İBRANİLER’E MEKTUP
Bölüm 1
1Allah, eskiden birçok parçalarda1 ve birçok yollarda peygamberlerde atalara konuşmuş olup,
2Bu son günlerde her şeyin mirasçısı olarak tayin ettiği, aracılığıyla dünyaları2 yarattığı kendi Oğlu’nda bize ko-nuştu;
3O ki, Allah’ın yüceliğinin parıltısı ve O’nun özvarlığının tam görünümü3 olarak ve kendi kudretinin sözüyle bütün şeyleri taşıyarak, günahlarımızın arınmasını kendi aracı-lığıyla yapmış olup, yücelerde ululuğun sağında oturdu;
4Meleklerden çok daha üstün bir isme mirasçı olduğu gi-bi, onlardan o derecede daha üstün oldu.
5Çünkü meleklerin hangisine, herhangi bir zamanda, “Sen benim Oğlumsun, bugün ben sana Baba oldum;”4 Ve yine, “Ben O’na Baba olacağım ve O bana Oğul olacak” demiştir?a
6Ve yine, ilk doğanı dünyaya getirdiğinde diyor ki: “Ve Allah’ın bütün melekleri O’na tapınsınlar.”
7Ve melekler hakkında5 diyor ki: “O ki, kendi melekleri-ni rüzgarlar6 ve kendi hizmetkârlarını ateş alevi yapar”b
8Ama Oğul hakkında diyor ki: “Senin tahtın, ey Allah, asırlar boyuncadır;7 doğruluk asasıdır senin krallığının asası.
9Salâhı sevdin ve yasasızlıktan nefret ettin; bundan dola-yı Allah, senin Allah’ın, seni arkadaşlarından daha üstün sevinç yağıyla meshetti.”c
10Ve: “Sen, ya Rab, başlangıçta yerin temelini kurdun; ve gökler senin ellerinin işleridir.
11Onlar yok olacaklar, ama sen durursun; ve hepsi bir giy-si gibi eskiyecek;
12Ve onları bir kaftan gibi düreceksin ve değişeceklerdir;
ama sen aynısın ve senin yılların tükenmeyecektir.”a
13Ama meleklerin hangi birine, herhangi bir zamanda, “Ben düşmanlarını senin ayaklarına basamak koyuncaya dek sağımda otur”b demiştir?
14Onların hepsi, kurtuluşu miras alacak olanlara hizmet için gönderilen hizmet edici ruhlar değil midirler?
Bölüm 2
1Bundan dolayı, onlardan ayrılıp1 uzaklaşmaya-lım diye, işitilmiş olan şeylere daha çok dikkat etmemiz gerekir.
2Çünkü eğer melekler aracılığıyla söylenmiş olan söz sabit olduysa ve her suç ve itaatsizlik haklı karşılığını al-dıysa,
3Bu kadar büyük kurtuluşu ihmal edersek, nasıl kaçarız? Başlangıçta Rab tarafından sözü edilen o kurtuluş ki, işitenler tarafından bize onaylandı;
4Allah da belirtiler2 ve harikalarla ve değişik kudretli işlerle ve Kutsal Ruh’un armağanlar dağıtmasıyla, kendi isteğine göre onlarla birlikte tanıklık etti.
5Çünkü O, hakkında konuştuğumuz gelecek dün-yayı meleklere bağımlı3 kılmadı.
6Ama biri bir yerde tam tanıklık edip dedi: “İnsan nedir ki, onu anasın ya da insan oğlu nedir ki, onu ziyaret4 edesin?
7Onu meleklerden biraz aşağı kıldın; onu yücelik ve onur ile taçlandırdın; ve ellerinin işleri üzerine onu koydun;
8Her şeyi onun ayakları altında bağımlı kıldın.”c Çünkü her şeyi ona bağımlı kılmakla, ona bağımlı kılınmamış hiçbir şey bırakmadı. Ama şimdi her şeyin ona bağımlı kılınmış olduğunu henüz görmüyoruz;
9Ama meleklerden biraz5 aşağı kılınmış olan İsa’yı, ölüm acısından dolayı yücelikle ve onurla taçlandığını görüyo-ruz; öyle ki, Allah’ın inayetiyle herkes için ölümü tatsın.
10Çünkü birçok oğulları yüceliğe getirirken, onların kur-tuluş önderini elemler yoluyla mükemmel1 kılmak, her şeyin kendisi için Olan’a ve her şeyin kendi aracılığıyla Olan’a uygun idi.
11Çünkü hem kutsal kılan, hem de kutsal kılınanlar, hep-si bir yüce Kişidendir; o nedenle ki, onları kardeşler diye çağırmaktan utanmıyor;
12Şöyle diyor: “Senin adını kardeşlerime ilân edeceğim; topluluğun ortasında sana övgü sunacağım.”2
13Ve yine, “Ben O’na güveneceğim.” Ve yine, “İşte, ben ve Allah’ın bana verdiği çocuklar.”a
14Onun için, çocuklar ete ve kana paydaş olduklarına gö-re, kendisi de aynı şekilde, aynı şeylere paydaş oldu ki, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i, ölüm aracılığıyla yok etsin;3
15Ve bütün hayatları boyunca ölüm korkusu ile köleliğe tutsak olanların hepsini özgür kılsın.
16Çünkü O, gerçekten melekleri ellerinden tutmuyor,4 ama İbrahim’in soyunun elinden tutuyor.
17Bundan dolayı her şeyde kardeşlerine benzer kılınmış olması O’na gerekiyordu; öyle ki, halkın günahlarına kefaret5 etmek için Allah’la ilgili şeylerde merhametli ve sadık başkâhin olsun.
18Çünkü kendisinin denenmiş olarak elem çektiği şey-de, denenenlere yardım etmeye yeterlidir.
Bölüm 3
1Bunun için, ey kutsal kardeşler, göksel çağrıya hissedar olanlar, iman ikrarımızın6 Resulü ve başkâhini Mesih İsa’yı düşünün;7
2O ki, kendisini tayin edene sadık oldu; Musa’nın da Allah’ın tüm evinde sadık olduğu gibi.
3Çünkü evi bina edenin, evden ne kadar ziyade onuru varsa, O da Musa’dan daha ziyade yüceliğe lâyık sa-yıldı.
