bölgeye kaçtılar;

7Ve orada İncil’i ilân etmekteydiler.

            8Ve Listra’da ayakları güçsüz bir adam oturuyor-du; o anadan doğmab topal olup hiç yürümemişti.

9Bu adam Pavlus’u konuşurken duydu; o da ona dikkatle bakıp onun iyileşeceğine imanı olduğunu görünce,

10Yüksek sesle, “Ayakların üzerine dikil!” dedi. O da sıç-rayıp yürüdü.

11Ve kalabalıklar Pavlus’un ne yaptığını görünce, Likaon-ya diliyle seslerini yükseltip, “Tanrılar insan gibi olup yanımıza indiler!” dediler.

12Ve Barnabas’ı Zeus,1 konuşmada öncü olduğu için Pav-lus’u da Hermes2 diye adlandırdılar.

13Ve onların şehrinin önünde bulanan Zeus tapınağının kahini kapılara boğalar ve çelenkler getirerek halkla3 bir-likte kurban kesmek istedi.

14Ama Resuller, Barnabas ve Pavlus, bunu duyunca giy-silerini yırtıp kalabalığın içine atılarak bağırıp dediler:

15“Ey adamlar, neden bu şeyleri yapıyorsunuz? Biz de sizinle benzer duyguları olan insanlarız; bu boş şeylerden, göğü ve yeri ve denizi ve onlardaki bütün şeyleri yaratan diri Allah’a dönesiniz diye size İncil’i ilân ediyoruz;

16O ki, geçmiş kuşaklarda bütün ulusların kendi yolların-da gitmelerine izin vermiştir;

17Yine de gökten bize yağmurlar ve verimli mevsimler vererek yüreklerimizi yiyecek ve sevinçle doldurup iyilik ederek kendisini gerçekten tanıksız bırakmamıştır.”

18Ve bu şeyleri söyleyerek kendilerine kurban kesmekten halkı güçlükle durdurdular.

19Ama oraya Antakya’dan ve Konya’dan Yahudiler gel-di; ve kalabalıkları kandırıp Pavlus’u taşladılar; onu öl-müş sanarak şehrin dışına sürüklediler.

20Ama öğrenciler onun etrafını sararken ayağa kalkıp şehre girdi; ve ertesi gün Barnabas’la birlikte Derbe’ye gitti.

21Ve İncil’i o şehre ilân edip birçoklarını öğrenci ettikten sonra Listra’ya, Konya’ya ve Antakya’ya dönerek,

22Öğrencilerin canlarını pekiştirip Allah’ın krallığına bir-çok sıkıntılardan geçerek girmemiz gerektir diye imanda durmalarını teşvik ediyorlardı.

23Ve her kilise topluluğunda onlar için ihtiyarlar seçip, oruçla birlikte dua ederek onları iman ettikleri Rab’be emanet ettiler.

24Ve Pisidya’dan geçerek Pamfilya’ya geldiler.

25Ve Perga’da Rab’bin sözünü söyledikten sonra Antal-ya’ya indiler;

26Oradan da yerine getirmiş oldukları iş için Allah’ın ina-yetine emanet edildikleri yer olan Antakya’ya yelken aç-tılar.

27Ve varıp kilise topluluğunu toplayınca, Allah’ın kendi-leriyle birlikte yaptığı bütün şeyleri; ve O’nun uluslara iman kapısını açtığını anlattılar.

28Ve orada öğrencilerle birlikte uzun zaman kaldılar.1

 

Bölüm 15

            1Ve Yahudiye’den inen bazı adamlar kardeşlere, “Siz Musa’nın geleneği uyarınca sünnet olmadıkça kurtulamazsınız” diye öğretiyorlardı.

2Bunun üzerine Pavlus ile Barnabas’ın onlarla ufak olma-yan bir çekişme ve tartışmaları olunca, bu soru hakkında resullerin ve ihtiyarların yanına, Yeruşalem’e çıkmaları için kardeşler Pavlus’la Barnabas’ı ve kendi aralarından başka bazılarını tayin ettiler.2

3Böylece onlar kilise topluluğu tarafından gönderilmiş olup, ulusların Allah’a döndüklerini ilân ederek Fenike ve Samiriye’den geçtiler; ve bütün kardeşlere büyük se-vinç nedeni oldular.

4Ve Yeruşalem’e geldiklerinde kilise topluluğu, resuller ve ihtiyarlar tarafından iyi karşılandılar;3 ve Allah’ın ken-dileriyle birlikte yapmış olduğu bütün şeyleri anlattılar.

5Ama Ferisi mezhebinden iman etmiş olan bazıları kalkıp dediler: “Onları sünnet etmek ve Musa’nın Yasasını tut-malarını emretmek gerektir.”

6Ve Resullerle ihtiyarlar bu mesele hakkında görüşmek üzere bir araya toplandılar.

7Ve çok tartışma olunca, Petrus ayağa kalkıp onlara dedi:

“Adamlar, kardeşler, siz bilirsiniz ki daha ilk günlerden beri Allah, aramızdan benim ağzımla ulusların İncil sö-zünü işitip iman etmelerini seçti.

8Ve yüreği bilen Allah, bize de verdiği gibi onlara Kutsal Ruh’u vererek kendilerine tanıklık etti;

9Ve onların yüreklerini imanla temizleyerek onlarla bizim aramızda hiçbir ayrım yapmadı.1

10Böylece şimdi, ne atalarımızın ne de bizim taşıyama-dığımız bir boyunduruğu öğrencilerin boynuna koymakla neden Allah’ı deniyorsunuz?

11Oysa Rab İsa’nın inayetiyle kurtulacağımıza, aynı şe-kilde onların da kurtulacaklarına iman ediyoruz.

12Ve bütün topluluk2 sustu; ve kendileri aracılığıyla Al-lah’ın uluslar arasında ne belirtiler ve harikalar yaptığını anlatan Barnabas’la Pavlus’u dinliyorlardı.

13Ve onlar sustuktan sonra Yakup cevap verip dedi: “Adamlar, kardeşler, beni dinleyin:

14Simeon, Allah’ın kendi adına bir halk almak üzere ön-ce ulusları nasıl ziyaret ettiğini anlattı.

15Ve peygamberlerin sözleri bununla bağdaşmaktadır; yazılmış olduğu gibi:

16‘Bu şeylerden sonra döneceğim ve Davut’un yıkılmış olan çadırını tekrar bina edeceğim; ve onun yıkıntılarını tekrar bina edeceğim; ve onu ayağa kaldıracağım;

17Öyle ki, insanların geri kalanı ve üzerlerinde adımın çağrıldığı bütün uluslar Rab’bi arasınlar; bütün bu şeyleri yapan Rab diyor.a

18Kendi işlerinin hepsi ezelden beri Allah için bilinmektedir.’

19Bu nedenle benim yargım, uluslardan Allah’a dönenleri sıkmamak;3

20Ama putların murdarlıklarından, zinadan ve boğulmuş olandan ve kandan sakınmalarını onlara yazmaktır.

21Çünkü eski kuşaklardan beri her Sept günü havralarda okunmak suretiyle Musa’nın her şehirde kendisini vaaz edenleri vardır.”

                22O zaman bütün kilise topluluğuyla birlikte re-sullere ve ihtiyarlara, kendi aralarından seçilmiş olan adamları yani kardeşler arasında ileri gelen Barsaba tak-ma adlı Yahuda’yı ve Silas’ı Pavlus ile Barnabas’la bir-likte Antakya’ ya göndermek iyi göründü.

23Onların eliyle şöyle yazdılar: Resuller, ihtiyarlar ve kardeşlerden Antakya’da, Suriye’de ve Kilikya’da uluslardan olan kardeşlere selam!

24Bizden çıkmış olan bazılarının, “Sünnet olup Yasa’yı tutmanız gerektir” diyerek sizi sözlerle rahatsız edip yü-reklerinizi karıştırdıklarını1 duyduk; biz onlara öyle bir emir vermedik;

25Hep birlikte bir araya gelerek, sevgilimiz Barnabas ve Pavlus ile birlikte size göndermek üzere adamlar seçmek bize iyi göründü;

26O adamlar ki, Rabbimiz İsa Mesih’in adı uğruna hayat-larını verdiler.2

27Bundan dolayı Yahuda ile Silas’ı gönderdik; kendileri de size aynı şeyleri sözle anlatacaklardır.

28Çünkü şu gerekli şeylerden başka üzerinize daha büyük yük koymamayı Kutsal Ruh’a ve bize iyi göründü:

29Putlara kurban edilen şeylerden ve kandan ve boğul-muş olandan ve zinadan çekinmeniz; bunlardan kendini-zi korursanız iyi edersiniz. Esena kalın.

30Böylece onlar yola çıkarılıp Antakya’ya gittiler; ve top-luluğu bir araya getirerek mektubu verdiler.

31Onlar da onu okuyunca ondaki teselliye sevindiler.

32Kendileri de peygamber olan Yahuda ile Silas, birçok sözlerle3 kardeşleri teşvik edip pekiştirdiler.

33Ve orada bir süre geçirdikten sonra resullerin yanına gitmek üzere kardeşler tarafından esenlikle yola çıkarıl-dılar.

34Ama orada kalmak Silas’a iyi göründü.

35Ve Pavlus’la Barnabas, diğer birçok kişilerle de birlikte Rab’bin sözünü, İncil’i, öğreterek ve vazederek Antak-ya’da kaldılar.

            36Ama birkaç gün sonra Pavlus Barnabas’a dedi: “Şimdi1 geri dönüp Rab’bin sözünü ilân ettiğimiz her şe-hirde kardeşlerimizi ziyaret edelim,2 nasıldırlar.”

37Ve Barnabas Markos denilen Yuhanna’yı birlikte alma-yı niyet etti.

38Ama Pavlus, Pamfilya’da kendilerinden ayrılıp geri çekilen ve onlarla birlikte işe gitmemiş olan birisini be-raberlerinde almamalarının iyi olduğunu düşündü.3

39bunun üzerine sert bir çekişme ortaya çıktı; öyle ki, bir-birlerinden ayrıldılar; ve Barnabas Markos’u alarak Kıb-rıs’a yelken açtı;

40Pavlus ise Silas’ı seçip kardeşler tarafından Allah’ın inayetine emanet edilmiş olarak yola çıktı.

41Ve kilise topluluklarını pekiştirerek Suriye ve Kilik-ya’dan geçti.

 

Bölüm 16

            1Ve Derbe ile Listra’ya geldi; ve işte, orada iman eden bir Yahudi kadının oğlu Timoteos adında bir öğren-ci vardı; babası ise bir Yunanlıydı.

2Listra ve Konya’daki kardeşler tarafından onun için iyi tanıklık ediliyordu.

3Pavlus bu kişinin kendisiyle birlikte gitmesini4 istedi; ve o yerlerde bulunan Yahudilerden ötürü onu alıp sünnet etti; çünkü hepsi babasının Yunanlı olduğunu biliyordu.

4Ve onlar şehirlerden geçerlerken Yeruşalem’deki resul-ler ve ihtiyarlarca kararlaştırılmış olan kuralları tutmaları için onlara iletiyorlardı.5

5Böylece kilise toplulukları imanda güçleniyor ve günden güne sayıca artıyorlardı.

                6Kutsal Ruh tarafından Allah’ın sözünü Asya’da söylemeleri engellenmiş olduğundan Frikya ve Galatya bölgesinden geçtiler.

7Misya’ya doğru geldiklerinde Bitinya’ya gitmeye çalış-tılar; ancak İsa’nın Ruh’u6 onlara izin vermedi.

8Ve Misya yanından geçip Troas’a indiler.

9Ve geceleyin Pavlus’a bir görüntüa belirdi; Makedon-yalı bir adam ayakta dikilmiş ona yalvararak, “Makedonya’ ya geçip bize yardım et” diyordu.

10O da görüntüyü görünce, onlara İncil’i vazetmek için Rab’bin bizi çağırmış olduğu sonucuna vararak hemen Makedonya’ya gitmeye çalıştık.

11Böylece Troas’tan yelken açıp doğru bir rotayla Samot-raki’ye, ertesi gün de Neapolis’e,

12Ve oradan Makedonya bölgesinin birinci şehri, Roma-lıların bir kolonisi1 olan Filippi’ye geldik. Ve bu şehirde birkaç gün kaldık.

13Ve Sept günü şehrin dışına, bir ırmak kenarına çıktık; orası alışılmış bir dua yeriydi; ve oturup toplanmış olan kadınlara konuştuk.

14Tiyatira şehrinden erguvani2 satıcısı, Allah’a tapan Lid-ya adında bir kadın dinliyordu; Pavlus tarafından söyle-nen şeylere dikkat etmesi için Rab onun yüreğini açtı.

15Ve kendisiyle ev halkı vaftiz olunca, yalvararak dedi: “Eğer benim Rab’be sadık olduğuma karar3 verdinizse, evime girip kalın.” Ve bizi zorladı.

16Ve öyle oldu ki biz duaya giderken, kendisinde falcı ru-hu olan ve bilinmeyen alemden haber vermekle efendile-rine çok kazanç sağlayan bir hizmetçi kız bize rastladı.

17Pavlus’u ve bizi izleyerek, “Bu adamlar en yüce olan Allah’ın kullarıdırlar, bize kurtuluş yolunu ilân ediyorlar” diyerek bağırıyordu.

18Ve bunu birçok günler yaptı. Ama Pavlus çok sıkılarak4 dönüp ruha, “Ondan çıkmanı İsa Mesih adıyla sana emre-diyorum” dedi. Ve aynı saatte ruh çıktı.

19Ve onun efendileri kazanç umutlarının gittiğini görün-ce, Pavlus ile Silas’ı yakalayarak çarşı meydanına, reis-lerin önüne sürüklediler;

20Ve onları yargıçlara getirerek dediler: “Yahudi olan bu adamlar şehrimizi gayet çok karıştırıyorlar,

21Ve Romalı olan bizlere kabul etmek, ne de yapmak yasal olmayan gelenekler ilân ediyorlar.”

22Ve kalabalık birlikte onlara karşı ayaklandı; yargıçlar da onların elbiselerini yırtıp sıyırarak değnekle dövülme-lerini emrettiler.

23Ve onlara çok değnek vurduktan sonra1 zindana attılar; zindancıya onları güvenlik içinde korumasını emrettiler.

24Böylesi bir emir alan zindancı onları iç zindana atıp ayaklarını tomruklara sıkı bağladı.2

25Ve gece yarısına doğru Pavlus’la Silas dua ediyor, Al-lah’a ilâhiler söylüyorlardı; tutuklular da onları dinli-yordu.

26Ve birdenbire büyük bir deprem oldu; öyle ki, zindanın temelleri sarsıldı; ve hemen bütün kapılar açıldı; ve her-kesin bağları çözüldü.

27Zindancı da uykudan uyanıp zindanın kapılarını açıl-mış görerek, mahpusların kaçtığını sanıp kılıcını çekerek kendini öldürmek üzereydi.

28Ama Pavlus, “kendine zarar etme; çünkü hepimiz bu-radayız” diyerek yüksek sesle bağırdı.

29O da ışık isteyip hızla içeri atıldı; ve titreyerek Pavlus’la Silas’ın önünde yere kapandı;

30Ve onları dışarı çıkararak, “Efendiler, kurtulayım diye ne yapmam gerek?” dedi.

31Onlar da, “Rab İsa Mesih’e iman et kurtulacaksın; sen de ve ev halkın da” dediler.

32Ve kendisi ile evinde olanların hepsine Rab’bin sözünü söylediler.

33Ve gecenin o saatinde onları alarak yaralarını yıkadı;3 ve kendisi ile ona ait olanların hepsi hemen vaftiz olundu.

34Ve onları kendi evine götürerek önlerine sofra kurdu; ve Allah’a iman etmiş olarak bütün eviyle birlikte çok sevindi.

35Ve gündüz olunca yargıçlar çavuşları4 göndererek, “O adamları salıverin” dediler.

36Zindancı da Pavlus’a şu sözleri iletti: “Yargıçlar, ser-best bırakılmanız için gönderdiler; onun için şimdi çıkın, esenlikle gidin.”

37Ama Pavlus onlara1 dedi: “Romalı adamlar olan bizleri mahkûm edilmeden herkesin önünde döverek zindana at-tılar; ve şimdi bizi gizlice mi dışarı atıyorlar? Gerçekten olmaz! Ancak kendileri gelsinler bizi dışarı çıkarsınlar.”

38Çavuşlar da bu sözleri yargıçlara ilettiler. Ve Romalı olduklarını duyunca korktular.

39Ve gelip onlara yalvardılar; ve onları dışarı çıkararak şehirden çıkmalarını rica ettiler.

40Onlar da zindandan çıkıp Lidya’nın evine geldiler; ve kardeşleri görünce onları teselli edip gittiler.

 

Bölüm 17

            1Ve Amfipolis ile Apolonya’dan geçerek Sela-nik’e geldiler; orada Yahudilerin havrası vardı.

2-3Pavlus geleneği üzere onların yanına girdi; ve üç Sept günü Kutsal Yazılardan, Mesih’in elem çekmesi ve ölü-ler arasından dirilmesi gerektiğini açıklayarak ve kanıt göstererek onlarla tartıştı; ve, “Size ilân ettiğim bu İsa, Mesih’tir” dedi.

4Ve onlardan bazıları, Allah’a tapan Yunanlılardan büyük bir kalabalık ve ileri gelen kadınlardan birkaçı değil, epey-cesi inandılar ve Pavlus’la Silas’a katıldılar.

5Ama iman etmeyen Yahudiler kıskanarak çarşı aylakla-rından bazı kötü adamları kendi yanlarına alıp bir kala-balık toplayarak şehri kargaşa içinde ayağa kaldırdılar; ve Yason’un evine saldırarak onları dışarıya, halkın önü-ne çıkarmaya uğraştılar.

6Ama onları bulmayınca, Yason’u ve bazı kardeşleri şeh-rin reisleri önüne sürükleyip bağırdılar: “Dünyayı altüst eden bunlar buraya da geldiler;

7Yason onları evine kabul etti; ve bunların hepsi İsa diye başka bir kralın var olduğunu söyleyerek Kayser’in emirlerine aykırı davranıyorlar.”

8Ve onlar bu şeyleri işiten kalabalığı ve şehrin reislerini huzursuz ettiler.

9Ve Yason ile öbürlerinden kefalet alarak onları salıver-  diler.

10Kardeşler de geceleyin Pavlus’la Silas’ı hemen Veri-ya’ya gönderdiler; onlar varınca Yahudilerin havrasına gittiler.

11Ve bunlar Selanik’te olanlardan daha soylu idiler; bu şeyler öyle midir diye, her gün Kutsal Yazıları inceleye-rek sözü tüm istekle1 kabul ettiler.

12Böylece, gerçekten onlardan birçokları ile az sayıda ol-mayan epeyce saygın Yunanlı kadınlar ve erkekler iman ettiler.

13Ama Selanik’ten olan Yahudiler, Allah’ın sözünün Pavlus tarafından Veriya’da da ilân edildiğini farkedince, oraya da gelerek kalabalıkları kışkırttılar.

14Ve o zaman kardeşler, Pavlus’u denize gitmek üzere2 hemen gönderdiler; ama Silas ile Timoteos, her ikisi ora-da kaldı.

15Ve yolda Pavlus’a kılavuzluk edenler onu Atina’ya ka-dar getirdiler; ve mümkün olduğu kadar yanına çabuk gelsinler diye ondan Silas ile Timoteos’a emir alarak ay-rıldılar.

                16Pavlus ise Atina’da onları beklerken, şehrin putlarla dolu olduğunu görünce, ruhu kendi içinde acı bir şekilde tahrik olundu.

17Bu nedenle, havrada Yahudilerle ve tapınan kişilerle ve çarşıda her gün karşılaştığı kişilerle tartışıyordu.

18Ama Epikürcü ve Stoacı filozoflardan bazıları kendisi-ne rastladılar. Ve bazıları, “Bu geveze3 ne demek istiyor?” Başkaları da, “Bu, yabancı ilahların4 bir habercisi olduğu görünüyor” dediler; çünkü İsa’nın ve dirilişin müjdesini onlara ilân ediyordu.

19Ve kendisini tutarak Ariopagos’a5 götürüp dediler: “Se-nin tarafından söylenen bu yeni öğretişin ne olduğunu bilebilir miyiz?

20Çünkü sen bizim kulaklarımıza bazı yabancı şeyler ge-tiriyorsun. Onun için bu şeylerin ne demek olduğunu bil-mek isteriz.”

21Bütün Atinalılar ve oradaki konuk yabancılar, yeni bir şey konuşup dinlemekten başka bir şeyle boş vakitlerini geçirmezlerdi.

22Pavlus da Ariopagos’un orta yerinde durup dedi: “Ey  Atinalı adamlar, ben sizi bütün şeylerde çok dindar1 görü-yorum;

23Çünkü ben geçip giderken ve tapındığınız nesnelere bakarken üzerinde, ‘BİLİNMEYEN ALLAH’A’ diye yazılı bir sunak da buldum. Bunun için kendisini bilmeden ta-pındığınızı, evet O’nu ben size ilân ediyorum.

24Dünyayı ve içinde bulunan bütün şeyleri yaratan Allah, göğün ve yerin Rab’bi olduğundan, elle yapılmış tapınaklarda oturmaz;

25Hepsine hayat, soluk ve her şeyi veren kendisi olduğuna göre, bir şeye muhtaçmış gibi insan elleriyle de O’na hizmet edilmez;

26Ve önceden tayin ettiği vakitlerini ve yerleşim yerleri-nin sınırlarını kararlaştırarak bütün yeryüzünde oturmak üzere insanların her ulusunu bir kandan yarattı;

27Öyle ki, Allah’ı arasınlar; belki el yordamıyla da olsa O’nu bulsunlar; gerçi O hiç birbirimizden uzak değildir.

28Çünkü O’nda yaşıyoruz ve hareket ediyoruz ve varız; sizin şairlerinizden bazılarının da dediği gibi: ‘Çünkü biz de O’nun evladıyız.’2

29Bunun için, Allah’ın evladı olduğumuza göre, Tanrısal varlığın, insan sanatının ve hayalinin oyma şeylerine, al-tına, ya da gümüşe, ya da taşa benzer olduğunu düşünme-meliyiz.