4Çünkü her ev bir kimse tarafından yapılmış olur; ama her şeyi bina eden Allah’tır.
5Ve Musa, sonradan söylenecek şeylere tanıklık için, O’nun tüm evinde hizmet eden bir kul gibi sadıktı;
6Ama Mesih, Oğul olarak O’nun evi üzerindedir; eğer gerçekten cesaretimizi ve ümidin övünmesini sonuna dek sıkı tutarsak, O’nun evi biziz.
7Bundan dolayı, Kutsal Ruh’un dediği gibi: “Eğer bugün O’nun sesini işitirseniz,
8Çölde, deneme gününde, öfkelendirmede1 olduğu gibi, yüreklerinizi katılaştırmayın;
9Orada atalarınız beni denediler, beni sınadılar ve kırk yıl benim işlerimi gördüler.
10Bundan dolayı o kuşağa öfkelendim;2 ve dedim, ‘Yü-rekte daima saparlar; ve onlar yollarımı bilmediler;
11Gazabımda ant ettiğim gibi, onlar rahatıma girmeye-cekler.’”a
12Ey kardeşler, herhangi birinizde diri olan Allah’tan ay-rılmada, imansızlığın kötü yüreği bulunmasın diye dik-kat edin.
13Ama, “Bugün” dendiği sürece, birbirinizi her gün cesaretlendirin; öyle ki, sizden bir kimse günahın aldat-masıyla katılaşmasın.
14Çünkü, gerçekten eğer güvenimizin başlangıcını sonu-na dek sıkı tutarsak, Mesih’e hissedar3 olmuş oluruz.
15Söylendiği gibi: “Eğer bugün O’nun sesini işitirseniz, öfkelendirmede olduğu gibi, yüreklerinizi katılaştır-mayın.”
16Çünkü bazıları işittikleri zaman öfkelendirdiler; ama Musa aracılığıyla Mısır’dan çıkanların hepsi değil.4
17Ve kimlere kırk yıl öfkelenmişti? Günah işlemiş olan-lara, cesetleri çölde düşmüş olanlara değil mi?
18Ve itaat5 etmeyenlerden başka kimlere kendi rahatına girmeyeceklerine dair yemin etti?
19Ve görüyoruz ki, imansızlıktan dolayı giremediler.6
Bölüm 4
1Onun için, O’nun rahatına girme vaadi bırakıl-mışken,1 sizden biri ondan geri kalmış görünmesin diye korkalım.
2Çünkü onlara olduğu gibi, bize de İncil ilân olundu; ama işitmiş olanlarda söz imanla birleştirilmediğinden, ilân edilen söz onlara fayda vermedi.
3Çünkü iman etmiş olan bizler rahata gireriz; O’nun de-miş olduğu gibi: “Gazabımda ant ettiğim gibi; onlar rahatıma girmeyecekler.”a Bununla beraber O’nun işleri dünyanın kuruluşundan beri tamamlanmıştı.
4Çünkü bir yerde yedinci gün hakkında şöyle demiştir: “Ve Allah yedinci günde bütün işlerinden istirahat et-miştir.”b
5Ve bu yerde yine, “Rahatıma girmeyecekler” diyor.
6Onun için, mademki bazıları için ona girmek vaadi kalı-yorsa ve daha önce sevinçli haberi işitmiş olanlar itaatsiz-lik nedeniyle girmedilerse;
7O kadar uzun bir zaman sonra Davut’ta, “Bugün” diye-rek yine bir gün belirliyor; nasıl ki daha önce, “Eğer bu-gün O’nun sesini işitirseniz, yüreklerinizi katılaştırma-yın”c denilmiştir.
8Çünkü eğer Yeşu onlara rahat vermiş olsaydı, bu şeyler-den sonra başka bir gün hakkında konuşmazdı.
9Öyleyse, Allah’ın halkı için bir Sept günü istirahati ka-lıyor.
10Çünkü Allah kendi işlerinden istirahat ettiği gibi, O’nun istirahatina girmiş olan da kendi işlerinden istirahat etmiştir.
11Onun için, herhangi bir kimse aynı itaatsizlik2 örneği üzere düşmesin diye, o istirahata girmeye gayretli olalım.
12Çünkü Allah’ın sözü diridir ve etkilidir3 ve iki ağızlı her kılıçtan daha keskindir; hem canla ruhu, hem de ek-lemlerle ilikleri bile bölüp ayırıncaya dek derin işler;4 ve yüreğin düşüncelerini ve maksatlarını ayırt edicidir.
13Ve O’nun önünde belli olmayan hiçbir yaratık yoktur; ama kendisiyle hesaplaşmamız1 Olan’ın gözlerine her şey çıplak ve açıktır.
14Onun için göklerden geçmiş olan büyük başkâ-hinimiz Allah’ın Oğlu İsa varken, iman ikrarımızı sıkı tu-talım.
15Çünkü zayıflıklarımıza duyguda katılamayan2 değil, ama her şeyde aynı şekilde3 denenmiş, ama günahı olma-yan bir başkâhinimiz vardır.
16Onun için, merhamet alabilelim ve tam vaktinde bize yapılacak yardım için inayet bulalım diye, inayet tahtına cesaretle yaklaşalım.
Bölüm 5
1Çünkü insanlar arasından alınan her başkâhin, günahlar için hem armağanlar hem de kurbanlar sunmak üzere Allah’la ilgili şeylerde insanlar için tayin olun-muştur;
2Cahillere ve yoldan sapanlara karşı sabırlı4 davranabilir; çünkü kendisi de zayıflıkla kuşatılmıştır.
3Ve bu zayıflıktan dolayı, halk için olduğu gibi, kendisi için de günahlar için kurban sunmaya borçludur.
4Ve hiç kimse bu onuru kendi kendine alamaz; ama Ha-run gibi Allah tarafından çağrılan alır.
5Böylece de Mesih, başkâhin olmak için kendi kendini yüceltmedi; ama kendisine, “Sen benim Oğlumsun, bu-gün ben sana baba oldum” diyen yüce Kişi O’nu yüceltti;
6Başka bir yerde de dediği gibi: “Melkisedek düzenine göre sen sonsuza dek kâhinsin.”a
7O ki, bedeninin günlerinde, kendisini ölümden kurtarmaya kadir Olan’a kuvvetli feryatla ve gözyaşlarıyla dualar ve yalvarışlar sunmuş ve adanmışlığı nedeniyle5 işitilmişti;
8Oğul olduğu halde, elem çektiği şeylerden itaat öğrendi;
9-10Ve mükemmelb kılınmış olarak, Allah tarafından Melkisedek düzenine göre başkâhin diye adlandırılmış1 olup, kendisine itaat edenlerin hepsi için sonsuz kurtuluşun kaynağı2 oldu.