30Onun için, Allah gerçekten bilgisizlik zamanlarını gör-memezlikten geldi; şimdi ise her yerde her insanın tövbe etmesini emrediyor;

31Çünkü atamış olduğu Kişi aracılığıyla dünyayı adaletle yargılayacağı bir gün saptamıştır; O’nu ölüler arasından diriltmekle bütün herkese güvence1 vermiştir.”

32Ve ölülerin dirilişi hakkında duyunca bazıları alay etti; başkaları da, “Bunun hakkında seni yine dinleyeceğiz” dediler.

33Ve böylece Pavlus onların ortasından çıktı.

34Ama bazı adamlar ona katılarak iman ettiler; onların arasında Ariopagos’lu2 Diyonisios ve Damaris denilen bir kadın ve onlarla birlikte başkaları da vardı.

 

Bölüm 18

            1Ve bu şeylerden sonra Pavlus Atina’dan ayrılıp Korintos’a geldi.

2Ve yakınlarda İtalya’dan gelmiş olan soyca Pontus’lu Akuila adlı bir Yahudi ile karısı Priskilla’yı buldu; çünkü Klavdius bütün Yahudilerin Roma’dan çıkmalarını emret-mişti; Pavlus onların yanına geldi;

3Ve aynı meslekten olduğu için onlarla birlikte kalıp çalış-tı; çünkü meslekçe çadırcıydılar.

4Ve o, her Sept günü havrada tartışarak Yahudileri ve Yu-nanlıları ikna ediyordu.

5Ve Silas’la Timoteos Makedonya’dan indikleri zaman, Pavlus ruhta zorlanmış3 olarak Yahudilere ciddiyetle İsa’nın Mesih olduğuna tanıklık ediyordu.

6Onlar ise karşı koyup küfredince, giysilerini silkerek onlara dedi: “Kanınız başınızın üzerinde olsun; ben temi-zim; bundan sonra uluslara gideceğim.”

7Ve oradan ayrılıp Allah’a tapan Yustus adında birisinin evine geldi; onun evi havraya bitişikti.

8Ve havra reisi Krispus tüm eviyle birlikte Rab’be iman etti; ve Korintoslulardan bir çoğu işiterek iman edip vaf-tiz olunuyorlardı.

9Ve geceleyin Rab Pavlus’a bir görüntüde dedi: “Korkma, ama konuş ve susma;

10Çünkü ben seninle beraberim ve seni incitmek4 için hiç

kimse senin üzerine saldırmayacaktır; çünkü bu şehirde benim çok halkım vardır.”

11Ve Allah’ın sözünü öğreterek onların arasında bir yıl altı ay kaldı.

                12Ama Gallio Ahaya valisiyken, Yahudiler hep birlikte Pavlus’a karşı ayaklandılar ve onu yargı kürsüsü-nün önüne götürerek,

13“Bu adam Yasa’ya aykırı şekilde insanları Allah’a ta-pınmaya kandırıyor” dediler.

14Ama Pavlus ağzını açmak üzereyken Gallio Yahudilere dedi: “Eğer gerçekten bir haksızlık ya da kötü bir suç1 olsaydı ey Yahudiler, mantığa uygun olarak size katlan-mam gerekirdi.

15Ama kelimeler ve isimler ve yasanızla ilgili bir sorun ise, siz kendiniz ona bakın; çünkü ben bu şeylerin yargıcı olmak istemem.”

16Ve onları yargı kürsüsünden kovdu.

17Ve bütün Yunanlılar, havranın reisi Sostenis’i yakalaya-rak onu yargı kürsüsünün önünde dövdüler. Ve Gallio bu şeylere hiç aldırış etmedi.

                18Pavlus ise orada çok günler daha kaldı; kardeş-lerden ayrılarak Suriye’ye yelken açtı; beraberinde de Priskilla ile Akuila vardı; Kenhrea’da saçlarını kestirdi, çünkü bir adağı vardı.

19Ve Efesos’a geldi, onları orada bıraktı; ama kendisi havraya girerek Yahudilerle tartıştı.

20Onlar da kendileriyle daha uzun zaman kalmasını iste-yince o razı olmadı;

21Ama, “Gelecek olan bayramı mutlaka Yeruşalem’de kutlamalıyım; ve Allah dilerse tekrar size döneceğim” diyerek onlardan ayrıldı. Ve Efesos’tan denize açıldı.

22Ve Kayseriye’de karaya çıktığında, çıkıp2 kilise toplu-luğunu selamlayarak Antakya’ya indi.

23Ve bir süre orada kaldıktan sonra yola çıktı; sırayla Galatya ve Frikya memleketlerinden geçerek bütün öğ-rencileri pekiştirdi.

                24Ama İskenderiye doğumlu Apollos adında söz söyleme yeteneğine sahip ve Kutsal Yazılarda güçlü olan bir Yahudi Efesos’a geldi;

25Rab’bin yolunda eğitilmişti; ve ruhta gayretli olup yal-nız Yuhanna’nın vaftizini bilerek, Rab’le1 ilgili şeyleri doğru olarak konuşuyor ve öğretiyordu.

26Ve havrada cesaretle konuşmaya başladı. Ve Akuila ile Priskilla kendisini duyunca, onu yanlarına alıp Rab’bin yolunu ona daha doğru olarak açıkladılar.

27O da dolaşıp Ahaya’ya gitme düşüncesinde olunca, kardeşler öğrencilere yazıp kendisini kabul etmeleri için onları teşvik ettiler; o vardığında, inayet aracılığıyla iman etmiş olanlara çok yardım etti.

28Çünkü Kutsal Yazılardan, İsa’nın Mesih olduğunu açık-ça göstererek güçlü bir şekilde Yahudilerin iddialarını çürütüyordu.

 

Bölüm 19

            1Ve öyle oldu ki, Apollos Korintos’tayken, Pav-lus yukarı taraflardan geçerek Efesos’a geldi; ve bazı öğ-renciler bulup onlara:

2“İman ettiğinizde Kutsal Ruh’u aldınız mı?” dedi. Ve onlar kendisine, “Kutsal Ruh var mıdır,2 işitmedik bile” dediler.

3O da onlara, “Öyleyse siz neye vaftiz olundunuz?” dedi. Onlar da, “Yuhanna’nın vaftizine” dediler.

4Ve Pavlus dedi: “Yuhanna halka, kendisinden sonra ge-lecek olana, yani Mesih İsa’ya iman etmelerini söyleye-rek tövbe vaftiziyle gerçekten vaftiz etti.”

5Onlar da bunu duyunca, Rab İsa’nın adına vaftiz olun-dular.

6Ve Pavlus üzerlerine ellerini koyunca, Kutsal Ruh onla-rın üzerine geldi; ve dillerle konuşuyor ve peygamberlik ediyorlardı.

7Ve adamların hepsi yaklaşık oniki kişiydi.

8O da havraya girerek üç ay süre ile Allah’ın krallığı ile ilgili şeyleri tartışıp ikna ederek cesaretle konuştu.

9Ama bazıları kalabalığın önünde Yol’u kötüleyerek sert-leşip itaatsız olunca1 onlardan ayrıldı; öğrencileri de ayır-dı; her gün Tirannus’un okulunda tartışıyordu.

10Ve bu iki yıl boyunca sürdü;2 öyle ki, hem Yahudi hem Yunanlı, Asya’da oturanların hepsi Rab İsa’nın sözünü işittiler.

11Ve Allah, Pavlus’un elleriyle olağanüstü kudretli işler yaptı;

12Öyle ki, hasta olanlara onun bedeninden3 mendiller ya da peştamallar4 bile götürüldü ve hastalıklar onlardan ayrıldı; kötü ruhlar da onlardan çıktı.

13Oysa kötü ruhları kovan gezginci Yahudilerden bazıla-rı, “Pavlus’un vazettiği İsa ile size yemin ettiririz”5 diye-rek kendilerinde kötü ruhlar olanların üzerine Rab İsa’nın adını çağırmayı üstlendiler.

14Ve bunu yapan bazı adamlar olup Skeva adında bir Yahudi başkahinin yedi oğluydu.

15Ama kötü ruh cevap verip dedi: “İsa’yı biliyorum, Pav-lus’u da tanıyorum; ama siz kimsiniz?”

16Ve kendisinde kötü ruh bulunan adam onların üstüne sıçrayıp onları yenerek onlara üstün geldi; öyle ki, o ev-den çıplak ve yaralı olarak kaçtılar.

17Ve bu olay Efesos’ta oturan hem Yahudilerin hem de Yunanlıların hepsine bilinmiş oldu; ve hepsinin üzerine korku düştü; ve Rab İsa’nın adı büyümüş6 oldu.

18Ve iman etmiş olanların bir çoğu yaptıklarını itiraf ede-rek ve açıkça bildirerek geldiler.

19Ve sihirbazlık yapanlardan7 birçoğu da kitaplarını top-layıp herkesin önünde yaktılar; ve onların değerini hesap edip elli bin parça gümüş buldular.

20Böylece Rab’bin sözü kudretle büyüyüp üstün geldi.

                21Ve bu şeyler bitince,8 Pavlus Makedonya ve Ahaya’dan geçip Yeruşalem’e gitmeyi ruhta niyet ederek, “Oraya gittikten sonra Roma’yı da görmem gerekir” dedi.

22Ve kendisine hizmet edenlerden ikisini, Timoteos’la Erastos’u Makedonya’ya göndererek kendisi bir süre As-ya’da kaldı.

23Ve o zamanda Yol hakkında küçük olmayan bir kargaşa meydana geldi.

24Çünkü Dimitrios adında bir kuyumcu, Artemis’in gü-müşten tapınağını yaparak sanatçılara az kâr getirmi- yordu;

25O, bunları ve bu tür işlerde çalışanları bir araya toplaya-rak dedi: “Efendiler,1 biliyorsunuz ki zenginliğimiz bu iş-tendir;

26Ve görüp işitiyorsunuz ki bu Pavlus, ellerle yapılanların tanrılar olmadığını söyleyerek yalnız Efesos’ta değil, ama hemen hemen bütün Asya’da büyük bir kalabalığı kandı-rıp saptırdı.

27Şimdi bizim için tehlike, yalnız bu sanatımızın saygın-sız hâle gelmesinde değildir; ama büyük tanrıça Arte-mis’in tapınağının da hiçe sayılmasında ve bütün Asya ile dünyanın tapındığı tanrıçanın ululuğunun da yok olmasındadır.”

28Onlar da bunu duyunca ve öfkeyle dolmuş olarak, “Efesosluların Artemisi büyüktür!” diyerek bağırdılar.

29Ve bütün şehir karışıklıkla doldu; ve Pavlus’un yol ar-kadaşları olan Makedonyalı Gayus ile Aristarhos’u yaka-layarak hep birlikte tiyatroya koşuştular.

30Pavlus ise halkın içine girmeğe niyet ettiğinde, öğren-ciler onu bırakmadılar.

31Ve onun arkadaşları olan Asya reislerinden bazıları da kendisine göndererek2 tiyatroya girip kendisini tehlikeye atmaması için yalvardılar;

32Böylece bazıları bir şey ve bazıları başka şey bağırıyor-du, çünkü topluluk karışmıştı; ve çoğunluk ne için bir ara-ya geldiklerini bilmiyordu;

33Ama Yahudilerin öne ittiği İskender’i kalabalığın ara-

sından çıkardılar. İskender de el ile işaret ederek halka sa-vunmasını yapmak istedi.

34Ama onun Yahudi olduğunu anlayınca, “Efesosluların Artemis’i büyüktür” diye, yaklaşık iki saat boyunca hep-si bir ağızdan1 bağırdılar.

35Ve şehrin sicil memuru kalabalığı yatıştırınca dedi:*

“Ey Efesoslu adamlar, Efesoslular şehrinin, büyük tanrı-ça Artemis tapınağının ve Zeus’tan düşmüş olan suretin2 koruyucusu olduğunu bilmeyen adam var mı?

36Onun için bu şeyler inkâr edilemez olduğuna göre, sizin sakin olmanız ve acelecilikle3 bir şey yapmamanız gerek.

37Çünkü ne tapınak yağmacıları, ne de tanrıçanıza küfre-dici olmayan bu adamları buraya getirdiniz.

38Onun için, eğer gerçekten Dimitrios ve onunla birlikte olan sanatkârlar, birine karşı bir davaları varsa mahke-meler açıktır, valiler de vardır; birbirlerini suçlasınlar.

39Ama siz başka meselelerle ilgili bir şey soruşturuyor-sanız, yasal toplantıda çözümlenir.

40Çünkü bu günkü4 olay konusunda ayaklanmadan suçlu tutulma tehlikesi içinde de bulunuyoruz; bu kalabalığa ne-den olarak verebileceğimiz tek bir sebep mevcut değildir.

41Ve bu şeyleri söyleyince topluluğu dağıttı.

 

Bölüm 20

            1Ama gürültü durduktan sonra Pavlus, öğrenci-leri yanına çağırdı; ve onları kucaklayıp5 Makedonya’ya gitmek üzere ayrıldı.

2Ve o yörelerden geçip giderek ve onları çok sözlerle6 teşvik ederek Yunanistan’a geldi.

3Ve orada üç ay kaldı; Suriye’ye yelken açmak üzerey-ken Yahudiler tarafından kendisine karşı bir düzen kurulunca, Makedonya’dan geçerek geri dönmeye karar verdi.

4Ve Veriyalı Sopater ve Selaniklilerden Aristarhos ile Se-kundus, Derbeli Gayus ve Timeteos ve Asyalı Tihikos ile Trofimos Asya’ya kadar ona yoldaşlık ettiler.

5Bunlar önden gidip bizi Troas’ta beklediler.

6Biz ise Mayasız Ekmek bayramından sonra Filippi’den yelken açıp beş günde Troas’a varıp onlara yetiştik; ora-da yedi gün kaldık.

7Ve haftanın ilk gününde ekmek kırmak için öğrenciler bir araya toplandıklarında, Pavlus ertesi gün ayrılmak üzereyken onlara konuştu; ve konuşmayı gece yarısına dek sürdürdü.

8Ve toplanmış oldukları yukarı odada birçok lâmbalar vardı.

9Ve Eftihos adında bir genç pencerede oturuyordu; Pav-lus uzun süre konuşunca derin uykuya daldı;1  uykuyla çökmüş1 olup üçüncü kattan aşağı düştü ve ölü olarak kaldırıldı.

10Ama Pavlus aşağı inerek onun üzerine düştü2 ve onu kucaklayıp, “Gürültü etmeyin, çünkü hayatı kendisinde-dir” dedi.

11Ve yukarı çıkıp ekmek kırdı ve yedi; ve gün doğuncaya dek uzun konuştu, öylece ayrıldı.

12Ve genç çocuğu diri olarak getirip çok teselli buldular.3

13Ama biz önceden giderek gemiye binip Asos’a yelken açtık, oradan Pavlus’u gemiye almayı amaçladık; çünkü kendisi yaya gitmeyi amaçladığından, o öyle düzenle-mişti.

14Ve bizi Asos’ta karşılayınca onu gemiye alıp Midilli’ye geldik.

15Oradan da yelken açıp yola çıktık, ertesi gün Sakız ada-sı karşısına vardık; bir sonraki gün de Sisam’a vardık; ve Trogilyum’da kalıp ertesi gün Miletos’a geldik.

16Çünkü Pavlus, Asya’da zaman harcamak zorunda kal-masın diye yelkenliyle Efesos’un yanından geçip gitmeye karar vermişti; çünkü kendisi için mümkünse Pentikost günü Yeruşalem’de bulunmak üzere acele ediyordu.

17Ve Miletos’tan Efesos’a gönderip kilisenin ihtiyarlarını çağırttı.4

18Ve onun yanına geldikleri zaman onlara dedi: “Asya’ya vardığım ilk günden beri sizinle birlikte nasıl bulun-duğumu;

19Bütün alçak gönüllülükle ve pekçok gözyaşlarıyla ve Yahudilerin düzenleriyle bana olan denenmelerle Rab’be hizmet ettiğimi;

20Yararlı olan hiçbir şeyi size ilân etmekten, açıkça ve evden eve öğretmekten,

21Hem Yahudilere hem de Yunanlılara, Allah’a karşı töv-beye ve Rabbimiz İsa Mesih’e karşı imana içtenlikle ta-nıklıkta bulunarak öğretmekten nasıl çekinmediğimi siz biliyorsunuz.

22Ve şimdi, işte, Ruh’ta bağlanmış olarak Yeruşalem’e gidiyorum; orada1 başıma gelecek şeyleri bilmem.

23Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntılar bekle-diğini söyleyerek her şehirde tamamen tanıklıkta bulu-nuyor.

24Ama ben hiçbir şeyi önemsemem, ne de hayatımı ken-dim için kıymetli sayarım; ta ki dönemimi2 ve Allah’ın inayetinin İnciline tamamen tanıklık etmek için Rab   İsa’dan aldığım hizmeti sevinçle bitireyim.

25Ve şimdi, işte aralarında dolaşıp Allah’ın krallığını va-az ettiğim sizler hepiniz, artık yüzümü görmeyeceğinizi biliyorum.

26Bu nedenle bugün size tanıklık ediyorum ki, herkesin kanından temizim;

27Çünkü Allah’ın tüm gayesini3 size ilân etmekten çekin-medim.

28Onun için kendinize ve Allah’ın kendi4 kanı ile edin-miş olduğu5 kilise topluluğunu gütmek için, Kutsal Ruh’un sizi içinde gözetici koyduğu bütün süreye dikkat edin.

29Çünkü bunu biliyorum ki, ben gittikten sonra aranıza sürüyü esirgemeyen azgın kurtlar girecektir;

30Ve öğrencileri kendi artlarınca çekmek için sapık şey-ler söyleyen adamlar kendi aranızdan çıkacak.

31Bundan dolayı uyanık olun, üç yıl süresince gece gün-düz gözyaşlarıyla her birinizi uyarmaktan1 vazgeçme-diğimi hatırlayın.

32Ve şimdi ey kardeşler, sizi Allah’a ve O’nun inayetinin sözüne emanet ediyorum; O söz ki, bina etmek için ve tüm kutsal kılınmış olanların arasında size miras vermek için güçlüdür.

33Hiç kimsenin gümüşüne, ya altınına ya da giysisine göz dikmedim.

34Ama kendi ihtiyaçlarıma ve benimle birlikte olanların-kine, bu ellerimin hizmet ettiğini siz kendiniz bilirsiniz.

35Her şeyde size gösterdim ki, böylece emek vererek za-yıflara yardım etmek ve Rab İsa’nın, ‘Vermek almaktan daha büyük mutluluktur’ demiş olduğu kendi sözlerini hatırlamak gerekir.”

36Ve bu şeyleri söyleyince diz çöküp onların hepsiyle bir-likte dua etti.

37Hepsi de çok ağladı;2 ve Pavlus’un boynuna düşerek onu hararetle öptüler;

38En çok artık onun yüzünü görmeyecekler diye söyle-miş olduğu söze üzüldüler. Ve gemiye kadar onunla bir-likte gittiler.

 

Bölüm 21

            1Ve öyle oldu ki, onlardan ayrılıp denize yelken açtığımız zaman, doğru bir rota alarak İstanköy’e ve er-tesi gün Rodos’a, oradan da Patara’ya geldik;

2Ve karşı tarafa, Fenike’ye geçmekte olan bir gemi bul-duk; ona binip yelken açtık.

3Ve Kıbrıs’ı görünce onu solda bırakarak Suriye’ye gittik3 ve Sur’da karaya indik; çünkü gemi yükünü orada boşal-tacaktı.

4Ve öğrencileri bularak orada yedi gün kaldık; onlar Ruh aracılığıyla Pavlus’a, Yeruşalem’e çıkmamasını söyle-diler.

5Ama öyle oldu ki, günlerimiz dolunca çıkıp yolculuğa koyulduk; çocuklarıyla birlikte hepsi şehrin dışına kadar bizimle geldiler. Ve kıyıda diz çöküp dua ettik.

6Ve birbirimizi kucakladıktan sonra biz gemiye bindik, onlar da kendi evlerine döndüler.

7Biz de deniz yolculuğunu bitirerek Sur’dan Ptolemais’e vardık; ve kardeşleri selamlayıp onlarla birlikte bir gün kaldık.

8Ve ertesi gün Pavlus ile beraberinde olan bizler, çıkıp Kayseriye’ye geldik; ve yedilerden biri olan İncil vaizi Filipus’un evine girip onun yanında kaldık.

9Bu adamın peygamberlik eden dört bakire kızı vardı.

10Ve biz orada birçok günler kalırken, Yahudiye’den Agabus adında bir peygamber indi;

11Ve bize geldiğinde Pavlus’un kuşağını alarak kendi ayaklarını ve ellerini bağlayıp dedi: “Kutsal Ruh şöyle diyor: ‘Bu kuşağın sahibi olan adamı, Yahudiler Yeru-şalem’de böyle bağlayıp ulusların ellerine teslim ede-cekler.’”

12Ve bu şeyleri işittiğimiz zaman hem biz hem de oralılar Yeruşalem’e çıkmaması için ona yalvardık.

13O zaman Pavlus cevap verdi: “Ağlayarak ve yüreğimi kırarak ne yapıyorsunuz? Çünkü ben Rab İsa’nın adı için Yeruşalem’de yalnız bağlanmaya değil, ama ölmeye de hazırım.”

14Ve o ikna olmayınca, “Rab’bin isteği olsun” diyerek    sustuk.

                15O günlerden sonra eşyamızı toplayarak Yeru-şalem’e çıktık.

16Ve Kayseriye’den bazı öğrenciler de bizimle birlikte geldiler; yanında misafir olacağımız eski1 bir öğrenciyi, bir Kıbrıslı olan Minason’u beraberlerinde getirdiler.

17Ve Yeruşalem’e vardığımız zaman kardeşler bizi se-vinçle kabul ettiler.