11O’nun hakkında söyleyecek çok sözümüz vardır ve kulaklarınız işitmede ağırlaştığı için onları açıklamak güçtür.
12Çünkü şimdiye dek3 sizin öğretmenler olmanız gere-kirken, yine birinin size Allah’ın bildirilerinin başlangıç esaslarının ne olduğunu öğretmesine ihtiyacınız var; ve katı yiyeceğe değil, süte ihtiyacı olanlar oldunuz.
13Çünkü sütle beslenen herkes salâh sözünde deneyimsiz-dir, çünkü bebektir;
14Ama katı yiyecek yetişkinler içindir; onlar ki, iyiyi ve kötüyü ayırt etmek için, kullanım nedeniyle duyuları alış-tırılmıştır.4
Bölüm 6
1Bunun için, Mesih’in öğretişinin başlangıç sözünü geride bırakmış olarak olgunlaşmaya5 doğru iler-leyelim; ölü işlerden tövbenin ve Allah’a iman etmenin,
2Vaftizler6 öğretişinin ve eller konulmasının ve ölülerin dirilişinin ve sonsuz yargının temelini yeni baştan atarak değil.7
3Ve eğer gerçekten Allah izin verirse bunu yapacağız.
4Çünkü bir kez8 nurlandırılmış ve göksel armağandan tat-mış ve Kutsal Ruh’a paydaş edilmiş;
5Ve Allah’ın iyi sözünü ve gelecek çağın kudretlerini tat-mış olup da,
6Yoldan sapanları tekrar tövbe için yeniletmek imkansız-dır; çünkü Allah’ın Oğlunu kendileri için yeniden haça geriyor ve O’nu açık utanca sergiliyorlar.
7Çünkü üzerine sık sık düşen yağmuru içen ve kimler için işleniyorsa, onlara yararlı bitki meydana getiren toprak Allah tarafından bereket alır;
8Ama dikenler ve devedikenleri meydana getiren toprak reddolunmuştur ve lânete yakındır; onun sonu yanmaktır.
9Oysa ey sevgililer, eğer biz böyle söylüyorsak dahi, sizin hakkınızda daha iyi şeylere ve kurtuluşla ilgili şeylere kanaat getirdik.
10Çünkü kutsallara hizmet etmiş olarak ve hâlâ ederek, Allah adaletsiz değildir ki, sizin işinizi ve O’nun adına gösterdiğiniz sevgi emeğinizi unutsun.
11Ama ümidin tam güvencesi için, her birinizin sona dek aynı gayreti göstermesini arzu ediyoruz;
12Öyle ki tembel değil, ama iman ve sabır aracılığıyla va-atleri miras alanlara uyanlar1 olasınız.
13Çünkü Allah İbrahim’e vaatte bulunduğu zaman, üze-rine ant edeceği daha büyük biri olmadığı için kendi ken-disi üzerine ant etti;
14Şöyle diyerek: “Gerçekten bereketledikçe seni bereket-leyeceğim2 ve çoğalttıkça seni çoğaltacağım.”a
15Ve o,böylece sabırla dayanmış olarak vaade erişti.
16Çünkü insanlar gerçekten daha büyüğün üzerine ant ederler; ve onlarca onaylama için her tartışmanın sonu anttır.
17Bunda da Allah, kendi düşüncesinin3 değişmezliğini vaadin mirasçılarına göstermeyi daha ziyade arzu ederek yeminle araya girdi;
18Ta ki, önümüze konulan ümidi sıkı tutmak için kendisi-ne sığınmak üzere kaçan bizler, Allah’ın onlarda yalan söylemesi imkansız olan iki değişmez şey4 aracılığıyla kuvvetli teselliye sahip olalım;
19Canın gemi demiri5 gibi, hem emin hem de sağlam olan ümidimiz vardır; ve o ümit ki, perdenin iç tarafına girer;
20İsa, Melkisedek düzenine göre sonsuza dek başkâhin olup, önden gidenimiz olarak bizim için o yere girmiştir.
Bölüm 7
1Çünkü Salem Kralı, en ulu Allah’ın kâhini, kral-ları öldürmekten dönen İbrahim’i karşılayıp onu kutsa-mış olan;
2Ve İbrahim’in kendisine her şeyin ondalığını vermiş olduğu bu Melkisedek, önce salâh Kralı ve ondan sonra da esenlik Kralı demek olan Salem Kralı olarak tercüme olunur;
3Babasız, anasızdır, onun soy kütüğü yoktur; ne günlerin başlangıcı, ne de hayatının sonu vardır; ama Allah’ın Oğ-lu’na benzer kılınmış olarak devamlı kâhin kalıyor.
4Şimdi bu kişinin ne kadar büyük olduğunu düşünün! Büyük ata İbrahim bile en iyi ganimetlerden1 ona ondalık vermiştir.
5Ve gerçekten Levi oğulları arasından kahinlik görevini alanların, Yasa’ya göre halktan, yani İbrahim’in soyundan gelmiş oldukları halde, kendi kardeşlerinden ondalık almaya emirleri vardır;
6Ama soyu onlardan sayılmayan kişi, İbrahim’den onda-lık aldı; ve vaatlere sahip olan İbrahim’i bereketledi.
7Ama her tartışmanın2 ötesinde, daha aşağı olan, daha yüksek olan tarafından bereketlenmiştir.
8Ve burada ölümlü adamlar ondalık alıyorlar; ama orada yaşamakta olduğuna tanıklık edilen kişi alıyor.
9Ve denilebilir ki, ondalık alan Levi bile, İbrahim aracı-lığıyla ondalık vermiştir.
10Çünkü Melkisedek onu karşıladığı zaman, henüz atası-nın dölündeydi.3
11Onun için eğer gerçekten mükemmellik Levili kahin-liği aracılığıyla olsaydı (çünkü halk Yasa’yı bu kahinlik altında aldı), Harun düzenine göre olmayıp da Melki-sedek düzenine göre başka bir kâhinin ortaya çıkmasına ne gerek vardı?