 

18Ertesi gün de Pavlus bizimle birlikte Yakub’un yanına girdi; ve bütün ihtiyarlar geldiler.

19Onları selamladıktan sonra Allah’ın uluslar arasında kendi hizmeti aracılığıyla yaptığı şeyleri teker teker an-lattı.

20Onlar da işitince Rab’bi yücelttiler; ve kendisine dedi-ler: “Görüyorsun kardeş, Yahudilerden iman etmiş olan kaç bin kişi vardır; hepsi de Yasa için gayretli kişilerdir.

21Ve senin hakkında onlara bildirildi ki, uluslar arasında bulunan bütün Yahudilere, çocuklarını sünnet etmemeyi ve de geleneklere göre yürümemeyi söyleyerek Mu-     sa’dan sapmalarını öğretiyormuşsun.

22O zaman ne yapmalı? Mutlaka bir kalabalık toplanmış olacak, çünkü senin geldiğini duyacaklar.

23Bunun için sana şu dediğimizi yap: Yanımızda adak-ları1 olan dört adam vardır;

24Bunları al, onlarla birlikte kendin de temizlenmiş ol; ve başlarını traş edebilmeleri için onlara yapılacak masrafı sen üstlen; hepsi de senin hakkında kendilerine bildiri-lenlerin bir şey2 olmadığını, ancak senin kendin de Ya-sa’yı tutarak düzenli yürümekte olduğunu bilsinler.

25Oysa biz, uluslardan iman etmiş olanlara ilişkin olarak karar verip yazdık ki, böylesi şeyler değil de sadece put-lara sunulan şeylerden ve kandan ve boğulmuş olandan ve zinadan kendilerini korusunlar.”

26O zaman Pavlus adamları alıp ertesi gün onlarla birlik-te kendisini paklayarak, onların her biri için kurban3 su-nuluncaya dek, paklanma günlerinin tamamlandığını ilân ederek tapınağa girdi.

27Ve yedi gün bitmek üzereyken, Asya’dan olan Yahudi-ler onu tapınakta görerek bütün kalabalığı kışkırttılar; ve ona el atıp4 bağırdılar:

28“Ey İsrailli adamlar, yardım edin! Herkese her yerde, halka ve Yasa’ya ve bu yere karşı öğreten adam budur; ve üstelik de tapınağın içine Yunanlılar getirip bu kutsal yeri kirletti.”

29Çünkü daha önce şehirde Efesoslu Trofimos’u onunla birlikte görmüşlerdi; onu Pavlus’un tapınağa soktuğunu sanmışlardı.

30Ve bütün şehir harekete geçerek halk birlikte koşuştu;1 ve Pavlus’u tutup tapınaktan dışarı sürüklediler; ve kapı-lar hemen kapatıldı.

31Onlar kendisini öldürmeye çalışırlarken, tüm Yeruşa-lem’in karışıklık içinde olduğu haberi tabur binbaşısına geldi.

32O da hemen askerlerle yüzbaşıları alarak aşağıya, on-ların üzerine koştu; ve onlar binbaşı ile askerleri görünce Pavlus’u dövmeyi bıraktılar.

33O zaman binbaşı yaklaşıp onu yakaladı ve iki zincirle bağlanmasını emretti; ve onun kim olduğunu ve ne yap-tığını soruşturdu.

34Ama kalabalığın içinde bazıları bir şey, bazıları başka şey bağırıyordu; ve gürültüden ötürü kesin olanı bilme-diği için onun kaleye götürülmesini emretti.

35Ama o, merdivenlere geldiğinde öyle oldu ki, kalaba-lığın zorlamasından dolayı askerler tarafından taşınmış oldu.

36Çünkü halk kalabalığı, “onu ortadan kaldır!” diye bağı-rarak onları izliyordu.

37Kalenin içine götürülmek üzereyken Pavlus binbaşıya, “Sana bir şey söyleyebilir miyim?” dedi.* O da, “Yunan-ca bilir misin?

38O zaman sen, bu günlerden önce bir karışıklık2 meydana getiren ve dört bin suikastçıyı çöle yöneltip götüren Mısırlı değil misin?” dedi.

39Ama Pavlus dedi: “Gerçekten ben Tarsus’lu bir Yahu-diyim, Kilikya’nın önemsiz olmayan bir şehrinin vatan-daşıyım; ve sana yalvarırım, halka konuşmak için bana izin ver.”

40O da izin verince, Pavlus merdivenlerin üzerinde dura-rak eliyle halka işaret etti; ve büyük bir sessizlik olunca, İbrani dilinde konuşup dedi:

Bölüm 22

            1“Ey adamlar, kardeşler ve babalar, şimdi size yapacağım savunmamı dinleyin.”

2Ve onun kendilerine İbrani dilinde konuştuğunu duyunca, onlar daha da çok sustular; o da dedi:*

3“Ben Kilikya’nın Tarsus’unda doğmuş, gerçekten Ya-hudi bir adamım, ama bu şehirde Gamaliel’in ayakları dibinde yetiştirildim; bugün hepinizin gayretli olduğu gibi, Allah için gayretli biri olarak, atalar yasasının tam doğruluğuna göre eğitildim.

4Ben ki, hem erkekleri hem de kadınları bağlayıp zin-danlara teslim ederek bu Yol’a, ölüme götürene dek1 zulmettim;

5Aynı zamanda başkahin ile bütün ihtiyarlar kurulu da bana tanıklıkta bulunurlar; onlardan kardeşlere mektup-lar da alarak Şam’a, orada olanların da cezalandırılma-ları için bağlı olarak Yeruşalem’e getirmek üzere gidi-yordum.

6Ve bana öyle oldu ki, ben yolculuk etmekte ve Şam’a yaklaşmaktayken, öyle vakti sıralarında çevremde ansı-zın gökten büyük bir nur parladı.

7Ve yere düştüm; ve bir sesin bana, ‘Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?’ dediğini işittim.

8Ben de, ‘Sen kimsin, ya Rab?’ diye cevap verdim. Ve O bana, ‘Ben, senin zulmettiğin Nasıralı İsa’yım’ dedi.

9Ama beraberimde olanlar gerçekten nuru gördüler ve korktular, oysa bana konuşanın sesini işitmediler.2

10Ben de, ‘Ne yapayım, ya Rab?’ dedim. Ve Rab bana dedi: ‘Kalk, Şam’a git ve yapmak üzere senin için tayin edilmiş olan bütün şeyler hakkında orada sana söylene-cektir.’

11Ve o nurun yüceliğinden göremez olduğumdan, berabe-rimde olanlar tarafından el ile tutulup götürülerek Şam’a girdim.

12Ve orada oturan bütün Yahudilerce hakkında iyi tanık- lıkta bulunulan, Yasa’ya göre Allah’a adanmış biri olan Hananya,

13Yanıma1 geldi ve yanımda dikilerek bana, ‘Saul kardeş, yukarı bak’2 dedi. Ve ben aynı saatte gözlerimi kaldırıp kendisine baktım.

14O da dedi: ‘Atalarımızın Allah’ı, O’nun isteğini bilmen ve saliha  Olan’ı görmen ve O’nun ağzından bir ses işitmen için seni tayin etti.

15Çünkü gördüğün ve işittiğin şeyler için bütün insanlara O’nun tanığı olacaksın.

16Ve şimdi neden gecikiyorsun? Kalk, vaftiz ol ve Rab’bin adını çağırarak günahlarından yıkan.’

17Ve öyle oldu ki, ben Yeruşalem’e döndüğümde ve tapı-nakta dua ederken, dalınç durumunda oldum.

18Ve O’nu gördüm, bana şöyle diyordu: ‘Acele et ve ça-buk Yeruşalem’den çık; çünkü benimle ilgili tanıklığını kabul etmeyecekler.’

19Ben de dedim: ‘Ya Rab, sana iman edenleri her havrada hapsedip dövdüğümü kendileri biliyorlar.

20Ve senin tanığın Stefanos’un kanı döküldüğü zaman, ben de orada duruyordum ve onun öldürülmesine razı ol-muştum; ve onu öldürenlerin elbiselerini gözetiyordum.’

21O da bana, ‘Git, çünkü ben seni uzaktaki uluslara gön-dereceğim’ dedi.”

22Bu söze dek onu dinlediler; ve seslerini yükseltip dedi-ler: “Böylesi biri yeryüzünden kaldırılsın, çünkü onun yaşaması uygun değildir.”

23Ve onlar bağırmakta ve giysilerini atıp havaya toz sa-vurmaktayken,

24Binbaşı, hangi nedenle ona karşı böyle bağırdıklarını öğrensin3 diye kamçıyla sorgulanmasını buyurarak, onun kale içine götürülmesini emretti.

25Ama kendisini gerip sırımlarla bağlarlarken Pavlus ya-kınında duran yüzbaşıya dedi: “Romalı ve mahkum edilme-miş bir adamı kamçıyla dövmek sizin için yasal mıdır?”

26Yüzbaşı da bunu duyunca gidip, “Ne yaptığına1 dikkat et, çünkü bu adam Romalıdır” diyerek binbaşıya haber verdi.

27Ve binbaşı gelip ona, “Söyle bana, sen Romalı mısın?” dedi. O da, “Evet” dedi.

28Ve binbaşı, “Ben bu vatandaşlığı büyük bir miktar pa-rayla elde ettim” diye cevap verdi. Pavlus da, “Oysa ben özgür2 olarak doğdum” dedi.

29O zaman onu sorgulamak üzere olanlar hemen kendi-sinden ayrıldılar; ve binbaşı da onun Romalı olduğunu öğrendiği zaman, onu bağladığı için korktu.

30Ve ertesi gün Yahudiler tarafından neden suçlandığını tam olarak3 bilmek isteyerek onu bağlarından çözdü; ve başkahinler ile onların meclisinin tümünün gelmesini em-retti; Pavlus’u da aşağıya getirip karşılarında durdurdu.

 

Bölüm 23

            1Ve Pavlus Meclis’e dikkatle bakarak dedi: “Adamlar, kardeşler, ben bugüne dek Allah’ın önünde tüm iyi vicdanla yaşadım.”

2Başkâhin Hananya ise, yanında duranlara onun ağzına vurmalarını emretti.

3O zaman Pavlus ona dedi: “Ey badanalı duvar, Allah sa-na vuracaktır! Ve sen Yasa’ya göre beni yargılamaya otu-ruyorsun da, Yasa’ya aykırı olarak bana vurulmasını mı emrediyorsun?”

4Ve yanında duranlar, “Sen Allah’ın başkâhinine mi sövüyorsun?” dediler.

5Pavlus da dedi: “Kardeşler, onun başkâhin olduğunu bilmiyordum; çünkü, ‘Halkının reisi hakkında kötü ko-nuşmayacaksın’a diye yazılmıştır.”

6Ama Pavlus onların bir kısmının Sadukilerden ve diğer kısmının Ferisilerden olduğunu farkederek Meclis’te şöy-le bağırdı: “Adamlar, kardeşler, ben Ferisi oğlu Ferisiyim; ölülerin dirilişine ve o umuda ilişkin yargılanıyorum.”

7Ve bunu söyleyince, Ferisilerle Sadukiler arasında bir çekişme oldu ve kalabalık ikiye ayrıldı.

8Çünkü Sadukiler gerçekten diriliş ve melekler ve de ruh yoktur derler; Ferisiler ise her ikisini de itiraf1 ederler.

9Ve büyük gürültü oldu; ve Ferisiler kesiminin yazıcıları ayağa kalkıp çekişerek dediler: “Biz bu adamda hiçbir kötülük bulmuyoruz; ve eğer ona bir ruh ya da bir melek konuştuysa, Allah’a karşı savaşmayalım.”

10Ve büyük bir çekişme çıkınca, Pavlus onlar tarafından parçalanır diye binbaşı korkarak askerlere aşağı inip onu zorla ortalarından almalarını ve kaleye götürmelerini em-retti.

11Ama ertesi gece Rab onun yanında durup dedi: “Cesur ol Pavlus; çünkü Yeruşalem’de benimle ilgili şeylere na-sıl tamamiyle tanıklık ettinse, Roma’da da öylece tanık-lık etmen gerekiyor.”

12Ve gündüz olunca bazı Yahudiler bir birlik2 yapıp, Pavlus’u öldürünceye dek, ‘ne yemek yer, ne de içeriz’ diyerek kendilerini lânet altına soktular.

13Ve bu anlaşmayı yapanlar kırk kişiden fazlaydı.

14Onlar başkahinlerle ihtiyarlara gelip dediler: “Biz Pav-lus’u öldürünceye dek bir şey tatmamak üzere kendimizi bir lânetle lânetledik.

15Onun için şimdi siz Meclis ile birlikte, ona ilişkin şey-leri daha doğru olarak araştırılacakmış gibi yarın onu size getirsin diye binbaşıya bildirin;3 biz de kendisi yaklaş-madan önce onu öldürmeye hazırız.”

16Ama Pavlus’un kızkardeşinin oğlu onların pusu kur-duğunu duyunca geldi ve kaleye girip Pavlus’a haber verdi.

17Pavlus da yüzbaşılardan birini yanına çağırıp, “Bu genci binbaşıya götür, çünkü ona bildireceği bir şey var” dedi.

18Böylece onu alarak binbaşıya götürüp dedi:* “Tutuklu Pavlus beni çağırıp sana söyleyecek bir şeyi olan bu gen-ci sana getirmemi rica etti.”

19Binbaşı da onu elinden tutarak bir yana çekilip, “Bana bildireceğin şey nedir” diye sordu.

20Ve o dedi: “Pavlus hakkında güya daha doğru olarak bazı şeyler araştırmak için yarın onu meclise indiresin diye Yahudiler senden dilemek için anlaştılar.

21Onun için onlar tarafından kanmış olma; çünkü onlar-dan kırktan fazla adam onu pusuda bekliyorlar; kendisi-ni öldürünceye dek onlar, ‘ne yemek yer ne de içeriz’ di-ye kendilerini lânet altına soktular; ve şimdi senden vaat bekleyerek hazır durumdadırlar.”

22O zaman binbaşı, “Bu şeyleri bana bildirdiğini hiç kim-seye söyleme” diye emir vererek genç adamı salıverdi.

23Ve yüzbaşılardan ikisini yanına çağırıp dedi: “Kayseri-ye’ye kadar gitsinler diye gecenin üçüncü saatinde iki yüz asker hazırlayın; yetmiş atlı ve iki yüz mızraklı da.

24Ve Pavlus’u bindirip vali Feliks’e güvenlik içinde gö-türsünler diye hayvanlar sağlayın.”

25Şu şekilde bir mektup yazdı:

26“Klavdiyus Lisias’tan en erdemli vali Feliks’e selam.

27Bu adam Yahudiler tarafından yakalanıp öldürülmek üzereyken, onun bir Romalı olduğunu öğrenerek asker-lerle yetişip onu kurtardım.

28Ve neden dolayı onu suçladıklarını1 bilmeyi arzu ede-rek kendisini onların meclisine indirdim;

29Kendi yasalarının sorularından ötürü onun suçlu göste-rildiğini, oysa ölüme ya da zincire yaraşır bir suçlamanın olmadığını buldum.

30Ve adama karşı Yahudiler tarafından uygulanmak üzere gizli bir plan hakkında bana bildirilince, onu hemen sana gönderdim; onu suçlayanlara da kendisine karşı olan şey-leri senin önünde söylemelerini emrettim. Esen kalın.”

31Böylece askerler kendilerine verilen emre göre Pavlus’u alarak geceleyin Antipatris’e götürdüler;

32Ve ertesi gün atlıları onunla birlikte gitmek üzere bıra-karak kaleye döndüler.

33Onlar Kayseriye’ye girip mektubu valiye verince, Pav-lus’u da onun önüne çıkardılar.1

34Ve vali mektubu okuyunca, ona hangi vilayetten ol-duğunu sordu; ve Kilikya’dan olduğunu öğrenince,

35“Suçlayıcıların da vardıkları zaman seni dinleyeceğim” dedi. Ve onun, Hirodes’in sarayında tutulmasını emretti.

 

Bölüm 24

            1Ve beş gün sonra başkâhin Hananya, ihtiyarlar ve bir hatip olan Tertullus ile birlikte indi; onlar Pavlus’a karşı olan şeyleri valiye bildirdiler.

2Ve o çağrılınca Tertullus onu suçlamaya başlayıp dedi: “Senin aracılığınla büyük barışa kavuştuğumuza ve erken önlemlerinle2 bu ulusa değerli işler3 yapıldığına göre,

3Her zaman ve her yerde tüm şükranla bunu kabul edi-yoruz, en erdemli Feliks!

4Ama sana daha fazla usandırıcı4 olmayayım diye yumu-şak huyluluğunla bizi kısaca dinlemeni rica ederim.

5Çünkü biz bu adamı zararlı ve dünyanın her tarafında bütün Yahudiler arasında ayaklanma çıkaran ve Nasıralı-lar mezhebinin önderi olan biri olarak bulduk;

6Tapınağı da kirletmeye kalkıştı; biz de onu yakaladık ve yasamıza göre onu yargılamak istedik;

7Ama binbaşı Lisias gelip büyük bir güçle onu elimizden alıp götürdü;

8Onu suçlayanların sana gelmelerini emretti; kendisini suçladığımız bütün bu şeyler hakkında bilgi edinmen için sen kendin onu sorgulayarak ondan öğrenebilirsin.”

9Ve Yahudiler de bu şeylerin öyle olduğunu ifade ederek onayladılar.5

10Ama konuşsun diye vali kendisine işaret edince, Pav-lus cevap verdi: “Senin yıllardır bu ulusa yargıçlık ettiği-ni bildiğim için, benimle ilgili şeyler hakkında savunma-mı sevinçle yapıyorum.

11Tapınmak için benim Yeruşalem’e çıkalı on iki günden  fazla olmadığını sen kendin öğrenebilirsin;

12Ve beni ne tapınakta bir kimseyle tartışmada, ya da ne havralarda ne de şehirde kargaşa çıkaran bir topluluğu meydana getirmekte buldular.

13Ne de şimdi beni suçladıkları şeyleri sana kanıtlayabi-lirler.

14Ama şunu sana açıkça söylerim ki, Yasa’da ve peygam-berlerde yazılmış olan her şeye iman ederek, onların tari-kat dedikleri Yol’da atalarımızın Allah’ına öylece hizmet ettim;

15Onların da kabul ettikleri gibi, hem salih olan hem sa-lih olmayan bütün ölülerin dirileceğine dair Allah’ta ümi-dim vardır.

16Ve bunda Allah’a ve insanlara karşı her zaman suçsuz bir vicdanım olmasına çalışıyorum.

17Ve çok yıllar sonra ulusuma sadakalar getirmeye ve su-nular sunmaya geldim.

18Bunlarla uğraşırken1 beni ne kalabalık ile, ne de gürültü ile birlikte değil, ancak tapınakta paklanmış olarak buldular. Ama Asya’dan bazı Yahudiler vardı ki,

19Onların bana karşı bir şeyleri varsa, senin önünde hazır bulunup suçlamada bulunmaları gerekirdi;

20Ya da ben meclisin önünde dururken eğer bunlar, bende herhangi bir haksızlık2 buldularsa kendileri söylesinler;

21Meclisin önünde dikilip, ‘Ölülerin dirilişiyle ilgili olarak bugün senin tarafından yargılanıyorum’ diye, tek bu haykırışımdan başka haksızlık bulamazlar.”

22Ve Feliks bu şeyleri işitince Yol’a ilişkin şeyleri daha doğru bir şekilde bildiği için, “Binbaşı Lisias indiği za-man davanıza karar vereceğim”3 diyerek onları başka zamana erteledi.

23Yüzbaşıya da Pavlus’u korumasını,4 onun özgürlüğe sahip olmasını ve ona hizmet eden ya da yanına gelen dostlarının hiçbirini yasaklamamasını emretti.

24Ve birkaç gün sonra Feliks, Yahudi olan karısı Drusilla ile birlikte geldi; Pavlus’u çağırttı ve Mesih’e olan iman hakkında onu dinledi.

25O da salah,a benliğe hakim olma ve gelecek yargı hak-kında söz edince Feliks korktu ve, “Şimdilik git, bir fır-sat bulunca seni çağırtacağım” diye cevap verdi.

26Aynı zamanda da kendisini salıvermesi için Pavlus tara-fından ona para verileceğini umuyordu; bundan dolayı da onu sık sık çağırtarak kendisiyle konuşuyordu.

27Ama iki yıl dolunca, Feliks’in yerini alan Porkius Fes-tus geldi;1 ve Feliks Yahudilerce kendisine lütuf kazan-mak isteyerek Pavlus’u bağlı bıraktı.

 

Bölüm 25

            1Böylece Festus eyalete gelip üç gün sonra Kay-seriye’den Yeruşalem’e çıktı.

2Ve başkahin ile Yahudilerin ileri gelenleri, Pavlus’a kar-şı kendisine bir açıklamada bulundular;

3Ve onu yolda öldürmek üzere bir pusu kurmuş olarak onu Yeruşalem’e getirtsin diye, ona karşı kendilerine bir lütufta bulunmasını dileyerek Festus’a yalvardılar.

4O zaman Festus, Pavlus’un Kayseriye’de tutuklu korun-masının gerektiği ve kendisinin yakında oraya gitmek üzere olduğu cevabını verdi.

5“Onun için aranızda yetkili olanlar da benimle birlikte     insin, bu adamda herhangi bir şey varsa onu suçlasınlar” dedi.*

6Ve aralarında on günden fazla kalıp2 Kayseriye’ye indi; ertesi gün yargı kürsüsüne oturarak Pavlus’un getirilme-sini emretti.

7Ve o gelince, Yeruşalem’den inen Yahudiler çevresinde durdular; Pavlus’a karşı ispat edemedikleri ağır ve pek çok suçlamalar öne sürdüler.

8O savunmasında, “Ne Yahudilerin yasasına karşı, ne ta-pınağa karşı, ne de Kayser’e karşı hiçbir şeyde günah iş-lemedim” dedi.

9Ama Festus, Yahudilerce kendisine lütuf kazanmak iste-yerek Pavlus’a cevap verip dedi: “Yeruşalem’e çıkıp ora-da benim önümde bu şeyler hakkında yargılanmak ister misin?”