12Çünkü kâhinlik değişince, Yasa da zorunlu olarak deği-şikliğe uğrar.
13Çünkü kendisi hakkında bu şeyler söylenen kişi, başka bir kabileye4 aittir; o kabileden hiç kimse sunakta hizmet etmemiştir.
14Çünkü Rabbimizin Yahuda’dan geldiği açıktır; Musa o kabile hakkında kahinliğe ilişkin hiçbir şey söylemedi.
15Ve Melkisedek’in benzeyişinde başka bir kahin kalk-tığına göre, bu artık çok daha açıktır.
16O ki, bedensel emrin yasasına göre değil, ama sonsuz1 hayatın kudretine göre kâhin olmuştur.2
17Çünkü O, “Melkisedek düzenine göre sen sonsuza dek kâhinsin” diye tanıklık ediyor.
18Çünkü zayıflığı ve yararsızlığı nedeniyle önceki emrin geçersiz kılınmış olması,
19(Çünkü Yasa hiçbir şeyi mükemmelleştirmedi) ve onun yerine, aracılığıyla Allah’a yaklaştığımız daha iyi bir ümi-din bize takdim edilişi vardır.
20Ve o derece ki bu,a ant içilmeden de olmamıştır; (çün-kü onlar ant içilmeden kâhin olmuşlardır;
21Ama O, kendisine: “Rab ant etti ve ondan dönmez,3 sen sonsuza dek kahinsin” diye ant içerek söyleyenin ara-cılığıyla kâhin olmuştur);
22İsa, o derecede ziyadesiyle daha iyi bir antlaşmanın güvencesi olmuştur.
23Ve onlar sayıca çok kâhinler idiler; çünkü ölüm nede-niyle sürekli kalmaktan önlendiler.
24Ama O, sonsuza dek kalıcı olduğundan, değişmez kâ-hinliği vardır.
25Bu nedenle de O’nun aracılığıyla Allah’a yaklaşanları tamamen kurtarmaya kadirdir, onlar için aracılık etmek üzere daima yaşamaktadır.
26Çünkü bize kutsal, kusursuz, lekesiz, günahkârlardan ayrılmış ve göklerden daha yüksek olmuş böyle bir baş-kâhin yaraşır;4
27Başkâhinler gibi günden güne önce kendi günahları için, ondan sonra halkın günahları için kurbanlar sunma-ya O’nun mecburiyeti yoktur; çünkü kendi kendini sunduğunda bunu bir defada5 yaptı.
28Çünkü Yasa, zayıflığı olan adamları başkâhin tayin edi-yor; ama Yasa’dan sonra olan ant içme sözü, sonsuza dek kusursuz kılınmış6 olan Oğul’u tayin eder.
Bölüm 8
1-2Şimdi hakkında söz edilen şeylerin özeti şu-dur: Göklerde ululuk tahtının sağında oturan, kutsal yer-lerin; ve insanın değil, Rab’bin kurduğu gerçek çadırın görevlisi olan böyle bir başkâhinimiz vardır.
3Çünkü her başkâhin armağanlar ve kurbanlar sunmak için tayin olunur; bu nedenle, bu yüce Kişi’nin de sunacak bir şeyi olması gerekir.
4Çünkü eğer kendisi yeryüzünde olsaydı, Yasa’ya göre armağanları sunanlar bulunduğu için, kendisi kâhin ol-mazdı;
5Onlar göksel şeylerin örneğine ve gölgesine hizmet edi-yorlar; tıpkı çadırı yapmak üzereyken, Allah tarafından Musa’ya ihtar olunduğu gibi; çünkü diyor ki: “Bak, her şeyi dağda sana gösterilen örneğe göre yapacaksın.”a
6Ama şimdi O, daha iyi vaatler üzerine kurulmuş olan daha iyi bir antlaşmanın aracısı olduğu derecede, daha üstün1 bir hizmete de sahip olmuştur.
7Çünkü eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine yer aranılmazdı.
8Çünkü O, kusur bularak onlara diyor ki: “İşte, Rab di-yor, İsrail eviyle ve Yahuda eviyle yeni bir antlaşma yapacağım günler geliyor;
9Onları Mısır diyarından çıkarmak için ellerinden tut-tuğum gün atalarıyla yaptığım antlaşma gibi değil; çünkü onlar benim antlaşmamda durmadılar,2 ben de onları önemsemedim, Rab diyor.
10Çünkü o günlerden sonra, Rab diyor, İsrail eviyle ya-pacağım antlaşma şudur: yasalarımı onların zihinlerine koyacağım ve onları yürekleri üzerine yazacağım; ve on-lara Allah olacağım, onlar da bana halk olacaklar.
11Ve asla, her biri kendi komşusuna ve her biri kendi kar-deşine Rab’bi bilin diyerek öğretmeyecek; çünkü on-ların küçüğünden büyüğüne kadar hepsi beni bilecekler.
12Çünkü onların haksızlıklarına3 karşı merhametli ola-
cağım ve artık onların yasasızlıklarını hiç anmaya-cağım.”a
13Yeni antlaşma demekle birincisini eski etmiştir; ama eskimiş ve yaşlanmış olan, ortadan kaybolmaya yakındır.
Bölüm 9
1Onun için ilk çadırın da gerçekten hizmet kuralları ve dünyasal tapınağı vardı.
2Çünkü bir çadır kurulmuştu; Kutsal yer denilen birinci bölmede şamdan ve sofra ve sunu ekmekleri1 vardı.
3Ama ikinci perdeden sonra Kutsallar Kutsalı denen bir çadır olup,
4Onda altın buhurdanlık ile her tarafından altınla kapla-malı antlaşma sandığı vardı; onun içinde de, içinde man bulunan altın testi ve Harun’un filizlenmiş asası ve ant-laşma levhaları vardı;
5Ve onun üzerinde, merhamet oturağına2 gölge salan yücelik kerubileri bulunurdu; ki onlar hakkında şimdi ay-rıntılı olarak konuşma zamanı değildir.3
6Şimdi, bu şeyler öylece hazırlanmış olup kâhin-ler her zaman birinci çadıra girer ruhsal hizmetlerini ye-rine getirirler;
7Ama ikinci çadıra yılda bir kez yalnız başkahin girer; kendisi için ve halkın bilgisizlik günahları için sunduğu kan olmaksızın girmez;
8Kutsal Ruh bunu belirtiyor ki, birinci çadır hâlâ durduk-ça, Kutsal4 yerin yolu henüz belli edilmemiştir;
9Bu, şimdiki zaman için bir benzetmedir; onda, hizmet edeni vicdan konusunda mükemmelliğe erdiremeyen hem armağanlar hem de kurbanlar sunulmaktadır,
10Ki bunlar sadece yiyecekler ve içecekler ve değişik yı-kanmalardan ve bedensel kurallardan ibaret olup, her şe-yi yeniden düzene koyma zamanına dek konulmuştur.