10Ama Pavlus dedi: “Ben Kayser’in yargı kürsüsü önün-de duruyorum, benim yargılanmam gereken yer burası-dır. Senin de çok iyi bildiğin gibi ben Yahudilere hiçbir haksızlık etmedim.

11Çünkü gerçekten, eğer ben haksızlık ettimse ve ölüme değer1 herhangi bir şey yaptımsa, ölmeye itiraz etmem; ama bunların beni suçladıkları şeylerin hiçbiri doğru değilse, hiç kimse beni onlara teslim edemez. Kayser’e başvuruyorum!”

12O zaman Festus, meclis ile danışarak cevap verdi: “Kayser’e başvurdun, Kayser’e gideceksin.”

                13Ve birkaç gün geçince, Kral Agrippa ile Berni-ki, Festus’u selamlamak için Kayseriye’ye indiler.

14Ve onlar orada çok günler kalınca, Festus Pavlus’la il-gili şeyleri krala anlatarak dedi: “Feliks tarafından tutuk-lu bırakılmış bir adam var;

15Ben Yeruşalem’deyken, Yahudilerin başkahinleriyle ihtiyarları onun hakkında bana bildirdiler, ona karşı yargı yürütülmesini dilediler.

16Onlara cevap verdim ki, suçlanan herhangi bir kişiyi, suçlayanlarla yüzleştirmeden ve ona karşı yöneltilen suç-lamalarla ilgili olarak kendisine savunma fırsatı tanınmadan onu ölüme2 teslim etmek Romalıların geleneği değildir.

17Onun için onlar burada toplandıkları zaman, hiç gecik-meden ertesi gün yargı kürsüsüne oturup adamın getiril-mesini emrettim.

18Suçlayanlar ayağa kalktıklarında ona ilişkin olarak sandığım şeylerden hiçbir suçlama ileri sürmediler.

19Ama kendi tapınma usulleriyle ilgili olarak ve Pav- lus’un, diri olduğunu iddia ettiği İsa adında ölmüş olan biriyle ilgili olarak ona karşı sorunları3 vardı.

20Ben de bu şeyler hakkındaki soruşturma konusunda ne yapacağımı bilmeyerek, kendisinin Yeruşalem’e gidip orada bu şeyler hakkında yargılanmayı isteyip isteme-diğini söyledim.

21Ama Pavlus, Avgustos’un1 davayı dinlemesi için kendisinin korunma altında tutulmasına başvurunca, onu Kayser’e gönderinceye dek kendisinin tutuklu korunma-sını emrettim.”

22Agrippa da Festus’a, “Ben kendim de bu adamı dinle-mek isterdim” dedi. O da, “Yarın onu dinlersin” dedi.

                23Böylece ertesi gün Agrippa ile Berniki büyük gösterişle2 gelip binbaşılarla ve şehrin ileri gelenleriyle birlikte kabul salonuna girince ve Festus emir verince Pavlus getirildi.

24Ve Festus dedi:* “Kral Agrippa ve burada bizimle bü-tün hazır bulunanlar, hem Yeruşalem’de hem de burada bütün Yahudi topluluğunun,3 ‘O artık yaşamamalıdır’ di-ye bağırarak hakkında bana dava ettikleri4 bu adamı gö-rüyorsunuz.

25Ben ise onun ölüme değer hiçbir şey yapmadığını an-layınca, hem de bu kişinin kendisi Avgustus’a başvurun-ca, onu göndermeye karar verdim.

26Onun hakkında efendime yazacak kesin hiçbir şeyim yok. Bundan dolayı onu sizin önünüze ve özellikle, ey Kral Agrippa senin önüne çıkardım; öyle ki, sorgulama yapıldıktan sonra yazacak bir şeyim olsun.

27Çünkü bir tutukluyu, ona karşı yükletilen suçlamaları da belirtmeden göndermek bana mantıksız görünüyor.”

 

Bölüm 26

            1Ve Agrippa Pavlus’a, “Sana, kendin için konuş-maya izin verilmiştir.” dedi. O zaman Pavlus elini uzata-rak savunmasını yaptı:

2-3“Ey kral Agrippa, Yahudiler tarafından suçlandığım bütün şeyler hakkında bugün savunmamı senin önünde yapacağım için, özellikle senin Yahudiler arasındaki bü-tün gelenek ve sorunlardan haberdar olduğun için kendi-mi mutlu sayıyorum; bundan dolayı beni sabırla dinle-meni rica ederim.

4O zaman, başlangıçtan beri Yeruşalem’de, ulusumun ara-sında geçmiş olan yaşam tarzımı gençliğimden beri bütün Yahudiler gerçekten bilirler;

5Eğer tanıklık etmek isterlerse, onlar beni başlangıçtan önceden bilirler ki, dinimizin en sıkı mezhebine göre ben Ferisi biri olarak yaşadım.

6Ve şimdi, Allah tarafından atalarımıza edilen vaadin ümidinden dolayı yargılanmak üzere durmaktayım;

7O vaat ki, on iki kabilemiz gece gündüz Allah’a dikkat-le1 hizmet ederek ona erişmeyi umarlar; o umut hakkında Yahudiler tarafından suçlanmaktayım, ey kral Agrippa!

8Allah’ın ölüleri diriltmesi sizce neden inanılmaz şey sa-yılıyor?2

9Onun için gerçekten ben, Nasıralı İsa’nın adına karşı çok şeyler yapmam gerektiğini kendimce düşünmüştüm.

10Bunu da Yeruşalem’de yaptım; ve başkahinlerden yetki alarak kutsallardan bir çoğunu zindanlara kendim kapa-dım; ve öldürüldükleri zaman onlara karşı oyumu verdim.

11Ve bütün havralarda onları sık sık cezalandırarak küfret-meye zorladım; ve onlara karşı aşırı derecede öfkelenmiş olup hatta yabancı şehirlere dek gidip onlara zulmettim.

12Bu arada başkahinler tarafından yetki ve görev ile Şam’a yolculuk ederken,

13Ey kral, öğleyin yolda benim ve benimle birlikte yol-culuk edenlerin çevresinde gökten parlayan, güneş par-laklığından daha üstün bir nur gördüm.

14Ve biz hepimiz yere düşünce, bir sesin bana konuşup İbrani dilinde şöyle dediğini duydum: ‘Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun? Üvendireye karşı tepmek senin için güçtür.’

15Ben de, ‘Sen kimsin, ya Rab?’ dedim. Ve O dedi: ‘Ben senin zulmettiğin İsa’yım;

16Ama kalk ve ayakların üzerinde dur; çünkü hem gör-düğün şeylerde, hem de sana görüneceğim şeylerde hiz-metçi ve tanık olarak seni atamak üzere bu amaçla sana göründüm;

17Seni şimdi kendilerine göndereceğim halktan ve ulus-lardan ben kurtaracağım,1

18Onların gözlerini açasın ki, karanlıktan nura ve Şey-tan’ın egemenliğinden Allah’a dönsünler; ta ki, günahla-rın bağışlanmasına ve bana olan imanla kutsal kılınmış olanların arasında mirasa kavuşsunlar.’

19Bunun üzerine ey kral Agrippa, göksel görüntüye itaat- sizlikte bulunmadım;

20Ama önce Şam’da ve Yeruşalem’de olanlara ve bütün Yahudiye bölgesine ve uluslara, tövbe edip Allah’a dön-melerini ve tövbeye yaraşır işler yapmalarını bildirdim.

21Bu şeylerden dolayı Yahudiler beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkıştılar.

22-23Onun için Allah’tan yardım alarak, hem peygamberlerin hem de Musa’nın ilerde olacağını söyledikleri şeylerden başka, yani gerek Mesih’in elem çekeceğinden, gerekse O’nun önce ölülerden dirilişiyle halka ve uluslara nur ilân edeceğinden başka bir şey söyleme-yerek, hem küçüklere hem büyüklere tanıklık edip bu-güne dek durmaktayım.”

24Ve kendi savunmasında bu şeyleri söylerken Festus yüksek sesle, “Sen çıldırdın,2 Pavlus! Fazla bilgi seni çılgın ediyor” dedi.

25Ama Pavlus dedi:* “Çılgın değilim en erdemli Festus, ama gerçek ve akıllıca3 sözler söylüyorum.

26Çünkü kendisine cesaretle konuşmuş olduğum Kral da bu şeyler hakkında bilgi edinmiştir. Çünkü bu şeylerin hiçbiri kendisine gizli olmadığı kanısındayım; çünkü bu bir köşede yapılmış değildir.

27Kral Agrippa, sen peygamberlere inanır mısın? Senin inandığını biliyorum.”

28Ve Agrippa Pavlus’a, “Az bir sürede1 beni Hristiyan olmağa inandırmaktasın” dedi.

29Pavlus da dedi: “ister az süre içinde, ister çok süre için-de, Allah’tan dilerdim ki yalnız sen değil, ama bugün be-ni dinleyenlerin hepsi, bu bağlar olmaksızın benim gibi olaydılar.”

30Ve bu şeyleri söyleyince, Kral ve vali, hem de Berniki ile onlarla birlikte oturanlar kalktılar;

31Ve onlar bir yana çekilince birbirleriyle konuşup dedi-ler: “Bu adam, ölüme ya da bağlara değer hiçbir şey yap-mıyor.”

32Ve Agrippa Festus’a, “Eğer Kayser’e başvurmamış ol-saydı, bu adam salıverilebilirdi” dedi.

 

Bölüm 27

            1Ve İtalya’ya yelken açmamıza karar verilince, Pavlus’la diğer bazı tutukluları Avgustus taburundan Yu-lius adında bir yüzbaşıya teslim ettiler.

2Ve Asya kıyıları boyunca bulunan yerlere deniz yolcu-luğuna çıkmak üzere olan bir Edremit gemisine binip, Selanik’ten Makedonyalı Aristarhos bizimle birlikte ola-rak denize açıldık.

3Ve ertesi gün Sayda’da karaya çıktık. Ve Yulius, Pav-lus’a şefkatle davranarak, dostları kendisine baksınlar diye onların yanına gitmesi için ona izin verdi.

4Oradan da denize açılarak Kıbrıs’ın alt tarafından2 yel-ken açtık, çünkü rüzgarlar ters yöndeydi.

5Kilikya ve Pamfilya kıyıları boyunca olan denizi geçe-rek Likya’nın Mira şehrine geldik.

6Ve yüzbaşı orada, İtalya’ya gitmekte olan bir İskende-riye gemisini bularak bizi ona bindirdi.

7Ve günlerce ağır ağır yol alıp güçlükle Knidos’un karşı-sına vardığımızda rüzgâr bize müsaade etmediğinden, Girit’in rüzgâr altından Salmone karşısından geçtik;

8Ve kıyı boyunca güçlükle yol alarak Güzel Limanlar denilen bir yere geldik; oraya yakın Lasea şehri vardı.

9Ve çok vakit geçirilmiş olup oruç1 da zaten geçmiş ol-duğundan, artık yolculuk tehlikeli olunca Pavlus öğüt verip onlara dedi:

10“Efendiler,2 yolculuk yalnız yüke ve gemiye değil, ama canlarımıza da felaket ve büyük zarar olacağını görüyorum.”