11Ama Mesih, gelecek olan iyi şeylerin başkâhini olarak gelmiş olup, elle yapılmamış, yani bu yaradılıştan olma-yan, daha büyük ve daha mükemmel çadırdan geçerek,
12Ne de ergeçlerin ve buzağıların kanıyla değil, ama son-suz kurtuluşu elde ederek,1 kendi kanıyla tek bir kez kut-sal yere2 girmiştir.
13Çünkü eğer beden temizliği için murdarlara serpilen ergeçlerin ve boğaların kanı ve inek külüa onları kutsal kılıyorsa,
14Sonsuz Ruh aracılığıyla kendisini lekesiz olarak Allah’a sunmuş olan Mesih’in kanı, diri Allah’a hizmet etmek için vicdanımızı ölü işlerden ne kadar daha çok temizle-yecektir!
15Ve bu nedenle O, yeni antlaşmanın aracısıdır; ta ki, bi- rinci antlaşma altındaki suçlardan3 fidyeyle kurtuluş için ölüm meydana gelerek,4 çağrılmış olanlar sonsuz miras vaadini alsınlar.
16Çünkü nerede bir vasiyet varsa, vasiyet edenin ölüm haberi gelmesi5 gereklidir.
17Çünkü vasiyet, ölenin ölümü üzerine sabit olur; çünkü vasiyet eden yaşadıkça, vasiyetin hiçbir geçerliliği yoktur.
18Bu nedenle birinci antlaşma bile kan olmaksızın yürür-lüğe girmedi.
19Çünkü Musa tarafından, bütün halka Yasa’ya göre her bir emir söylendikten sonra, al yaprağı ve zufa otu ve su ile birlikte buzağıların ve ergeçlerin kanını alıp hem ki-tabın hem de bütün halkın üzerine serpti;
20“Allah’ın size emrettiği antlaşmanın kanı budur”b dedi.
21Ve hem çadıra hem de ruhsal hizmetin bütün kaplarına aynı şekilde kan serpti.
22Ve Yasa’ya göre, hemen her şey kanla temiz kılınır; ve kan dökülmeksizin bağışlanma yoktur.
23Onun için göklerdeki şeylerin örneklerini bunlarla, ama göksel şeylerin kendilerini, bunlardan daha iyi kur-banlarla temiz kılınması gerekti.
24Çünkü Mesih, gerçek olanın sureti olan elle yapılmış kutsal yere değil, ama şimdi bizim için Allah’ın önünde6 görünmek üzere göğün kendisine girdi;
25Başkâhinin her yıl kendisinin olmayan kan ile kutsal yere girdiği gibi, ne de O’nun çok kez kendisini sunması gerekiyordu;
26Yoksa dünyanın kuruluşundan beri O’nun çok kez elem çekmesi gerekirdi; ama şimdi, O’nun kurban edilişiyle, günahı ortadan kaldırmak için çağların bitiminde bir tek kez görünmüş oldu.
27Ve insanlara bir defa ölmek ve ondan sonra yargılan-mak kararlaştırılmış1 olduğu gibi,
28Böylece Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez sunulmuş olup ikinci kez, günah sunusu ol-maksızın,2 kurtuluş için kendisini bekleyenlere görüne-cektir.
Bölüm 10
1Çünkü Yasa, gelecek iyi şeylerin asıl suretine3 değil, gölgesine sahip olarak, yıldan yıla devamlı halde sundukları aynı kurbanlarla yaklaşanları asla mükemmel-liğe erdiremez.
2Yoksa ruhsal hizmette bulunanlar, bir kez temizlenmiş olup kendilerinde günah bilinci olmadığından dolayı on-larına sunulmaları sona ermez miydi?
3Ama bunlarda4 yıldan yıla günahların anılması oluyor.
4Çünkü boğaların ve ergeçlerin kanı, günahları ortadan kaldırması imkansızdır.
5Bunun için dünyaya gelirken diyor ki: “Kurban ve sunu istemedin, ama bana bir beden hazırladın.
6Yakılan sunulardan ve günah için kurbanlardan hoşnut olmadın;
7O zaman dedim (kitabın tomarında benim için yazılmış-tır): Senin isteğini yapmak için ey Allah, işte, geldim.”b
8Yukarıda (Yasa’ya göre sunulanlar için), “kurbanları ve sunuları ve yakılan sunuları ve günah için kurbanları is-temedin, ne de onlardan hoşnut oldun” deyince,
9O zaman, “Senin isteğini yapmak için ey Allah, işte, gel-
dim” dedi. İkincisini sabit kılsın diye birincisini ortadan kaldırıyor.
10İsa Mesih’in bedeninin tek bir kez sunulmasıyla ki, biz o tanrısal istek1 ile kutsal kılındık.
11Ve her kahin, günden güne hizmet ederek ve asla günah-ları ortadan kaldıramayan aynı kurbanları sık sık sunarak durmaktadır.
12Ama O, günahlar için tek bir kurban sunmuş olup son-suza dek2 Allah’ın sağında oturdu;
13O zamandan beri kendi düşmanları ayaklarına basamak konuluncaya dek bekliyor.
14Çünkü tek bir sunuyla, kutsal kılınanları sonsuza dek mükemmel3 kılmıştır.
15Ve Kutsal Ruh da bize tanıklık eder; çünkü daha önce,
16“O günlerden sonra onlarla yapacağım antlaşma şudur, Rab diyor: ‘Onların yüreklerine kanunlarımı koyacağım, zihinlerinin içinde de onları yazacağım’ dedikten sonra,
17’Ve onların günahlarını ve kanunsuzluklarını anmayacağım’”a diyor.
18Şimdi, bunların aflığı olduğu yerde artık günah için su-nu yoktur.
19-20Onun için ey kardeşler, İsa’nın kanı aracı-lığıyla, perdeden, yani kendi bedeni olan perde içinden, O’nun bizim için adadığı yeni ve diri yoldan kutsal yere girmeye cesaretimiz olarak,
21Ve Allah’ın evi üzerinde büyük kâhinimiz bulunarak,
22Yüreklerimiz kan serpmeyle kötü vicdandan temizlen-miş ve bedenimiz temiz su ile yıkanmış olarak, imanın tam güvencesiyle gerçek bir yürekle yaklaşalım.
23Ümidimizin ikrarını4 sarsılmadan sıkı tutalım; çünkü vaat eden sadıktır;
24-25Ve bazılarının alışkanlığı5 olduğu gibi bir araya toplanmamızı terketmeyelim, ama günün yaklaştığını gördüğünüz derecede daha çok birbirimizi cesaretlendi-rerek, sevgiye ve iyi işlere teşvik için birbirimize dikkat edelim.
26Çünkü gerçeğin bilgisine kavuştuktan sonra, isteyerek1 günah işlersek, artık günahlar için kurban kalmaz;
27Ama yargının kaçınılmaz korkunç bekleyişi ve düşman-ları yiyip bitirecek olan kızgın ateş2 kalır.
28Musa’nın yasasını hiçe sayan bir kimse, iki ya da üç ta-nığın tanıklığı üzerine merhametsizce ölür;
29Allah’ın Oğlu’nu ayak altında çiğneyenin ve onunla kutsal kılındığı antlaşma kanını bayağı sayanın ve inayet Ruh’una hakaret edenin, ne kadar daha kötü bir cezaya lâyık sayılacağını sanırsınız?
30Çünkü, “Öç bana aittir; karşılığını ben vereceğim, Rab diyor” ve yine, “Rab, kendi halkını yargılayacaktır”a di-yeni biliriz.
31Diri Allah’ın ellerine düşmek korkunç bir şeydir.
32-33Ama nurlandırıldıktan sonra, bir taraftan hem sitemler hem de sıkıntılarla seyirlik bir şey edildi-ğinizde; ve öbür taraftan böylece o sıkıntılardan geçen-lerle paydaş olduğunuzda, büyük elemler mücadelesine tahammül ettiğiniz önceki günleri hatırınıza getirin.
34Çünkü hem bağlarımda acılarımı paylaştınız,3 hem de göklerde daha iyi ve kalıcı bir servetiniz olduğunu bile-rek mallarınızın yağma edilmesini sevinçle kabul ettiniz.
35Onun için, büyük karşılığı olan cesaretinizi kendiniz-den atmayın.
36Çünkü Allah’ın isteğinib yaptıktan sonra, vaade kavu-şasınız diye tahammüle4 ihtiyacınız vardır.
37“Çünkü çok az bir zaman daha, gelen gelecek ve gecik-meyecek.
38Ama salih5 imanla yaşayacaktır; ve eğer geri çekilirse, canım ondan hoşnut olmayacak.”c
39Ama biz mahvolmak için geri çekilenlerden değil, ama canın kurtuluşu için6 iman edenlerdeniz.
Bölüm 11
1Şimdi, iman, ümit edilen şeylere güven,1 görün-meyen şeylerin varlığına kanaattır.2
2Çünkü bununla atalara tanıklık olundu.
3İmanla anlıyoruz ki, evren3 Allah’ın sözüyle şekillen-miş oldular; şöyle ki, görünen şeyler gözüken şeylerden olmadı.
4İmanla Habil Allah’a Kain’den daha mükemmel kurban sundu; Allah onun armağanlarına ilişkin tanıklık ederek, o kurban ile ki salih olduğuna dair kendisine tanıklıkta bulundu; ve ölmüş olduğu hâlde onun aracılığıyla hâlâ konuşuyor.
5İmanla Hanok ölüm görmemek üzere yukarı götürüldü ve bulunmadı, çünkü Allah onu götürmüştü;4 çünkü gö-türülüşünden önce, Allah’ı hoşnut ettiğine dair onun için tanıklık edildi.
6Ama iman olmadan Allah’ı hoşnut etmek imkansızdır; çünkü Allah’a yaklaşan, O’nun var olduğuna ve kendisini arayanlara ödül verici olduğuna iman etmelidir.
7İmanla Nuh, henüz görünmeyen şeyler hakkında Allah tarafından uyarılıp korkuyla harekete getirilerek, evinin kurtuluşu için bir gemi hazırladı; bununla dünyayı mah-kûm etti ve imana göre olan salâhın mirasçısı oldu.
8İmanla İbrahim, miras olarak alacağı yere çıkıp gitmek üzere çağrıldığında itaat etti; ve nereye gideceğini bilme-den çıktı.
9İmanla, aynı vaadin ortak mirasçıları olan İshak ve Ya-kup’la birlikte yabancı bir diyardaymış gibi çadırlarda oturarak vaat edilen diyarda misafir oldu;
10Çünkü mimarı ve yapıcısı Allah olan temelli şehri bek-liyordu.
11İmanla Sara’nın kendisi de vaat edeni sadık saydığın-dan, gebe kalmaya5 kuvvet buldu; ve yaşı geçmişken ço-cuk doğurdu.
12Bundan dolayı da tek bir kişiden, hem de ölü durumda olan birinden,1 çoklukta göğün yıldızları kadar ve deniz kıyısındaki kum kadar sayısız soy doğmuş oldu.
13Bunların hepsi, vaatlere kavuşmamış, ama on-ları uzaktan görmüş ve onlara kani olmuş2 olarak ve onları kucaklayarak ve yeryüzünde kendilerinin yabancılar ve misafirler olduklarını itiraf ederek imanda öldüler.
14Çünkü bu gibi şeyler söyleyenler kendi vatanlarını3 aradıklarını açıklamış oluyorlar.
15Ve gerçekten eğer çıkmış oldukları yeri hatırlamış ol-salardı, geri dönmeye fırsatları olurdu.
16Ama şimdi daha iyisini, yani göksel olanı arzu ediyor-lar;4 bundan dolayı Allah, onların Allah’ı denilmekten utanmıyor; çünkü onlar için bir şehir hazırlamıştır.