11Ama yüzbaşı, Pavlus tarafından söylenenlerden çok, kaptanla gemi sahibine kanmış oldu.

12Ve içinde kışlamak için liman elverişli olmadığından çoğu oradan da denize açılmayı, mümkünse Girit’in bir limanı olan ve güneybatı ile kuzeybatıya doğru bakan Feniks’e ulaşıp onda kışlamayı öğütlediler.

13Ve hafifçe güney rüzgarı esince, amaçlarına kavuştuk-larını sanarak demir alıp Girit yakınlarında kıyı boyunca yol aldılar.

14Ama çok geçmeden gemiye karşı Evroklidon denilen bir kasırga indi.

15Ve gemi kapılmış olup, baş kısmını rüzgara karşı getire-mediğimiz için onu kendi hâline bırakarak birlikte sürük-lendik.

16Ama Klavda denilen küçük bir adanın alt tarafına ka-çarak sandalı güçlükle ele geçirebildik;

17Onu yukarı aldıktan sonra yardımlar kullanarak gemiyi alttan kuşattılar; ve bataklık kuma düşmesinler diye kor-kup yelken takımlarını indirdiler, böylece sürüklendiler.

18Biz ise şiddetli bir şekilde fırtınayla çalkalanmış olup onlar ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar;

19Ve üçüncü gün kendi ellerimizle geminin takımlarını     attık.

20Ve günlerce ne güneş ne de yıldızlar göründü; ve üzeri-mizde olan fırtına küçük değildi; o andan sonra bizim tüm kurtulma umudumuz kaybolmuştu.3

21Ve onlar uzun süre yemek yemeyince o zaman Pavlus onların ortasında durup dedi: “Ey efendiler,4 gerçekten beni dinleyip Girit’ten yelken açmamanız ve bu felakete ve zarara uğramamanız gerekirdi.

22Şimdi de cesur olmanızı teşvik1 ederim; çünkü aranızdan hiçbir cana2 zarar olmayacak, sadece gemiye olacak.

23Çünkü kendisine ait olduğum ve kendisine hizmet et-tiğim Allah’ın bir meleği bu gece yanımda durup dedi:

24‘Korkma Pavlus, senin Kayser’in önünde durman ge-rektir; ve işte Allah, seninle gemi yolculuğu yapanların hepsini sana bağışladı.’

25Bu nedenle cesur olun ey efendiler; çünkü Allah’a ina-nıyorum ki, bana söylendiği gibi, öylece olacaktır.

26Ama bir adaya düşmemiz gerek.”

27Ve on dördüncü gece gelince, biz Adriya denizinde sü-rüklenmekteyken gece yarısına doğru gemiciler bir kara-nın kendilerine yaklaştığını sandılar;

28Ve denizin derinliğini yoklayıp yirmi kulaç3 buldular;    ve az daha öteye gidince yine yokladılar, on beş kulaç buldular.

29Ve kayalık yerlere düşerler diye korkarak kıçtan dört demir atıp günün gelmesini dilediler.

30Ama gemiciler gemiden kaçmaya çalışıp baş taraftan demir atma bahanesiyle sandalı denize indirince,

31Pavlus yüzbaşıya ve askerlere, “Bunlar gemide kalmaz-larsa siz kurtulamazsınız” dedi.

32O zaman askerler sandalın iplerini kesip onu düşürdüler.

33Ve yaklaşık sabah olana dek Pavlus hepsinin yemek yemelerini teşvik4 ederek dedi: “Bugün on dördüncü gündür bekleyerek, birşey yemeyerek5 oruçta devam et-tiniz.

34Bundan dolayı yemek yemenizi teşvik ederim; çünkü bu sizin güvenliğiniz içindir; çünkü hiç birinizin başın-dan bir kıl düşmeyecektir.”

35Ve bu şeyleri söyleyince, ekmek alarak hepsinin önün-de Allah’a şükran sundu; ve onu kırıp yemeğe başladı.

36Ve hepsi cesaretlenerek onlar da yemek yediler.

37Ve biz, gemide olan canların hepsi iki yüz yetmiş altı kişiydik.

38Ve onlar yemekten doyunca, buğdayı denize atarak ge-miyi hafiflettiler.

39Ve gündüz olunca karayı tanımadılar; ama kumsal kıyı-sı olan bir körfez farkederek, mümkünse gemiyi onun üzerine sürebilir miyiz diye düşündüler.1

40Ve demirleri kesip denizde bıraktılar, aynı zamanda dümenlerin iplerini çözüp ön yelkeni rüzgara kaldırarak kumsal kıyıya yöneldiler.

41İki denizin birleştiği bir yere düşüp gemiyi karaya oturt-tular; ve geminin başı saplanmış olup kımıldanmaz hâlde kaldı; arka tarafı ise dalgaların şiddetiyle parçalandı.

42Ve askerlerin niyeti, hiçbiri yüzerek kaçmasın diye tu-tukluları öldürmekti.

43Ama Pavlus’u kurtarmak isteyen yüzbaşı onları kendi amaçlarından engelledi; ve önce yüzebilenler denize at-layıp karaya çıkmalarını,

44Geri kalanların da kiminin tahtalar üzerinde, kiminin de gemiden bazı şeyler üzerinde karaya çıkmalarını em-retti; ve böylece, öyle oldu ki, hepsi güven içinde karaya çıktılar.

 

Bölüm 28

            1Ve kurtulunca o zaman adanın adının Malta ol-duğunu fark ettiler.

2Barbarlar ise bize olağanüstü insanseverlik2 gösterdiler; çünkü yağmakta olan yağmur ve soğuktan dolayı ateş yakıp hepimizi kabul ettiler.

3Pavlus da bir miktar çubuklar toplayıp ateşin üzerine koyunca, sıcaktan engerek çıktı onun eline yapıştı.

4Ve barbarlar onun elinden sarkan asılı hayvanı görünce birbirlerine, “Bu adam kuşkusuz bir katildir; denizden kurtulduysa da adalet onu yaşamaya bırakmadı” dediler.

5Bununla birlikte o, hayvanı ateşe silkerek hiçbir zarara uğramadı.

6Onlar ise, onun şişmesini ya da ölü olarak ansızın yere düşmesini bekliyorlardı. Ama uzun süre bekleyip de ona zararlı bir şey olmadığını görünce fikirlerini değiştirip, “O bir ilâhtır” dediler.

7O yerin yakınlarında adanın reisine ait topraklar vardı; adı Publius olan o adam bizi kabul ederek üç gün dostça misafir etti.

8Ve öyle oldu ki, Publius’un babası ateşli nöbetlerden ve ishalden sıkıntı çekerek yatıyordu; Pavlus onun yanına girip dua etti, onun üzerine ellerini koyarak onu iyi etti.

9O zaman bu şey olunca, adada hastalıkları olan diğerleri de geldiler ve sağlığa kavuştular.

10Onlar da bizi çok1 onurlandırdılar; ve denize açıldığı-mızda ihtiyacımız olan şeylerle bizleri yüklediler.

                11Üç ay sonra, adada kışlamış olan “İkiz Oğul-lar”2 simgeli bir İskenderiye gemisiyle denize açıldık.

12Ve Sirakus’ta karaya inerek orada üç gün kaldık.

13Oradan da dolanarak Regium’a vardık; ve bir gün son-ra bir güney rüzgarı esmiş olup ikinci gün Puteoli’ye geldik;

14Orada kardeşler bulduk, onlarla birlikte yedi gün kal-mamız için bize yalvardılar; ve böylece Roma’ya geldik.

15Kardeşler de bizim hakkında duyunca, oradan Appius çarşısına ve Üç Hanlar’a kadar bizi karşılamak için çıkıp geldiler; Pavlus onları görünce Allah’a şükretti ve cesa-retlendi.

                16Ve Roma’ya geldiğimiz zaman yüzbaşı tutuk-luları ordugâh komutanına teslim etti; ama Pavlus’a, kendisini göz altında tutan askerlerle birlikte yalnız başı-na kalmasına izin verildi.

17Ve öyle oldu ki, üç gün sonra Pavlus, Yahudilerin ileri gelenlerini bir araya çağırdı; onlar da toplanınca kendile-rine dedi: “Ey adamlar, kardeşler, ben halka ya da ataların geleneklerine karşı hiçbir şey yapmadığım hâlde, Yeru-şalem’den tutuklu olarak Romalıların ellerine teslim edildim;

18Onlar beni sorguya çektiklerinde serbest bırakmak is-tediler, çünkü bende ölümü gerektiren bir neden yoktu.

19Ama Yahudiler bana karşı konuşunca, Kayser’e başvur-mak zorunda kaldım; bu, kendi ulusuma karşı herhangi bir suçlamam olduğundan dolayı değildi.

20Bundan dolayı, sizi bu nedenle görmek ve sizinle ko-nuşmak üzere sizi çağırdım; çünkü ben İsrail’in umudu için bu zincirle bağlıyım.

21Onlar da kendisine dediler: “Biz Yahudiye’den seninle ilgili ne mektuplar aldık, ne de gelen kardeşlerden her-hangi biri bize haber vermiş ya da senin hakkında her-hangi kötü birşey söylemiş oldu.

22Ama senin ne düşündüğünü senden işitmenin iyi ol-duğunu düşünüyoruz; çünkü her yerde bu mezhebe karşı konuşulduğu bizce bilinmektedir.”

23Ve ona bir gün tayin ederek onun yanına, oturduğu eve çok kişi geldi; onlara Allah’ın krallığına dair tamamiyle tanıklık ederek, hem Musa’nın Yasasından hem de pey-gamberlerden İsa’ya ilişkin şeyler hakkında onları ikna ederek sabahtan akşama dek açıklamada bulundu.

24Ve konuşulan şeylere onların bazıları gerçekten ikna olundu, ama bazıları inanmadı.

25Ve birbirleriyle anlaşmayınca, Pavlus şu bir sözü söy-ledikten sonra ayrıldılar: “Kutsal Ruh Yeşaya peygamber aracılığıyla atalarımıza iyi konuşup dedi:

26‘Bu halka git ve söyle, işitmesine1 işiteceksiniz ve hiç anlamayacaksınız; ve görmesine2 göreceksiniz ve hiç seçmeyeceksiniz;3

27Çünkü bu halkın yüreği yağ tuttu4 ve kulaklarıyla ağır işittiler ve gözlerini kapadılar; öyle ki, gözleriyle görme-sinler ve kulaklarıyla işitmesinler ve yürekleriyle anla-masınlar ve geri dönüp de onlara şifa vermeyeyim diye...’

28Bunun için sizce bilinsin ki, Allah’ın kurtarışı uluslara gönderilmiştir; ve onlar dinleyeceklerdir.”

29Ve bu şeyleri söyleyince, Yahudiler kendi aralarında çok tartışarak gittiler.

                30Pavlus da tam iki yıl kendi kiraladığı evde kal-dı ve yanına gelenlerin hepsini kabul etti.

31Allah’ın krallığını ilân ediyor ve Rab İsa Mesih hakkın-daki şeyleri tüm cesaretle1 engellenmeden öğretiyordu.