17İbrahim denendiği zaman, imanla İshak’ı sun-du; ve vaatleri almış olan bu kişi, biricik doğan oğlunu sunuyordu.
18Ona ilişkin olarak, “Senin soyun İshak’ta çağrılacak-tır”a denilmişti;
19Allah’ın ölüler arasından bile diriltmeye kadir olduğu-nu sayarak, onu bir benzetmeyle ölümden geri aldı.
20İmanla İshak gelecek şeyler hakkında Yakup ve Esav’ı bereketledi.5
21Yakup ölürken, imanla Yusuf’un oğullarının her birisi-ni bereketledi; ve değneğinin tepesi üzerine yaslanarak Allah’a tapındı.
22Yusuf ölürken, İsrail oğullarının çıkışı hakkında imanla söz etti; ve kendi kemikleri hakkında emir verdi.
23Musa doğduğu zaman, imanla annesi babası tarafından üç ay gizlenildi, çünkü çocuğun güzel olduğu-nu gördüler; ve kralın buyruğundan korkmadılar.
24Musa büyüyünce, Firavun’un kızının oğlu çağrılmayı imanla reddetti;
25Geçici bir süre için günahın zevkini almaktansa, daha ziyade Allah’ın halkıyla birlikte elem çekmeyi seçti;
26Mesih hakaretini6 Mısır’daki hazinelerden daha büyük zenginlik saydı; çünkü karşılık ödüle bakıyordu.7
27Kralın öfkesinden korkmayarak imanla Mısır’dan ay-rıldı; çünkü görünmez Olan’ı görür gibi, katlandı.1
28İmanla, fıshı ve kan serpmeyi yaptı; öyle ki, ilk doğan-ları yok eden kendilerine dokunmasın.
29İmanla, onlar Kızıl denizden karadan geçer gibi geçti-ler; Mısırlılar bunu deneyerek boğuldular.
30İmanla, Eriha surları yedi gün süreyle etrafı dönüldük-ten sonra yıkıldı.
31İmanla, fahişe Rahab casusları barış içinde kabul ede-rek itaatsizlerle birlikte mahvolmadı.
32Ve daha ne diyeyim? Çünkü Gideon, hem de Barak ve Şimşon ve Yeftah, hem Davut ve Samuel ve peygamberler hakkında anlatsam zaman bana yetme-yecek;
33Onlar ki, imanla krallıklar alt ettiler, salâh işlediler, va-atleri aldılar, aslanların ağızlarını kapadılar.
34Ateşin gücünü söndürdüler, kılıcın ağzından kaçıp kur-tuldular, zayıflıktan kuvvetlendiler, savaşta güçlü oldu-lar, yabancıların ordularını çekilmeye zorladılar.
35Kadınlar, diriliş yolula ölülerini tekrar geri aldılar; baş-kaları da daha iyi bir dirilişe kavuşsunlar diye, kurtuluşu kabul etmeyerek işkence çektiler;2
36Başkaları da alay ve kamçılar, evet, hatta zincirler3 ve zindana atılma denemesinden geçtiler.
37Taşlandılar, testereyle biçildiler, denendiler, kılıçtan geçirilerek öldüler; koyun postları ve keçi postları içinde dolaştılar; yoksul olarak, zulme uğrayarak, kötü mua-mele görerek dolaştılar;
38(Dünya onlara lâyık değildi); çöllerde ve dağlarda ve mağaralarda ve yerin inlerinde göçebe gibi dolaştılar.
39Ve bunların hepsi, imanla haklarında tanıklık olduğu halde vaadı almadılar;
40Çünkü biz olmadan4 onlar kusursuz kılınmasınlar diye, Allah bizim için daha iyi bir şey öngördü.
Bölüm 12
1-2Onun için, bizi çevreleyen bu kadar büyük bir tanıklar bulutu olduğuna göre, biz de her ağırlığı ve bizi kolayca kuşatan günahı bırakarak, imanın önderi1 ve ta-mamlayıcısı İsa’ya bakarak,2 biz de önümüze konulan koşuyu sabırla koşalım; O ki, önüne konulan sevinç kar-şısında utancı küçümseyerek çarmıha tahammül etti ve Allah’ın tahtının sağında oturdu.
3Çünkü canlarınızda gevşeyerek yorulmayasınız diye, günahkârlar tarafından kendisine karşı olan bu kadar bü-yük zıtlığa dayanmış Olan’ı iyice düşünün.
4Günaha karşı mücadele ederek henüz kan dökülene dek karşı koymadınız;
5Ve oğullara söylenir gibi size söylenen şu teşviği unut-tunuz: “Oğlum, Rab’bin terbiye edişini3 hor görme, ne de O’nun tarafından azarlanınca gevşe;
6Çünkü Rab sevdiğini terbiye eder ve kabul ettiği her oğu-lu kırbaçlar”a
7Eğer terbiye olunmaya tahammül ediyorsanız, Allah oğullara eder gibi size muamele ediyor; çünkü babanın terbiye etmediği hangi oğul var ki?
8Ama eğer herkesin paydaş olduğu bu disiplinden yoksun iseniz, o zaman siz oğullar değil, yasa dışı4 evlatlarsınız.
9Bundan başka, bizi terbiye eden bedenimizin babaları vardı ve onlara saygı gösterdik; çok daha ziyade ruhların Babasına boyun eğip5 yaşamayacak mıyız?
10Çünkü onlar gerçekten kendilerine iyi göründüğüne göre bizi birkaç gün için terbiye ediyorlardı; ama O, kendisinin kutsallığına ortak olmak üzere yararımız için terbiye eder.
11Ama her disiplin şimdiki zaman için sevinç verici değil, ama üzüntü verici görünür; oysa sonraları onunla eğitil-miş olanlara esenlik6 dolu salâhın meyvesini verir.
12Onun için sarkık elleri ve zayıflamış olan diz-leri doğrultun;
13Ve ayaklarınız için doğru yollar yapın; ta ki, topal olan sapmış olmasın, ama daha çok şifa bulsun.
14Herkesle barışın ve onsuz kimsenin Rab’bi göremeye-ceği kutsallığın ardınca koşun;1
15Allah’ın inayetinden kimse yoksun kalmasın diye dik-kat edin; olmaya ki, her hangi bir acılık kökü türeyerek sizi rahatsız etsin ve bununla birçokları kirlenmiş olsun;
16Olmaya ki, ilk oğulluk hakkını bir yemeğe karşılık sa-tan Esav gibi zina eden, ya da kutsal olmayan bir kişi olsun.
17Çünkü biliyorsunuz ki, sonradan da bereketi miras al-mak istediğinde reddolundu; çünkü her ne kadar onu gözyaşlarıyla aradıysa da tövbe olanağını bulamadı.
18-19Çünkü dokunulabilen ve ateşle tutuşan da-ğa, kara buluta ve karanlığa ve kasırgaya ve borunun sesine ve sözlerin sesine yaklaşmış değilsiniz;a o ses ki, onu işitenler, kendilerine bir söz daha söylenmemesi için yalvardılar;
20Çünkü şu emredilene tahammül edemediler: “Eğer da-ğa bir hayvan bile dokunsa taşlanacak, ya da bir okla vurulacaktır;”b
21Ve görünüş öyle korkunçtu ki Musa, “Aşırı derecede korkuyor ve titriyorum”c dedi.
22Ama siz Sion dağına yaklaştınız;2 ve yaşayan Allah’ın şehrine, göksel Yeruşalem’e; ve onbinlerce meleklere,
23Göklerde kaydedilen ilk doğanların genel topluluğuna ve kilisesine;3 ve herkesin yargıcı olan Allah’a; ve kusur-suz kılınan salihlerin ruhlarına;
24Ve yeni antlaşmanın aracısı İsa’ya; ve Habil’inkinden daha iyi şeyler konuşan serpmeklik kanına yaklaştınız.
25Sakının, konuşanı reddetmeyin. Çünkü onlar, eğer yer-yüzünde Allah’tan konuşanı reddettiklerinde kurtulmadı-larsa, biz göklerden konuşandan yüz çevirirsek ne kadar daha ziyade kurtulmayacağız!
26O zaman O’nun sesi yeri sarsmıştı; ama şimdi, “Yine
bir kez daha yalnız yeri değil, ama göğü de sarsacağım”a diyerek vaatte bulunmuştur.
27Ama bu “Yine bir kez daha” sözü, sarsılanların yaratıl-mış olan şeyler olarak ortadan kaldırılacağını gösteriyor; öyle ki sarsılmayanlar kalsınlar.
28Onun için sarsılmaz bir krallık alarak, inayetimiz olsun ki, onunla Allah’a hoşnut edici bir şekilde saygıyla ve tanrısal korkuyla tapınalım.
29Çünkü Allahımız aynı zamanda yakıp tüketen ateştir.
Bölüm 13
1Kardeşlik sevgisi sürekli olsun.
2Konukseverliği unutmayın; çünkü bununla bazıları bil-meden melekleri misafir ettiler.
3Mahpusları, birlikte bağlıymış gibi; kötü muamele gö-renleri, kendiniz de bedende olanlar olarak hatırlayın.
4Evlilik her yönden1 onurlu tutulsun ve yatak lekelenme-miş olsun; ama Allah fuhuş ve zina işleyenleri yargılaya-caktır.
5Yaşam tarzınız para sevgisinden arınmış olsun; şimdiki durumunuzdan hoşnut olun;2 çünkü kendisi demiştir: “Seni asla, ne bırakırım ne de seni asla terkederim.”b
6Öyle ki, cesaretle diyebiliriz: “Rab benim yardımcımdır ve korkmayacağım; insan bana ne yapabilir?c
7Allah’ın sözünü size söyleyen önderlerinizi ha-tırlayın; onların yaşayışlarının sonuna bakarak imanları-na uyun.
8İsa Mesih dün, bugün ve sonsuzlara dek aynıdır.
9Farklı ve yabancı öğretişlerle öteye beriye sürüklenme-yin; çünkü yüreğin inayetle sabit kılınması iyidir, yemek-lerle değil; onlarla meşgul olanlar bir yarar görmediler.
10Bir sunağımız var ki, çadıra hizmet edenlerin ondan yemeye yetkileri yoktur.
11Çünkü kanları başkahin tarafından günah için kutsal yere götürülen hayvanların cesetleri kampın dışında yakılır.
12Bu nedenle İsa da, kendi kanıyla halkı kutsal kılsın di-ye, kapıdan dışarı elem çekti.
13Onun için, O’nun hakaretini1 taşıyarak kampın dışarı-sına, O’na gidelim.
14Çünkü burada kalıcı bir şehrimiz yoktur; ama gelecek olanı arıyoruz.
15Onun için, O’nun aracılığıyla Allah’a sürekli olarak hamt kurbanını, yani, O’nun adına hamtlar sunan dudak-ların meyvesini sunalım.
16Ama iyilik etmeyi ve paylaşımda bulunmayı unutmayın; çünkü Allah bu tür kurbanlardan hoşnut olur.
17Önderlerinize itaat edin ve onlara tâbi olun; çünkü on-lar hesap verecek olanlar olarak, canlarınız için bekçilik ediyorlar; öyle ki, bunu inleyerek değil, sevinçle yapsın-lar; yoksa bu sizin için yararsız olurdu.
18Bizim için dua edin; çünkü eminiz ki, her şeyde iyi dav-ranmak isteyerek iyi bir vicdanımız vardır.
19Ama bunu yapmanız2 için çok daha ziyade sizden rica ederim; öyle ki, daha çabuk size geri gönderilmiş olayım.
20Şimdi, koyunların büyük çobanını, Rabbimiz İsa’yı, sonsuz antlaşmanın kanıyla ölüler arasından geri getiren esenlik Allah’ı,
21İsa Mesih aracılığıyla O’nun huzurunda O’na hoşnut edici olanı sizde yaparak, O’nun isteğini yapmak için, sizi her iyi işte kusursuz kılsın; O’na3 sonsuzlara dek4 yücelik olsun. Amin.
22Ama size rica ederim, kardeşler, teşvik sözüne taham-mül edin, çünkü size kısaca5 yazdım.
23Kardeşimiz Timoteos’un serbest bırakıldığını bilin; eğer daha çabuk gelecek olursa, onunla birlikte sizi görürüm.
24Önderlerinizin hepsine ve bütün kutsallara selâm edin. İtalya’dan olanlar size selâm ederler.
25İnayet hepinizle birlikte olsun. Amin.